Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2025/998 E., 2025/2056 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/998 E., 2025/2056 K. (15.05.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/998
Karar No
2025/2056
Karar Tarihi
15.05.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2025/998 E. , 2025/2056 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi(İlk Derece) SAYISI : 2023/2 E., 2023/2 K.

I. TALEP Talep eden yüklenici vekili talep dilekçesinde özetle; taraflar arasındaki 01.11.2012 tarihli sözleşme uyarınca iş sahibine 10.000.000,00 TL'lik teminat verildiğini, açılan hakem heyeti davasında, söz konusu teminatın nakde çevrilmesinin önlenmesi için hakem heyetinden ihtiyati tedbir kararı talebinde bulunulduğunu ve hakem heyetinin 24.10.2014 tarihli ara kararı gereğince bu teminat mektubunu nakde çevrilmesinin önlenmesi için 10.000.000,00 TL'lik kesin ve süresiz teminat mektubu sunulduğunu, bu mektubun ilk hakem dosyasına sunulu olduğunu ve ilk hakem heyeti kararının Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nce kısmen iptal edildiğini, bu kararın uygulanabilmesi ve alacak kalemlerinin belirlenebilmesi için ikinci kez hakem heyetine başvurulduğunu ve ikinci hakem heyeti kararının iptali konusunda da Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 31. Hukuk Dairesi'nde dava açıldığını, asıl ve birleşen davaların reddedildiğini ve bu kararın da kanun yollarından geçerek kesinleştiğini belirterek ilk hakem heyeti dosyasına sunulan 10.000.000,00 TL'lik teminat mektubunun taraflarına iadesine karar verilmesini talep etmiştir.

II. BÖLGE ADLİYE MAHKEMESİ KARARI Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile "İhtiyati tedbirde teminat gösterilmesi" başlıklı 6100 sayılı HMK'nın 392/2. maddesinde asıl davaya ilişkin hükmün kesinleşmesinden veya ihtiyati tedbir kararının kalkmasından itibaren 1 ay içinde tazminat davasının açılmaması üzerine teminatın iade edileceği düzenlenmiştir. Yasal düzenlemeden anlaşılacağı üzere, teminatın iadesinde görevli mahkemenin, asıl davaya ilişkin kesinleşen hükmü veren mahkeme olduğunda duraksama bulunmamaktadır. Talebe konu 10.000.000,00 TL'lik teminat mektubunun Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nin kesinleşen 2020/6 Esas, 2020/7 Karar sayılı kararına konu olan ilk hakem kurulunca ihtiyati tedbir kararının teminatı olarak sunulduğu, bu itibarla bu teminatın iadesi talebi yönünden görevli mahkemenin de adı geçen ilk hakem heyeti kararının (17.02.2017 tarihli) iptali konusunda davanın açıldığı Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi olduğundan, teminatın iadesi talebi yönünden 6100 sayılı HMK'nın 392/2 maddesi uyarınca Dairenin görevli olmaması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

III. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Talep eden vekili temyiz dilekçesinde özetle : a. Teminatın iadesine ilişkin talebin Bölge Adliye Mahkemesi’nin her iki Dairesince görevli olmadığı gerekçesiyle reddedildiğini, teminatın iadesine ilişkin talep de değerlendirilerek hangi mahkemenin görevli olduğunun tespitine karar verilmesini talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hakem heyeti tarafından ihtiyati tedbir kararı verilmesi için alınan teminat mektubunun iadesi istemine ilişkindir. HMK’nın 439. maddesine göre hakem kararlarına karşı yalnızca iptal davası açılabilir ve iptal nedenleri bu maddede yer alan nedenlerle sınırlıdır. Yine iptal davası sonucunda verilen kararlara karşı da iptal nedenleri ile sınırlı olmak üzere temyiz yoluna başvurulabilir. Dayaya konu uyuşmazlıkta; talep eden yüklenici ile iş sahibi LÖSEV arasında 01.11.2012 tarihli “Lösev Eğitim ve Sağlık Kampüsü-Lösemili Çocuklar Kenti Projesinin Gerçekleştirilmesi Sözleşmesi” imzalanmıştır. Sözleşmenin 46. maddesi ile çıkacak ihtilâfların çözülmesi hususunda tahkim şartı getirilmiş, sözleşmenin ifası sırasında çıkan uyuşmazlık nedeniyle yüklenici şirket tarafından tahkime başvurulmuş, tahkim yargılaması devam ederken iş sahibi vakıf tarafından karşı dava açılmıştır. Hakem heyetince yapılan yargılama neticesinde 10.02.2017 tarihli karar ile; asıl dava ve karşı davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, verilen karara karşı iş sahibi tarafından iptâl davası açılmış, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi’nce iptâl davasının reddine karar verilmiş, bu daire tarafından verilen karar (Kapatılan) 15. Hukuk Dairesi'nce usulen bozulmuş ve bozma kararı üzerine Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 27. Hukuk Dairesi'nce verilen son karar kanun yollarından geçerek kesinleşmiştir. Talep eden yüklenici vekili, bu hakem heyeti dosyasına sunmuş olduğu 10.000.000,00 TL'lik teminat mektubunun iadesini talep etmektedir. HMK’nın 412. maddesinde tahkim sözleşmesi; tarafların, sözleşme veya sözleşme dışı bir hukuki ilişkiden doğmuş veya doğabilecek uyuşmazlıkların tamamı veya bir kısmının çözümünün hakem veya hakem kuruluna bırakılması hususunda yaptıkları sözleşme olarak tanımlanmıştır. Yine yasanın 408. maddesinde, taşınmaz mallar üzerindeki ayni haklardan veya iki tarafın iradelerine tabi olmayan işlerden kaynaklanan uyuşmazlıklar tahkime elverişli değildir hükmü ile tahkim sözleşmesi yapılabilecek alanların sınırları çizilmiştir. Ülkemizde tahkimin uygulanmasını arzulayan kanun koyucu, HMK'da yaptığı düzenlemeler ile mahkemelerin tahkim yargılamasına yardımını ve müdahalesini sınırlandırmıştır. HMK’nın 411 maddesinde açıkça, “tahkim yargılamasına mahkemelerin yardımı, bu kısımda açıkça izin verilmiş hallerde mümkündür” hükmünü getirmiştir. Sınırlılık ilkesi denilen bu kurala göre, hangi hallerde mahkemeye başvurulabileceği ve mahkemenin yardımının alınacağı tek tek sayılmıştır. Bunlar; HMK’nın 413. maddesi gereğince tahkim itirazı, 414. maddesi gereğince ihtiyati tedbir ve delil tespitinin alınması ve icrası, 416. maddesi gereğince hakemlerin seçilmesi, 418. maddesi gereğince hakemlerin reddi, 420. maddesi gereğince hakemlerin görevini yerine getirememesi nedeniyle görevinin sona erdirilmesi, 427. maddesi gereğince tahkim süresinin uzatılması, 432. maddesi gereğince hakem veya hakem kurulunun onayı ile delillerin mahkemece toplanması, 438. maddesi gereğince ve bu maddede belirtilen hallerle sınırlı olmak üzere hakem kararının iptâli ve son olarak 443. maddesi gereğince ve sınırlı hallerde yargılamanın iadesinin istenmesidir. Görüldüğü gibi hakimin yardımının istenebileceği haller tek tek sayılmak suretiyle her konuda mahkemeye başvurulmasının ve mahkemece de her konuda tahkim yargılamasına müdahil olunmasının önüne geçilmesi amaçlanmıştır. HMK’nın 414/1 inci maddesinde, tahkim yargılaması sırasında hakem ve hakem kurulu taraflarca aksi kararlaştırılmamışsa, taraflardan birinin talebi üzerine bir ihtiyati tedbirin alınmasına veya delil tespitine karar verebilir. Hakem veya hakem kurulu, ihtiyati tedbir kararı vermeyi, uygun bir teminat verilmesine bağlı kılabilir. Maddenin üçüncü fıkrasında ise ihtiyati tedbir ya da delil tespiti için mahkemeye başvuru sınırlı şekilde gösterilmiş, sadece hakem veya hakem kurulunun ya da taraflarca görevlendirilecek bir başka kişinin zamanında veya etkin olarak hareket edemeyecek olduğu hallerde, taraflardan birinin ihtiyati tedbir veya delil tespiti için mahkemeye başvurabileceği düzenlenmiştir. Bu hâller mevcut değil ise mahkemeye başvuru, sadece hakem veya hakem kurulundan alınacak izne veya tarafların bu konudaki yazılı sözleşmesine dayanılarak yapılır. Söz konusu açıklamaya göre somut uyuşmazlığı değerlendirdiğimizde; ihtiyati tedbir kararı kapsamında hakem heyetince alınan teminat mektubunun iadesi bölge adliye mahkemesinden istenmiş ise de, bu talep iptal davası mahiyetinde değildir. Yine HMK’nın 411 inci maddesinde az yukarıda belirtildiği üzere hakime başvurulacak ve hakimin müdahalesini gerektiren haller tek tek sayılmış olup, Kanun'un 444. maddesinde de, bu kısımda düzenlenen konularda, aksine hüküm bulunmadıkça bu Kanun'un diğer hükümlerinin uygulanmayacağı da düzenlendiğinden, ihtiyati tedbir kararı Kanun'un 414/3 üncü maddesi uyarınca mahkemeden de istenmeyip, hakemden talep edildiğinden tedbir kararına dayanak olan teminat mektubunun iadesi isteminin de ancak hakemden talep edilmesi gerekir. Taraflar arasında düzenlenen tahkim sözleşmesinde, bu sözleşmeden doğacak uyuşmazlıkların tahkimde görüleceği kararlaştırılmış olup burada yer alan tahkim şartı bu sözleşmeden doğacak tüm uyuşmazlıklar açısından geçerli ve bağlayıcıdır. Bu nedenle Bölge Adliye Mahkemesinin bu uyuşmazlığa bakması mümkün olmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince bu kararlara karşı temyiz yoluna başvurulması da mümkün değildir. Zira HMK’nın 439/6. maddesinde açık bir şekilde, hakem kararlarına karşı açılan iptal davaları hakkında verilen kararlara karşı temyiz yoluna başvurulabileceği belirtilmiştir. Bu talep ve verilen karar bu mahiyette olmadığından temyiz isteminin reddine karar vermek gerekmiştir.

IV. KARAR Açıklanan sebeplerle; Talep eden vekilinin temyiz isteminin REDDİNE, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde ilgilisine iadesine, 6100 sayılı HMK m. 372 gereğince işlem yapılmak üzere dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,15.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c95b468416e17cde 87ee30fa6d9e6f1e

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı