Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2023/3071 E., 2025/5512 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/3071 E., 2025/5512 K. (10.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/3071
Karar No
2025/5512
Karar Tarihi
10.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/3071 E. , 2025/5512 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ: Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 2. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1084 E., 2022/1189 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: ... Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2011/85 E., 2019/58 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda, İlk Derece Mahkemesince davanın reddine karar verilmiştir. Kararın davacı ... ... vekili tarafından istinaf edilmesi üzerine, Bölge Adliye Mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı ... ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1. 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nu uyarınca 2009 yılında yapılan kadastro sırasında, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında bulunan, 5 29... parsel 8.730 m², 5 28... parsel 15.408 m² yüzölçümü ve tarla vasfı ile 03.08.2004 sayılı tapu kaydı kapsamında kaldığı, ancak taşınmazlara zilyet olan ... ve ... ile tapu malikleri arasında uyuşmazlık olduğu taşınmazların Asliye Hukuk Mahkemesinde tespit öncesinde dava olduğu belirtilerek malik hanesi açık düzenlenmiş, tutanaklar Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Aynı yerde bulunan 5 16... parsel sayılı taşınmaz orman vasfı ile Hazine adına tespit ve tescil edilmiş iken davacıların dayandığı tapu kaydının bir kısmının orman parselinde kaldığının saptanması üzerine tutanak davalı hale getirilip tutanak aslı dosya arasına alınmıştır. 2. Davacı ..., kadastro tespitinden önce Asliye Hukuk Mahkemesine sunduğu dava dilekçesinde, ... ili ... ilçesi ... Mahallesi ... mevkiinde bulunan 11.565 m² araziyi toprak tevzi komisyonunun 16.10.1942 tarihli krokisinde gösterildiği sınırlarıyla ve tapusu ile malik olarak kullanıldığını, muris ...'in vefat ettiğini, geriye 11 çocuğunun kaldığını, müvekilinin içerisinde bulunduğu mirasçıların bu yeri kullanmaya devam ettiğini, müvekkilinin yurt dışında çalıştığını, 01.04.2004 tarihinde emekli olarak kesin dönüş yaptığını ve babadan kalma dava konusu arazide ev yapmak istediğini, bu nedenle tevzi krokisine göre taşınmazın sınırlarını tam olarak belirlemek için teknik elaman getirtildiğini, bu ölçüm sırasında davalının yapmış olduğu evin ve kullandığı arazinin kendilerine miras yoluyla intikal eden yer olduğu görüldüğünü, davalı ile dava dışında anlaşma çabaları sonuç vermediğini iddia ederek davalının davaya konu taşınmaza müdahalesinin önlenmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1. Davalı ... cevap dilekçesi ile dava konusu yerde 100 yıldan uzun süredir zilyet olduklarını, davacı tarafın bu taşınmazla ilgilerinin olmadığını, taşınmazı kullanmadıklarını, taşınmazın öteden beri kendilerine ait olduğunu, dava dilekçesinde belirtilen tevzi komisyonu kararının bu yere ilişkin olmadığını, varsa bile hukuki kıymetinin bulunmadığını savunmuştur. 2. Davalı ... ve Hazine vekilleri davanın reddini savunmuşlardır. 3. Dava sürerken ... mirasçıları davaya katılmışlar ve dava konusu 5 28... parsel sayılı taşınmazın zilyetliğe dayalı olarak adlarına tesciline karar verilmesini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; "davacının Toprak Tevzi Komisyonu tarafından verilen 15.11.1943 tarihli ve 160 sıra numaralı tapudan tedavül eden 03.08.2004 tarihli ve 3 sıra sayılı tapu kaydına dayandığı, davacıların dayandıkları tapu kaydı ve dayanağı krokinin dava konusu yerlere uygulandığında mevki ve üç sınırı itibarıyla dava konusu yerlere uyduğu, tapu şahıs yazılı olan sınırları dışında genişlemeye elverişli bir tapu kaydı olup, batıdaki ... sınırı sabit kabul edildiğinde, tapu kaydı 5 38... ve 3 parsel sayılı taşınmazların bir bölümü ile bunların kuzeyindeki 5 16... parsel sayılı taşınmazın bir kısmını kapsadığı, ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 13/B-c maddesine göre tapuda kayıtlı olan taşınmazların kadastro tespiti, tapu kayıt maliki yirmi yıl evvel ölmüş veya gaipliğine karar verilmiş ise çekişmesiz ve aralıksız olarak malik sıfatıyla zilyet olan kimse adına yapılacağının düzenlendiği, bu düzenlemenin sonradan değiştirildiği ancak kadastro günü itibarıyla yürürlükte bulunduğu, davacıların dayandıkları tapunun kayıt maliki olan babalarının 1979 yılında öldüğü, mirasçıları olan davacının ise murislerinin ölümünden sonra 2004 yılında 03.08.2004 tarihli ve 3 sıra sayılı tapu ile intikal yaptırdıkları, aradan 25 yıl geçtiğini dinlenen bilirkişi ve tanık beyanlarına göre dava konusu taşınmazların tamamının 60-70 yıldır davalıların ve murislerinin elinde olduğu, bu yeri malik sıfatıyla aralıksız olarak tarım arazisi olarak kullandıkları, böyle olunca, tapu maliki öldükten sonra 25 yıl işlem yapılmadığında bu tapu kaydı davalılar yararına hukuki kıymetini yitirdiği, tapu kapsamında kalan 5 16... parsel sayılı taşınmazın ise evveliyatından beri orman sayılan yerlerden olduğu, tarafların dahi taşınmazın bu bölümleri hakkında bir talepleri bulunmadığı" açıklanarak davacıların davasının reddine, 5 28... parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına miras payları oranında tesciline, katılan ... mirasçılarının talebinin kabulüne 5 28... parsel sayılı taşınmazın ... mirasçıları adına payları oranında tesciline, 5 16... parsel sayılı taşınmazın ise tespit gibi orman vasfı ile Hazine adına tesciline karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. B. İstinaf Sebepleri Davacı ... vekili istinaf başvuru dilekçelerinde; "Yerel Mahkemenin vermiş olduğu kararın Yargıtay içtihatlarına, Danıştay kararları ile düzenlemelere ve anayasal güvencelere aykırı olduğunu, Anayasa Mahkemesi'nin iptal kararına mülga M.K 713. Maddesine göre hüküm kurulduğunu, 713. Maddeye göre davalılar tarafından açılmış bir tescil davası olmadığı halde Mahkemenin yazılı bir şekilde karar verilmesinin hatalı olduğunu, dava konusu taşınmazda orman vasfında alanın da olması itibarıyla 713. Madde hükmünün tatbik edilmesinin mümkün olmamasına rağmen yazılı bir şekilde hüküm kurulmasının da hatalı olduğunu, keşif ve bilirkişi raporlarının yetersizliğine rağmen hüküm kurulduğunu, davalının çelişkili ve hayatın olağan akışına aykırı beyanlarına itibar edilerek hüküm kurulmuş olduğunu, geçmişi bilebilecek yaşta ve durumda olmayan kişilerin mahalli bilirkişi ve tanık olarak beyanlarının alındığını ve çelişkili, hasmane ifadelerine itibar edilerek hüküm kurulmuş olduğunu, taşınmazda bulunan evler ile ilgili inceleme ve araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, izah edilen nedenlerle yerel mahkeme kararının kaldırılması gerektiğini" belirterek davanın kabulüne karar verilmesini talep etmiştir. C. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; İlk Derece Mahkemesi kararının usul ve kanuna uygun olduğu gerekçesiyle davacı ... vekilinin istinaf başvurularının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 353/(1)-b.1. maddesi gereğince esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı davacı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. Davacı ... vekili temyiz dilekçesinde özetle; istinaf dilekçesinde ileri sürülen gerekçeleri tekrar ederek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 179,90 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 435,50 TL'nin temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 10.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı