8. Hukuk Dairesi 2022/6780 E. , 2025/2826 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2017/11 E., 2022/10 K. DAVA TARİHİ : 14.10.1993 KARAR : Asıl ve birleşen davaların reddine Taraflar arasındaki kadastro tespitine itiraz davasından dolayı yapılan yargılama sonunda asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R 2004 yılında ... köyünde yapılan kadastro sırasında 120 ada 1 parsel sayılı 890,28 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz, ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davalı (.. oğlu) ... adına tespit edilmiş; askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından bahisle tutanak 18.03.2005 tarihinde kesinleştirilmiştir. Yine ... köyü çalışma alanında bulunan 114 ada 7 parsel sayılı 17.758,81 metrekare yüzölçümündeki taşınmaz ise ırsen intikal ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle 1/2'şer hisselerle davalılar (...) ... ile (... oğlu) ... adına tespit edilmiş ve askı ilan süresi içerisinde dava açılmadığından bahisle tutanak 18.03.2005 tarihinde kesinleştirilmiştir. 2005 yılında ise ... köyü çalışma alanında yapılan kadastro sırasında ise 101 ada 19 parsel ve 102 ada 11 parsel sayılı sırasıyla 6324,86 ve 47966,22 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar ise tapu kayıtları harici ve rızai taksim, ifraz ve kazandırıcı zamanaşımı zilyetliği nedeniyle davacılar Muhlis, İhsan, Hakkı, Nazım ve ... adlarına 1/5'er paylarla tespit edilmiş; bunlardan 102 ada 11 parsel sayılı taşınmaz askı ilan süresinde dava açılmadığından bahisle 31.01.2006 tarihinde kesinleştirilmiştir. Asıl dosyada davacı ... tarafından ... ile .. ve ... aleyhine; 199, 201 ve 202 sayılı zilyetlik parsellerinin Karayollarınca kamulaştırıldığını, bu taşınmazın davalılar ile bir ilgisinin bulunmadığı bu taşınmazların zilyedinin ve tapu ile malikinin kendisi olduğu iddiasıyla ve davalı İdarenin tescil talebinin reddini ve taşınmazların kendi adına tescili istemiyle açılan dava ile 1998/66 Esas sayılı dosyada, aynı davacı tarafından açılan 199-201 ve 202 parsel sayılı taşınmazların davacıya ait olduğunun tespiti ile davalılar Metin ve ... adına bankaya bloke edilen kamulaştırma bedelinin kendisine ödenmesi gerektiği iddiasıyla açılan dava ve yine 2000/19 Esas sayılı davada davacılar Muhlis, Hakkı, İhsan, Nazim ve Musa'nın tapu ile malik oldukları taşınmazlara davalılar Metin ve ... tarafından el atıldığını ileri sürerek açtıkları davalar birleştirilerek ..( kapatılan) Asliye Hukuk Mahkemesince yapılan yargılama sonucunda verilen 27.10.2009 tarih ve 1998/36 Esas ve 2009/96 Karar sayılı hükmün temyiz edilmesi üzerine Yargıtay 1. Hukuk Dairesinin 12.02.2013 tarih ve 2012/16248 Esas, 2013/1805 Karar sayılı ilamıyla; "....Dosya içeriğinden ve toplanan delillerden, davalı ... tarafından kamulaştırma nedeniyle açılan tescil davaları sonucunda, 199 kamulaştırma parsel sayılı 24.160,00 metrekare taşınmazın yola isabet eden 7.400,00 metrekarelik kısmının, 201 kamulaştırma parsel sayılı 5.873,00 metrekare taşınmazın yola isabet eden 4.600,00 metrekarelik kısmının; 202 kamulaştırma parseli sayılı 3.783,00 metrekare taşınmazın yola isabet eden tamamının davacı İdare adına kamulaştırılmasına, kamulaştırma bedelinin davalılar .. ve ... adına bankaya yatırılmasına ve adı geçen davalıların zilyet olarak tapu siciline şerh edilmesine karar verildiği, tapu sicil müdürlüğü cevabi yazısına göre, 199, 201 ve 202 kamulaştırma parsel sayılı taşınmazlara ilişkin bir tescil işlemi yapılmadığının bildirildiği, yagılamanın devamı sırasında çekişmeli taşınmazların bulunduğu bölgede kadastro çalışmalarının yapıldığı, 120 ada 1, 114 ada 7, 102 ada 11 sayılı kadastro parsellerin oluştuğunun anlaşıldığı; Mahkemece, dava konusu 199, 201 ve 202 sayılı kamulaştırma parsellerinin büyük çoğunluğu itibariyle yolda kaldığı, ayrıca esasında kamulaştırılan yol alanının bir kısmının da kadastro sırasında uygulanmadığı,her ne kadar yargılama devam ederken kadastro çalışmalarına başlanılmış ise de, kamulaştırma öncesi mülkiyetin tespitine yönelik açılan işbu davanın mahiyeti itibariyle kadastro mahkemesinin görevli olmadığı açıklanarak, yapılan keşifler, yerel bilirkişilerin ve tanıkların beyanları, bilirkişi raporları ve dayanak tapu kayıtlarının kapsamları itibariyle asıl ve birleşen davaların kısmen kabulüne karar verilmiş ise de genel mahkemede taşınmazın aynına ilişkin davanın derdest bulunduğu sırada taşınmaz hakkında kadastro tespit tutanağı düzenlendiği anda 3402 sayılı Kadastro Kanun'un 25. maddesi hükmü uyarınca genel mahkemenin görevinin son bulacağı; kadastro mahkemesinin aynı Kanun'un 30. maddesi hükmü uyarınca gerçek maliki tespit ederek onun adına tescille görevli olacağı; bir başka ifadeyle kadastro tutanağın düzenlenmesiyle kadastro mahkemesinin görevinin başlayacağının tartışmasız olduğu; bu durumda; aynı Kanun'un 27. maddesi gereğince, genel mahkemelerin dava dosyasını kendiliğinden kadastro mahkemesine devretmesi gerektiği; ne var ki Mahkemece, bu yasal düzenlemeler ve kurallar gözardı edilerek yazılı olduğu üzere hüküm kurulmuş olmasının doğru olmadığı..." hususlarına değinilerek "Mahkemece öncelikle dayanak tapu kayıtlarını zeminde keşfen uygulayarak kapsamlarını tayin edilmesi, değişir ve genişletilmeye elverişli sınırlı olan tapu kayıtlarının kapsamının miktarlarıyla geçerli olacağı, sabit sınırlı kayıtların ise sınırlarını kapsadığı alan olarak değerlendirilmesi gerekeceğinin düşünülmesi; buna göre, hakkında tutanak düzenlenen parsellerin veya parsellerden hangisinin kayıt kapsamında kaldığının belirlenmesi bunlar yönünden kadastro mahkemesine devir kararı verilmesi, kamulaştırma nedeniyle hakkında tutanak düzenlenmeyen kadastro sırasında yol olarak tespit harici bırakılan bölümlerin ise dayanak tapu kayıtları kapsamında kaldığının saptanması halinde bloke tutulan kamulaştırma bedelinin kayıt maliklerine ödenmesi..." gerekçeleriyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Bozma sonucunda dosya Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinde 2013/1307 Esas almış; akabinde Ekrem Kesmez tarafından düzenlenen rapor ve eki krokide (C) ile gösterilen yerin 114 ada 7 sayılı; (D), (G), (H) ile gösterilen yerlerin 102 ada 11 parsel sayılı (K) ile gösterilen yerin ise 101 ada 19 parsel sayılı taşınmazda kaldığı ve bu bölümler hakkında kadastro tutanağı düzenlendiğinin belirtilmesi üzerine bu bölümler yönünden tefrik kararı verilerek Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve neticeten Kadastro Mahkemesinde işbu temyiz incelemesi yapılan 2017/11 Esas numarasına kaydedilmiştir. Yukarıdaki bölümlerin tefriki üzerine Oltu Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/1307 Esas numarasında hakkında tutanak düzenlenmediği tespit edilen (A)-(B)-(E)-(F)-(L) ile gösterilen ve tescil harici alanlarda kalan dava konusu yerlerin yargılamasına devam olunmuş; akabinde ise bu tescil harici alanlar yönünden de Kadastro Mahkemesine görevsizlik kararı verilmiş ve bu karar temyiz edilmeksizin 26.11.2018 tarihinde kesinleşmiş; dava Kadastro Mahkemesinin 2018/50 Esas numarasına kaydedilmiş ve bu davada 2017/11 Esas numaralı asıl dosya ile birleştirilmiştir. Mahkemece yukarıda ayrıntısı ile açıklanan davalar birleştirilerek yapılan yargılama sonucunda; "ana dosya davacıları ile birleşen dosya davacılarının davaya konu ettikleri parsellerden mahallinde yapılan keşifte beyanları alınan tutanak ve mahalli bilirkişilerin ittifak ile ortaya koyduğu beyanlardan anlaşılacağı üzere ve aynı zamanda fen bilirkişisi tarafından tanzim edilen raporda da görüleceği üzere 101 ada 19 parsel ve 102 ada 11 parsel sayılı taşınmazların davacılar tarafından kullanıldığı ve onların kök muris ile mirasçıları adına tespit gördüğü ve ayrıca mahallinde tatbik edilen davacı tarafın dayandığı T.Sani, 296 no, 64, tapa kaydının en son gittisi cilt 18, sayfa 16, no 10, 09.01.1956 tarihli tapu kaydının dava konusu yerlere uymadığı görülerek zaten davacılar adına tespit gören işbu parseller bakımından davanın reddine karar vermek gerekmiştir. Davaya konu edilen 114 ada 7 parsel ile 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar bakımından ise mahallinde yapılan keşifte alınan tutanak ve mahalli bilirkişi beyanlarında işbu yerlerin davalıların kullanımında olduğu ve uzun zamandır davalıların zilyetliğinde bulunduğu, davacıların zilyetliğine şahit olunmadığı anlaşılmış olup davacıların dayanak yaptığı T.Sani, 296 no, 64, tapa kaydının en son gittisi cilt 18, sayfa 16, no 10, 09.01.1956 tarihli tapu kaydının dava konusu yerlere uymadığı görülerek işbu taşınmazlar bakımından da davanın reddine karar vermek gerektiği..." şeklindeki gerekçe ile 2017/11 Esas sayılı ana dosya ve 2018/50 Esas sayılı birleşen dosya davacıları tarafından davalılar aleyhine açılan kadastro tespitine itiraz davasının reddine; ... Mahallesi 101 ada 19 parsel, 114 ada 7 parsel, 102 ada 11 parsel ve 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazların tespit gibi tapuya kayıt ve tescillerine karar verilmiş olup hüküm bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmiştir. 1. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre, temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup çekişmeli 101 ada 19 ve 102 ada 11 parseller yönünden hükmün onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Çekişmeli 114 ada 7 ve 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazlara yönelen temyiz itirazlarının incelenmesinde ise; tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile İlk Derece Mahkemesi kararında belirtilen gerekçelere, 6100 sayılı Kanun’un Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun’un 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre davacılar vekilinin sair temyiz itirazları yerinde değildir. Ancak 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 1. maddesinde belirtildiği şekilde kadastro hakimi, hükmün infazında tereddüt oluşturmayacak şekilde, infazı kabil bir karar vermek zorunda olup işbu 114 ada 7 ve 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar "... Köyü" çalışma alanında bulunduğu halde mahkemece bu taşınmazların da Alacayat Köyü çalışma alanında kaldığı kabul edilerek hüküm kurulmuş olması infazda tereddüt yaratabilecek nitelikte olup bozma nedeni ise de bu hususun düzeltilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 114 ada 7 ve 120 ada 1 parseller yönünden hükmün düzeltilerek onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Birleşen 2018/50 Esas sayılı dosyada dava konusu olan (A)-(B)-(E)-(F)-(L) ile gösterilen bölümlere yönelik temyiz itirazlarının incelenmesine gelince; Mahkemece bu bölümler hakkında esasa girilerek hüküm kurulmuş ise de; kadastro kontrol memuru Ekrem Sönmez tarafından düzenlenen 18.02.2014 tarihli krokide işbu taşınmaz bölümlerinin, hakkında tutanak düzenlenmeyen yerlerde kaldığı açıkça anlaşılmaktadır. 3402 sayılı Kanun'un 26. maddesi uyarınca, Kadastro Mahkemesinin görevi tutanağın düzenlenmesi ile başlar. Kadastro sırasında tespit harici bırakılan ve hakkında tutanak düzenlenmeyen taşınmaz bölümleri yönünden görevli mahkeme ise genel mahkemeler olup Mahkemelerin görevi kamu düzenine ilişkindir ve resen gözetilmesi gerekir. Çekişmeli (A)-(B)-(E)-(F)-(L) bölümleri yönünden Asliye Hukuk Mahkemesinin görevli bulunduğu kuşkusuz olup, Mahkemece 2018/50 Esas sayılı birleşen dava yönünden asliye hukuk mahkemesine görevsizlik kararı verilmesi gerekmekte olup temyiz itirazları açıklanan bu nedenlerle yerindedir. SONUÇ: Yukarıda (1.) no.lu bentte açıklanan nedenlerle bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının reddi ile hükmün 101 ada 19 ve 102 ada 11 parsel sayılı taşınmazlar yönünden ONANMASINA; (2.) no.lu bentte açıklanan nedenlerle sair temyiz itirazlarının kabulü ile İlk Derece Mahkemesinin hüküm fıkrasının 1 no.lu bendinin 3. satırında yer alan "114 ada 7 parsel," ibaresinin hüküm fıkrasından çıkartılmasına; aynı bendin 4. satırında yer alan "102 ada 11 parsel ve" ibaresinden sonra gelmek üzere "... Mahallesinde kain" ibaresinin yazılmasına; yine 4. satırda yer alan "120 ada 1" ibaresinden sonra gelmek üzere " ve 114 ada 7" ibaresinin eklenmesine ve hükmün 114 ada 7 ve 120 ada 1 parsel sayılı taşınmazlar yönünden DÜZELTİLMİŞ bu şekliyle ONANMASINA; (3.) no.lu bentte açıklanan nedenlerle ise bir kısım davacılar vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile hükmün birleşen 2018/50 Esas sayılı dava yönünden BOZULMASINA, Peşin harcın istek halinde temyiz edenlere iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 10.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/6780 E., 2025/2826 K. (10.04.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/6780
- Karar No
- 2025/2826
- Karar Tarihi
- 10.04.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4010 E., 2025/2843 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/2658 E., 2025/2845 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/4996 E., 2025/2847 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4205 E., 2025/2800 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3359 E., 2025/2802 K. 10.04.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/4164 E., 2025/2806 K. 10.04.2025