Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2022/8149 E., 2025/5376 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/8149 E., 2025/5376 K. (08.09.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/8149
Karar No
2025/5376
Karar Tarihi
08.09.2025
Konu
Tapu, Miras

8. Hukuk Dairesi 2022/8149 E. , 2025/5376 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/1 E., 2021/61 K. Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesi tarafından verilen karar, temyiz incelemesi sonucunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davacının ve asli müdahillerin davalarının reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı, davacı ... vekili, asli müdahil ... İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R ... ili ... ilçesi ... köyü çalışma alanında 2007 yılında yapılan kadastro sonucunda, 1 17... parsel sayılı 19.469, 15... yüzölçümündeki taşınmaz, kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle, tarla vasfıyla davalı ... adına tespit edilmiştir. Davacı ... dava dilekçesinde; ... ilçesi ... köyü 1 17... parsel sayılı taşınmazın eşi ...ten kendisine intikal ettiğini, çocuklarının da taşınmaza paydaş olduklarını, davalının bu taşınmazda herhangi bir hakkının bulunmadığını belirterek, kadastro tespitinin iptali ile taşınmazın... mirasçıları adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince verilen, davanın reddine ve dava konusu 1 17... nolu parsel sayılı taşınmazın 19.10.2015 havale tarihli orman bilirkişi raporu ve 02.11.2015 tarihli fen bilirkişi raporunda belirtilen 6.900,0 67... ' lik kısmının aynı parsel numarası altında ... adına tarla vasfıyla tesciline, parselden geriye kalan 19.10.2015 havale tarihli orman bilirkişi raporunda belirtilen 12.587,744 metrekaresinin orman vasfı ile farklı bir parsel numarası verilmek suretiyle Hazine adına tesciline dair önceki karar, davacı vekilinin temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince; "... yapılan inceleme ve araştırmanın hüküm kurmaya yeterli olmadığı, taşınmazların kök murisin terekesine dahil olup olmadığı, terekeye dahil ise taksim yapılıp yapılmadığı, taksim yapıldı ise bir kısım taşınmazların orman olarak tesciline karar verildiğinden taksimin bozulup bozulmadığının yöntemince araştırılıp değerlendirilmediği, davanın tarafı gerçek kişiler arasındaki uyuşmazlığın, taşınmazların miras bırakandan kalıp kalmadığı ile miras bırakanın ölümünden sonra terekenin mirasçıları arasında yöntemince paylaşılıp paylaşılmadığına ilişkin olduğu, paylaşıma dayanan tarafın, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 6. maddesi gereğince paylaşımın varlığını, paylaşım tarihini, paylaşıma bütün paydaşların veya yetkili temsilcilerinin katıldıklarını, paylaşımda paydaşlara verilen paylar ile bunların akıbetlerini, 3402 sayılı Kanun'un bölgede uygulandığı tarihe kadar paylaşımın bozulmadığını kanıtlamakla yükümlü olduğu, anılan Kanun'un 15. maddesi uyarınca harici paylaşımın belgeler, bilirkişi ve tanık beyanları ile kanıtlanabileceği açıklanarak, taşınmazların kök muristen gelip gelmediği, terekeye ait olup olmadıkları ve taraflar arasında paylaşım yapılıp yapılmadığı hususlarının araştırılması, kök muristen kalarak paylaşıma tabi olan taşınmazlar var ise bunlara ait tüm bilgi ve belgeler ile varsa dava dosyalarının getirtilerek paylaşım uyarınca davacılar ve davalılar adına tespit edilen taşınmazların belirlenerek bu yerlere ait kadastro tutanaklarının getirtilmesi, dosya ekinde bulunan taraflar arasındaki dava dosyalarında mevcut fen bilirkişi raporları ile tarafların delil olarak dayandıkları belgelerin keşifte uygulanması, taraflarla menfaat veya husumeti bulunmayan mahalli bilirkişiler ve tarafların delil listelerinde bildirdiği tanıkların taşınmaz başında dinlenmesi, paylaşım yapıldığının belirlenmesi halinde paylaşıma konu taşınmazlardan Hazine adına tespit edilen taşınmaz bulunması veya taşınmazların tamamının ya da bir kısmının orman sayılan yerlerden olduğunun belirlenmesi halinde paylaşımın bozulduğunun da gözönüne alınması, öncelikle yöntemine uygun orman araştırmasının yapılması, tüm taşınmazlar yönünden 40/100 dönüm norm kısıtının aşılıp aşılmadığının denetlenmesi, taraflar arasındaki temel uyuşmazlığın taksim yapılıp yapılmadığı, taşınmazların murisin terekesine dahil olup olmadığı konusunda temerküz ettiğinden bu hususun yöntemine göre araştırılması ve ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması ve kabule göre de, davacı gerçek kişi tarafından davalı gerçek kişiye karşı dava açıldığı, Orman İdaresi ve Hazinenin usulüne uygun yapılmış bir müdahale talebi bulunmadığından davanın ihbar edilmesinin taraf sıfatını kazandırmayacağından 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu' nun (6100 sayılı Kanun) 26. maddesi gereğince talep sonucunu aşmayacak şekilde karar verilmesi ..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; "... tanık ve taraf beyanlarına göre davacı ...'in eşi... ile davalı ...'in kökten akraba oldukları, dava konusu taşınmazın kök muris ...'dan kaldığı, çekişmeli taşınmaza ilişkin davalının dedesi 1880 doğumlu ... adına kayıtlı vergi kaydının bulunduğu ve bu kaydın çekişmeli taşınmazı kapsadığı, davalı ...'in ... Kadastro Mahkemesinin 2008/8 Esas sayılı dava dosyasının 2 nolu celsesinde belirttiği gibi, taşınmazın ... oğlu ...'den intikal ederek davalıya kadar ulaştığı, 100 yılı aşkın bir süre davalı ve ceddi tarafından malik sıfatıyla kullanıldığı, bu kadar kadar uzun süreli fiili kullanımın paylaşıma karine oluşturduğu, davacının dayandığı Senedi ... kayıtlarının dava konusu taşınmazı kapsamadığı gibi ...in, babasının veya dedesinin dava konusu taşınmazı fiilen kullandığına ilişkin bir bilgi ve belgenin de olmadığı, davalının babası ...'in tescil davası ile ... mevkindeki taşınmazı almasının kök muris ...'nın yaptığı taksime halel getirmeyeceği, kök muristen sonra üç kuşak geçtiği ve her kuşaktan sonra yeni taksimlerin yapıldığı, ayrıca tanıkların kök murisin terekesinin ne şekilde paylaştırıldığını ve kime hangi taşınmazın düştüğünü bilemeyecek kadar uzun süre geçtiği hususu nazara alındığında, davacının iddiasını ispat edemediği, 19.10.20 15... .11.2021 havale tarihli orman bilirkişi raporları karşılaştırıldığında 04.11.2021 havale tarihli bilirkişi raporunda hava fotoğrafı incelemesinin açıklayıcı ve detaylı olduğu, yararlanılan hava fotoğrafının rapora eklenmek suretiyle denetime elverişli hale getirildiği, ancak 19.10.2015 havale tarihli bilirkişi raporunun soyut incelemeden ibaret olduğu, dava konusu taşınmazın bir kısmının orman oldu��una ...Tipleri Haritasından kanaat getirildiği, işbu raporun denetime elverişli olmadığı, bu nedenle 04.11.2021 tarihli orman bilirkişinin raporuna itibar edildiği, taşınmazın evveliyatı hakkında en doğru bilgiyi hava fotoğraflarının verdiği, taşınmazın orman sayılmayan alanlardan olduğu, bozma öncesi kararda orman idaresinin taraf olmadığı, bu nedenle orman idaresi lehine verilen kararın usulü kazanılmış hak oluşturmayacağının da gözetildiği, kadastro tespit tutanağı, ziraat bilirkişi raporu ve keşif esnasındaki mahkeme gözlemine göre çekişmeli taşınmazın kuru tarım arazisi niteliğinde olduğu, davalı lehine iktisap koşullarının oluştuğu ..." gerekçeleriyle, davacı ve asli müdahillerin davasının reddine, 1 17... nolu parselin kadastro tespit tutanağındaki gibi tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, davacı vekili, asli müdahil Hazine vekili ve asli müdahil Orman İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, hükmüne uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak ve mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozma ilamına uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri var olmadığına ve hüküm kısmında dava konusu taşınmazın bulunduğu köyün adının "... Köyü" olmasına rağmen, "..." yazılmasının mahallinde düzeltilebilir maddi hata niteliğinde olduğunun anlaşılmasına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacı vekili, asli müdahil Orman İdaresi vekili ve asli müdahil Hazine vekilinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ: Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, 80,70 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 534,70 TL'nin temyiz eden davacıdan alınmasına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden ve 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 08.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 56844e1c6405b4c8 9fff7f3886f53cbc

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı