8. Hukuk Dairesi 2022/1451 E. , 2025/4979 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2016/17 E., 2021/16 K. KARAR : Davanın kısmen kabulüne, kısmen reddine Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen tapu iptali ve tescil davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesince, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacılar ... v.d. vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: K A R A R Kadastro sırasında; Giresun ili ... ilçesi ... köyü 104 ada 1 parsel sayılı taşınmaz, orman niteliğiyle Hazine adına tespit edilmiştir. Davacılar ... ve ..., dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sınırları bildirilen bölümünün orman olmayıp, kendi murislerine ait olduğunu ileri sürerek 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacılar ..., ... ve ..., dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sınırları bildirilen bölümünün orman olmayıp murisleri ...'e ait olduğunu ileri sürerek 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları bildirilen bölümünün tapu kaydının iptali ile ... mirasçıları adlarına tapuya tesciline karar verilmesini istemişlerdir. Davacı ... vekili, dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın dava dilekçesinde sınırları bildirilen bölümünün orman olmayıp, müvekkilinin murisine ait olduğunu ileri sürerek 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın sınırları keşif esnasında gösterilecek olan bölümünün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tapuya tesciline karar verilmesini istemiştir. İlk Derece Mahkemesince, dava konusu parselin farklı bölümlerine yönelik ayrı ayrı açılan davalar birleştirildikten sonra yapılan yargılama sonunda verilen, "... tüm davaların reddine..." dair ilk karar, davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 18.08.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna göre taşınmazın (A) bölümüne yönelik; davacılar ... ve arkadaşları vekilinin 18.08.2012 tarihli fen bilirkişi raporuna göre taşınmazın (B), (C), (D) ve (E) bölümleri ile 18.08.2009 tarihli fen bilirkişi raporuna göre taşınmazın (A) ve (B) bölümlerine yönelik olarak temyizi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 31.03.2016 tarihli ve 2015/5259 Esas, 2016/3767 Karar sayılı ilamı ile "...yapılan araştırma ve uygulamanın hüküm vermeye yeterli olmadığı, dayanılan tapu kayıtlarının ilk oluşumundan itibaren getirtilerek, yöntemince taşınmaza uyup uymadığının saptanmadığı gibi ormancı bilirkişi tarafından da taşınmazın konumunun hava fotograflarında usulünce gösterilmediğinden denetlenemediğine işaret edilerek, öncelikle dayanılan tapu kayıt malikleri ile davacılar arasındaki akdî veya irsî ilişkinin belirlenmesi, daha sonra tüm geldi ve gitti kayıtları ile harita veya krokisi, kadastro sırasında revizyon görüp görmediğinin araştırılması, revizyon görmüş ise revizyon gördüğü kadastro parsellerine ait kadastro tesbit tutanaklarının getirtilmesi, aynı tapu kaydına dayanılan ve çekişmeli taşınmaza komşu olan taşınmazlarla ilgili açılmış başkaca dava bulunup bulunmadığı araştırılarak, varsa bu dava dosyalarının tesbit edilmesi, komşu parsellere ait kadastro tesbit tutanakları ve dayanakları belgeler getirtildikten sonra, usulüne uygun orman araştırması yapılması, dayanılan tapu kayıtlarının yöntemince yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle ile zemine uygulanması, tapu kayıtlarının uyması durumunda, tapu kayıtlarına 3402 sayılı Kanun'un 20/B maddesi bağlamında öncelikle kapsam tayin edilmesi, tapu kaydı değişebilir sınırları içerdiği kabul edildiği takdirde ise yöntemince zemine uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/C ve 32/3 maddeleri gereğince yüzölçümüne değer verilerek sabit ve kesinleşmiş sınırdan başlamak koşulu ile kapsamının belirlenmesi; ayrıca jeolog bilirkişiye inceleme yaptırılarak, taşınmazın dere yatağında kalıp kalmadığı, derenin taşkınlarından etkilenip etkilenmediği konularında ayrıntılı rapor alınması; çekişmeli taşınmaz bölümlerinin orman sayılan yerlerden olmadığı ve davacıların dayandığı tapu kaydı kapsamı dışında kaldığının anlaşılması halinde ise, bu kez yöntemine uygun şekilde zilyetlik yolu ile kazanma koşullarının araştırılması ve toplanacak tüm kanıtlar birlikte değerlendirilip, ulaşılacak sonuca göre bir hüküm kurulması..." gereğine değinilerek bozulmuştur. İlk Derece Mahkemesince, bozma ilamına uyularak yapılan yargılama neticesinde; "davanın kısmen kabulüne, dava konusu 104 ada 1 parsel sayılı taşınmazın 18.12.2017 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) ve (B1) harfleri ile gösterilen bölümlere yönelik davanın kabulüne, (B), (C), (C1), (D), (E), (F),(G ve (H) harfleri gösterilen bölümlere yönelik davaların reddine" karar verilmiş; hüküm, davacılar ... v.d. vekili ile davalı ... İdaresi vekili tarafından temyiz edilmiştir. Dava, kadastro tespitine itiraza ilişkindir. Çekişmeli taşınmazın bulunduğu yerde orman kadastrosu, 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 4. maddesi hükmüne göre yapılmıştır. 1. Davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazları bakımından; Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu’nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de var olmadığına göre, İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler ve temyiz dilekçesi dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davacılar ... ve arkadaşlarının temyiz itirazlarının reddine karar verilmiştir. 2. Davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları bakımından; Hemen belirtmek gerekir ki, bozmaya uyulmakla tarafların leh ve aleyhine usuli kazanılmış hak doğar. Ayrıca, İlk Derece Mahkemesince bozma kapsamı çerçevesinde araştırma ve inceleme yapılarak hüküm kurma yükümlülüğü ortaya çıkar. İlk Derece Mahkemesince bozma ilamına uyulduğu halde bozma gerekleri tam olarak yerine getirilmediği gibi, yapılan araştırma ve inceleme hüküm vermek için yeterli değildir. Şöyle ki, 18.12.2017 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (A) harfi ile gösterilen bölüm yönünden, taşınmaz bölümünün sınırında derenin yer aldığı gözetilerek, çekişmeli taşınmaz bölümünün dere yatağı niteliğinde olup olmadığı, dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen dere yatağında kalıp kalmadığı, dere yatağında kalmıyorsa derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında jeolog bilirkişiden açıklayıcı rapor alınmamış, davacıların dayandığı tapu kayıtlarının kapsamı usulünce belirlenmemiş, davacıların tutunduğu sabit sınırlı olmayan tapu kaydının miktarı ile geçerli olacağı üzerinde durulmamış, taşınmazları dıştan çevreleyen komşu parsellerin kadastro tutanak suretleriyle dayanağı olan belgeler ile oluşmuş ise tapu kayıtları getirtilerek kayıtlar yöntemince uygulanarak dava konusu parselleri ne okuduğu araştırılmamıştır. Bunların yanı sıra, çekişmeli taşınmaz büyük bir yüzölçüme sahip olduğundan küçük ölçekli hava fotoğrafları üzerinde yapılan incelemenin de denetime elverişli olmadığı, çekişmeli taşınmaz bölümlerinin evveliyatının orman olup olmadığı saptamada yetersiz kaldığı anlaşılmaktadır. Bu şekilde eksik araştırma ve incelemeye dayalı olarak karar verilemez. Hal böyle olunca; sağlıklı bir sonuca varabilmek için Mahkemece, yöreye ait en eski tarihli memleket haritası ve hava fotoğraflarının tamamı ile varsa amenajman planı ile bunların yanında komşu parsellere ait kadastro tutanakları, tutanaklar kesinleşmiş ise tapu kayıt örnekleri ve tapu kayıtları Mahkeme kararı sonucu oluşmuş ise Mahkeme karar örnekleri ilgili yerlerden getirtilip, yaşlı, tarafsız, yöreyi iyi bilen, davada yararı bulunmayan aynı köyde ve komşu köylerde ikamet eden şahıslar arasından seçilecek ayrı ayrı 3’er kişilik yerel bilirkişi kurulu ve taraf tanıkları ile önceki bilirkişiler dışında halen Tarım ve Orman Bakanlığı ve bağlı birimlerinde görev yapmayan bu konuda uzman orman mühendisleri arasından seçilecek bir orman mühendisi bilirkişi, bir ziraat mühendisi bilirkişi, bir jeoloji mühendisi bilirkişi, bir fen elemanı ve bir jeodezi ve fotogrametri mühendisi aracılığıyla yeniden keşif yapılmalıdır. Keşifte, davacıların dayandıkları tapu kayıtları yöntemince mahallinde uygulanmalı; getirtilen belgeler çekişmeli taşınmaz ile birlikte çevre araziye de uygulanmak suretiyle taşınmazın öncesinin bu belgelerde ne şekilde nitelendirildiği belirlenmeli; 3116, 4785 ve 5658 sayılı Kanunlar karşısındaki durumu saptanmalı; zilyetlikle veya hukuki değeri kalmamış olan tapu kayıtlarıyla ormandan yer kazanılamayacağı, öncesi orman olan bir yerin üzerindeki orman bitki örtüsü yokedilmiş olsa dahi, salt orman toprağının orman sayılan yer olduğu düşünülmeli; toprak yapısı, bitki örtüsü ve çevresi incelenmeli; keşifte, hakim gözetiminde, taşınmazın dört yönden renkli fotoğrafları çektirilip, onaylanarak dosyaya eklenmeli; yukarıda değinilen diğer belgeler fen, jeodezi ve fotogrametri ile uzman orman bilirkişiler eliyle yerine uygulattırılıp; orijinal-renkli (renkli fotokopi) hava fotoğrafları ve memleket haritasının ölçeği kadastro paftası ölçeğine, yine kadastro paftası ölçeği de hava fotoğrafları ve memleket haritası ölçeğine (Net-Cad veya benzeri programlar kullanılarak) denetime elverişli olacak şekilde çevrildikten sonra komşu ve yakın komşu parselleri de içine alacak şekilde birbiri üzerine aplike edilmek suretiyle çekişmeli taşınmaz, çevre parsellerle birlikte memleket haritası ve hava fotoğrafları (büyük ölçeklendirilmiş ve denetime elverişli olacak şekilde) üzerinde gösterilmeli; taşınmazın gerçek eğimi klizimetre aletiyle ölçülerek memleket haritalarındaki münhanilerden (yükseklik eğrilerinden) de faydalanılmak suretiyle belirlenmeli; tespit tarihinden 15-20-25 yıl önceki hava fotoğraflarının stereoskop aleti vasıtasıyla üç boyutlu incelemesi yapılarak, temyize konu taşınmazın niteliği ve kullanım durumu ile tasarruf sınırlarının belirgin olarak görünüp görünmediği belirlenmeli, taşınmazın üzerindeki bitki örtüsünün cinsi, yaşı, dağılımı, kapalılık oranı ile taşınmazın imar-ihyaya konu olup olmadığını, olmuş ise imar-ihyaya en erken ne zaman başlanıldığını ve imar-ihyanın hangi tarihte tamamlandığını, taşınmazın ekonomik amacına uygun olarak tarım arazisi niteliğiyle zilyetliğine ne zaman başlanıldığını ve dava konusu taşınmazın 6831 sayılı Orman Kanunu'nun (6831 sayılı Kanun) 17/2. maddesinde belirtilen orman içi açıklık vasfında olup olmadığını belirten müşterek imzalı, tereddüte mahal bırakmayacak şekilde, yalnız büro incelemesine değil, uygulamaya ve araştırmaya dayalı, bilirkişilerin onayını taşıyan krokili bilimsel verileri bulunan yeterli ve dosyadaki belgeler ile karşılaştırıldığında denetime elverişli rapor alınmalı; dayanılan tapu kayıtları yöntemince yerel bilirkişi ve fen bilirkişi marifetiyle ile zemine uygulanmalı, tapu kaydının mahalline uyduğu saptandığı takdirde, tapu kaydı kapsamında kalan çekişmeli taşınmazların orman bilirkişi raporu ve rapora ekli memleket haritası ve hava fotoğraflarındaki konumu dikkate alınarak tapu kayıtlarının 4785 ve 5658 sayılı Kanun'lar kapsamında hukukî değerini yitirip yitirmediği değerlendirilmeli, dayanak tapu kaydı şayet değişebilir sınırları içeriyorsa, tapu kaydının miktarı ile geçerli sayılması gerektiği düşünülmeli, tapu kayıtlarının tescil hükmü ile oluştuğu ve zeminde dava konusu taşınmazlara uyduğu saptanırsa ilamın davanın tarafları yönünden kesin hüküm teşkil edip etmediği değerlendirilmeli, taşınmazların orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiği takdirde yukarıda anlatıldığı şekliyle tapu kayıtları 3402 sayılı Kanun'un 20. maddesinde düzenlenen usullere uygun şekilde uygulanıp, 3402 sayılı Kanun'un 20/son maddesinde düzenlenen miktar fazlalıkları var ise bu durumda 3402 sayılı Kanun'un 14 ve 17. maddesi koşullarının oluşup oluşmadığının araştırılması gerekeceği düşünülmeli, bu durumda aynı keşifte yerel bilirkişi ve tanıklardan taşınmazın geçmişte ne durumda bulunduğu, ilk olarak ne zaman ve nasıl kullanılmaya