Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/2540 E., 2025/1037 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2540 E., 2025/1037 K. (12.02.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/2540
Karar No
2025/1037
Karar Tarihi
12.02.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2023/2540 E. , 2025/1037 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Serik Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2018/2 E., 2021/28 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki uygulama kadastrosuna itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi çalışma alanında 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 22/2-a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu sonucunda, tapuda müştereken davacılar ... ve ...adına kayıtlı bulunan eski 53 parsel sayılı 41625 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 29 parsel numarasıyla 36790,03 metrekare yüzölçümlü olarak; Hasan oğlu Hasan ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 18 parsel sayılı 73000 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, 104 ada 32 parsel numarasıyla 79188,96 metrekare yüzölçümlü olarak; ... ve müşterekleri adına kayıtlı bulunan eski 19 parsel sayılı 34500 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise, 104 ada 31 parsel numarasıyla 33698,19 metrekare yüzölçümlü olarak tespit edildikten sonra, ...'ın itirazı üzerine kadastro komisyonunca 104 ada 29 parselin yüzölçümü 36836,31 metrekare, 104 ada 31 parselin yüzölçümü 33588,70 metrekare ve 104 ada 32 parselin yüzölçümü ise 79252,17 metrekare olarak değiştirilmiştir. Davacı ... ve ...vekili dava dilekçesinde; uygulama kadastrosu sırasında müvekkili olan davacılara ait Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi 104 ada 29 parsel sayılı taşınmazın, davalılara ait 104 ada 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazlarla olan sınırının hatalı şekilde belirlendiğini ve davacıların taşınmazının yüzölçümünün azaldığını ileri sürerek, uygulama tespitinin iptali ile 104 ada 29 parselin yüzölçümü ile davalı 104 ada 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazlarla olan sınırının eski duruma getirilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesinin verdiği davanın açılmamış sayılmasına ilişkin önceki karar, Yargıtay (Kapatılan) 16. Hukuk Hukuk Dairesinin 16.10.2017 tarihli ve 2015/20134 Esas, 2017/6578 Karar sayılı ilamıyla bozulmuş olup, hükmüne uyulan bozma ilamında özetle; "... İlk Derece Mahkemesince dava konusu parsellerin güncel tapu kayıtlarının ilgili yerlerden getirtilmesi, kayıt maliklerinin belirlenmesi; davalı gösterilenlerden kayıt maliklerinin adres bilgileri ve mernis adreslerine, kayıtlardaki bilgilerden ulaşılıp ulaşılmayacağının tespit edilmesi, ulaşılamadığı takdirde mahkemece adres araştırması yapılması, davalıların adreslerinin bulunamaması halinde gerekirse Tebligat Kanunu'nun 28. maddesi gereğince ilanen tebligat hususunun düşünülmesi ve sonucuna göre karar verilmesi ..." gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonunda; "... mahalli bilirkişilerin, taraf tanıklarının ve tespit bilirkişilerinin istikrarlı ve birbiriyle örtüşen beyanlarına göre uygulama kadastrosu neticesinde oluşan paftadaki sınırların kadimden beri kullanıldığı ve sabit sınır olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dosya kapsamındaki tüm hava fotoğraflarında zeminde 'an' (yerel halkça kullanılan bir çeşit fiili sınır tabiri) olarak bulunan sınırın kadimden beri kullanıldığı, tesis kadastrosu sırasında yay şeklindeki 'an' sınırının paftasına düz çizgi olarak geçirilerek teknik hata yapıldığı, ihtilafın esasının temel kaynağını da zeminde yay şeklinde mevcut olan sınırın paftasında düz çizgi şeklinde gösterilmesinden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların doğru olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine, çekişmeli 104 ada 29, 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazların uygulama tutanağı doğrultusunda tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ... ve ...vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında davacılar ... ve ...vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Ancak; dava konusu 104 ada 29, 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazlar hakkında, tespit sonrası yapılan itiraz üzerine 11.08.2015 tarihli komisyon kararı ile taşınmazların tespit tutanağındaki yüzölçümleri değiştirilmiş olması nedeniyle İlk Derece Mahkemesince, davanın reddi ile komisyon kararı gibi tescile karar verilmesi gerekirken, tespit gibi tescile karar verilmiş olması isabetsiz ve bozmayı gerektirmekte ise de, bu yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden, 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 438 inci maddesinin yedinci fıkrası hükmü uyarınca İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) nolu bentte açıklanan nedenlerle, davacılar ... ve ...vekilinin sair temyiz itirazlarının REDDİNE, Davacılar ... ve ...vekilinin temyiz itirazlarının, yukarıda (2) nolu bentte açıklanan nedenlerle kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının hüküm fıkrasının 2 numaralı bendinin sonunda yer alan "uygulama tutanağı doğrultusunda tespit gibi tesciline" ifadesinin cümleden çıkartılmasına, yerine "11.08.2015 tarihli uygulama Komisyon kararı gibi tesciline" ifadesinin yazılmasına ve hükmün DÜZELTİLMİŞ BU ŞEKLİYLE ONANMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz eden davacılara iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 12.02.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. K A R Ş I O Y Dairemiz önüne gelen olayda uyuşmazlık, davacılara ait taşınmaz hakkında 3402 sayılı Kadastro Kanunu' nun 22/2.a maddesi uyarınca yapılan uygulama kadastrosu tespitinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığı ve bu çalışma ile belirlenen sınırın doğru olup olmadığı noktasında toplanmaktadır. Sayın Çoğunluk, uygulama kadastrosu tespitinin iptali istemiyle açılan eldeki davanın reddine karar verilmesinde hukuka aykırı bir yön görmemiş; bu yöndeki İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanmasına karar vermiştir. Aşağıda açıklamış olduğumuz nedenlerle Sayın Çoğunluğun bu görüşüne katılmamız mümkün olmamıştır: İlk Derece Mahkemesince, "... mahalli bilirkişilerin, taraf tanıklarının ve tespit bilirkişilerinin istikrarlı ve birbiriyle örtüşen beyanlarına göre uygulama kadastrosu neticesinde oluşan paftadaki sınırların kadimden beri kullanıldığı ve sabit sınır olduğu, hükme esas alınan bilirkişi raporuna göre, dosya kapsamındaki tüm hava fotoğraflarında zeminde 'an' (yerel halkça kullanılan bir çeşit fiili sınır tabiri) olarak bulunan sınırın kadimden beri kullanıldığı, tesis kadastrosu sırasında yay şeklindeki 'an' sınırının paftasına düz çizgi olarak geçirilerek teknik hata yapıldığı, ihtilafın esasının temel kaynağını da zeminde yay şeklinde mevcut olan sınırın paftasında düz çizgi şeklinde gösterilmesinden kaynaklandığı, uygulama kadastrosu ile belirlenen sınırların doğru olduğu ..." gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Ne var ki varılan bu sonuç yasal düzenlemelere ve dosya kapsamına uygun bulunmamaktadır. Şöyle ki; dosya kapsamına göre dava, uygulama kadastrosuna itiraza ilişkin olup, 3402 sayılı Kanunu' un 22.02.2005 tarihli ve 5304 sayılı Yasa ile değişik 22/a maddesi ve bu madde uyarınca 29.11.2006 tarihli Resmi Gazete’de yayımlanarak yürürlüğe giren "Kadastro Haritalarının Yeniden Düzenlenmesi ve Tapu Sicilindeki Gerekli Düzeltmelerin Yapılmasında Uygulanacak Usul ve Esaslara İlişkin Yönetmelik” hükümlerine göre yapılan uygulama kadastrosunun amacı, tapulama, kadastro veya değişiklik işlemlerine ilişkin; sınırlandırma, ölçü, çizim (tersimat) ve hesaplamalardan kaynaklanan hataları gidermek ve teknik açıdan yetersiz kalan, uygulama niteliğini kaybeden, eksikliği görülen veya zemindeki sınırları gerçeğe uygun göstermediği anlaşılan kadastro haritalarının yenilenmesini ve uygulanabilir hale getirilmesini sağlamaktır. Uygulama kadastrosu yapılırken öncelikle zeminde bulunan ve tesis kadastrosu tarihinde mevcut olan sabit nokta ve sınırlardan, aynı döneme ya da yöreye ait farklı amaçlarla üretilmiş haritalar ile benzeri verilerden yararlanılarak yapılan teknik çalışmalarla, tesis kadastrosuna ait pafta haritaları ortofoto üzerine işlenmekte; haritanın zemine uygun olmaması halinde farklılıkların nerelerden ve hangi sebeplerden kaynaklandığının tespit edilip varsa hatalar yöntemine uygun şekilde giderilmekte, düzenlenen ada raporu ile yapılan teknik çalışmalar ve gerekçeleri açıklanmakta; bundan sonra yönetmelikte açıklanan ilkeler çerçevesinde taşınmazların bütün sınırları tek tek değerlendirmeye tabi tutularak ilk tesis kadastrosu sırasındaki gerçek fiili duruma ulaşılmaya çalışılarak, uygulama tutanağı düzenlenmekte ve uygulama kadastrosu haritaları üretilmektedir. İşte, uygulama kadastrosuna itiraz davaları, uygulama kadastrosu faaliyetinin yöntemine uygun yapılıp yapılmadığının denetlenmesine yönelik davalardır. Bu nedenle mahkemelerce, uygulama faaliyetine eşdeğer ve amaca uygun bir araştırma yapılması zorunludur. Davacılar, uygulama kadastrosu sırasında kendilerine ait Antalya ili Serik ilçesi ... Mahallesi 104 ada 29 parsel sayılı taşınmazın, davalılara ait 104 ada 31 ve 32 parsel sayılı taşınmazlarla olan sınırının hatalı şekilde belirlendiğini ve kendi taşınmazlarının yüzölçümünün azaldığını, eksikliğin davalılara ait taşınmazlarda kaldığını ileri sürerek dava açmışlardır. İlk Derece Mahkemesince hükme esas alınan bilirkişi raporunda, tesis kadastrosunun yapıldığı tarihe (1954 yılına) en yakın 1953 yılına ve kadastro tespit gününden sonraki 1957, 1963, 1971, 1981, 1992 ve 2009 yıllarına ait hava fotoğrafları üzerinde inceleme yapılarak, davacılara ait 104 ada 29 (eski 53) nolu parselin sınırlarının belirgin ve keşif sırasında mahalli bilirkişilerin gösterdiği ve 3402 sayılı Kanun' un 22/2-a maddesi çalışmalarında belirlenen sınırla uyumlu olduğu, ancak bu sınırların tesis kadastrosu çalışmaları sırasında oluşturulan ve KIZILLAR P1 nolu paftasına tersim edilen sınırlarla uyumlu olmadığı, uygulama kadastrosunda taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır olarak kabul edilmesinin doğru olduğu bildirilmiştir. Ancak; teknik bilirkişi raporuna ekli, taşınmazların ada ve parsel bazında tesis kadastrosu paftası ile uygulama kadastrosu paftasının çakıştırılmış durumunu gösteren haritalar incelendiğinde, tesis kadastrosu ile davacılara ait 104 ada 29 (eski 53) parsel sayılı taşınmaz içerisinde tespit edilen bir bölümün, uygulama kadastrosu sonucunda bir kısım davalılara ait 102 ada 32 (eski 18) parsel sayılı taşınmaz içerisine alındığı, dosya arasında bulunan belgelerden, taraflara ait taşınmazalar arasındaki sınırın 1954 yılında yapılan tesis kadastrosu sırasında düzenlenen ölçü krokisinde düz çizgi olarak gösterildiği ve sabit bir sınırın paftasında işaret edilmediği, ayrıca bilirkişi raporunda, tesis kadastrosu tarihinden önceki ve sonraki döneme ilişkin hava fotoğraflarına göre söz konusu taşınmazlar arasında sabit sınır niteliğinde bir sınırın bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmadığı, hava fotoğrafındaki zemin durumu ile şu andaki zemin durumunun uyumlu olduğu açıklanarak, 3402 sayılı Kanun' un 22.a maddesi uyarınca yapılan çalışmanın doğru olduğu kanaatinin belirtildiği ve ayrıca mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişiler tarafından da, taşınmazlar arasında zeminde belirleyici ve ayırıcı her hangi biri sınırın mevcudiyetinden söz edilmediği, buna göre bilirkişilerce bildirilen bu durumun, fiili kullanım sınırına ilişkin olduğu anlaşılmakta olup, uygulama kadastrosu yapılırken fiili kullanım sınırının değil, teknik belgelerinde bir hata yok ise tesis kadastrosu sonucu düzenlenen paftadaki sınırların dikkate alınacağı, davanın mahiyeti gereği fiili kullanım durumuna değer verilmeyeceği kuşkusuzdur. Hal böyle olunca; İlk Derece Mahkemesince, uygulama kadastrosunun amacının mülkiyet uyuşmazlığını çözmek olmadığı, teknik belgelerinde bir hata yok ise, tesis kadastrosundaki sınırların dikkate alınması gerektiği, dolayısıyla uygulama kadastrosu ile eldeki mevcut tesis kadastrosu paftasından hareketle yeni pafta oluşturulacağı, tesis kadastrosu tarihinden önceki ve sonraki döneme ilişkin hava fotoğraflarına göre dava konusu taşınmazlar arasında sabit sınır niteliğinde bir sınırın bulunduğu yönünde bir belirleme yapılmadığı, mahallinde yapılan keşifte dinlenen bilirkişiler tarafından da taşınmazlar arasında zeminde belirleyici ve ayırıcı her hangi biri sınırın mevcudiyetinden söz edilmediği, bu durum karşısında taşınmazlar arasındaki sınırın sabit sınır tipinde olmadığı ve bu sınırın geçerli sınır olarak kabul edilmesi gerektiğ, buna bağlı olarak eldeki davada, tesis kadastrosu sonucu oluşan sınırlardan ayrılmayı gerektiren bir durumun bulunmadığı ve tesis kadastrosu ile oluşan sınırların esas alınması gerektiği gözetilerek, davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, hatalı değerlendirme ile davanın reddedilmiş olmasının usul ve yasaya uygun bulunmadığı ve bu nedenle ilk derece mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan, Sayın Çoğunluğun düzeltilerek onama görüşüne katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e40fc4dc2332f70c 127c0d2e0f14bc4e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı