Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/4312 E., 2025/3042 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/4312 E., 2025/3042 K. (17.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4312
Karar No
2025/3042
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tapu

7. Hukuk Dairesi 2024/4312 E. , 2025/3042 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1159 E., 2024/1124 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Pamukova Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/97 E., 2023/130 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde temyiz eden davacı vekili Av. .... ile karşı taraftan davalı.... San. Tic. Ltd. Şti. vekili Av. ... geldiler. Başka gelen olmadı. Açık duruşmaya başlandı. Gelenlerin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra açık duruşmanın bittiği bildirildi. İşin incelenerek karara bağlanması için Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili özetle; dava konusu ... parselin öncesinde ...’ye ait olduğunu ve üzerinde ... Şirketinin fabrika binasının bulunduğunu, ... parseli alabilmek amacıyla ... ile leasing sözleşmesi yapan ..’ın leasing borçlarını ödeyemeyince ... Şirketi’ni satın almayı düşünen müvekkilinin fabrika binasının bulunduğu parseli kaybetmemek amacıyla ...’ın leasing borçlarını üstlenmek zorunda kalarak ... ile .... Noterliğinde 12.02.2016 tarihli satış vaadi sözleşmesi akdettiğini, satış vaadi sözleşmesinde ... parselin 2.500.000,00 TL taşınmaz bedeli ile 74.400,00 TL vekalet ücreti karşılığında davacıya satılacağının, bu bedelin 1.000.000,00 TL’sinin peşin, bakiye bedelin ise en geç 29.04.2016 tarihinde ödeneceğinin ve borçlar ödenince taşınmazın davacıya devredileceğinin ayrıca ...’nin leasing borçları nedeniyle ...’ı ibra edeceğinin kararlaştırıldığını, satış vaadi sözleşmesinde de yazılı olduğu üzere müvekkilinin 1.000.000,00 TL peşinatı sözleşme günü ödediğini, ancak taşınmazın leasing borçları dışında da prim borcu gibi pek çok borcunun çıktığını, bunun üzerine aynı zamanda davacının akrabası da olan ... Şirketinin sahibi ...’in ...’ı devreye soktuğunu, akrabalık bağının verdiği güveni de kullanan ... tarafından davacıya taşınmazın ...’ye olan bakiye borcunun ... tarafından ödeneceğinin söylendiğini, ayrıca ...’in ...’ye önceden gelen borçlarının da olduğunu, hem ...’in ...’ye olan şahsi borçlarının karşılığı olarak hem de taşınmazın ...’ye olan borçları ödeninceye ve ...’in ...’ye olan borçları kapanıncaya kadar taşınmazın ...’nin yetkilisi olduğu davalı ... İnşaat Ltd adına tescil edilmesini ...’in davacıdan istediğini, bunun üzerine davacının ... parseli davalı ... İnşaat Ltd adına tescil etmesi için ...’ye 25.05.2016 tarihli muvafakatnameyi verdiğini, muvafakatte satış vaadi sözleşmesinin 3.d, 3.e ve 3.g maddelerinin saklı tutulduğunu, 3.d maddesinde taşınmazın davacı adına tescil edileceğinin yazılı olduğunu, muvafakatte bu maddelerin saklı tutulmasının davalı ... İnşaat ile davacı arasındaki inançlı işlemi kanıtladığını, inançlı işleme göre borçların davacı tarafından ödenmesi üzerine taşınmazın davalı ... İnşaat tarafından davacı adına devri gerektiğini, bütün borçların davacı tarafından ödenmesine karşın davalı ... İnşaat Ltd’nin ... parseli davacıya devretmediğini, aksine muvazaalı olarak diğer davalı ... Ltd’ye devrettiğini ileri sürerek dava konusu taşınmazın tapusunun iptali ile müvekkili adına tescilini aksi halde terditli olarak taşınmaz bedelinin tahsilini istemiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... İnşaat Ltd vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; zamanaşımı süresinin geçtiğini, davacının teklifi üzerine müvekkilinin taşınmazı bedeli karşılığında, ...’ye olan borçları ödenerek satın alındığını, bu hususta ...’nin ibraname verdiğini, müvekkili tarafından taşınmazın satın alınması için davacının muvafakat verdiğini, müvekkilinin taşınmazı satın aldıktan sonra taşınmaza bakım ve onarım yapıp değer kazandırdıktan sonra diğer davalıya karla sattığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2.Davalı ... Ltd Şti vekili süresinde sunduğu cevap dilekçesinde özetle; müvekkilinin tapu kaydına güvenen iyiniyetli 3. kişi olduğunu, taşınmazı satın alırken tapu kaydında davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkiyi gösterir bir tedbir veya takyidat olmadığını, müvekkilinin davacı ile diğer davalı arasındaki ilişkiyi kesinlikle bilmediğini, ilanını sahibinden.com dan görerek ve Halk Bank’tan kredi kullanarak taşınmazı 4.000.000,00 TL satış bedeli ödeyerek satın aldığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; inançlı işlemin kanıtlanamadığı, sebepsiz zenginleşmede öngörülen iki yıllık zamanaşımı süresinin geçtiği, davalı ... Ltd'nin iyiniyetli 3. kişi olduğu gerekçeleriyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararının hukuka uygun olduğu gerekçesiyle başvurunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili, davalı ... İnşaat Ltd'nin temsilcisi ... ... tarafından müvekkiline gönderilen e-postadaki “Fabrikanın tarafıma ait olan 411.000 Euronun durumu vs. konuları netleşerek masada konuşulacak konuların yerli yerinde olması gerekir” ibarelerinin davalının taşınmazda sadece 411.000 Euro’ya ilişkin hak iddiasında bulunduğunu ve ayni hak iddiasının olmadığını gösterdiğini, e-postadaki anılan ibarenin davalı ... İnşaat Ltd ile davacı arasındaki inançlı işlemi kanıtladığını ayrıca e- postadaki “tarafıma ait olan” ibarelerinin davalı ... İnşaat Ltd'nin taşınmazın tamamında hak sahibi olmadığının da ikrarı olduğunu, ikrarın zamanaşımı süresini kestiğini, zamanaşımının eldeki dosyada tapu iptal tescil talebinin reddine ilişkin kararın kesinleşmesi ile başlaması gerektiğini, inançlı işlem iddiasının 10 yıllık zamanaşımı süresine tabi olduğundan zamanaşımı süresinin geçmediğini, müvekkili tarafından dava konusu taşınmaz için 1.436.400,00 TL ödeme yapıldığının banka dekontları ile sübut bulduğunu, en azından bu değer üzerinden yapılacak oranlama sonucunda taşınmazın %55,80’inin müvekkili adına tescili gerektiğini, aksi halde bu orana tekabül eden dava tarihindeki taşınmaz değerinin müvekkiline ödenmesi yönünde karar verilmesi gerektiğini, mahkemece davacının ödediği bedelin 1.299.000,00 TL olarak kabulünün hatalı olduğunu, 39.400,00 TL ve 98.000,00 TL ödemelere ilişkin banka dekontlarını sunduklarını, 1.436.400,00 TL ödedikleri kabul edilerek bilirkişilerden ek rapor alınması gerektiğini, tanık beyanının hatalı değerlendirildiğini, tanık ...’ın beyanlarının davalarını ispatladığını, davalı tanıklarının ise konuya ilişkin bilgi sahibi olmadıklarını, beyanlarının duyuma dayalı olduğunu, müvekkili tarafından ...’ye verilen muvafakatnamede satış vaadi sözleşmesinin 3.d, 3.e, 3.g maddelerinin saklı tutulmasının davalı ... İnşaat Ltd ile müvekkili aralarındaki inanç ilişkisini kanıtladığını, zira saklı tutulan maddelerde taşınmazın müvekkili adına tescil edileceğinin kararlaştırıldığını, davalı ... Ltd'nin kendisine gönderdiği e-posta ile müvekkiline Belediyelerden olan alacaklarını teklif ettiğini, bu teklifin yapılmasının müvekkilinin taşınmazda hak sahibi olduğunun ikrarı niteliğinde olduğunu, ayrıca taşınmazın davalı ... İnşaat Ltd tarafından davalı ... Ltd'ye satılmış olmasına karşın taşınmazın fiilen davalı ... İnşaat Ltd'nin kullanımında olmasının davalılar arasındaki muvazaayı kanıtladığını, davalı ... Ltd’nin tapu siciline güvenen iyiniyetli 3. kişi olarak kabul edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, inançlı işlemden kaynaklanan tapu iptal tescil terditli alacak istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşma vekâlet ücreti 28.000,00 TL'nin davacıdan alınarak davalı ... Ltd Şti'ye verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 08849de541eb6265 febbf9783ed211f5

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı