6. Hukuk Dairesi 2025/2673 E. , 2025/3538 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Sakarya Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/1550 E., 2024/1566 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/887 E., 2023/37 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat .... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin, davalının tasarım ve üretimi konusunda hak sahibi olduğu çay makinesi ve kahve makinesinin fason üretimini 2010-2011 yılından 2017 yılı sonuna kadar gerçekleştirdiklerini, davalı firma tarafından kendi adlarına tescilini sağladıkları plastik ve .... çay makinası ile plastik ve inox cezve ürünlerin imalatı konusunda mutabakat sağlandığını, kalıp bedellerinin ödenmesi hususunda ise plastik çay makinası kalıbı üzerinden diğerlerinin de örnekleneceği bir model geliştirildiğini, davalı tarafın 20 10... yılındaki yetkilileri ile kahve takımlarının amortismanı kurtarmadığı gözetilerek kahve makinalarına ilişkin kalıp bedellerinin de çay makinalarına yedirilerek tahsil edilmesi hususunda anlaşıldığını, toplam kalıp bedelin 655.500,00 TL olduğu ve bu bedelin peşin ödeme halindeki fiyat olduğu hususunda anlaşma sağladığını, kalıpların malzeme ve işçilik dahil tüm maliyet unsurlarının kendi bütçesinden karşılanması suretiyle müvekkili tarafından üretildiğini, davalının 2011 yılındaki yöneticileri tarafından kalıp bedellerinin kendileri tarafından peşin olarak ödenmeyeceği ifade edildiğini, plastik çay makinası kalıbına ilişkin imalat bedeli olarak 305.500,00 TL olarak belirlenen peşin fiyatın ödemenin alacağı süreçte gözetilmek suretiyle 400.000,00 TL olarak belirlenmesi ve bu bedelin 2011 yılında 100.000 adet, 2012 yılında ise 100.000 adet fazlası üretimi taahhüt edilen/planlanan ...Makinasının müvekkil tarafından belirlenen satış fiyatının üzerine her bir ürün için 2,00 TL Kalıp Amortisman bedeli olarak ilave edilmek suretiyle 2 sene içerisinde tahsil edilmesi hususunda tarafların mutabık kaldığını, fakat davalı tarafça 2 yıl içerisinde 200.000 adet ürün imalatı taahhüdü gerçekleştirilmediği gibi başlangıçta 2,00 TL ürün başı kesilen kalıp amortisman bedelinin önce düşürüldüğünü, bilahare 2013 yılı sonundan itibaren davalı talebi gözetilerek taraflar arasında bilahare belirlenecek bir tarihe kadar atiye bırakılmasının kararlaştırıldığını, müvekkili tarafından peşin para ile yatırımı gerçekleştirilen ve peşin fiyatı 655.500,00 TL olan kalıplardan; vadeli ödemenin gerçekleştirileceği kararlaştırılarak 400.000,00 TL değer belirlenen ....Makinası Kalıbının dahi bedelinin ödenmediğini, ayrıca sektördeki örf ve adetler gereği fason imalat yapan firmanın belli sayıda ürün için ve yine arıza ihtimallerini de gözeterek yedek parça stokunda bulunması gerekli olup davalı firma lehine ürün maliyetlerinin düşürülmesi adına bazı yedek parçaların belirli adetlerin üzerinde alınması gerekli olup müvekkilinin de bazı yedek parçalarda maliyeti düşürmek adına daha adetli alımlar gerçekleştirdiğini, davalının müvekkilin elindeki stokları takip etmediği gibi stok planlaması ile çalışmaya son verme iradesini makul süreler içerisinde müvekkiline bildirmediği için müvekkil stokunda bulunan spesifik özellikleri gereği sadece davalı firma tasarımında kullanılabilecek ürünlerin başka bir imalatta kullanılma imkân ve ihtimali bulunmadığını ileri sürerek, şimdilik kalıplara ilişkin üretim bedelinden bakiye kalan ve müvekkili tarafından davalı şirkete fatura edilen bakiye kalıp bedelinin güncel hali ile hesaplanarak bedelinin müvekkile ödenmesi sonrasında kalıpların davalıya teslimine, müvekkil firma stokunda bulunan detay parçanın hesaplanacak güncel bedelinin belirlenmesi ile bedeli müvekkil firmaya ödendikten sonra davalıya teslimine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacının daha önce huzurdaki davada da iddia etmiş olduğu aynı alacağın tahsili için bir kısım faturalara dayanarak başlattığı icra takibine vaki itirazın iptali için Gebze Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/696 Esas sayılı dosyasıyla itirazın iptali davası açtığından derdestlik itirazı olduğunu, taraflar arasında ticari ilişki olduğunu, tarafların sözlü ve fiili olarak anlaştıklarını, işin başlangıcında, kalıpların bedeli olarak 400.000,00 TL üzerinden anlaşıldığını ve anlaşılan tutarın müvekkilince satın alınan her bir ürün bedeline giydirilerek peyderpey ödeneceği kararlaştırıldığını, ticari ilişkinin başladığı tarihte, kalıp amortisman bedelinin, ürün başı 2,00 TL’den yedirileceğinin öngörüldüğü ve birim ürün bedelinin buna göre belirlenip faturalandırıldığını, ürün bedeline yansıtılan amortisman bedelinin, davacı tarafından tahsil edilmesine rağmen, kesilen ürün faturalarında hiçbir zaman ayrı bir kalem olarak gösterilmediğini, 2017 yılında, müvekkil tarafından bedeli ödenen kalıpların tesliminin talebi üzerine davacının, kalıp bedelinin ödenmediği iddiasında bulunduğunu, davacı tarafından tek taraflı ve hiçbir dayanağı olmadan yapılan hesaplama neticesinde düzenlenen faturanın kabul edilmediğini, davacının kalıpları teslim etmemesi üzerine müvekkilinin ticari hayatına devam edebilmek için söz konusu kalıpları 3. bir şirkete tekrar ürettirmek zorunda kaldığını, diğer taraftan, davacının kendi inisiyatifi ve kararı ile 3. kişilerden satın aldığı ve stoklarında tuttuğu ürünlerin bedelinin müvekkilinden talep edilmesinin hukuken kabul edilemeyeceğini, kaldı ki, müvekkilinin, davacının bu ürünleri satın alıp almadığını veya stoklarında bulundurduğunu bilmesinin de imkânsız olduğunu savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacı ve davalının çalışma şeklinin, adına ürün tescili yapan firmanın imalatçı firmaya bedelini ödeyerek kalıp yaptırması ve bu kalıplarla kendi tescilinde bulunan ürünün üretimi konusunda anlaşmaya varması şeklinde olduğu, davacı tarafça imal edilen kalıp bedellerinin 400.000,00 TL olarak belirlendiği ve bu bedelin ürün başına 2,00 TL olmak üzere maliyete yansıtılarak amortisman adı altında tahsil edilmesine karar verildiği, davalının bu kapsamda 200.000 adet ürün satışı taahhüdünde bulunduğu ve bu noktaya kadar taraflar arasında ihtilaf bulunmadığı, davacı tarafça amortisman bedelinin 2013/9. ay itibariyle davalının ricası üzerine sıfırlandığı ve taahhüt edilen satış miktarına ulaşılamadığından bahisle başlangıçta konuşulan kalıp yatırım bedeli ve ödeme şeklinin hükmü kalmadığından bahisle yeni bir ödeme şekli belirlendiği, devam eden süreçte TL yerine döviz kuru üzerinden davalı tarafın borçlandırıldığı ancak tarafların bu konuda mutabakata vardıklarına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil mevcut olmadığı, davacının incelenen kayıtlarından dahi faturalandırma ve fiyatlandırmanın neye göre oluşturulduğunun anlaşılamadığı, davacının, taraflar arasında teyidi yapılmamış hesap yöntemine göre kalıpların bedelini amortisman bedeli adı altında tek taraflı olarak yıllara göre artırarak tahsil etmeye çalıştığı, oysa davacının basiretli bir tacirin yapması gerektiği gibi yapılan her bir işi ayrı ayrı faturalandırması, bedel konusunda ihtilaf oluştuğunda karşı tarafa gerekli ihtarı yapması ve bedel hususunda mutabakata vardıktan sonra işi yapmaya devam etmesi gerektiği, davacı tarafın, belirlenen 400.000,00 TL bedelin sonradan artırıldığı, daha sonra TL değil de döviz kuru üzerinden ödenmesi konularında davalı ile mutabakata vardığını dosyadaki mevcut deliller ile ispatlayamadığı, Detay parçaların güncel bakiye bedelinin ödenmesi sonrasında davalıya teslimi talebine yönelik olarak ise, sözleşmeyi ifa edebilmek için kendi istek ve şartları dahilinde yapmış olduğu masrafların davacının kendi inisiyatifinde olduğu, sözleşme için yapılan masrafların zarar kapsamında kaldığı belirtilerek istenmesinin doğru görülmediği gerekçesiyle davacı taleplerinin ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında 2010-2017 yılları arasında cari hesap şeklinde işleyen ticari ilişki bulunduğu, bu ilişkiye göre davacının davalı adına fason üretim yaptığı, bu kapsamda davacı tarafça davalı adına fatura edilen toplamda 902.830,02 TL bedelli faturalara ilişkin Gebze 4. İcra Dairesi'nin 2018/32474 Esas sayılı takip dosyasında icra takibine giriştiği, davalı tarafça ödeme emrine itiraz üzerine açılan itirazın iptali davası neticesinde takip konusu yapılan 902.830,02 TL bedelli fatura alacağının davalı defter ve kayıtlarına göre 465.227,95 TL'sinin davalı kayıtlarında yer aldığı ve bu miktar borcun davalı tarafça kabul edilerek bedelinin de davacıya ödendiği, takibe konu bakiye alacak kısmına ilişkin davalı defter ve kayıtlarında davacı lehine kayıt bulunmadığından bakiye alacağın davacı tarafça ispatlanamadığı, öte yandan davacının 1.555.347,23 TL bedelli faturadaki mal ve hizmeti davalıya teslim ettiğini de ispatlayamadığının kesinleşen .... Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 12.09.2019 tarihli, 2018/696 Esas-2019/794 sayılı kararı ile sabit olduğu, sözkonusu mahkeme kararının iş bu dava yönünden de kesin delil niteliğinde bulunduğu, her ne kadar davacı tarafça eldeki dava ile kalıpların güncel bakiye bedeli talep edilmişse de tarafların bu konuda mutabakata vardıklarına dair dosyaya yansıyan herhangi bir delil mevcut olmadığı, bu nedenle davacının tek taraflı olarak kalıp güncel bedellerini talep edemeyeceği, öte yandan davalının yedek detay parça için davacıya taahhüdünün bulunduğunun da ispatlanamadığı gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. İşbu davanın konusu ile ... Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2018/696 Esas, 2019/794 Karar sayılı ilamının konusunun aynı olmadığını, bu nedenle kesin delil olma niteliğine haiz olmadığını, b. Davalı için alımını yaptığı ve davalı dışında birinin kullanması mümkün olmayan parçaların bedelinin müvekkiline ödenmesi gerektiğini, c.Davalı vekilinin cevap dilekçesi ile kalıp bedeli olarak 400.000,00 TL’ye anlaşıldığı, kalıp amortisman bedelinin ürün başı 2,00 TL’den yedirileceğinin öngörüldüğü beyanı yok sayılarak, tarafların bu konuda mutabakata vardıklarına dair dosyaya yansıyan delil olmadığı gerekçesine yer verilemeyeceğini, davalının cevap dilekçesindeki beyanı neticesinde taraf ticari defterlerinde yapılan inceleme ile bedelin ödenip ödenmediğinin tespit edilebileceğini, d. 200.000 ürünün müvekkiline yaptırılması gerekli olup, bunun tespiti için ticari defterlerin incelenmesi gerekirken incelenmediğini, e. Rapora itirazlarının karşılanmadığını, f.Mahkemece döviz kuru ile borçlanma kabul edilmediğinde “ başlangıçta konuşulan kalıp yatırım bedeli ve ödeme şekline” göre inceleme yapılması gerektiğini, davalının cevap dilekçesindeki beyanın görmezden gelindiğini, g. Müvekkilinin “kalıpların bedelini amortisman bedeli adı altında tek taraflı olarak yıllara göre artırarak tahsil etmeye” çalışmadığını, ürettiği kalıpların bedelini talep ettiğini, bedelin ödendiğini ispat edemeyen davalı iken bu gerekçe ile davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, h.Davalının plastik çay makinesi kalıbının bedelini dahi ödemediği sabit iken davanın reddinin usul ve yasaya aykırı olduğunu, ı. Dava dilekçesinde yer alan hiçbir beyan ve taleplerinin yeterli incelenmediğini,gerek davalı beyanları gerekse alınan raporların haklı olduklarını ispatlamasına rağmen bu hususun kararda değerlendirilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesine dayalı davacı tarafından imal edilen kalıpların güncel bakiye bedelinin ödenmesi sonrasında davalıya teslimi ile detay parçaların güncel bakiye bedelinin ödenmesi sonrasında davalıya teslimi istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un 371 inci maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple ; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunmayan davalı yararına duruşma vekalet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 23.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.