Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2025/2760 E., 2025/3570 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/2760 E., 2025/3570 K. (27.10.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/2760
Karar No
2025/3570
Karar Tarihi
27.10.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2025/2760 E. , 2025/3570 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/673 E., 2025/872 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/47 E., 2023/561 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; arsa sahiplerinin davalı ... şirketi ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzaladıklarını, davacı ...'nın davacı ...'e bu işleri kendi adına yürütmesi için vekalet verdiğini,....'in tapuda tapu hissesini sözleşme gereği yükleniciye devrettiği düşünülürken yapılan sıralı işlemlerin davalılar tarafından fırsat bilinerek hile ile hiç tanımadıkları davalı ...'ya devredildiğini belirterek hissenin tapu iptal ve tescilini mahkeme aksi kanaatte ise hisse karşılığı bedelin tahsilini talep etmiştir. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; hisseyi arsa sahibinden bizzat bedelini vererek aldığını, arsa sahipleri ile yüklenici arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesini bilmediğini belirterek davanın reddini istemiştir. 2.Davalı... ve ... vekili cevap dilekçesinde; arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptal tescil talepli olarak açılan davanın bulunduğunu ve derdest olduğunu, hisse satışının kendileri ile bir bağlantısının bulunmadığını belirterek davanın kendileri açısından husumetten reddini istemişlerdir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın hile nedeniyle tapu iptal tescile dayalı olduğu hak düşürücü sürenin başlama tarihinin arsa sahipleri tarafından yüklenici ve davalının da aralarında bulunduğu arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptal tescil talepli davada tapu kayıtlarının dosya arasına girdiği ve davacıların haberdar olduğu 13.03.2020 tarihinden itibaren başlaması gerektiği, bu tarihe göre hesaplanan 1 yıllık hak düşürücü sürenin ise dava tarihi itibariyle dolduğu gerekçesiyle davanın davacı ... yönünden hak düşürücü sürenin geçmesi nedeniyle reddine, davacı ... yönünden aktif husumet nedeniyle reddine, .... ve ... yönünden pasif husumet nedeniyle reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı vekilinin ve davalı ... vekilinin istinaf başvurularının kabulü ile davacının talebi incelendiğinde hile iddiasının bulunduğu ve davalılar açısından birlikte değerlendirme yapılması gerektiği ancak hak düşürücü sürenin geçmiş olduğu gerekçesiyle İlk derece mahkemesi kararının kaldırılarak davacı ... yönünden aktif husumet nedeniyle reddine, diğer davalılar yönünden ise hak düşürücü sürenin geçmiş olması nedeniyle reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacılar vekili temyiz dilekçesinde: a. Kötüniyetli ve kandırılarak bu hissenin tapuda geçirildiğini, davalıların birlikte hareket ettiğini, b. Ödeme yaptığını davalı ...'nın ispatlaması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, hileye dayalı olarak açılan tapu iptal ve tescili istemine ilişkindir. TBK'nın 39. maddesinde "Yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. Aldatma veya korkutmadan dolayı bağlayıcılığı olmayan bir sözleşmenin onanmış sayılması, tazminat hakkını ortadan kaldırmaz." hükmüne yer verilmiştir. Öncelikle hile nedenine dayalı bir davanın dinlenebilmesi için ileri sürülen vakıaların hile olarak kabul edilmesi ve akdin diğer tarafının hile yaptığının ispatlanması gereklidir. YHGK'nın 15.12.2004 tarih ve 14-558 E, 4-722 K; 09.02.2005 tarih ve 1-7 E, 47 K sayılı ilamlarında açıklandığı üzere; hile, genel olarak bir kimseyi irade beyanında bulunmaya, özellikle sözleşme yapmaya sevk etmek için onda kasten hatalı bir kanı uyandırmak veya esasen var olan hatalı bir kanıyı korumak yahut devamını sağlamak şeklinde tanımlanır. Hatada yanılma, hilede yanıltma sözkonusudur. Hile koşullarının varlığı halinde aldatılan taraf, hakkını kullanmak suretiyle hukuki ilişkiyi geçmişe etkili olarak ortadan kaldırabilir ve verdiği şeyi geri isteyebilir. Bunun yanı sıra, hile her türlü delille ispat edilebileceği gibi iptal hakkının kullanılması da hiçbir şekle bağlı değildir. Hilenin öğrenildiği tarihten itibaren bir yıllık hak düşürücü süre içerisinde karşı tarafa yöneltilecek bir irade açıklaması, def'i yahut dava yoluyla bu hak kullanılabilir. Arsa sahipleri ile davalı yüklenici .... arasında 26.12.2017 tarihinde arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığı, bu sözleşmeye istinaden davacı arsa sahibi ....'ya vekaleten davacı ...'in yükleniciye hisse devrinde bulunduğu ancak .....'nın hissesinin yükleniciye değil davalı ...'ya devredildiği ve bu devrin hile ile gerçekleştiği iddiası bulunmaktadır. Yine arsa sahipleri tarafından arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshi ve tapu iptal tescil talepli olarak Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/71 Esas sayılı 10.03.2020 dava açılış tarihli dava açıldığı, davalı ...'nın davada davalı olarak yer aldığı ve bu davanın derdest olduğu anlaşılmaktadır. Her ne kadar Mahkemece fesih ve tapu iptal tescil davasındaki tapuların dosyaya kazandırıldığı tarihten itibaren 1 yıllık hak düşürücü süre uygulanmış ve bu sürenin dolduğu gerekçesiyle ret kararı verilmiş ise de, iş bu davanın 16.11.2022 tarihinde açıldığı, davacının ise dava dışı diğer arsa sahipleri ile birlikte açtığı Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2020/71 Esasında 10.03.2020 tarihinde açtığı dava ile TBK 39. maddesinde öngörülen 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde sözleşme ile bağlı olmadığı ve verdiği tapu hissesini geri istediği, böylece hak düşürücü sürenin somut olayda uygulanma imkanının bulunmadığı dikkate alınmalıdır. Bu açıklamalar kapsamında somut olay değerlendirildiğinde mahkemece yapılacak iş; hak düşürücü sürenin dolmadığının kabulü ile henüz derdest olduğu anlaşılan 10.03.2020 tarihinde açılan Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesi'ndeki dosyanın neticesi de beklenerek hile olgusunun mevcut olup olmadığı da değerlendirilerek karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde davanın hak düşürücü süre nedeniyle reddine karar verilmesi doğru olmamış, hükmün bu nedenle bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz karar harcının istek hâlinde ilgiliye iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.10.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Dava hile iddiasına dayalı tapu iptali ve tescil, olmadığı takdirde bedelinin tahsili istemine ilişkindir. Türk Borçlar Kanununun 39. maddesi gereğince, yanılma veya aldatma sebebiyle ya da korkutulma sonucunda sözleşme yapan taraf, yanılma veya aldatmayı öğrendiği ya da korkutmanın etkisinin ortadan kalktığı andan başlayarak bir yıl içinde sözleşme ile bağlı olmadığını bildirmez veya verdiği şeyi geri istemezse, sözleşmeyi onamış sayılır. İşbu dava 16.11.2022 tarihinde açılmış olup , bu davanın açılma tarihine göre 1 yıllık hak düşürücü süre dolmuş durumdadır. Davacının diğer arsa sahipleri ile birlikte açtığı Konya 8. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2020/71 esas sayılı dosyasında ise hile iddiası hiç dile getirilmemiştir. Diğer bir deyişle, o davanın dava sebebi hile iddiasına dayanmamaktadır. O dava dosyasında istenen tapu kayıtları ile davacı iddia etmiş olduğu hileyi öğrenmiş durumdadır. 13.10.2020 tarihinde tapu kayıtlarının dosya içerisine geldiği sabit olup bu tarihten itibaren 1 yıl içerisinde hile iddiasının açıkça ileri sürülmesi gerekirken ileri sürülmediği anlaşılmaktadır. Her ne kadar tapu iptali talebi ile sözleşmeyle bağlı olmadığı iradesinin ileri sürüldüğü kabul edilse dahi burada hileye dayanılmadığı, dava sebebinin farklı olduğu açıktır. Tüm bu hususlar dikkate alınınca kararın onanması gerektiği düşüncemle sayın çoğunluğun aksi yöndeki görüşüne katılmamaktayım.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı