Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/3452 E., 2025/829 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3452 E., 2025/829 K. (06.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3452
Karar No
2025/829
Karar Tarihi
06.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/3452 E. , 2025/829 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/291 E., 2022/2342 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 9. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2016/433 E., 2019/24 K. Taraflar arasındaki tapusuz taşınmazın tescili istemli davadan dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararının davacılar vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine Bölge Adliye Mahkemesince, davacılar vekilinin başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R DavacılarAhmet ... ve. ... vekili dava dilekçesinde; davacı ATK Tekstil Sanayi ve Ticaret A.Ş.'nin İstanbul ili Eyüp ilçesi Davutpaşa mevkii 69 ve 185 parsel sayılı taşınmazların, davacı ...'in ise aynı yer 70 ve 71 parsel sayılı taşınmazların maliki olduğunu, davacı şirketin diğer davacı ...'in ailesine ait olduğunu, bu anlamda iş bu taşınmazların tamamının birlikte bir bütün olarak kullanıldığını, dava dilekçesi ekinde bulunan krokiye göre davacılar adına kayıtlı olan taşınmazların çevresinde tapu kaydı bulunmayan, tescil dışı alanlar bulunduğunu, davacıların halen bu alanları nizasız fasılasız kullandığı gibi, iş bu tescil dışı alanların, maliki evveller tarafından da kullanılageldiğini, davacılar tarafından tapulu taşınmazlar satın alınırken, iş bu tescil dışı alanların da zilyetliğinin davacılara devredildiğini, davacılar ve maliki evvellerin bu alanları 20 yıldan fazla bir süredir, malik sıfatıyla kullandığını, söz konusu tarlanın davacılardan önceki maliki evveller tarafından da ekilip biçildiğini ve bu şekildeki kullanımın devam ettiğini, tescil davalarına konu olan arazinin belediye, Hazine ya da üçüncü kişilerle herhangi bir ilgisinin de bulunmadığını beyan ederek Eyüp ilçesi Kemerburgaz Mahallesi Davutpaşa mevkiinde yaklaşık 3.000 m² büyüklüğündeki tapusuz taşınmazın ekli krokiye göre davacılar adına Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince tesciline karar verilmesini istemiştir. Davalı Hazine vekili cevabında; dava konusu alanın tescil harici alan olmayıp yol olduğunu, 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16, 17 ve 18 inci maddeleri, Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince tescilinin mümkün olmadığını, taşınmazın devletin hüküm ve tasarrufu altındaki yerlerden olduğunu, davacı yararına Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesi gereğince zilyetlikle mülkiyet edinme şartlarının gerçekleşmediğini savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. Davalı ... vekili cevabında; davacıların iddialarının hiçbir haklı sebebinin ve hukuki dayanağının bulunmadığını belirterek, davanın reddini savunmuştur. Davalı ... vekili cevabında; dava konusu taşınmazın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği yoluyla iktisap edilmesinin mümkün olmadığını savunarak davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince yapılan yargılama sonunda; "... dava konusu taşınmazın kadastroca tespit harici bırakılan, zilyetlikle ihtisap edilen yerlerden olmayıp, İstanbul ili Eyüp ilçesi Mithatpaşa Mahallesinde yapılan kadastro tespiti sırasında, davacıların mülkiyetinde olan pafta 2, 69 ve 185 parselleri ile 70 ve 71 parsel arasında kalan 'kadastro yolu' olarak bırakılan alan olduğu, kadastro sırasında yol olarak bırakılan su arkı ve yol olarak kullanılan taşınmazın zilyetlikle ihtisabı mümkün olmadığı gibi, fiilen taşınmazın bu parçası üzerinde herhangi bir yol ile mülkiyet edinme iradesi açıkça gösterilmeden, zilyet oldukları ve bu zilyetliğin nizasız ve fasılasız malik sıfatı ile devam ettiği, ispat edilmedikçe Türk Medeni Kanunu'nun 713 üncü maddesinin aradığı koşulların gerçekleşmeyeceği, kaldı ki 3402 sayılı Kadastro Kanununun 16. maddesinde yol, meydan, köprü gibi orta mallarının kadastro haritasında gösterilmekle yetinileceği ve tescile tabii olmadığı, il, ilçe ve kasabaların imar planını kapsadığı alanlarda kalan taşınmaz malların, imar ve iha edilmek suretiyle zilyetlik ile ihtisap edilemeyeceğinin belirtildiği, Kadastro Kanununun 18 inci maddesi gereğince de devletin hüküm ve tasarrufu altında olan orta mallarının tapuda kayıtlı olsun veya olmasın kazandırıcı zamanaşımı yolu ile iktisap edilemeyeceği ..." gerekçesiyle, davanın reddine karar verilmiş; hükme karşı, davacılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 6. Hukuk Dairesince; "... davacılar tarafından adlarına kayıtlı 69, 70, 71 ve 185 parsel sayılı taşınmazlar arasında kalan yaklaşık 3.000 m²'lik alanın Türk Medeni Kanunu'nun 713 ve 3402 sayılı Kadastro Kanunu’nun 14 üncü maddeleri uyarınca tescilinin talep edildiği, ancak 1956 yılında yapılan kadastro çalışmaları sırasında düzenlenen kadastro paftasında bu alanın kısmen Davutpaşa deresi, kısmen yol ve devamında orman olarak gösterildiği, davacılarca söz konusu taşınmazın maliki evvel ve kendileri tarafından yaklaşık 50 yıldır kullanıldığı iddia edilmiş ise de, yapılan keşif sonucu düzenlenen bilirkişi raporuna göre dava konusu taşınmazın kadastro yolu olarak gösterilen kısmının yaklaşık 1.600,00 m², Belgrad Ormanı tarafında olan kısmının yaklaşık 700,00 m² ve Davutpaşa Deresi tarafında olan kısmının yaklaşık 700,00 m² olmak üzere yaklaşık 3.000,00 m² miktarlı olduğu, halen parsel içi yol, su arkı, bahçe ve çiçeklik olarak kullanıldığı, bu sebeple taşınmazın zilyetlikle kazanılmasının mümkün bulunmadığı anlaşılmasına göre, İlk Derece Mahkemesince yazılı gerekçe ile davanın reddine karar verilmesinde bir isabetsizlik bulunmadığı ..." gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş ve iş bu karar, davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 369/1 inci maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesi uyarınca ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacılardan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 06.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! aef2646121361394 9322928b1850bc4f

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı