Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2023/3774 E., 2025/5090 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3774 E., 2025/5090 K. (01.07.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3774
Karar No
2025/5090
Karar Tarihi
01.07.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/3774 E. , 2025/5090 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/16 E., 2022/29 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Ağrı ili, .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 4, 5, 6 ve 118 ada 7 parsel sayılı sırasıyla 12282, 659, 5760 ve 3827 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden evvel davacı ... tarafından, davalılar Hazine ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile İç İşleri Bakanlığı aleyhine ayrı ayrı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay(kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuş olup bozma ilamında özetle "... yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın yetersiz olduğu, davacı tarafın tutunduğu ve tescil ilamı ile oluşan 04.08.1989 tarih 7 ve 8 sıra sayılı tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmediği; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazlara ait kadastro paftası ve tescil ilamlarının çakıştırılması sureti ile hazırlanmış denetime elverişli rapor alınmadan karar verildiğine işaret edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının oluşumuna esas tescil ilamı ekindeki kroki ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanması, tapu kaydının dayanağı harita yok ise kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılması, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, uzman bilirkişiden dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi istenilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, bu kısım üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, kesintiye uğramış ise bunun sebebinin ne olduğu ve terk iradesine dayalı olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı somut olaylara dayalı bilgiler alınması..." gereklerine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "... davalı Hazinenin dayandığı, keşifte okutulan ... köyü 1958 tarih cilt:..., sayfa:..., sıra:...'da kayıtlı ve davacının delil olarak gösterip keşifte okutulan ... köyü cilt:..., sayfa:..., sıra:... ve sıra:... de kayıtlı olan iki adet tapunun olduğu, çifte tapu durmunun olması halinde eski tarih ve sahih esasa dayanan dayda değer verilmesi gerektiği, ancak davacının delil olarak gösterdiği ve dayandığı tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu ve karşı tarafı olan Hazineyi bağlayacağı ve aralarında kesin hüküm oluşturduğu, anlatılan gerekçelerle davacının dayanak olarak gösterdiği ve mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları doğrultusunda hazırlanan fen bilirkişi raporu ekindeki krokiden dava konusu taşınmazları kapsadığı anlaşılan cilt:..., sayfa:... sıra:... de kayıtlı olan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği anlaşıldığından" mülkiyetinin yargılama aşamasında vefat eden ...'in Mahkemenin 11.02.2022 ara kararında belirlenen miras payları oranında ... mirasçılarına ait olduğunun tespitine, "davaya konu taşınmazların üzerinde kamu kurumlarına tahsis edilmiş binaların bulunduğu anlaşıldığından" taşınmazların tespitte belirlenen yüzölçümleri ve vasıfları ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup hüküm davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça davacı tarafın tutunduğu ve tescil ilamı ile oluşan 04.08.1989 tarih 7 ve 8 sıra sayılı tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmediğine; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazlara ait kadastro paftası ve tescil ilamlarının çakıştırılması sureti ile hazırlanmış denetime elverişli rapor alınmadan karar verildiğine işaret edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının oluşumuna esas tescil ilamı ekindeki kroki ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmasına işaret edildiği halde bu şekilde bir uygulama yapılmamış; uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının tescil ilamı ile oluştuğu ve haritalarının da dosya arasında bulunduğu, yine davalı Hazine tarafından dayanılan ve toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1958 tarih ve 90 sıra nolu tapu kaydı ve haritası ile bu tapu kaydının ifrazı sonucu oluşan tapu kayıtları ile ifraz haritalarının da dosya arasında bulunduğu dikkate alınarak, bahsedilen tapu kayıtlatının kapsamlarının öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi gereğince haritasına göre göre belirlenmesi gerekeceği düşünülmeli ve bu nedenle fen bilirkişisinden kadastro paftası, tescil ilamlarının haritaları ve Hazineye ait toprak tevzi tapusunun haritasının ölçekleri eşitlenerek üst üste çakıştırılmak suretiyle rapor hazırlaması istenilmeli, ancak bahsi geçen haritaların uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise bunun nedenleri de hazırlanacak raporda tartışılıp değerlendirildikten sonra, kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, yapılacak bu uygulamada tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, ayrıca davacı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarından olan ve kadastro tespit çalışmaları sırasında çekişmeli 118 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu tutanağının ilgili sütununda bildirilen 04.08.1989 tarih 7 sıra numaralı olanın doğu hududunda "... arsası" yazılı bulunduğu; ancak kadastro paftasının incelenmesinde ise halihazırdaki ... arsasının 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan yoldan sonra gelen 116 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olduğu dikkate alınarak tescil ilamının krokisindeki ... arsası ile hali hazırda ... adına kayıtlı bulunan arsanın farklı yerlerde bulunduğu dikkate alınarak tescil tapusunun oluşmasından önceki bir tarihte; taşınmazların doğusunda ... arsası yahut binası bulunup bulunmadığı, ... binasının sonradan halihazırda bulunan yerine taşınıp taşınmadığı da özellikle sorulup saptanmalı; bundan sonra uzman bilirkişiden dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi istenilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu şekilde taraf tapularının aynı yerleri kapsadığının anlaşılması halinde davacı tarafça dayanılan ve Hazine'nin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının karşı tarafı olan Hazineyi bağlayacağından davacı tapularına değer verilmesi gerektiği düşünülmeli, yine dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, bu kısım üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, kesintiye uğramış ise bunun sebebinin ne olduğu ve terk iradesine dayalı olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı somut olaylara dayalı bilgiler alınma ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi isabetsiz olup davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesince hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1de25773bd09e725 6a4e96d5259193fa This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/3774 E. , 2025/5090 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/16 E., 2022/29 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabul kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Ağrı ili, .... ilçesi ... köyü çalışma alanında bulunan 117 ada 4, 5, 6 ve 118 ada 7 parsel sayılı sırasıyla 12282, 659, 5760 ve 3827 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar, Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu olduklarından söz edilerek malik haneleri açık bırakılmak suretiyle tespit edilmiştir. Tespit gününden evvel davacı ... tarafından, davalılar Hazine ile Gümrük ve Ticaret Bakanlığı ile İç İşleri Bakanlığı aleyhine ayrı ayrı Asliye Hukuk Mahkemesinde açılan tescil davası, davaya konu olan parseller hakkında tutanak düzenlenmiş olması nedeniyle Kadastro Mahkemesine aktarılmıştır. Kadastro Mahkemesinde, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda verilen önceki tarihli hüküm Yargıtay(kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuş olup bozma ilamında özetle "... yapılan inceleme, araştırma ve uygulamanın yetersiz olduğu, davacı tarafın tutunduğu ve tescil ilamı ile oluşan 04.08.1989 tarih 7 ve 8 sıra sayılı tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmediği; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazlara ait kadastro paftası ve tescil ilamlarının çakıştırılması sureti ile hazırlanmış denetime elverişli rapor alınmadan karar verildiğine işaret edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının oluşumuna esas tescil ilamı ekindeki kroki ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanması, tapu kaydının dayanağı harita yok ise kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılması, tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanması, uzman bilirkişiden dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi istenilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmesi, dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün dayanılan tapu kaydının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, bu kısım üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, kesintiye uğramış ise bunun sebebinin ne olduğu ve terk iradesine dayalı olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı somut olaylara dayalı bilgiler alınması..." gereklerine değinilmiştir. Mahkemece bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda "... davalı Hazinenin dayandığı, keşifte okutulan ... köyü 1958 tarih cilt:..., sayfa:..., sıra:...'da kayıtlı ve davacının delil olarak gösterip keşifte okutulan ... köyü cilt:..., sayfa:..., sıra:... ve sıra:... de kayıtlı olan iki adet tapunun olduğu, çifte tapu durmunun olması halinde eski tarih ve sahih esasa dayanan dayda değer verilmesi gerektiği, ancak davacının delil olarak gösterdiği ve dayandığı tapu kaydının tescil ilamı ile oluştuğu ve karşı tarafı olan Hazineyi bağlayacağı ve aralarında kesin hüküm oluşturduğu, anlatılan gerekçelerle davacının dayanak olarak gösterdiği ve mahalli bilirkişi ve tutanak bilirkişi beyanları doğrultusunda hazırlanan fen bilirkişi raporu ekindeki krokiden dava konusu taşınmazları kapsadığı anlaşılan cilt:..., sayfa:... sıra:... de kayıtlı olan tapu kaydına değer verilmesi gerektiği anlaşıldığından" mülkiyetinin yargılama aşamasında vefat eden ...'in Mahkemenin 11.02.2022 ara kararında belirlenen miras payları oranında ... mirasçılarına ait olduğunun tespitine, "davaya konu taşınmazların üzerinde kamu kurumlarına tahsis edilmiş binaların bulunduğu anlaşıldığından" taşınmazların tespitte belirlenen yüzölçümleri ve vasıfları ile davalı Hazine adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş olup hüküm davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekili tarafından temyiz edilmiştir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca Mahkemece bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, hükmüne uyulan bozma ilamında açıkça davacı tarafın tutunduğu ve tescil ilamı ile oluşan 04.08.1989 tarih 7 ve 8 sıra sayılı tapu kayıtlarının kapsamı kesin olarak belirlenmediğine; fen bilirkişisinden çekişmeli taşınmazlara ait kadastro paftası ve tescil ilamlarının çakıştırılması sureti ile hazırlanmış denetime elverişli rapor alınmadan karar verildiğine işaret edilerek 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi hükmü uyarınca, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının oluşumuna esas tescil ilamı ekindeki kroki ile kadastro paftasının ölçeği eşitlenip haritalar çakıştırılmak suretiyle uygulanmasına işaret edildiği halde bu şekilde bir uygulama yapılmamış; uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmemiştir. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için Mahkemece mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan şahıslar arasından seçilecek yerel bilirkişiler ve taraf tanıkları fen bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalı ve bu keşifte, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının tescil ilamı ile oluştuğu ve haritalarının da dosya arasında bulunduğu, yine davalı Hazine tarafından dayanılan ve toprak tevzi çalışmaları sonucunda 1958 tarih ve 90 sıra nolu tapu kaydı ve haritası ile bu tapu kaydının ifrazı sonucu oluşan tapu kayıtları ile ifraz haritalarının da dosya arasında bulunduğu dikkate alınarak, bahsedilen tapu kayıtlatının kapsamlarının öncelikle 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (20/A) maddesi gereğince haritasına göre göre belirlenmesi gerekeceği düşünülmeli ve bu nedenle fen bilirkişisinden kadastro paftası, tescil ilamlarının haritaları ve Hazineye ait toprak tevzi tapusunun haritasının ölçekleri eşitlenerek üst üste çakıştırılmak suretiyle rapor hazırlaması istenilmeli, ancak bahsi geçen haritaların uygulama kabiliyetinin bulunmaması halinde ise bunun nedenleri de hazırlanacak raporda tartışılıp değerlendirildikten sonra, kayıtta tarif edilen sınır yerleri esas alınarak uygulama yapılmalı, yapılacak bu uygulamada tapu kayıtlarında tarif edilen sınır yerlerinden yerel bilirkişice bilinemeyen sınır yerleri bulunduğu takdirde bu konuda taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, ayrıca davacı tarafın dayanağı olan tapu kayıtlarından olan ve kadastro tespit çalışmaları sırasında çekişmeli 118 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ait olduğu tutanağının ilgili sütununda bildirilen 04.08.1989 tarih 7 sıra numaralı olanın doğu hududunda "... arsası" yazılı bulunduğu; ancak kadastro paftasının incelenmesinde ise halihazırdaki ... arsasının 117 ada 4 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan yoldan sonra gelen 116 ada 3 parsel sayılı taşınmaz olduğu dikkate alınarak tescil ilamının krokisindeki ... arsası ile hali hazırda ... adına kayıtlı bulunan arsanın farklı yerlerde bulunduğu dikkate alınarak tescil tapusunun oluşmasından önceki bir tarihte; taşınmazların doğusunda ... arsası yahut binası bulunup bulunmadığı, ... binasının sonradan halihazırda bulunan yerine taşınıp taşınmadığı da özellikle sorulup saptanmalı; bundan sonra uzman bilirkişiden dayanılan tapu kaydında tarif edilen sınır yerlerini düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaretlemesi istenilmeli, uygulamaya ilişkin yerel bilirkişi ve tanık sözleri, dıştan komşu taşınmazların tespit tutanağı içeriği ve varsa dayanakları kayıtlarla denetlenmeli, bu şekilde taraf tapularının aynı yerleri kapsadığının anlaşılması halinde davacı tarafça dayanılan ve Hazine'nin taraf olduğu tescil ilamı ile oluşan tapu kaydının karşı tarafı olan Hazineyi bağlayacağından davacı tapularına değer verilmesi gerektiği düşünülmeli, yine dava konusu taşınmazların tümünün ya da bir bölümünün dayanılan tapu kayıtlarının kapsamı dışında kaldığı saptandığı takdirde, kayıt kapsamı dışında kalan taşınmaz bölümlerinin öncesinin ne olduğu, bu kısım üzerinde zilyetliğin bulunup bulunmadığı, zilyetliğin hangi tarihte başladığı, sürdürülüş biçimi, kimden kime ve nasıl intikal ettiği, zilyetliğin kesintiye uğrayıp uğramadığı, kesintiye uğramış ise bunun sebebinin ne olduğu ve terk iradesine dayalı olup olmadığı hususlarında yerel bilirkişi ve tanıklardan ayrı ayrı somut olaylara dayalı bilgiler alınma ve sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Mahkemece bu hususlar göz ardı edilerek karar verilmesi isabetsiz olup davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerinde bulunduğundan hükmün bozulması gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle: Davalı Hazine vekili ile davalı Ticaret Bakanlığı vekilinin temyiz itirazları yerinde olduğundan kabulüyle, İlk Derece Mahkemesince hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3. maddesi yollamasıyla uygulanacak olan 1086 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,01.07.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1de25773bd09e725 6a4e96d5259193fa ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı