Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2703 E., 2025/740 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2703 E., 2025/740 K. (05.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2703
Karar No
2025/740
Karar Tarihi
05.02.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/2703 E. , 2025/740 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/103 E., 2022/546 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasındaki tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar, yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü; K A R A R Davacı ..., Hendek ilçesi Kemaliye Mahallesi çalışma alanında bulunan ve kadastro sırasında tescil harici bırakılan taşınmaz hakkında, satın alma ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanarak, adına tescili istemiyle dava açmıştır. İlk Derece Mahkemesince, davanın kısmen kabulüne, 31.12.2014 tarihli fen bilirkişi ek raporunda (A2) olarak gösterilen 8.323,21 metrekarelik yerin bulunduğu adanın en son sırasındaki parsel numarasından bir sonraki numaranın verilmesi suretiyle davacı ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/3537 Esas, 2020/4372 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesinin 15.10.2020 tarihli ve 2020/3537 Esas, 2020/4372 Karar sayılı bozma kararında özetle; "mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hükme yeterli olmadığı, öncelikle, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun (4721 sayılı Kanun) 713/3. maddesi gereğince, karar tarihinden önce 30.03.2014 tarihinde yürürlüğe giren 6360 sayılı Kanun hükümleri göz önünde bulundurularak ... davaya dahil edilmiş ise de, anılan yasa uyarınca Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığının da ilgili kamu tüzel kişisi olarak davada yer alması gerektiğinin gözden kaçırıldığı, ayrıca, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne sebeple tescil harici bırakıldığının gerektiği şekilde araştırılmadığı ve komşu taşınmaz tutanaklarının da getirtilmediği, mahallinde yapılan keşfe katılan ... bilirkişisi tarafından düzenlenen raporda, dava konusu taşınmazın bulunduğu bölgede 05.12.1990 tarihinde ilan edilip kesinleşen orman kadastrosu bulunduğu, orman kadastro haritasına göre dava konusu taşınmazın (A1) ile gösterilen bölümünün orman sınırları içerisinde, (A2) ile gösterilen bölümünün orman sınırları dışında kaldığı, 1958 yılına ait memleket haritasında da (A) bölümünün yeşil alanda, (B) bölümünün açık alanda kaldığı belirtildiği halde, hükme esas alınan fen bilirkişi raporunda, dava konusu edilen (A1) ve (A2) harfleriyle gösterilen taşınmaz bölümlerinin, orman bilirkişi raporuna göre orman kadastro haritasındaki konumları esas alınarak değil 1958 yılı memleket haritasındaki konumlarının esas alınarak gösterildiği, başka bir ifadeyle fen bilirkişi raporunda (A1) harfi ile gösterilen yerin, orman bilirkişi raporunda 1958 yılı memleket haritasında (A) harfi ile gösterilen yere; (A2) ile gösterilen ve temyize konu olan yerin de (B) harfi ile gösterilen yere tekabül ettiğini, kesinleşen orman kadastrosunun bulunduğu yerde, orman kadastro haritasındaki durum esas alınarak değerlendirme yapılması gerektiğinin dikkate alınmadığı açıklanarak, öncelikle, ilgili kamu tüzel kişisi olarak yasal hasım konumunda bulunan Sakarya Büyükşehir Belediye Başkanlığı’nı davaya dahil etmesi için davacıya süre ve imkan tanınması, bu şekilde taraf teşkilinin sağlanması halinde, dahili davalıdan savunma ve delillerinin sorulması, bildirdiği takdirde delillerinin toplanması, dava konusu taşınmazın hangi tarihte ve ne sebeple tescil harici bırakıldığının dava konusu yeri gösteren kroki eklenmek suretiyle Kadastro Müdürlüğünden sorulması, dava konusu taşınmaza komşu taşınmazların kadastro tutanakları ve varsa tespite esas dayanak kayıtlarının getirtilerek dava konusu taşınmaz yönünü ne okuduğunun üzerinde durulması bundan sonra orman bilirkişiden kadastro paftası ile orman tahdit haritasını çakıştıran ve buna göre temyize konu (A2) bölümünün orman olup olmadığını değerlendiren rapor aldırılmak suretiyle toplanan tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, bozma öncesi yapılan keşif uyarınca tanzim olunan bilirkişi raporları ve dinlenen tanık beyanları uyarınca dava konusu taşınmazın (A2) olarak belirtilen bölümünün davacı tarafından satın alınarak fındık bahçesi vasfıyla kullanılageldiği, eklemeli zilyetlik ile yirmi yıl süreli zilyetlik şartının sağlandığı, (A2) olarak belirtilen bölümün devletin hüküm ve tasarrufu altında olmayan özel mülkiyete konu olabilecek yerlerden olduğu, (A1) olarak belirtilen bölümün ise orman tahdidi içerisinde kaldığı ve özel mülkiyete konu edilemeyeceği gerekçesi ile davanın kısmen kabul kısmen reddi ile, fen bilirkişisi ...'in 31.12.2014 tarihli ek raporunda (A2) olarak gösterilen 8.323,21 m²lik yerin, bulunduğu adanın en son sırasındaki parsel numarasından bir sonraki parsel numarasının verilmesi suretiyle "fındık bahçesi" vasfında davacı adına tapuya kayıt ve tesciline, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiş; hüküm davalı Hazine vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, 4721 sayılı Kanun'un 713. maddesi hükmü uyarınca tapusuz olan taşınmazın tesciline ilişkindir. Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. Mahkemece bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen, orman mühendisi bilirkişisince yapıldığı bildirilen orman kadastro çalışmalarına ilişkin belgeler getirtilmemiş, taşınmazın kullanım süresi ile niteliğini ve varsa üzerindeki imar-ihya işlemlerinin tamamlandığı tarihi belirlemek bakımından inceleme yaptırılmamış, tüm bunların yanı sıra davalı ... İdaresi vekilince taşınmazın bulunduğu yörede dava devam ederken 4999 sayılı Kanun uyarınca fenni hataların giderilmesi çalışması yapıldığı bildirilmesine rağmen, ilgili belgeler getirtilerek taşınmazın bu çalışmalardaki durumu değerlendirilmemiştir. Şu halde; İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulduğuna göre, bozma ilamında ayrıntılı şekilde açıklandığı üzere, öncelikle, Kazimiye ve Kemaliye Mahallelerinde yapıldığı bildirilen tüm orman kadastro çalışmalarına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile özellikle çekişmeli taşınmazın bulunduğu yeri tarif eden orman tahdit tutanakları, orman tahdit sınır noktalarıyla birlikte gösterir onaylı orman tahdit harita örneği, 4999 sayılı Kanun uyarınca yapıldığı bildirilen fenni hataların giderilmesi çalışmasına ilişkin bütün yazı, belge, tutanak, rapor, harita ve askı ilânları, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile dava tarihinden 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirilerek dosya arasına konulmalı; bu şekilde dosyanın ikmal edilmesinden sonra mahallinde, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişisi, bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, orman sınır noktaları tutanak ve haritalarda yazılı mevki, yer, kişi isimleri ile açı ve mesafelere göre, orman kadastrosu tutanak ve haritalarının düzenlenmesinde kullanılan hava fotoğrafları ve memleket haritalarından yararlanılarak, değişik açı ve uzaklıklardaki en az 6-7 adet orman sınır noktası bulunup röperlenmeli, orman kadastrosu ile ilgili sınır noktaları aynı ölçeğe çevrilerek, çekişmeli taşınmazın orman kadastro haritalarına göre konumu genel kadastro paftası üzerinde ve aynı ya da yakın orman sınır hatlarında dava konusu edilen parseller varsa, bunların tümü birleşik harita üzerinde gösterilmeli; tutanaklardaki anlatımlar değerlendirilmeli; tutanaklarla tahdit haritası arasında çelişki bulunup bulunmadığı belirlenmeli; çelişki bulunmakta ise çekişmeli parsel yönünden tahdit tutanakları ile haritalar arasındaki çelişki tahdit tutanaklarına değer verilmek suretiyle giderilecek şekilde tereddüte mahal bırakmayacak, açıklamalı, krokili rapor alınmalı; yine dosya arasına getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu, 4785 sayılı Orman Kanununa Bazı Hükümler Eklenmesine ve Bu Kanunun Birinci Maddesinde Değişiklik Yapılmasına Dair Kanun ile 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanun karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarını belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmak suretiyle dava konusu taşınmazı sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı ve bu yolla yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişi ve tanıkların beyanları arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; üç kişilik ziraatçi bilirkişi kurulundan, taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kanun'un 14. maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2. maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ : Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yukarıda açıklanan nedenlerle yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! a7646c041f92f43d f9dbb365b59398c9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı