Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2549 E., 2025/741 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2549 E., 2025/741 K. (05.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2549
Karar No
2025/741
Karar Tarihi
05.02.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2023/2549 E. , 2025/741 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/122 E., 2015/216 K. KARAR : Davanın kabulüne Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında Aşağıyeniköy köyü 115 ada 3 parsel sayılı 10915,56 m² yüzölçümlü taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit ve tescil edilmiştir. Davacılar, zilyetlik iddiasıyla Kadastro Mahkemesine dava açmış, Kadastro Mahkemesi görevsizlik kararı ile dosyayı Sulh Hukuk Mahkemesine, Sulh Hukuk Mahkemesi de görevsizlik kararı vererek dosyayı Asliye Hukuk Mahkemesine göndermiştir. İlk Derece Mahkemesince davanın hak düşürücü süreden reddine karar verilmiş, hüküm davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2014 tarihli ve 2014/3661 Esas, 2014/5995 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 02.06.2014 tarihli ve 2014/3661 Esas, 2014/5995 Karar sayılı kararında özetle; "Anayasa Mahkemesi tarafından 22.05.2013 tarihli, 2012/108 Esas, 2013/64 Karar sayılı ilâm ile 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun, 05.11.2003 tarihli ve 4999 sayılı Orman Kanununda Değişiklik Yapılmasına Dair Kanunun 6. maddesiyle değiştirilen 11. maddesinin birinci fıkrasının “Bu müddet içinde itiraz olmaz ise komisyon kararları kesinleşir. Bu süre hak düşürücü süredir.” biçimindeki üçüncü ve dördüncü cümlelerinin Anayasa’nın 13, 35 ve 36. maddelerine aykırı görülerek iptallerine karar verildiği, kararın 12.07.2013 tarihli Resmî Gazetede yayımlandığı,13.01.2014 tarihi itibariyle yürürlüğe girdiği, Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra 26.02.2014 tarihli ve 6527 sayılı Bazı Kanunlarda Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun'un 01.03.2014 tarihli ve 28928 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak aynı tarihte yürürlüğe girdiği ve 6527 sayılı Kanunla, 31.08.1956 tarihli ve 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 11. maddesinin somut davayı ilgilendiren birinci fıkrasının, “Orman kadastro komisyonlarınca alınan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar askı suretiyle otuz gün süre ile ilân edilir. Bu ilân ilgililere şahsen yapılan tebliğ hükmündedir. Tutanak ve haritalara karşı itirazı olanlar; askı tarihinden itibaren otuz gün içinde kadastro mahkemelerinde, kadastro mahkemesi olmayan yerlerde kadastro davalarına bakmakla görevli mahkemelerde dava açabilirler. İlân süresi geçtikten sonra, dava açılmayan kararlara ilişkin düzenlenen tutanak ve haritalar kesinleşir. Orman kadastro komisyonlarınca düzenlenen tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıl geçtikten sonra, kadastrodan önceki hukukî sebeplere dayanarak Hazine hariç itiraz olunamaz ve dava açılamaz.” şeklinde değiştirildiği, getirilen bu yeni düzenlemeye göre, tutanak ve haritaların kesinleştiği tarihten itibaren on yıllık süre içinde tapuya dayalı olsun veya olmasın kadastrodan önceki sebeplere dayalı olarak dava açılabileceği açıklanarak, eldeki davanın, 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 4. maddesi uyarınca yapılan kadastro sonucu orman olarak tescil edilen taşınmaza karşı on yıllık süre içinde açıldığı, kanundaki değişikliğin derdest davalarda da uygulanması gerektiğinden tapu kaydı koşulu aranmaksızın işin esasının incelenip sonucuna göre bir karar verilmesi" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda; her ne kadar keşfe iştirak eden orman mühendisi bilirkişi tarafından düzenlenen 10.06.2011 tarihli raporda 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tamamının orman içi açıklık olarak evveliyatı itibari ile 6831 sayılı Kanun'un 1. maddesine göre orman sayılan yerlerden olduğu belirtilmiş ise de davacı tarafça dayanılan eski tarihli tapu kaydının taşınmaza uyduğu gerekçesi ile davanın kabulü ile 115 ada 3 parsel sayılı taşınmazın tapu kaydının iptali ile; davacı murisi ... Sönmez mirasçıları adına miras hisseleri oranında tarla vasfı ile tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş, hüküm davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, tapu iptali ve tescil istemine ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu yerde 5304 sayılı Kanun ile değişik 3402 sayılı Kanunun 4. maddesi hükmüne göre orman sınırlandırması yapılmıştır. İlk Derece Mahkemesince, yazılı gerekçeyle davanın kabulüne karar verilmiş ise de; yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmak için yeterli bulunmamaktadır. Şöyle ki; hükme esas alınan bilirkişi raporlarında dava konusu taşınmazın 1959 tarihli memleket haritası uyarınca orman içi açıklık niteliğinde olduğu bildirildiği halde, taşınmazın bulunduğu yere ilişkin hava fotoğrafları bulunduğu yerden getirtilip usulünce incelettirilmemiş, davacı dayanağı dayanağı tapu kaydı ile komşu taşınmazlara ilişkin tapu kayıtları tüm tedavülleri ile dosya içine alınıp keşifte uygulanmamıştır. Bu şekilde eksik araştırma ve inceleme ile karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmamaktadır. Tüm bunların yanı sıra TAKBİS kayıtları üzerinde yapılan incelemede, dava konusu taşınmazın dava devam ederken 2022 yılında 155 ada 6 parsel numarası ile Hazine adına tescil edildiği, beyanlar hanesinde ise " 6831 sayılı Kanun'un 2/B maddesi uyarınca Hazine adına orman sınırları dışına çıkarılmıştır, 1990 tarihinden beri tamamı ...'in kullanımındadır" şeklinde şerh verildiği anlaşılmıştır. O halde, İlk Derece Mahkemesince, dava konusu taşınmaza ilişkin güncel tapu kaydı, yapılmış ise 2/B çalışmasına ilişkin işe başlama, çalışma, işi bitirme ve sonuçlarının askı ilan tutanakları ile taşınmazın bulunduğu yeri gösterir harita örneği, dayanak tapu kaydının ilk oluşumundan itibaren tüm tedavülleri (bilgisayar çıktısı olarak ve sıralı birbirini takip eder şekilde) ve krokileri ve dayanak tapu kaydının revizyon gördüğü tüm parsel tutanakları, komşu parsel ve dayanakları ile çevresindeki taşınmazlar ve varsa dayanak kayıtları, eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğrafları ilgili yerlerden getirtildikten sonra, önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman yüksek mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi ve bir fen elemanı aracılığıyla mahallinde yeniden yapılacak keşifte, dava konusu taşınmazın davanın devamı esnasında 2/B çalışmalarına konu edilip edilmediği araştırılarak, orman sınırları dışarısına çıkarıldığının tespit edilmesi halinde görev hususu da dahil davaya sonuçları değerlendirilmeli, bundan sonra çekişmeli taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; dayanak kayıtların 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu tartışılmalı, yukarıda değinilen diğer belgeler fen ve uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) memleket haritası ve hava fotoğrafının ölçeği ile kadastro paftası eşitlendikten sonra, her iki harita komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmazın konumunu çevre parsellerle birlikte haritalar üzerinde gösterecekleri yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınmalı, keşifte tespite esas alınan tapu kayıtlarının 3116, 4785 ve 5658 sayılı kanunlar karşısında hukuki kıymetini koruduğu anlaşılırsa taşınmazın tapu kaydının kapsamında kalıp kalmadığı belirlenmelidir. Bu cümleden hareketle; taşınmazın bulunduğu yöreyi iyi bilen, elverdiğince yaşlı, yansız, yerel bilirkişi, tespit bilirkişileri ve aynı yönteme göre belirlenecek taraf tanıkları huzuru ile dava konusu taşınmaz başında yapılacak keşifte 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 20 nci maddesi hükmü uyarınca öncelikle davacı tarafın dayanağını oluşturan tapu kaydı yerel bilirkişi yardımı ile zemine uygulanmalı, uygulamada tapu kaydının haritası; haritası yoksa tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri esas alınmalı; yerel bilirkişice bilinemeyen sınırlar yönünden taraflara tanık dinletme olanağı sağlanmalı, uzman bilirkişiye tapu kaydında tarif edilen sınır yerleri düzenleyeceği haritada ayrı ayrı işaret ettirilmeli, kaydın sabit sınırlı sayılıp sayılmayacağı değerlendirilmeli, buna göre tapu kaydının kapsamı varsa revizyon gördüğü diğer parseller de dikkate alınarak kesin olarak belirlenmeli, taşınmazın tapu kaydı dışında kalan bölümleri var ise 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesi kapsamında orman içi açıklık vasfında olacağı değerlendirilmeli, tüm deliller birlikte değerlendirip, oluşacak sonuç çerçevesinde bir karar verilmelidir. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik inceleme ile yazılı biçimde hüküm kurulması usul ve kanuna aykırı olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Davalı Hazine vekili ve davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi gereğince BOZULMASINA, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 05.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e4331b6cf456c768 78c702e6a39fa2d2

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı