Yargıtay Kararları › Yargıtay 7. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/3853 E., 2025/1648 K.

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi 2024/3853 E., 2025/1648 K. (25.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 7. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3853
Karar No
2025/1648
Karar Tarihi
25.03.2025
Konu
Tazminat

7. Hukuk Dairesi 2024/3853 E. , 2025/1648 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İzmir Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/270 E., 2024/442 K. YARGILAMANIN İADESİNİ TALEP EDEN DAVALI : ... vekilleri Avukat ... vd. İLK DERECE MAHKEMESİ : Seferihisar 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/686 E., 2023/767 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı yargılamanın iadesini talep eden vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Yargılanmanın iadesini talep eden vekili; taraflar arasında görülen el atmanın önlenmesi ve eski hâle getirme davasında Mahkemece 2016/334 Esas, 2017/489 Karar sayılı ilâmı ile davanın kabulüne karar verildiğini, yine 2015/456 Esas, 2016/190 Karar sayılı dosyası ile açılan ecrimisil, manevi tazminat ve maddi tazminata ilişkin davada davanın kısmen kabulüne karar verildiğini ancak Yargıtay 8. Hukuk Dairesinin 2018/10048 Esas, 2021/1229 Karar sayılı kararı ile müvekkilinin temyiz itirazlarının kabulüne karar verilerek bozulduğunu, bu nedenle yargılamanın iadesi talebinde bulunulmasının zorunlu olduğunu, gerek dava tarihinde gerekse keşif tarihinde dava konusu yere el atıldığı ispatlanamadığından davacının haksız davasının reddine, vekalet ücreti ve yargılama giderinin karşı tarafa yükletilmesine, mahkeme aksi kanaatte ise bilirkişi raporunda açıkça belirtilen herhangi bir faaliyetin olmadığı ve 03.04.2017 tarihli keşif tutanağında mahkemenin "hâlihazırda kullanılmadığı bir faaliyette bulunmadığı" tespiti dikkate alınarak davanın konusuz kaldığına ilişkin hüküm kurulması gerekmekte iken aksi yönde karar tesisi ile maktu harç ve maktu vekalet ücretine hükmedilmemesinin hukuka açıkça aykırı olduğunu belirterek yargılamanın iadesi taleplerinin kabulüne karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili; davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile yargılamanın iadesini talep eden tarafın dayandığı hususların 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 375. maddesinde sınırlı sayıda belirtilen söz konusu koşullar içerisinde bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde yargılamanın iadesini talep eden vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Yargılamanın iadesini talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki Seferihisar Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/456 Esas, 2016/190 Karar sayılı dosyasının Yargıtayca bozulduğunu, bozma kararının içeriğinin 2016/334 Esas, 2017/489 Karar sayılı dosyada verilen kararla doğrudan bağlantılı olduğunu, bu kapsamda yargılamanın iadesi talep edildiğini, 17.04.2017 tarihli bilirkişi raporunu kabul etmediklerini, keşif sırasında taşınmazın kullanılmadığının ve herhangi bir faaliyette bulunulmadığının tespit edildiğini, Yargıtay bozmasının da söz konusu karardan sonraki tarihli olup, yargılamanın iadesi için yapılacak incelemede bu durumun önem arz ettiğini, el atmanın önlenmesi davasının konusuz kaldığını, davacı lehine maktu vekalet ücretine hükmedilmesi gerektiğini, yine maktu harç alınması gerektiğini, keşif tarihinde dava konusu taşınmaza el atıldığının ispatlanamamış olduğunu ve davanın reddi gerektiğini, davalının taşınmaza haksız el atmadığını, sözleşmeye istinaden taşınmazı satın aldığını, 17.01.2022'de başvurma, 17.05.2022 tarihinde ise peşin harç ödenmesine rağmen mahkemece iadesine karar verilmediğini ileri sürerek kararın bozulmasını istemiştir. B.Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, yargılamanın iadesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup yargılamanın iadesini talep eden vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.03.2025 tarihinde kesin olmak üzere oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 7. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı