8. Hukuk Dairesi 2023/1096 E. , 2025/2912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/206 E., 2022/60 K. DAVA TARİHİ : 20.03.2012 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, dava konusu 101 ada 345 parsel sayılı 59.945,51 m² yüzölçümü taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, bu tespit 05.01.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu edilen 101 ada 63 parsel sayılı taşınmaz ise 8.571,15 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Dava konusu 101 ada 43 parsel sayılı taşınmaz ise ... Kadastro Mahkemesinin 23.05.2005 tarihinde kesinleşen kararıyla orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde 2006-2007 yıllarında kadastro çalışması yapıldığını, kadastro çalışmaları sırasında yetkili kişilerin taşınmazların başına gelmeden bilgisayar ortamındaki çalışmaları neticesinde bu taşınmazları yanlış tespit edildiğini, davacıya ait taşınmazların 101 ada 43 parselin Hazine adına, 101 ada 345 no.lu parselin ve 101 ada 63 parselin ise orman parseli olarak yazıldığını, taşınmazlar dedelerinden babalarına, babalarından kendilerine kaldığını, davacı askerden geldikten sonra babasının paylaştırma yaptığını, taşınmazı davacıya verdiğini, taşınmazların zilyeti ve hak sahibi olduğunu, yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerlerinde davacı adına tespit edilmesi gerektiğinden bahisle 101 ada 43, 101 ada 345 ve 101 ada 63 parselin içerisinde kalan davacıya ait kısımların tapularının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 43 sayılı parselin tamamı ile fen bilirkişisi ...'ın 20.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 345 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m², 101 ada 63 sayılı parselin (C) harfi ile gösterilen 9.979,44 m² ve (D) harfi ile gösterilen 3.777,48 m²'lik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile davcı adına tapuya kayıt ve tesciline, 101 ada 63 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 2.938,15 m²'lik kısmına yönelik açtığı davanın reddine tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/10687 Esas ve 2017/4349 Karar sayılı ilamıyla; "mahkemece dava edilen taşınmazlara komşu 101 ada 30, 34, 44, 53, 54, 56, 57, 58 ve 59 sayılı parsellerin kadastro tutanak suretleri dosya kapsamına alınmış, kadastro tutanaklarından taşınmazların dava konusu olduğunun anlaşılmasına rağmen tapu kayıtları dosya kapsamına alınmamıştır. Dairenin 30.10.2014 tarihli iade kararı ile taşınmazların tapu kayıtları davalı olan parsellerin dava dosyalarının bu dosya içine konulması istenmiş, iade sonrası dosya kapsamına alınan tapu kayıtlarından ise taşınmazların hükmen orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği halde oluşumuna esas teşkil eden dava dosyalarının getirtilmediği görülmüş, bu nedenle 23/12/2015 tarihli 2. iade kararı ile yeniden tapu kayıtlarının oluşumuna esas teşkil eden dava dosyalarının bu dosya içine konulması istenmesine rağmen iade gereği yerine getirilmemiştir. Ayrıca, Ulusal Yargı Ağı Bilişim sisteminde (UYAP) yapılan sorgulamada dava dışı Mehmet Erol tarafından çekişmeli taşınmaza komşu 101 ada 45 sayılı parselin adına tescili istemiyle açtığı davada, ... Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve temyiz üzerine bu kararın Dairece bozulduğu görülmüştür (... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/10/2014 gün 2014/16 – 2014/345 sayılı kararı – Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/12/2015 gün ve 2015/4235 - 12532 sayılı kararı). Yukarıda verilen bilgilerden anlaşılacağı üzere, dosya kapsamında, mahkemece dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazlar hakkında yeterli araştırma yapılmamış, parsel tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip, bu parseller hakkında görülmekte olan dava bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taşınmazların tesciline esas teşkil eden dava dosyaları bu dosya içine alınarak yapılan keşifte ve yargılama esnasında nazara alınmamıştır. Bunun yanı sıra; dosya kapsamında aslı yer alan ... Kadastro mahkemesinin 2004/155-2005/19 sayılı dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu 101 ada 43 parsel sayılı taşınmazın 2003 yılında yapılan kadastro sırasında dava dışı ... adına tarla vasfı ile tesbit edildiği, Orman Yönetimi tarafından açılan tespite itiraz davası sonunda ... Kadastro mahkemesinin 10.02.2005 günlü kararı ile taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verildiği, hükmün 23.05.2005 tarihinde kesinleşmesi sonrasında taşınmazın orman vasfı ile tescil edildiği, ... Kadastro mahkemesinin 2004/155-2005/19 sayılı dosyası kapsamında 28.04.2004 günü yapılan keşifte dinlenen mülk bilirkişisinin dava konusu taşınmazın davalı- tespit maliki ...'e atalarından miras kaldığı ve davalı tarafından uzun zamandan beri kullanıldığını beyan ettiği, temyize konu eldeki dosyada 18.11.2013 günü yapılan keşifte ise dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın evveliyatında davacının babası ...'a ait iken sağlığında çocukları arasında yaptığı taksim neticesinde dava konusu taşınmazın davacıya isabet ettiği, taşınmazın evveliyatından beri tarım arazisi olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Mahkemece taşınmazın evveliyatı ve zilyedinin kim olduğu hususunda dosya kapsamındaki bu çelişki giderilmemiş, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüte neden olunmuştur. Bu haliyle, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Her ne kadar davacının dava konusu taşınmazlardan uzun süredir zilyetliklerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazın ekonomik amacına uygun bir şekilde ne davacılara miras bırakanlar ne de davacılar tarafından bizzat kullanılmadığı, taşınmazın zemininin büyük bir çoğunluğunun taşlık ve kayalık alanlardan oluştuğu, eğimden dolayı makinalı tarıma uygun olmadığı, gerekli ıslah çalışmaları yapıldığı takdirde bahçe ve tarla tarımına uygun olacağının belirtildiği, dava konusu taşınmazın imar ihyasına yönelik herhangi bir çalışmanın olmadığı, üzerinde tarım yapıldığını gösteren herhangi bir emarenin bulunmadığı, davanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan tapu iptali ve tescili davası olması sebebiyle davacıların en az 20 yıl nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduklarını ispatlamaları gerektiği halde davacının bu hususu ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dosyada yer alan raporlarla kendi gerekçeli kararı birbiri ile çeliştiğini, dosya kapsamında keşif esnasında dinlenen tanıklar da davalı yerin davacıya ait olduğunı, davalı yerlerin davacıya babasından kaldığını, davacının babasının ilgili yerlerde tarımsal faaliyette bulunduğunu, davacının babası öldükten sonra davalı yerleri davacının bizzat kendisinin kulladığını ve ilgili yerlerde davacının yaklaşık 30-35 yıl boyunca davalı yerleri tarımsal faaliyet yapmak için kulladığını tüm tanıklarca beyan edildiğini, usul ve kanuna uygun olmayan kararının temyizen bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp kesinleşmiştir. 1. Dava konusu fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde eski 101 ada 345 parsel yeni 101 ada 352 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m²'lik bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden: tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilimi temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Dava konusu 101 ada 43 parsel ile fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; İlk Derece Mahkemesince, temyize konu taşınmaz bölümlerinde davacının ekonomik amaca uygun zilyetliği bulunmadığı, imar ve ihyanın olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; dava konusu 101 ada 43 parsele ilişkin açılmış olan ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; taşınmazın 2003 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava dışı ... adına tarla vasfıyla tespit edildiği, Orman İdaresi tarafından tespite itiraz davası açıldığı, bu dava sonucunda 101 ada 43 parsel sayılı taşınmazı orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın 23.05.2005 tarihinde kesinleştiği, bu davada 28.04.2004 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın uzun zamandır dava dışı ... ve atalarının kullanımında olduğununu beyan ettikleri, temyize konu eldeki dosyada 09.01.2020 tarihli celsede tanık olarak dinlenen ...'in dava konusu taşınmazın kendisinin olduğunu, davacı ...'a kullanması için verdiğini beyan ettiği, davacı ...'un aynı celsede beyanın da 101 ada 43 parselin ...'e ait olduğunu ve 2004 yılından sonra kullanmaya başladığını beyan ettiği, aynı zamanda temyize konu dosyada 19.02.2018 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerinde dava konusu 101 ada 43 parselin davacı ...'a atalarından kaldığı ve uzun süredir kullanımında olduğunu beyan ettikleri dikkate alındığında, dava konusu taşımazın davacı tarafından malik sıfatıyla kullanıp kullanılmadığı, davacıya zilyetliğin devir edilip edilmediği, davacı tarafından ne kadar süredir ne olarak kullanıldığı hususundaki çelişkilerin giderilmediği, ayrıca 101 ada 43 parselin ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında orman vasfında olduğunun belirlenmesine karşılık temyize konu dosyada aldırılan orman bilirkişi raporu ile arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. 26.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 101 ada 63 parselin (C2) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olarak açılan 2013/547 Esas sayılı dosyanın bulunduğu bildirilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca Mahkemece her ne kadar taşınmazlar üzerinde imar ihyanın olmadığı kabul edilmiş ise de; 01.03.2018 havale tarihli ... ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi raporunda 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) kısımlarına yönelik yapılan incelemede ise 1951, 1973, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet yapıldığı ve işlenmiş olduğunun bildirildiği, 07.05.2018 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda da imar ve ihyanın 60 yıl kadar önce tamamlandığı hususunun bildirildiği, 13.03.2018 havale tarihli orman bilirkişi raporunda ise (C1) ve (D) harfi ile gösterilen taşınmazların orman olmadığının bildirildiği dikkate alındığında Mahkeme gerekçesiyle dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/547 Esas sayılı dosyasının getirtilerek taraflarının ve dava konusunun üzerinde durulması, yöreye ait bulunan en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından itibaren dava tarihine kadar olan tüm hava fotoğarfları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi, üç orman ve bir ... ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, 101 ada 43 parselin ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile bozma öncesi aldırılan 13.03.2018 tarihli orman bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeye çalışılarak, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Kanun, 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, 101 ada 43 parselin zilyetliğinin kadastro tespit tarihinden önce ... tarafından davacıya devredilip devredilmediğinin, davacının 2004 yılından itibaren zilyetliği devir alarak malik sıfatıyla kullanıp kullanmadığı hususunun, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, dava tarihine kadar davacı ve murisleri yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da irdelenerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin dava konusu fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde eski 101 ada 345 parsel yeni 101 ada 352 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m²'lik bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısım yönünden ONANMASINA, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin dava konusu 101 ada 43 parsel ile fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d33cc4a8972ced90 f142c8d4392215cc This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 8. Hukuk Dairesi 2023/1096 E. , 2025/2912 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/206 E., 2022/60 K. DAVA TARİHİ : 20.03.2012 KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki tapu iptal ve tescil davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir. Kararın davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesi kararın bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, dava konusu 101 ada 345 parsel sayılı 59.945,51 m² yüzölçümü taşınmaz, ham toprak vasfıyla Hazine adına tespit edilmiş, bu tespit 05.01.2009 tarihinde kesinleşmiştir. Dava konusu edilen 101 ada 63 parsel sayılı taşınmaz ise 8.571,15 m² yüzölçümü ile orman vasfıyla Hazine adına tespit edilmiştir. Dava konusu 101 ada 43 parsel sayılı taşınmaz ise ... Kadastro Mahkemesinin 23.05.2005 tarihinde kesinleşen kararıyla orman vasfıyla Hazine adına tescil edilmiştir. Davacı dava dilekçesinde özetle; ... ili ... ilçesi ... köyünde 2006-2007 yıllarında kadastro çalışması yapıldığını, kadastro çalışmaları sırasında yetkili kişilerin taşınmazların başına gelmeden bilgisayar ortamındaki çalışmaları neticesinde bu taşınmazları yanlış tespit edildiğini, davacıya ait taşınmazların 101 ada 43 parselin Hazine adına, 101 ada 345 no.lu parselin ve 101 ada 63 parselin ise orman parseli olarak yazıldığını, taşınmazlar dedelerinden babalarına, babalarından kendilerine kaldığını, davacı askerden geldikten sonra babasının paylaştırma yaptığını, taşınmazı davacıya verdiğini, taşınmazların zilyeti ve hak sahibi olduğunu, yapılan kadastro çalışmaları sırasında bu yerlerinde davacı adına tespit edilmesi gerektiğinden bahisle 101 ada 43, 101 ada 345 ve 101 ada 63 parselin içerisinde kalan davacıya ait kısımların tapularının iptali ile davacı adına tapuya kayıt ve tescilinine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Mahkemece; davanın kısmen kabulüne, dava konusu 101 ada 43 sayılı parselin tamamı ile fen bilirkişisi ...'ın 20.11.2013 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 345 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m², 101 ada 63 sayılı parselin (C) harfi ile gösterilen 9.979,44 m² ve (D) harfi ile gösterilen 3.777,48 m²'lik kısmının tapu kayıtlarının iptali ile davcı adına tapuya kayıt ve tesciline, 101 ada 63 sayılı parselin (B) harfi ile gösterilen 2.938,15 m²'lik kısmına yönelik açtığı davanın reddine tespit gibi tesciline karar verilmiş; hüküm, davalı Hazine tarafından temyiz edilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2016/10687 Esas ve 2017/4349 Karar sayılı ilamıyla; "mahkemece dava edilen taşınmazlara komşu 101 ada 30, 34, 44, 53, 54, 56, 57, 58 ve 59 sayılı parsellerin kadastro tutanak suretleri dosya kapsamına alınmış, kadastro tutanaklarından taşınmazların dava konusu olduğunun anlaşılmasına rağmen tapu kayıtları dosya kapsamına alınmamıştır. Dairenin 30.10.2014 tarihli iade kararı ile taşınmazların tapu kayıtları davalı olan parsellerin dava dosyalarının bu dosya içine konulması istenmiş, iade sonrası dosya kapsamına alınan tapu kayıtlarından ise taşınmazların hükmen orman vasfıyla Hazine adına tescil edildiği halde oluşumuna esas teşkil eden dava dosyalarının getirtilmediği görülmüş, bu nedenle 23/12/2015 tarihli 2. iade kararı ile yeniden tapu kayıtlarının oluşumuna esas teşkil eden dava dosyalarının bu dosya içine konulması istenmesine rağmen iade gereği yerine getirilmemiştir. Ayrıca, Ulusal Yargı Ağı Bilişim sisteminde (UYAP) yapılan sorgulamada dava dışı Mehmet Erol tarafından çekişmeli taşınmaza komşu 101 ada 45 sayılı parselin adına tescili istemiyle açtığı davada, ... Asliye Hukuk Mahkemesince davanın kabulü ile taşınmazın davacı adına tapuya kayıt ve tesciline karar verildiği ve temyiz üzerine bu kararın Dairece bozulduğu görülmüştür (... Asliye Hukuk Mahkemesinin 30/10/2014 gün 2014/16 – 2014/345 sayılı kararı – Yargıtay 20. Hukuk Dairesinin 10/12/2015 gün ve 2015/4235 - 12532 sayılı kararı). Yukarıda verilen bilgilerden anlaşılacağı üzere, dosya kapsamında, mahkemece dava konusu taşınmazlara komşu taşınmazlar hakkında yeterli araştırma yapılmamış, parsel tutanak ve dayanakları ilgili yerlerden getirtilip, bu parseller hakkında görülmekte olan dava bulunup bulunmadığı araştırılmamış, taşınmazların tesciline esas teşkil eden dava dosyaları bu dosya içine alınarak yapılan keşifte ve yargılama esnasında nazara alınmamıştır. Bunun yanı sıra; dosya kapsamında aslı yer alan ... Kadastro mahkemesinin 2004/155-2005/19 sayılı dava dosyasının incelenmesinde; dava konusu 101 ada 43 parsel sayılı taşınmazın 2003 yılında yapılan kadastro sırasında dava dışı ... adına tarla vasfı ile tesbit edildiği, Orman Yönetimi tarafından açılan tespite itiraz davası sonunda ... Kadastro mahkemesinin 10.02.2005 günlü kararı ile taşınmazın orman vasfı ile tesciline karar verildiği, hükmün 23.05.2005 tarihinde kesinleşmesi sonrasında taşınmazın orman vasfı ile tescil edildiği, ... Kadastro mahkemesinin 2004/155-2005/19 sayılı dosyası kapsamında 28.04.2004 günü yapılan keşifte dinlenen mülk bilirkişisinin dava konusu taşınmazın davalı- tespit maliki ...'e atalarından miras kaldığı ve davalı tarafından uzun zamandan beri kullanıldığını beyan ettiği, temyize konu eldeki dosyada 18.11.2013 günü yapılan keşifte ise dinlenen mahalli bilirkişi ve tanıkların taşınmazın evveliyatında davacının babası ...'a ait iken sağlığında çocukları arasında yaptığı taksim neticesinde dava konusu taşınmazın davacıya isabet ettiği, taşınmazın evveliyatından beri tarım arazisi olduğunu beyan ettiği görülmüştür. Mahkemece taşınmazın evveliyatı ve zilyedinin kim olduğu hususunda dosya kapsamındaki bu çelişki giderilmemiş, davacı yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı hususunda tereddüte neden olunmuştur. Bu haliyle, mahkemece yapılan araştırma ve inceleme hüküm kurmaya yeterli görülmemiştir." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; "Her ne kadar davacının dava konusu taşınmazlardan uzun süredir zilyetliklerinde bulunduğunu, dava konusu taşınmazın ekonomik amacına uygun bir şekilde ne davacılara miras bırakanlar ne de davacılar tarafından bizzat kullanılmadığı, taşınmazın zemininin büyük bir çoğunluğunun taşlık ve kayalık alanlardan oluştuğu, eğimden dolayı makinalı tarıma uygun olmadığı, gerekli ıslah çalışmaları yapıldığı takdirde bahçe ve tarla tarımına uygun olacağının belirtildiği, dava konusu taşınmazın imar ihyasına yönelik herhangi bir çalışmanın olmadığı, üzerinde tarım yapıldığını gösteren herhangi bir emarenin bulunmadığı, davanın kazandırıcı zamanaşımı zilyetliğine dayanan tapu iptali ve tescili davası olması sebebiyle davacıların en az 20 yıl nizasız ve fasılasız malik sıfatıyla zilyet olduklarını ispatlamaları gerektiği halde davacının bu hususu ispatlayamadığı" gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; İlk Derece Mahkemesinin dosyada yer alan raporlarla kendi gerekçeli kararı birbiri ile çeliştiğini, dosya kapsamında keşif esnasında dinlenen tanıklar da davalı yerin davacıya ait olduğunı, davalı yerlerin davacıya babasından kaldığını, davacının babasının ilgili yerlerde tarımsal faaliyette bulunduğunu, davacının babası öldükten sonra davalı yerleri davacının bizzat kendisinin kulladığını ve ilgili yerlerde davacının yaklaşık 30-35 yıl boyunca davalı yerleri tarımsal faaliyet yapmak için kulladığını tüm tanıklarca beyan edildiğini, usul ve kanuna uygun olmayan kararının temyizen bozulmasına karar verilmesini talep etmiştir. Yörede orman kadastrosu 5304 sayılı Kanun ile değişik 4 üncü maddesi hükmüne göre yapılıp kesinleşmiştir. 1. Dava konusu fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde eski 101 ada 345 parsel yeni 101 ada 352 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m²'lik bölümüne yönelik temyiz itirazları yönünden: tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekilimi temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın (A) harfi ile gösterilen taşınmaz bölümü yönünden bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2. Dava konusu 101 ada 43 parsel ile fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; İlk Derece Mahkemesince, temyize konu taşınmaz bölümlerinde davacının ekonomik amaca uygun zilyetliği bulunmadığı, imar ve ihyanın olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmiş ise de, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli olmadığı gibi, Mahkemece bozmaya uyulmasına rağmen bozma gerekleri yerine getirilmeden hüküm kurulmuştur. Şöyle ki; dava konusu 101 ada 43 parsele ilişkin açılmış olan ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyası incelendiğinde; taşınmazın 2003 yılında yapılan kadastro çalışmalarında dava dışı ... adına tarla vasfıyla tespit edildiği, Orman İdaresi tarafından tespite itiraz davası açıldığı, bu dava sonucunda 101 ada 43 parsel sayılı taşınmazı orman vasfıyla Hazine adına tesciline karar verildiği, bu kararın 23.05.2005 tarihinde kesinleştiği, bu davada 28.04.2004 tarihinde yapılan keşifte mahalli bilirkişilerin dava konusu taşınmazın uzun zamandır dava dışı ... ve atalarının kullanımında olduğununu beyan ettikleri, temyize konu eldeki dosyada 09.01.2020 tarihli celsede tanık olarak dinlenen ...'in dava konusu taşınmazın kendisinin olduğunu, davacı ...'a kullanması için verdiğini beyan ettiği, davacı ...'un aynı celsede beyanın da 101 ada 43 parselin ...'e ait olduğunu ve 2004 yılından sonra kullanmaya başladığını beyan ettiği, aynı zamanda temyize konu dosyada 19.02.2018 tarihli keşifte dinlenen mahalli bilirkişilerinde dava konusu 101 ada 43 parselin davacı ...'a atalarından kaldığı ve uzun süredir kullanımında olduğunu beyan ettikleri dikkate alındığında, dava konusu taşımazın davacı tarafından malik sıfatıyla kullanıp kullanılmadığı, davacıya zilyetliğin devir edilip edilmediği, davacı tarafından ne kadar süredir ne olarak kullanıldığı hususundaki çelişkilerin giderilmediği, ayrıca 101 ada 43 parselin ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporlarında orman vasfında olduğunun belirlenmesine karşılık temyize konu dosyada aldırılan orman bilirkişi raporu ile arasında oluşan çelişki giderilmeden karar verilmesi doğru görülmemiştir. 26.03.2018 havale tarihli fen bilirkişi raporunda 101 ada 63 parselin (C2) harfi ile gösterilen kısmına yönelik olarak açılan 2013/547 Esas sayılı dosyanın bulunduğu bildirilmiş olmasına rağmen, Mahkemece bu yönde herhangi bir araştırma yapılmamıştır. Ayrıca Mahkemece her ne kadar taşınmazlar üzerinde imar ihyanın olmadığı kabul edilmiş ise de; 01.03.2018 havale tarihli ... ve Fotogrametri Mühendisi bilirkişi raporunda 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) kısımlarına yönelik yapılan incelemede ise 1951, 1973, 1984 ve 2002 tarihli hava fotoğraflarında tarımsal faaliyet yapıldığı ve işlenmiş olduğunun bildirildiği, 07.05.2018 havale tarihli ziraat bilirkişi raporunda da imar ve ihyanın 60 yıl kadar önce tamamlandığı hususunun bildirildiği, 13.03.2018 havale tarihli orman bilirkişi raporunda ise (C1) ve (D) harfi ile gösterilen taşınmazların orman olmadığının bildirildiği dikkate alındığında Mahkeme gerekçesiyle dosya kapsamında yer alan bilirkişi raporlar arasında çelişki bulunduğu anlaşılmaktadır. Bu haliyle, Mahkemece yapılan inceleme ve araştırma hüküm kurmaya yeterli değildir. Hal böyle olunca doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle ... Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/547 Esas sayılı dosyasının getirtilerek taraflarının ve dava konusunun üzerinde durulması, yöreye ait bulunan en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarından itibaren dava tarihine kadar olan tüm hava fotoğarfları ile amenajman planı ve komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri, tapu kayıtları hükmen oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ve varsa ilgili Yargıtay ilamlarının örnekleri bulundukları yerlerden getirtilip dosya ikmal edildikten sonra mahallinde önceki bilirkişiler dışında bir ziraat mühendisi bilirkişisi, bir fen bilirkişisi, üç orman ve bir ... ve fotogrametri mühendisi bilirkişisinin katılımıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Yapılacak bu keşifte, 101 ada 43 parselin ... Kadastro Mahkemesinin 2004/155 Esas ve 2005/19 Karar sayılı dosyasında alınan bilirkişi raporu ile bozma öncesi aldırılan 13.03.2018 tarihli orman bilirkişi raporu arasındaki çelişki giderilmeye çalışılarak, dosya arasına getirtilen belgeler, çekişmeli taşınmazla birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle, taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116 sayılı Orman Kanunu (3116 sayılı Kanun), 4785 sayılı Kanun, 5658 sayılı Orman Kanunu'nun Bazı Maddelerinin Değiştirilmesine ve Bu Kanuna Bazı Maddeler Eklenmesine Dair Kanunlar (5658 sayılı Kanun) karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yok edilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; taşınmazın toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler ... ve fotogrametri uzmanı bilirkişileri ile orman bilirkişi eliyle yerine uygulattırılıp, orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle, çekişmeli taşınmaz çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi, klizimetre aletiyle ölçülerek, memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle tespit edilmeli; hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle üç boyutlu incelemesi yapılarak taşınmazın niteliği, üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı gibi hususların açıklandığı ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten, müşterek imzalı şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan, krokili, bilimsel verileri bulunan, yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı ve bu şekilde, çekişmeli taşınmazın orman sayılan yerlerden olup olmadığı tereddüte mahal bırakmayacak şekilde belirlenerek sonucuna göre hüküm kurulmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, 101 ada 43 parselin zilyetliğinin kadastro tespit tarihinden önce ... tarafından davacıya devredilip devredilmediğinin, davacının 2004 yılından itibaren zilyetliği devir alarak malik sıfatıyla kullanıp kullanmadığı hususunun, taşınmazların öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, komşu parsellerin tutanak ve dayanakları uygulanmalı; dava konusu taşınmazları sınır olarak nasıl nitelendirdikleri araştırılmalı; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; ziraat bilirkişisinden taşınmazın evveliyatını, toprak yapısını, niteliğini ve zilyetlikle mülk edinilebilecek yerlerden olup olmadığını, komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki alınmalı, tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği Tapu Müdürlüğü ve ilgili Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanun'un getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanmalı, dava tarihine kadar davacı ve murisleri yararına zilyetlikle kazanma koşullarının oluşup oluşmadığı da irdelenerek toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi usul ve kanuna uygun bulunmadığından hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin dava konusu fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde eski 101 ada 345 parsel yeni 101 ada 352 sayılı parselin (A) harfi ile gösterilen 6.321,99 m²'lik bölümüne yönelik temyiz itirazlarının reddi ile İlk Derece Mahkemesi kararının bu kısım yönünden ONANMASINA, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; Davacı vekilinin dava konusu 101 ada 43 parsel ile fen bilirkişisi ...'ın 26.03.2018 tarihli rapor ve krokisinde 101 ada 63 parselin (C1), (C2) ve (D) harfi ile gösterilen kısmına yönelik temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun geçici 3 üncü maddesi yollamasıyla 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın temyiz edene iadesine1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d33cc4a8972ced90 f142c8d4392215cc ... ...
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/1096 E., 2025/2912 K. (14.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2023/1096
- Karar No
- 2025/2912
- Karar Tarihi
- 14.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/524 E., 2025/2904 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/5620 E., 2025/2906 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1480 E., 2025/2908 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1459 E., 2025/2914 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2025/1092 E., 2025/2916 K. 14.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8440 E., 2025/2920 K. 14.04.2025