6. Hukuk Dairesi 2025/442 E. , 2025/1333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/901 E., 2024/600 K. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak verilen karar, davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile davalının sistem kullanım anlaşması imzaladığını, davalı şirketin sözleşmeden kaynaklanan ödeme yükümlülüğünü yerine getirmediğini, sistem kullanım anlaşmasının 10'uncu maddesinde yer alan ceza-i hükümler kapsamında düzenlenen 2003-2008 dönemlerine ait 16.02.2011 tarihli ve 572352 no'lu 252.340,88 TL tutarındaki sistem kullanım ceza fatura bedelini ödemediğini, 4 Sistem Kullanım Ceza Fatura tarihi 16.02.2011 fatura bedeli 252.340,88 TL'lik sistem kullanım ceza fatura bedeli alacaklarının, faturanın son ödeme tarihinden itibaren tahsil tarihine kadar işleyecek 6183 sayılı Amme Alacaklarının Tahsil Usulü Hakkında Kanun'un 51'nci maddesinde öngörülen gecikme zammı ve gecikme zammı KDV'si ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; taraflar arasında Bağlantı Anlaşması ve Sistem Kullanım Anlaşması bulunduğunu, ceza faturasının müvekkili tarafından 02.03.2011 tarihinde tebliğ olunduğunu, müvekkilin Üsküdar 9. Noterliği kanalıyla 10.03.2011 tarihinde ihtarname ile şirkete ceza faturası gönderilmeden önce herhangi bir uyarı yapılmadığını, bu hususta aralarındaki anlaşmaya göre tanınması gereken sürelere riayet edilmeksizin ceza faturası gönderildiğini ve sair sebeplerle ceza faturasına itiraz edildiğini, fatura aslının davacıya iade edildiğini, davacı tarafından, uyarı yazısı gönderilmeden ve herhangi bir süre tanınmadan gönderilen ceza faturasının taraflar arasındaki anlaşma hükümlerine aykırı olduğunun tartışmasız olduğunu, taraflar arasında konusu ve istemi aynı olan sayısız dava bulunduğunu, Yargıtay 23. Hukuk Dairesi'nin içtihatlarının da müvekkili lehine olduğunu davanın usul ve esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 09.06.2022 tarihli kararı ile daha önce asıl dava Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2022/21 Esas ve birleşen dava İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1212 Esas sayılı davasının birlikte görülmesi neticesinde yargı yolunun caiz olmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın usulden reddine karar verilmiştir. Karara karşı yapılan temyiz incelemesi neticesinde Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2022/4752 Esas, 2022/5053 Karar sayılı ilamı ile kararın onanmasına karar verilmiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 10.07.2023 tarihli 2023/163 Esas 2023/534 Karar sayılı ilamı ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 09.06.2022 tarihli ve E. 2022/21-K. 2022/424 sayılı görevsizlik kararının birleşen ( İstanbul Anadolu 7. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2015/1212 esasına kayıtlı iken) dava yönünden kaldırılmasına ve uyuşmazlığın adli yargıda çözümleneceğine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ İlk derece Mahkemesinin 01.11.2024 tarihli kararı ile "Cezaî Şartlar" başlıklı 10. maddesine göre kullanıcının taraflar arasında imzalanan bağlantı anlaşması ve bu anlaşma hükümlerini ihlal etmesi durumunda, söz konusu ihlali TEİAŞ’ın uyarısına rağmen uyarıda belirtilen süre içinde sona erdirmemesi şartıyla TEİAŞ’ın maddede belirtilen cezaları uygulayabileceğinin düzenlendiği, diğer bir deyişle ihlalin gerçekleştiği durumlarda cezai şartın uygulanabilmesi için uyarı müessesesinin ön şart olarak kararlaştırıldığı, eldeki dosyada davacı TEİAŞ'ın davalı şirketin sözleşmenin ihlaline ilişkin herhangi bir uyarıda bulunmadığının anlaşıldığı, buna ilişkin herhangi bir delil sunulmadığı, taraflar arasındaki sözleşme hükümlerinin öncelikle uygulanmasının gereği olarak davacı TEİAŞ tarafından sözleşmede açıkça belirtilmesine rağmen uyarı yapılmaksızın doğrudan cezai şart uygulandığı, bu nedenle Mahkememizce 16.02.2011 tarihli ve 252.340,88 TL tutarlı ceza faturasının hukuka aykırı olarak tanzim edildiğinin değerlendirildiği, kaldı ki, yargılama devam ederken davalı şirket tarafından davacı aleyhine işbu davanın konusu faturanın iptaline yönelik olarak Ankara 9. İdare Mahkemesi'nde açılan davada faturanın iptaline karar verildiği, mahkemece de davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Davanın açılmasının öncelikli sebebinin zamanaşımına uğramadan alacağın tahsili olduğunu çünkü davalı tarafından idari yargıda açılan davada fatura kesim işleminde hukuka aykırılık bulunmadığından Danıştay'ın bozması öncesi verilen ilk kararda davanın reddine karar verildiğini, o sebeple işbu davayı açmak zorunda olduklarını, b. Davanın aralarında sözleşme ve tebliğlere aykırı davranan davalıdan düzenlenen faturanın tahsilinin gerektiğini, c. Mahkemece faturanın iptal edildiğinden bahisle davanın reddine karar verilmesi ve karşı taraf lehine vekalet ücretine hükmetmesi hatalı olduğunu, davanın kabulüne karar verilmesi gerektiğini aksi halde kabul anlamına gelmemekle karar verilmesine yer olmadığına karar verilebileceğini ve vekalet ücretine hükmedilmeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, sistem kullanım anlaşması kapsamında ceza faturası bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanununun geçici 3/2.maddesinin atfı ile uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun 427 ile 439/2 maddelerinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla; temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı harcın temyiz edenden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 07.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.