Yargıtay Kararları › Yargıtay 8. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2021/14411 E., 2025/3746 K.

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi 2021/14411 E., 2025/3746 K. (14.05.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 8. Hukuk Dairesi
Esas No
2021/14411
Karar No
2025/3746
Karar Tarihi
14.05.2025
Konu
Tapu

8. Hukuk Dairesi 2021/14411 E. , 2025/3746 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Kadastro Mahkemesi SAYISI : 2019/82 E., 2021/333 K. Taraflar arasında görülen ve yukarıda açıklanan davada yapılan yargılama sonunda İlk Derece Mahkemesince, davanın kabulüne karar verilmiş olup hükmün davalılar Orman İdaresi vekili ve Hazine vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine, Dairece dosya incelendi, gereği düşünüldü. K A R A R ...köyü, 1479 parsel sayılı 1.436,29 metrekare, 1477 parsel sayılı 248.900,96 metrekare, 1476 parsel sayılı 15.333,72 metrekare, 1475 parsel sayılı 1.463.65 metrekare, 1474 parsel sayılı 17.930,93 metrekare, 1472 parsel sayılı 3.146.41 metrekare, 1471 parsel sayılı 523,84 metrekare, 1470 parsel sayılı 1.241,59 metrekare, 1469 parsel sayılı 720,71 metrekare, 1468 parsel sayılı 2.525,28 metrekare, 1467 parsel sayılı 13.252,81 metrekare, 1466 parsel sayılı 2.393.34 metrekare, 1464 parsel sayılı 1600 metrekare yüzölçümündeki taşınmazlar orman sınırları dışında olup, tapulama sırasında 298, 299, 737 ve 738 sayılı parsellere uygulanan Mart 1977 tarihli 18 ve 19 numaralı tapu kayıtlarının kapsamında kaldıkları, ancak; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun (3402 sayılı Kanun) 12/4. maddesi gereğince bu kaydın işleme tabi kayıt niteliğini yitirdiği, zilyetlik süresinin orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten tesbit tarihine kadar 10 yılı doldurmadığı belirtilerek ham toprak ve fundalık nitelikleri ile Hazine adına tesbit edilmişler; 1465, 1473 ve 1478 sayılı parseller ise kesinleşen orman kadastro sınırları içinde kalmış olmaları nedeniyle tutanakları düzenlenmeksizin ihdas sureti ile Hazine adına tapuya tescil edilmişlerdir. Davacı, çekişmeli yerlerin 4753 sayılı Çiftçiyi Topraklandırma Kanunu (4753 sayılı Kanun) ve 5618 sayılı Kanunlar gereğince oluşturulup satış yoluyla kendilerine geçen Mart 1977 tarihli 18 ve 19 numaralı tapu kayıtları kapsamında kaldığı, yörede 1976 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında tapulama dışı bırakılıp ikinci kez yapılan genel arazi kadastrosu sırasında bu parseller altında Hazine adına tesbit edildikleri, oysa; kayıt maliklerinden satın alınarak halen zilyetlikleri altında olduğu iddiası ile tesbitin iptali ve adlarına tescilini istemiştir. Mahkemece, 1465, 1473 ve 1478 sayılı parsellere yönelik dava diğer parsellerle ilgili davalardan ayrılarak görevsizlik kararı verilmiş; davaya 1464, 1466, 1467, 1468, 1469, 1470, 1471, 1472, 1474, 1475, 1476, 1477 ve 1479 parseller yönünden devam edilerek davanın reddine ve bu yerlerin tesbit gibi Hazine adına tesciline karar verilmiş, hüküm davacı şirket ve davalı ... idaresi tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2012/6628 Esas, 2012/11965 Karar sayılı ilamıyla; İncelenen dosya kapsamına, kararın dayandığı gerekçeye, davacının dayanmış olduğu Mart 1977 tarihli ve 18 sıra numaralı tapu kaydının dava dışı 298, 299, 737 ve 738; Mart 1977 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydının 295, 296, 297 ve 1083 sayılı parsellere uygulandığı, çekişmeli taşınmazlar ile bu dosyadan tefrikine karar verilen 1465, 1473 ve 1478 sayılı parsellerin yörede ilk kez 1976 yılında yapılan tapulama çalışmaları sırasında, bitişikte bulunan Devlet ormanları ile birlikte Devlet ormanı olduklarından dolayı tapulama harici bırakıldıkları, 1999 yılındaki ek kadastroda ham toprak ve fundalık nitelikleri Hazine adına tesbitlerinin yapıldığı, davacı tarafından dayanılan tapu kayıtlarının 4753 ve 5618 sayılı Kanunlar gereğince oluştuğu, fen bilirkişi raporuna göre bu kayıtlara ait krokilerin uygulanma kabiliyetinin bulunmadığı, bu nedenle 3402 sayılı Kanun'un 20/A maddesinde yer alan “tapu kayıtları ile diğer belgelerin kapsadığı yeri tayinde; kayıt ve belgeler, harita, plan ve krokiye dayanmakta ve bunların yerlerine uygulanması mümkün bulunmakta ise, harita, plan ve krokideki sınırlara itibar olunur." hükmünün uygulanamayacağı, aynı Kanun'un 12. maddesi gereğince kadastrosu tamamlanan çalışma alanı içerisinde kalan eski tapu kayıtlarının, işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği ve bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu sicil müdürlüklerinde işlem yapılamayacağı, ancak; zilyetlik belgesi niteliği taşıyacağı, taşınmazların 1958 tarihli memleket haritasında yeşil alanda kaldıkları ve bitişikte bulunan Devlet ormanları ile aynı görünümde olup, ayrıcı unsur bulunmadığı, bu hali ile kullanım bulunmadığı anlaşılan çekişmeli yerlerle ilgili olarak 3402 sayılı Kanun'un 20/B maddesindeki “Harita, plan ve krokiye dayanmayan kayıt ve belgelerde belirtilen sınırlar mahalline uygulanabiliyor ve bu sınırlar içinde kalan yer hak sahibi tarafından kullanılıyor ise, kayıt ve belgelerde gösterilen sınırlar esas alınarak tesbit yapılır." hükmünün de uygulanma imkanının bulunmadığı, kaldı ki yörede yapılan orman kadastrosunun kesinleştiği 1982 yılından davanın açıldığı 1999 yılına kadar 20 yıllık zilyetlik süresinin de dolmadığı belirlenerek hüküm kurulmuş olmasına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddi ile usul ve Kanuna uygun olan hükmün onanmasına” karar verilmiş, Daire kararına karşı Orman İdaresi, taşınmazların hava fotoğraflarında ve memleket haritalarında orman olarak görüldüğünü, davacının dayandığı tapu kayıtlarının hukuki kıymetini yitirdiğini, taşınmazların orman olarak Hazine adına tesciline karar verilmesi gerektiğini belirterek; davacı Şirket vekili, tapu kayıtlarının taşınmazlara uyduğunu, Orman İdaresinin açtığı davalar sonucu mahkeme kararı ile orman olan yerlerin belirlendiğini, dava konusu taşınmazların orman olmadığının kesinleştiğini, Hazine yönünden de tapu kayıtlarının geldisi olan kayıtlarda Hazinenin 1/2 payı bulunmakta iken tapudaki sınırlara göre kapsamı belirlenip paylaşıldığını ve Hazineye ait olan yerin tamamının 1958-1959 yıllarında topraksız çiftçilere dağıtıldığını belirterek karar düzeltme talebinde bulunmuşlar, aynı Dairenin 2013/7815 Esas, 2014/3083 Karar sayılı kararıyla “1. Orman İdaresinin karar düzeltme talebi yönünden; Karar düzeltme dilekçesinde değinilen hususlar temyiz aşamasında da ileri sürülmüştür. Davalı ... İdaresinin taşınmazların orman olduğu konusunda bir davası bulunmadığı gibi, kural olarak, bir yerin orman olup olmadığı kesinleşmiş orman kadastrosu var ise orman tahdit harita ve tutanaklarının uygulanması ile belirlenir. Çekişmeli taşınmazlar 1982 yılında yapılan orman kadastrosu sırasında orman sınırları dışında bırakılmış, Orman İdaresinin ... aleyhine açtığı davalar sonucu Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/379 Esas, 1985/253 Karar, 1983/380 Esas, 1985/254 Karar ve 1983/382 Esas, 1985/11 Karar sayılı dosyalarında yargılama sonunda davanın kabulüne, 204.300 meterekare yüzölçümündeki ... Devlet Ormanı, 97.00 metrekare yüzölçümlü ... Devlet Ormanı ve 111.200 metrekare yüzölçümlü ... Devlet Ormanının Hazine adına tesciline karar verildiği, kararın temyiz edilmeksizin kesinleştiği, 1999 yılında yapılan kadastro sırasında ... Devlet Ormanının (178.600 m²) 1465 parsel, ...Devlet Ormanının (97.000 m²) 1478 parsel, ... Devlet Ormanının (79.350 m²) 1473 parsel olarak tapu kütüğüne aktarıldığı ve Hazine adına kayıtlı olduğu, 1993 yılında yapılan sınırlaması yapılmamış ormanların kadastrosu ve 3302 sayılı Kanuna göre 2/B uygulama çalışmasında da orman sınırlarının değişmediği, çekişmeli taşınmazların kesinleşmiş orman sınırları dışında olduğu gibi Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/379, 380 ve 382 Esas sayılı dosyalarında da orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlendiğinden Orman İdaresinin karar düzeltme talebi yerinde görülmemiştir. 2. Davacının karar düzeltme talebine gelince; Davacı şirketin dayandığı tapu kayıtları, ilk tesisi Eylül 290 tarihli kayıttan gelen ...Çiftliği (tarla, çayır, mera, çiftlik, ebniyesi, han v.s. nitelikli) tapu kaydından gelmektedir. Tapu kaydında sınırlar ve nitelik belirtildiği halde, yüzölçümü belli değildir. Tapu kayıtları intikal görmüş, 1/2 hissesi Hazine, 1/2 hissesi ... v.s. adına kayıtlı iken 11.04.1958 tarihli zabıt ile ... Çiftliği 5939 dönüm 750 m², ...Çiftliği 5282 dönüm olarak belirlenip aralarında anlaşma sonucu ... Çiftliği tapu maliklerine bırakılıp ...Çiftliği ise Hazineye verilmiş, Hazine tarafından da 4753 ve 5618 sayılı Kanunlara göre köylülere dağıtılarak, bu anlaşmaya göre toprak tevzi haritası yapılmıştır. Davacı şirket, tapu maliklerine bırakılan ... Çiftliğini 11.03.1977 tarih, 18 ve 19 sayılı tapu kayıtları ile satın almıştır. Tapu kayıtlarında yüzölçüm yazılı değildir. Çekişmeli 1464, 1466, 1467, 1468, 1469, 1470, 1471, 1472, 1474, 1475, 1476, 1477 ve 1479 sayılı parsellerin, davacı şirket adına 1976 yılında yapılan tapulama sırasında tespit edilen 295, 296, 297, 298, 737 ve 738 sayılı parsellerle birlikte Mart 1977 tarih, 18 ve 19 sayılı tapu kaydı kapsamında olduğu anlaşılmaktadır. Hazine ile tapu sahipleri arasında düzenlenen 11.04.1958 tarihli zabıt da bunu doğrulamaktadır. Tapu kaydının ilk tesisinden itibaren yüzölçümü yazılı değildir. Tapu kaydı kapsamı, sınırlarda belirtilen yerlere göre belirlenmiştir. Orman bilirkişi kurulu raporunda da taşınmazların orman sınırları dışında, orman sayılmayan yerlerden olduğu belirlenmiştir. Taşınmazların davacının dayandığı tapu kayıtları kapsamında, orman sınırları dışında ve orman sayılmayan yerlerden olduğu mahkemenin de kabulündedir. 3402 sayılı Kanun'un 12/4. maddesine göre, kadastrosu tamamlanan yerlerde eski tapu kayıtlarının işleme tabi kayıt niteliğini kaybedeceği, bu kayıtlara dayanılarak kadastro ve tapu müdürülüklerinde işlem yapılamaz ise de bu tür kayıtlar hukukî kıymetini koruyup delil olma niteliğini kaybetmez. Eski tapu kayıtlarına dayanılarak açılan tescil davalarında tapu kayıtlarının uyması halinde, arazi ya da orman kadastrosunun kesinleştiği tarihten itibaren 10 yıl veya 20 yıl zilyetlik süresi aranmaz. Bu nedenle, İlk Derece Mahkemesinin davanın reddine karar vermesi ve Dairece kararın maddi yanılgı sonucu onanması doğru değildir. Ancak, davacı tarafın dayandığı tapu kayıtlarının niteliği tarla, çayır, mera, çiftlik ebniyesi, han vs. olarak belirtildiği, tapu kaydı kapsamında olan çayır ve meralar kamu malı niteliğinde olmayacağı halde, İlk Derece Mahkemesince çekişmeli taşınmazların niteliği ve kullanım durumu keşifte ziraat mühendisi bilirkişiler yardımıyla belirlenmemesi doğru görülmemiştir. O halde, İlk Derece Mahkemesinin davayı reddetmesi usul ve kanuna aykırı olduğundan, yerinde bir ziraat mühendisi ve fen elemanı bilirkişiler yardımıyla keşif yapıp, taşınmazların niteliği ve kullanım durumunu belirleyip, tüm delilleri birlikte değerlendirerek sonucuna göre karar vermesi için karar düzeltme talebinin kabulü ile hükmün bozulması gerekmiştir." gereğine değinilerek onama kararı kaldırılmış, hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan davanın kabulü ile ... ilçesi... köyünde kain, 2 pafta 1476, 1477 numaralı parseller ile 1477 parselden ayrılma... 19 sıra numaralı tapu kaydı içinde kalan 752 (149 ada 71 parsel) ve 680 (150 ada 33 parsel) numaralı parseller ile 3 pafta 1464, 1466, 1467, 1468, 1469, 1470, 1471, 1472, 1474 ve 1479 numaralı parsellerin yönünden davalılar adına olan tespitin iptaline, bu parsellerin keşif sonucu alınan 11.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda gösterilen krokiler ve yüzölçümlerine göre tarım arazisi vasfıyla 3402 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca taşınmazları devralan ... adına tapuya kayıt ve tesciline karar verilmiş; hüküm davacı ... vekili Avukat ..., temlik alan davacı ... vekili Avukat ..., davalı Hazine tarafından temyiz edilmiş, Yargıtay (Kapatılan) 20. Hukuk Dairesinin 2018/5208 Esas, 2018/7143 Karar sayılı kararıyla "1. Davalı Hazinenin 1476, 1477, 1464, 1466, 1467, 1468, 1469, 1470, 1471, 1472, 1474 ve 1479 parsel sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; Dosya kapsamına, Mahkemece uyulan bozma kararı gereğince işlem yapılarak hüküm kurulmuş olduğuna ve davacı ... tarafından Gebze 14. Noterliğinin 20.08.2013 tarihli ve 962 yevmiye numaralı düzenleme şeklindeki temliknamesi uyarınca, ... Çiftliği Mart 1977 tarihli, 18 ile 19 sıra nolu tapu kayıtlarına dayanılarak tespiti yapılan tüm taşınmazları ve taşınmazlar üzerinde tespit tarihinden önce doğmuş ve doğacak bilimum hakların tamamını hasıl olacak kesin sonuçların kabul edildiğide belirtilerek temlik alan ...'a devredildiği belirlenmek suretiyle 3402 sayılı Kanun'un 40. maddesi ve 6100 sayılı Kanun'un 125/2. maddesi dikkate alınarak hüküm kurulmasında bir isabetsizlik bulunmadığına göre yerinde görülmeyen temyiz itirazlarının reddiyle, usul ve yasaya uygun olan hükmün 1476, 1477, 1464, 1466, 1467, 1468, 1469, 1470, 1471, 1472, 1474 ve 1479 parsel sayılı taşınmazlar yönünden onanmasına karar vermek gerekmiştir. 2. Davalı Hazine ile davacı Şirket vekili ve temlik alan davacı vekilinin 1475 parsel sayılı taşınmaza yönelik temyiz itirazları yönünden; Davacı vekili dava dilekçesi ile çekişmeli diğer taşınmazlar ile birlikte 1475 parsel sayılı taşınmazın da tespitine itiraz ederek davacı adına tescilini talep etmiş, Mahkemece taşınmaz hakkında kurulan hüküm Dairemizce bozulmuş ve Mahkemece bozma ilamına uyulmasına karar verilmiş ancak yapılan yargılama sonucunda 1475 parsel sayılı taşınmaz hakkında hüküm kurulmamıştır. 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun)297/2. maddesinde “Hükmün sonuç kısmında, gerekçeye ait herhangi bir söz tekrar edilmeksizin, taleplerden her biri hakkında verilen hükümle, taraflara yüklenen borç ve tanınan hakların, sıra numarası altında; açık, şüphe ve tereddüt uyandırmayacak şekilde gösterilmesi gereklidir.” düzenlemesi mevcut olmasına ve kadastro hakimi tarafından dava konusu edilen her bir taşınmaz hakkında sicil oluşturulması zorunlu olmasına rağmen Mahkemece 1475 parsel sayılı taşınmaz hakkında olumlu veya olumsuz bir hüküm kurulmaması kanuna aykırı olup bozmayı gerektirmiştir. Kabule göre de, açılan davanın kabulüne karar verilmesine rağmen adına tescil kararı verilen davacı ... lehine 3402 sayılı Kanun'un 31/3. maddesi uyarınca vekalet ücreti takdir edilmemesi ve yargılama giderlerinin davacı üzerine bırakılmasına karar verilmesi hukuka aykırıdır. 3. Davalı Hazinenin 752 parsel (yeni 149 ada 71 parsel) ve 680 parsel (yeni 150 ada 33 parsel) sayılı taşınmazlara yönelik temyiz itirazları yönünden; Mahkemece 752 parsel (yeni 149 ada 71 parsel ) ve 680 parsel (yeni 150 ada 33 parsel) sayılı taşınmazların çekişmeli 1477 parsel sayılı taşınmazdan ifraz olduğu ve davacının dayandığı 1977 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydı kapsamında kaldığı gerekçesiyle temlik alan davacı adına tesciline karar verilmiştir. Dava dosyasının incelenmesinde 752 parsel sayılı taşınmazın 1976 tarihinde yapılan kadastro sırasında tamamen orman alanında kaldığına dair beyan ile mera vasfıyla tespit edildiği ve özel siciline yazılmasına karar verildiği ve tutanağın 17.05.1977 tarihinde kesnleştiği, 680 parsel sayılı taşınmazın ise çayır vasfıyla Baklalı köyü tüzel kişiliği adına tespit edildiği, Hazine tarafından tapulama komisyonu nezdinde tespite itiraz edildiği ve komisyon tarafından itirazın reddedildiği anlaşılmıştır. Mahkemece hükme esas alınan bilirkişi raporunda da 1977 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kaydının bir yönünün Kirazlıdere olduğu ancak keşif sırasında mahalli bilirkişilerce Kirazlıdere olarak gösterilen yerin aslında Musanallı deresi olduğu, Kirazlıderenin ise 1477 parsel sayılı taşınmazın sınırında değil 14747 parsel sayılı taşınmazın kuzeyinde bulunan 752 ve 680 parsel sayılı taşınmazların daha kuzeyinde yer aldığı, yöreye alt memleket haritasın üzerinde bu durumun belirlenerek bilirkişi raporuna eklendiği ve 752 ve 680 parsel sayılı taşınmazların da 1977 tarihli ve 19 sıra numaralı tapu kapsamında bulunduğu yönünde rapor tanzim edildiği anlaşılmaktadır. Ancak Mahkemece çekişmeli 752 ve 680 parsel sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak ve varsa komisyon karar asılları veya onaylı örnekleri ile tapu kayıt örnekleri ve taşınmazlar dava sonucu tapuya tescil edilmiş iseler dava dosyaları getirtilmemiş, taşınmazların kadastro tutanaklarının dava tarihinde kesinleşip kesinleşmediği ve taşınmazlar hakkında kadastro mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu duraksamaya yer vermeyecek şekilde tespit edilmeden hüküm tesis edilmiş, çekişmeli 752 ve 680 parsel sayılı taşınmazlar yönünden Kadastro Mahkemesinin görevli olup olmadığı hususunda duraksama hasıl olmuştur. Bu nedenle Mahkemece 752 parsel (yeni 149 ada 71 parsel ) ve 680 parsel (yeni 150 ada 33 parsel) sayılı taşınmazlara ait kadastro tutanak ve varsa komisyon karar asılları veya onaylı örnekleri, komisyon kararlarının taraflara tebliğ edildiğine dair belgeler, taşınmazlara ait tapu kayıt örnekleri ve taşınmazlar dava sonucu tapuya tescil edilmiş iseler dava dosyaları asılları bulundukları yerlerden getirtilmeli, çekişmeli taşınmazların kadastro tutanaklarının hangi tarihte ve ne şekilde kesinleştiği duraksamaya yer vermeyecek şekilde belirlenmeli, yine taşınmazların Orman İdaresinin ... aleyhine açtığı ve kesinleşen Çatalca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 1983/379 Esas, 1985/253 Karar, 1983/380 Esas, 1985/254 Karar ve 1983/382 Esas, 1985/11 Karar sayılı dava dosyalarının kapsamında kalıp kalmadığı tespit edilmelidir. Kadastro Mahkemesinin görevi kadastro tutanağının tanzimi tarihinden tutanağın kesinleşmesine kadar geçecek zaman içindeki itiraz ve davalar için söz konusudur. Başka bir anlatımla; 3402 sayılı Kadastro Kanunu'nun 26. maddesinin 4. fıkrasına göre, Kadastro Mahkemesinin görevinin kadastro tutanağının düzenlendiği günde başlayacak, hakkında tutanak düzenlenmeyen veya düzenlenmiş olup kesinleşen taşınmazlarla ilgili davaların genel mahkemede görülmesi gerekecek, tutanak kesinleştikten sonra Kadastro Mahkemesinin görevinin sona erecektir. Mahkemece bu yasal düzenleme gözönünde bulundurularak taşınmazların tutanaklarının dava tarihinde kesinleşmiş olması halinde kadastro mahkemesinin görevli olup olmadığı hususu tartışılmalı, oluşacak sonuca göre bir karar verilmelidir." gereğine değinilerek hükmün bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yargılamaya devam edilmiş, 752 parsel (yeni 149 ada 71 parsel) ve 680 parsel (yeni 150 ada 33 parsel) sayılı taşınmazlar hakkındaki dava tefrik edildikten sonra yapılan yargılama sonucunda davacı ... tarafından davalılar aleyhine açılan ve Kanun'un 40. maddesi uyarınca taşınmazları devralan ...'ın davasının kabulüne 1475 numaralı parselin kadastro tespit tutanağındaki tespitin iptali ile 30.05.2018 tarihinde yapılan keşif sonucu alınan 11.06.2018 tarihli bilirkişi raporunda gösterilen krokiler ve yüzölçümlerine göre tarım arazisi vasfıyla 3402 sayılı Kanun'un 40. maddesi uyarınca taşınmazları devralan ... adına tapuya kayıt ve tesciline, karar verilmiş; hüküm davalılar Hazine ve Orman İdaresi tarafından temyiz edilmiştir. Tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyulan bozma ilamı doğrultusunda inceleme ve araştırma yapılarak, mevcut deliller takdir edilerek karar verildiğine, uygulanması gereken hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığına, bozmaya uyulmakla taraflar lehine ve aleyhine kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin yeniden incelenmesine hukukça imkan olmadığı gibi 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) Geçici 3. maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428. maddesi ile 439. maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerin biri de bulunmadığına göre İlk Derece Mahkemesi kararında yazılı gerekçeler dikkate alındığında temyizen incelenen karar usul ve kanuna uygun olup davalılar Hazine ve Orman İdaresinin temyiz dilekçelerinde ileri sürdükleri nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. S O N U Ç : Yukarıda açıklanan nedenlerle; Temyiz itirazlarının reddi ile hükmün ONANMASINA, 7139 sayılı Kanun'un 33. maddesi uyarınca Orman İdaresinden harç alınmasına yer olmadığına, Harçtan muaf olduğundan Hazineden harç alınmasına yer olmadığına, 1086 sayılı Kanun'un 440/I maddesi gereğince Yargıtay ilamının tebliğinden itibaren 15 gün içinde karar düzeltme isteğinde bulunulabileceğine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 14.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! eeff041ddf0f22ca 0eeb616a34c73398

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 8. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı