8. Hukuk Dairesi 2022/7332 E. , 2025/5172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/3 E., 2021/4 K. KARAR : Davanın reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda verilen karar yapılan temyiz incelemesi sonunda Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; asıl ve birleşen davanın reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacılar .... Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekili, asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında, ... köyü çalışma alanında bulunan, 6.323,72 m² yüzölçümlü 177 ada 1, 652,07 m² yüzölçümlü 161 ada 1, 5.319,85 m² yüzölçümlü 108 ada 16, 475,84 m² yüzölçümlü 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2009/63 Esas sayılı dosyasında davalı olduğundan bahisle Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. Davacılar 24.03.2009 havale tarihli Asliye Hukuk Mahkemesine hitaben tanzim ettikleri dava dilekçeleri ile sınırlarını bildirdikleri taşınmazların köy halkının kullanımında iken davalılar tarafından çekişmeli taşınmazlar üzerindeki ağaçların kesilerek taşınmazlara haksız yere müdahalede bulunduğu belirtilerek davalıların müdahalesinin men'i istemiyle dava açılmıştır. Birleşen 2012/7 Esas sırasına kayıtlı dava dosyasında, davacı ... Köy Tüzel Kişiliği 16.03.2012 tarihli dava dilekçesi ile davalıların köyün ortak alanlarından olan, köylülerin ortak olarak hayvan otlattıkları ... köyü 108 ada 16, 161 ada 1, 177 ada 1 ve 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazları kadastro çalışmaları esnasında hukuka aykırı şekilde kendi adlarına kaydettirdiklerini öne sürerek tespite itiraz etmiştir. Asliye Hukuk Mahkemesince; dava konusu taşınmazlar için kadastro tutanağı düzenlendiği gerekçesi ile görevsizlik kararı verilmiş ve dosya Kadastro Mahkemesine devredilmiştir. İlk Derece Mahkemesince, çekişmeli parsel tutanakları ile aktarılan dava dosyası birleştirilerek yapılan yargılama sonunda; davanın birleştirilen 2012/7 ve asıl dosya 2009/675 Esas sayılı dosyalar yönünden reddi ile çekişmeli 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın davalı ... , 161 ada 1, 108 ada 16,178 ada 1 parsel sayılı taşınmazların davalı ... adına tesciline karar verilmiş; hüküm, davacılar ..., ... ve ... Köy Muhtarlığı tarafından temyiz edilmekle Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.06.2015 tarihli ve 2015/231 Esas, 2015/6410 Karar sayılı kararı ile bozulmasına karar verilmiştir. Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 25.06.2015 tarihli ve 2015/231 Esas, 2015/6410 Karar sayılı bozma kararında özetle; "Davanın, müdahalenin men'i davası iken, yargılama sırasında arazi kadastrosunun yapılmış olması nedeni ile arazi kadastrosuna itiraz davası niteliğini de kazandığı, mahkemece yapılan araştırma ve incelemenin hüküm kurmaya yeterli olmadığı, dava konusu taşınmazlar hakkında malik hanesi boş bırakılmak suretiyle tespit tutanağı düzenlendiğine göre, 3402 sayılı Kanun'un 27, 28 ve 29. maddeleri gereğince Hazine ve Orman İdaresinin davaya dahil edilip, husumet yaygınlaştırılıp taraf oluşturulduktan sonra, 3402 sayılı Kanunun 30/2. maddesi gereğince taraflarca gösterilecek delillerle birlikte lüzum görülen diğer deliller de toplanarak taşınmazların gerçek hak sahibi adına tescil edilmesi gerektiği halde, Hazine ve Orman İdaresi davaya dahil edilmeden ve usûlünce orman araştırması yapılmadan hüküm kurulduğu anlaşıldığı açıklanarak, öncelikle Hazine ve Orman İdaresinin davaya dahil edilmesi, eski tarihli memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları ve varsa amenajman planı ilgili yerlerden getirtilip, halen Orman ve Su İşleri Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi ve bir fen elemanı marifetiyle yeniden yapılacak inceleme ve keşifte, çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiğinin belirlenmesi; bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli rapor alınması, oluşacak sonuca göre hüküm kurulması" gereğine değinilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozma kararına uyulmasının ardından yapılan yargılama sonunda, hükme esas alınan bilirkişi raporları uyarınca asıl ve birleşen davanın reddine, 108 ada16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının davalı ... adına tesciline, 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmının davalı ... adına tesciline, 161 ada 1 parsel ve 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda B harfi ile gösterilen kısmının, 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmının orman vasfı ile Hazine adına kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm, asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacılar ... Belediye Başkanlığı vekili, ... vekili ve asıl ve birleşen davada davalılar vekili tarafından tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Dava konusu taşınmazın bulunduğu ... köyünde 3402 Kanun'la değişik 5304 sayılı Kanun hükümlerine göre yapılan orman kadastrosu çalışmaları bulunmaktadır. 1. Asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin 161 ada 1 parsel, 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına ve 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2. Asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacılar ... Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına ve 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazlarının incelenmesinde; Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmemiştir. Şöyle ki, uyulmasına karar verilen bozma ilamında açıkça değinilmesine rağmen eski tarihli memleket haritası, dayanağı hava fotoğrafları bulunduğu yerden getirtilip çekişmeli taşınmazlar ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazların öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmemiş (her ne kadar 1966, 1973, 1984 ve 2004 tarihli hava fotoğrafları bilirkişi marifeti ile incelenmiş ise de Harita Genel Müdürlüğü Geoportal uygulamasına göre yöreye ait daha eski tarihli 1954,1956 ve 1961 tarihli hava fotoğraflarının bulunduğu anlaşılmış), bunun yanı sıra bozma ilamında yer almamasına rağmen taşınmazların sınırında dere bulunduğu halde taşınmazların dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, dere yatağının etkisi altında olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişisine inceleme yaptırılmamış, yine davacıların mera iddiaları usulüne uygun olarak araştırılmamış, kısaca davalılar yararına zilyetlikle kazanma koşullarının gerçekleşip gerçekleşmediği usulüne uygun olarak araştırılmamıştır. Hal böyle olunca; doğru sonuca ulaşılabilmesi için İlk Derece Mahkemesince öncelikle, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile (geoportal uygulamasından da kontrol edilerek) 2009 yılından 15-20 yıl öncesine ait hava fotoğrafları ve memleket haritaları ile varsa amenajman planı ile komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ile bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek üç orman mühendisi bilirkişi, üç ziraat mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı, bir jeoloji mühendisi ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; stereoskopik hava fotoğraflarının stereoskop vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2 nci maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalıdır. Bundan sonra, çekişme konusu taşınmaza ilişkin yöntemine uygun tahsisli ve kadim mera araştırması yapılmalı, keşif sırasında dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığı araştırılmalı, Mahkemece yapılacak gözlem tutanağa geçirilmeli, ziraat mühendisi bilirkişilerden dava konusu taşınmazın öncesinin geleneksel biçimde kullanılan kadim mera olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısı, eğimi, bitki deseni ve diğer yönlerden komşu 207 ada 1 sayılı mera parselinden nasıl ayrıldığını, aralarında doğal ya da yapay ayırt edici bir sınır bulunup bulunmadığını, taşınmazın meradan açılan bir yer olup olmadığını, meranın devamı niteliğinde olup olmadığını, taşınmazın toprak yapısını, önceki ve halen mevcut niteliğini komşu taşınmazlarla karşılaştırmalı şekilde açıklayan, bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı, ayrıntılı ve gerekçeli, taşınmazın değişik yönlerden çekilmiş fotoğrafları ile desteklenmiş, jeolog bilirkişiden, dava konusu taşınmazın sınırında dere bulunduğu göz önünde bulundurularak, taşınmazların önceki ve şimdiki niteliğini, dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, evveliyatının çay veya dere yatağı niteliğinde olup olmadığını, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığını, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığını, aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığını açıklayan bilimsel esaslara ve somut verilere dayalı (hava fotoğrafları ve memleket haritalarından da yararlanılmak sureti ile) ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı fen bilirkişisinden ise, keşfi takibe ve denetlemeye olanak verir rapor ve kroki düzenlemesi istenilmeli; jeodezi ve fotogrametri uzmanı bilirkişiye yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş stereoskopik çift hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelemesi yaptırılarak dava konusu taşınmazın önceki ve şimdiki niteliğinin ne olduğu hususunda ayrıntılı rapor aldırılmalıdır. Ayrıca keşifte dinlenecek yerel bilirkişi ve tanıklardan, taşınmazın öncesinin ne olduğu, kim veya kimler tarafından, hangi tarihten beri ve ne şekilde kullanıldığı, imar-ihya gerektiren yerlerden olup olmadığı, böyle yerlerden ise imar-ihyaya konu edilip edilmediği ve edilmiş ise imar-ihyasının hangi tarihte tamamlandığı, taşınmazın bulunduğu yerde imar uygulaması yapılıp yapılmadığı, taşınmazın öncesinin mera olup olmadığı, zaman içinde sınırlarında genişleme olup olmadığı hususları etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı; komşu parsellere ait tespit tutanağı ve dayanağı kayıtlar uygulanarak çekişmeli taşınmaz yönünü ne olarak gösterdikleri tespit edilmeli ve bu yolla yerel bilirkişi ve tanık sözleri denetlenmeli; yerel bilirkişiler ve tanıkların sözleri arasında doğabilecek çelişkiler gerektiğinde yüzleştirme yapılarak giderilmeye çalışılmalı; tanık ve yerel bilirkişi ifadeleri bilimsel esaslara ve maddi bulgulara dayanılarak hazırlanan söz konusu bilirkişi raporlarıyla denetlenmeli; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 14 üncü maddesi uyarınca, adına tescil kararı verilecek kişi ya da kişiler ile diğer mirasçılar ve onların miras bırakanları adına aynı çalışma alanı içerisinde kayıtsız ve belgesizden başkaca taşınmaz mal tespit ya da tescil edilip edilmediği ilgili Tapu Müdürlüğü ve Kadastro Müdürlüğü ile Hukuk Mahkemeleri Yazı İşleri Müdürlüğünden sorulup, aynı Kanun'un 03.07.2005 tarihli ve 5403 sayılı Toprak Koruma ve Arazi Kullanımı Kanunu (5403 sayılı Kanun) ile değiştirilen 14/2 nci maddesi hükmü gözetilerek sulu ve susuz olarak kazanılmış toprak miktarı belirlenip, Kanunun getirdiği sınırlamanın aşılıp aşılmadığı saptanarak, toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulmalıdır. İlk Derece Mahkemesince, bu hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilmesi isabetsiz olduğundan hükmün bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; asıl ve birleşen davada davalılar ... ve ... vekilinin 161 ada 1 parsel, 178 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar ile 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına ve 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (B) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazlarının REDDİNE, (2) no.lu bentte açıklanan nedenlerle; asıl davada davacılar vekili, birleşen davada davacılar ... Belediye Başkanlığı vekili ve ... vekilinin 108 ada 16 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına ve 177 ada 1 parsel sayılı taşınmazın fen bilirkişi raporunda (A) harfi ile gösterilen kısmına ilişkin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile usul ve kanuna aykırı bulunan hükmün 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi uyarınca BOZULMASINA, 59,30 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 556,10 TL'nin temyiz eden asıl ve birleşen davada davalılardan alınmasına, İstek halinde peşin harcın temyiz eden asıl davada davacılar, birleşen davada davacılar .... Belediye Başkanlığı ve Ordu Büyükşehir Belediye Başkanlığına ayrı ayrı iadesine, Taraflarca 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 75a08ded0275aa4c 0f32b8f02b362931
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7332 E., 2025/5172 K. (02.07.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/7332
- Karar No
- 2025/5172
- Karar Tarihi
- 02.07.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7407 E., 2025/5168 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6237 E., 2025/5181 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5442 E., 2025/5188 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/5821 E., 2025/5151 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/6163 E., 2025/5152 K. 02.07.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/2516 E., 2025/5154 K. 02.07.2025