başlandığı, kime ait olduğu, kimden nasıl intikal ettiği, imar ve ihyaya konu edilip edilmediği, edilmiş ise ihyanın ne zaman başlayıp bitirildiği etraflıca sorulup maddi olaylara dayalı olarak açıklattırılmalı, dinlenen yerel bilirkişi ve tanık beyanlarının çelişmesi hâlinde gerektiğinde yüzleştirme yapılmak suretiyle çelişki giderilmeye çalışılmalı, fen bilirkişilerden keşfi takibe elverişli, dava konusu taşınmazları komşularıyla birlikte gösterir krokili rapor alınmalı; ziraat mühendisi bilirkişiden taşınmazların toprak yapısı ve niteliğini, zirai durumunu, üzerinde sürdürülen zilyetliğin şekli ve süresini, taşınmazlar üzerindeki bitki örtüsü, imar ve ihyaya konu edilmişse imar-ihyanın tamamlandığı tarihi bildirir ve komşu parsellerle karşılaştırmalı değerlendirmeyi ve önceki bilirkişinin esas ve ek bilirkişi raporlarını irdeler şekilde ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı, jeodezi ve fotogrametri uzmanları dahil harita mühendisi bilirkişilerden yukarıda belirtilen tarihlerde çekilmiş hava fotoğraflarının stereoskop aletiyle incelenmesi neticesinde taşınmazın sınırlarını ve niteliğini, üzerinde kullanım bulunup bulunmadığını, mümkün olduğu takdirde taşınmazda imar ve ihya tamamlanmış ise hangi tarihte tamamlandığını belirtir ve incelenen taşınmazları hava fotoğrafında denetlemeye elverişli şekilde gösterir rapor alınmalı; jeolog bilirkişiden, çekişmeli taşınmazın dere yatağından kazanılıp kazanılmadığı, halen aktif dere yatağında kalıp kalmadığı ve aktif dere yatağında kalmıyor ise derenin etkisi altında kalan yerlerden olup olmadığı hususlarında ayrıntılı ve gerekçeli rapor alınmalı; bundan sonra toplanan ve toplanacak tüm deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre karar verilmelidir. Öte yandan, 18.12.2017 havale tarihli bilirkişi raporuna ekli krokide (B1) harfi ile gösterilen bölümün, dört tarafının ormanla çevrili olması nedeniyle orman içi açıklık niteliğinde olduğu anlaşılmakta olup, bu durum karşısında İlk Derece Mahkemesince, yukarıdaki açıklamalar ışığında çekişmeli taşınmazın 6831 sayılı Kanun'un 17/2. maddesi uyarınca orman içi açıklık vasfında olduğu ve zilyetlik yoluyla kazanılamayacağı gözetilerek, davanın reddine karar verilmesi gerekirken, dava konusu taşınmazın özel mülke dönüşmesini sağlayacak biçimde davanın kabulüne karar verilmiş olması da usul ve kanuna aykırıdır. Açıklanan hususlar gözetilmeksizin, eksik araştırma ve incelemeyle yazılı şekilde kurulan hüküm usûl ve kanuna aykırı olup hükmün açıklanan sebeplerle bozulmasına karar vermek gerekmiştir. SONUÇ: Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davacılar vekilinin yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının REDDİNE, Yukarıda (2) no.lu bentte açıklanan sebeplerle davalı ... İdaresi vekilinin temyiz itirazları yerinde görüldüğünden kabulü ile hükmün 6100 sayılı Kanun'un Geçici 3. maddesi yollaması ile 1086 sayılı Kanun'un 428. maddesi uyarınca BOZULMASINA, İstek halinde peşin harcın iadesine, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme yoluna başvurulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 26.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! e17e5dcc899d88cd ba0d5658476c1c62
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/1451 E., 2025/4979 K. (26.06.2025) – Tapu
- Mahkeme
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2022/1451
- Karar No
- 2025/4979
- Karar Tarihi
- 26.06.2025
- Konu
- Tapu, Miras
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2022/2740 E., 2025/4976 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3850 E., 2025/4977 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3855 E., 2025/4978 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/4690 E., 2025/4980 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2023/6494 E., 2025/4981 K. 26.06.2025
- Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2024/3897 E., 2025/4982 K. 26.06.2025
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı