Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Temmuz 2025 › 2022/7407 E., 2025/5168 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/7407 E., 2025/5168 K. (02.07.2025)

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2022/7407
Karar No
2025/5168
Karar Tarihi
02.07.2025

8. Hukuk Dairesi 2022/7407 E. , 2025/5168 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/116 E., 2022/2125 K. KARAR : İstinaf başvurusunun esastan reddine İLK DERECE MAHKEMESİ : Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/800 E., 2020/165 K. Taraflar arasında Edirne 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde görülen vakıf yöneticilerinin vakfa verdikleri zararın tahsili davası sonucunda verilen hükme karşı davacı ... Genel Müdürlüğü vekili ile davalılar vekili tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, davalılardan ... vekilince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Dava dilekçesinde, davalıların yöneticisi oldukları ... Eğitim ve Kültür Vakfı'nın 667 KHK ile kapatıldığı, vakıf yöneticilerinin vakıfta yer aldıkları görevleri nedeniyle kendilerinden beklenmeyen fiil ve işlemleri yaptıkları ya da yapmaları gereken müdahaleleri de yapmadıkları için gerçekleşen 160.096,14 TL zararın tespit olunan yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili istenmiştir. Davalılar ..., ..., ..., ..., ... vekili cevap dilekçesinde özetle; vakfın tüm evrakına 03.03.2016 tarihinde el konulduğunu, dolayısıyla bu tarihten sonra yapılan ve yapılması gereken işlemler ile ilgili müvekkili davalıların sorumluluğu bulunmadığını, bu tarihten öncesine ilişkin olarak vakfın tüm evrakının getirtilerek, zarar oluşup oluşmadığı, zarar oluşmuş ise hangi döneme ilişkin olduğu, davalıların kusuru olup olmadığının araştırılması gerektiğini, ayrıca davalıların yöneticilikten ve görevden azli ile ilgili Edirne 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2017/390 Esas sayılı dosyası ile işbu dosyanın birleştirilmesini talep ettiklerini belirterek, davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir. İlk Derece Mahkemesince, toplanan deliller, bilirkişi raporu ve tüm dosya kapsamına göre; davalıların .... Eğitim ve Kültür Vakfının yöneticileri olduğu; bilirkişi raporu ile 2015 ve 2016 yılları arasında iktisadi işletme kurulup iki erkek yurdunun devir alınıp 7 ay içerisinde birinin kapatılıp diğerinin devredilmesi olayında vakıf yöneticilerinin basiretli tüccar gibi davranmadıkları, bahse konu işlemler dolayısıyla meydana gelen 7.600,00 TL zarardan sorumlu tutulabilecekleri, yine 8 aylık dönemde iktisadi işletmenin 70.791,63 TL'lik zararında da mesuliyet sahibi oldukları, bu zararın oluşumunda en iyi ihtimalle ağır ihmallerinin bulunduğu, dosya kapsamına ilave edilen banka ekstreleri neticesinde tespit edilen 29.01.2013 - 06.03.2015 tarihleri arasında toplam 64.708,20 TL'lik nakit çekimlerin nelere harcandığına yönelik belgelerin temin edilmesi, aksi takdirde harcama belgeleri bulunmayan tutarlar toplamının vakıf zararı olarak düşünülmesinin ve yönetim kurulu üyelerinden müteselsilen tahsil edilmesi gerektiğinin bildirildiği, bu nedenle davalıların Vakıflar Kanununun 10. maddesi uyarınca yöneticileri oldukları vakfın uğradığı toplam 143.099,83 TL zarardan sorumlu oldukları gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile; "143.099,83 TL'nin dava tarihi olan 22/12/2017 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine," karar verilmiştir. Davacı ... Genel Müdürlüğü vekili ile davalı ... vekili ve davalılar ... ve diğerileri vekilinin istinaf başvurusu üzerine Bölge Adliye Mahkemesince; İlk Derece Mahkemesince yaptırılan inceleme sonucunda düzenlenen alanında uzman bilirkişi heyet raporunun dosya kapsamındaki diğer delillerle örtüşmesine ve denetime elverişli olmasına, dosyada mevcut belgelerin hüküm kurmaya yeter nitelikte olmasına, bilirkişi raporunda belirtilen hesaplamanın hükme esas alınmasında bir usulsüzlük görülmemesine göre taraf vekillerinin bu yöne değinen istinaf isteminin yerinde olmadığı; vekalet ücreti yönünden yapılan istinaf incelemesinde ise, karar tarihinde yürürlükte olan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesinin madde 3/2 uyarınca; Müteselsil sorumluluk da dahil olmak üzere, birden fazla davalı aleyhine açılan davanın reddinde, ret sebebi ortak olan davalılar vekili lehine tek, ret sebebi ayrı olan davalılar vekili lehine ise her ret sebebi için ayrı ayrı avukatlık ücretine hükmolunur. Buna göre; ret sebebi ortak olan davalılar lehine tek vekalet ücretine hükmedilmesi uygun olup davalılar vekilinin bu yöne değinen istinaf istemi yerinde olmadığı; açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin istinaf istemlerinin esastan reddine karar verilmiştir. Davalılardan ... vekili Bölge Adliye Mahkemesi kararına karşı verdiği temyiz dilekçesinde; istinaf dilekçesinde ileri sürülen sebepleri tekrar edilerek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. 04.06.1958 tarihli ve 15/6 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararı gereğince, maddi olayları açıklamak taraflara ve ileri sürülen olayları hukuken nitelemek ve uygulanacak Kanun hükümlerini tespit etmek ve uygulamak görevi hakime aittir. Nitekim 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 33 üncü maddesinde hâkimin, Türk hukukunu re'sen uygulayacağı belirtilmiştir. Bu ilke gereği açılan davayı nitelemek ve açılmış bir dava hakkında doğru hukuk kurallarını bulup uygulamak hâkime düşen bir görevdir. Dava, denetim makamı olan Vakıflar Genel Müdürlüğü tarafından davalı vakıf yöneticileri aleyhine açılan vakıf yöneticilerinin vakfa verdikleri zararın tahsili istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi ve Bölge Adliye Mahkemesi kararlarındaki gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un 369/1. maddesi de gözetilerek yapılan incelemede aynı Kanun’un 371. maddesinde yer alan sebeplerden biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalı ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürdüğü nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. SONUÇ : Yukarıda açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370. maddesi uyarınca ONANMASINA, 2.445,00 TL peşin harcın onama harcına mahsubu ile kalan 7.330,15 TL'nin temyiz eden davalı ...'dan alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,02.07.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 772abc0b9808467f ead87c6a405a014b

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Temmuz 2025 kararlarının tamamı