7. Hukuk Dairesi 2024/3159 E. , 2025/1646 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1058 E., 2024/1179 K. DAVACI-KARŞI DAVALI : ... vekili Avukat ... DAVALI-KARŞI DAVACI : ... vekili Avukat ... İLK DERECE MAHKEMESİ : Ladik Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/93 E., 2023/309 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne, duruşma talebinin değerden reddine karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili; dava konusu 400 ada 7 parsel üzerindeki evin müvekkilini evlat edinen muris Mahmut Kalyoncu'ya ait olduğunu, davalının taşınmaz ve üzerindeki evin tamamını bugüne kadar haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullandığını belirterek el atmanın önlenmesi ve ecrimisil talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı vekili; dava konusu taşınmaz üzerindeki evin müvekkilinin vefat eden eşi tarafından inşa edildiğini, eşi öldükten sonra da müvekkili tarafından inşasına devam edildiğini, evin birçok eksiğini müvekkilinin tamamladığını, doğalgaz kalorifer tesisatı, çatı ve diğer inşaatları yaptırdığını, davacının bu giderlere hiç bir katkısının olmadığını, eve yapılan bu masrafların ödenmeden müvekkilinden taşınmazın tahliyesinin talep edilemeyeceğini belirterek davanın reddini istemiş, karşı dava olarak eve yaptığı inşa ve katkıların davacıya menfaat ve zenginlik kattığını belirterek şimdilik 5.000,00 TL talep etmiştir. 2.Davacı-karşı davalı vekili; karşı davaya cevap olarak derdestlik itirazında bulunduklarını, dava konusu taşınmaz hakkında katılım alacağı talebiyle dava açıldığını, Ladik Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/109 Esas ve 2022/63 Karar sayılı kararı ile katılım alacağının müvekkilinden alınarak davalı/karşı davacıya ödenmesine karar verildiğini, söz konusu karara karşı istinaf yoluna gidildiğini ve dosyanın hâlen derdest olduğunu, ayrıca karşı davaya karşı zamanaşımı itirazlarının bulunduğunu, şuf'a davasının 03.05.2018 tarihinde kesinleştiğini, bu kesinleşme tarihinden itibaren 2 yıllık zamanaşımının dolduğunu, karşı tarafın 3. kişiye satmış olduğu taşınmazın üzerindeki inşaata herhangi bir katkı yapmış olduğu iddiasının muhatabının Adem Tulum olduğunu, husumet yokluğu nedeniyle karşı davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile dava konusu parselin üzerinde bulunan evin 3/4 hissesinin ...'ya, 1/4 hissesinin Adem Tulum'a ait olduğuna ilişkin muhdesat beyanı bulunduğu, davacının davalı tarafın dava konusu taşınmaz üzerindeki mülkiyet hakkı ile birlikte her türlü diğer tüm haklarının 2016 tarihinde açtıkları şuf'a davası sonucu verilen tapu iptali ve tescil kararının kesinleşme tarihi ile birlikte tamamen son bulduğunu iddia ettiği, dava tarihi itibari ile dava konusu taşınmazın tapu kaydında hiç bir hissesi bulunmayan davalının taşınmazda fuzuli şagil olduğu, davalı taşınmazda ortak olmayıp 3. kişi konumunda bulunduğundan intifadan men koşulundan bahsedilemeyeceği, davalı tarafın dava konusu taşınmazı ve üzerindeki evin tamamını haksız ve hukuka aykırı bir şekilde kullandığı, murisin eşi olan davalının bu evde oturma hakkının miras nedeni ile mülkiyet ve aile konutu olmasından kaynaklı hakka dayandığı şeklindeki iddialarına itibar edilemeyeceği, karşı davacının alacak iddiası ise, fuzuli işgal edilen taşınmaza yapılan faydalı masraf alacağı olup zarar yalın bir haksız eylemden kaynaklanıp taraflar arasında düzenlenen geçerli bir sözleşmeye bağlı olarak yapılan işlemlerden dolayı gerçekleşmediği, bu nedenle davada zamanaşımı süresinin tespitinde uygulanması gereken sebepsiz zenginleşmeden kaynaklanan 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun 82. maddesi hükmü olup genel zamanaşımına ilişkin olarak düzenlenen 146. maddesi hükmünün somut olayda uygulama imkânı olmadığı, karşı davalının derdestlik itirazı yerinde görülmediği, ancak karşı dava haksız fiilden kaynaklanan iki yıllık zamanaşımı süresine tabi olmakla ve hak sahibinin taşınmazın mülkiyetini kaybettiği ve bu itibarla geri isteme hakkı olduğunu öğrendiği tarihten başlayarak dava tarihi itibariyle iki yıllık zamanaşımı süresi dolduğu gerekçesiyle asıl davanın kabulüne, 400 ada 7 parsel sayılı taşınmaza ve üzerinde bulunan eve davalı/karşı davacının el atmasının önlenmesine, 14.867,00 TL toplam ecrimisil bedelinin davalı/karşı davacıdan tahsiline, karşı davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı-karşı davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı/karşı davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Mahkemece deliller toplanmadan eksik incelemeyle karar verildiğini, ortak muristen kalma taşınmazlardan bir kısmını davacı/karşı davalının kullandığını buna dair herhangi bir kira ödemediğini buna karşılık müvekkilinin eşinden kalma evde oturduğunu davacının da bu zamana kadar buna ses çıkartmadığını, dava konusu edilen taşınmazın müvekkilin vefat eden eşi ve kendisi tarafından inşa edildiğini, müvekkilinin eşi öldükten sonra da müvekkili tarafından inşasına devam edildiğini, ortada haksız bir müdahale olmadığını, eve katılan bu değerler ödenmeden müvekkilinden taşınmazı tahliye etmesinin talep edilemeyeceğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada el atmanın önlenmesi ve ecrimisil, karşı davada sebepsiz zenginleşmeye dayalı tazminat istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davalı/karşı davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! cfd9ecb314eb65d1 c310adf45e274fcb