6. Hukuk Dairesi 2025/2356 E. , 2025/3259 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2021/184 E., 2024/289 K. Mahkemece bozmaya uyularak verilen karar, davalılar ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; müvekkillerinin ..... Yapı Kooperatifinin bir kısım üyeleri olduklarını, davalılardan ..., ... ve ...'ın kooperatifin yönetim kurulu üyesi, diğer davalı ...'in ise kooperatifin muhasebecisi olduğunu, davalı yönetim kurulu üyelerince kooperatife ait olan 5370 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın, kooperatifin binalarını yapan yüklenici tarafından açılan davadan dolayı tedbir konulacağı iddiasıyla üyelerin hile ile kandırılmak suretiyle, genel kurulda taşınmazın satışı için kendilerine yetki verdirildiğini ve kooperatife ait olan taşınmazın davalı ...'e muvazaalı olarak satıldığını, dava dışı ...’nın kooperatife ait olan taşınmazı ...'den 70.000,00 Alman Markı nakit ve kendisine ait olan 3378 ada, 5 parseldeki 9 no.lu daireyi de ... adına satış yaparak aldığını ileri sürerek davalılara nakit olarak verilen 70.000,00 Alman Markı karşılığı olan 66.000,00 TL'den müvekkillerinin hissesine düşen 42.000,00 TL ile gayrimenkul olarak davalılardan ...'e verilen 3378 ada, 5 parseldeki 9 no.lu bağımsız bölümün tapusunun iptali ile müvekkilleri adına tesciline karar verilmesini, olmadığı takdirde 9 no.lu bölümün değeri olan 35.000,00 Euro'nun müvekkillerinin hissesi oranında davalılardan tahsiline karar verilmesini istemiş, 06.10.2010 tarihli ıslah dilekçesi ile dava tarihinden 14.10.2010 tarihine kadar 36.065,00 TL işlemiş faizin de davalılardan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin kooperatifin yönetim kurulu üyelerinden olmadığını, kooperatifin tasfiye halinde olduğunu, diğer davalı ...'in ise kooperatifte muhasebeci olmadığını, davacıların 22.06.2002 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda söz konusu taşınmazın asgari 10.000,00 TL bedelle satılması için yönetim kuruluna yetki verildiğini, arsanın 27.06.2002 tarihinde ...’e satıldığını, müvekkilinin diğer davalı ... ile gizli ortak olmadığını savunarak davanın reddini istemiştir. 2-Davalı ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkillerinin kooperatifin yönetim kurulu üyelerinden olmadığını, kooperatifin tasfiye halinde olduğunu, diğer davalı ...'in ise kooperatifte muhasebeci olmadığını, davacıların 22.06.2002 tarihinde yapılan olağan genel kurulunda söz konusu taşınmazın asgari 10.000,00 TL bedelle satılması için yönetim kuruluna yetki verildiğini, arsanın 27.06.2002 tarihinde ...’e satıldığını, 08.02.2003 tarihinde yapılan genel kurulda yönetim kurulunun oy çokluğu ile ibra edildiğini savunarak davanın reddini istemiştir. 3-Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; satış işleminin yasal olduğunu, kooperatif genel kurulunun yönetim kuruluna verdiği yetkiye dayanarak satış işleminin yapıldığını, müvekkilinden satış bedeli olarak alınan paranın üyelere dağıtıldığını ve kimsenin karşı çıkmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. MAHKEME KARARI Kayseri 3. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 22.02.2013 tarihli ve 2004/686 E., 2013/70 K. sayılı kararı ile kooperatifin 22.06.2002 tarihli 2001 yılı olağan genel kurulunda, davaya konu edilen arsanın 10.000,00 TL üzerinden asgari bedel belirlenmek suretiyle satışı için yönetim kuruluna yetki verildiği, kararın oy birliği ile alındığı, 2002 yılı olağan genel kurulunun yapıldığı 08.02.2003 tarihli genel kurulda da bilançonun okunarak yönetim ve denetim kurullarının ibralarının oylamaya sunulduğu, yönetim kurulu ibrasının oy çokluğu ile gerçekleştiği, satış bedelinin de kooperatif üyelerine dağıtıldığı, ibra edilen o dönemin yönetim kurulu üyeleri aleyhine tazminat davası açılamayacağı, davalıların kooperatifi zarara uğrattıklarının söylenemeyeceği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Mahkemenin 22.02.2013 tarihli kararının bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (kapatılan) 23. Hukuk Dairesi'nce, gerek temyize konu dava dosyası gerekse de Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/760 Esas, 2009/570 Karar sayılı dosyasında yapılan yargılama sırasındaki beyanlar ve alınan bilirkişi raporları içeriğine göre taşınmazın satışlarının yapıldığı 02.10.2002 ve 10.09.2003 tarihlerinde tapuda satış bedeli olarak gösterilen miktarın taşınmazın mahalli rayiç değerlerine oranla çok düşük olduğunun tespit edildiği, 22.06.2002 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile alınan “kooperatife ait bulunan 5370 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın asgari 10.000,00 TL bedelle satılmasına” ilişkin kararda belirtilen asgari satış bedeli en az satış tutarını ifade ettiği, yönetim kurulunca sergilenmesi gereken olağan ve gerekli davranışın, taşınmazın satış tarihindeki mahalli rayiçlere göre satılması hususunda azamî özen ve titizlikle hareket etmek olduğu, genel kurulda alınan ibra kararının ise belirlenen işlem yönünden gerekli yasal koşulları taşımadığından hukuki sonuç doğurmayacağı, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın satış tarihindeki gerçek piyasa değerinin, Kayseri 4. Asliye Ceza Mahkemesi'nin 2009/760 Esas sayılı dosyasında alınan raporlardan da yararlanmak ve gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle tespit edilerek, sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemenin 29.06.2015 tarihli kararı ile bozma ilamına direnilmesine ve davanın reddine dair verilen kararın bir kısım davacılar vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Hukuk Genel Kurulu'nca, dava dışı kooperatifin 22.06.2002 tarihli genel kurulunun 9. maddesi ile alınan ve kooperatife ait bulunan 5370 ada, 1 parsel sayılı taşınmazın asgari 10.000,00 TL bedelle satılmasına ilişkin kararda belirtilen asgari satış bedeli en az satış tutarını ifade ettiği, yönetim kurulunca sergilenmesi gereken olağan ve gerekli davranışın taşınmazın satış tarihindeki mahalli rayiçlere göre satılması hususunda azamî özen ve titizlik göstermek olduğu, kooperatifin 08.02.2003 tarihli olağan genel kurulunda alınan ibra kararının 6762 sayılı TTK’nın 380. maddesi uyarınca gerekli koşulları taşımadığından hukuki sonuç doğurmadığı, mahkemece, yeni bir bilirkişi heyeti oluşturularak taşınmazın satış tarihindeki rayiç değerinin, ceza dosyasında alınan raporlar da dikkate alınarak ve gerektiğinde mahallinde keşif yapmak suretiyle tespit edilerek sonucuna göre bir karar verilmesi gerektiği belirterek direnme kararı bozulmuştur. Mahkemece yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile mahallinde yapılan keşif ile bilirkişi raporu alındığı, HGK'nın 03.11.2020 tarihli ve 2017/23-874 Esas, 2020/832 Karar sayılı ilamı doğrultusunda direnme kararına karşı temyiz yoluna başvuran davacılar yönünden davanın kısmen kabulüne, diğer davacılar yönünden davalılar aleyhine usulü kazanılmış hak doğduğundan davalarının reddine dair verilen karar kesinleştiğinden yeniden karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalılar ..., ..., ... mirasçıları ..., ..., ..., ..., ... vekili temyiz dilekçesinde; dava dilekçesinde faiz talep edilmediğini, ıslah dilekçesinde dahi dava tarihinden itibaren faiz talep edilmediğini, dava konusu taşınmazın satışı için genel kuruldan yetki alındığını, sonraki genel kurulda ise ibra edildiklerini, her iki genel kurulda arsa satışının bilançoya yansıtılarak tartışıldığını, alınan paranın üyelere dağıtıldığını, ihtiyati tedbir kararının kaldırılmadığını, reddedilen tutar üzerinden hükmedilen vekalet ücretinin nasıl hesaplandığının anlaşılamadığını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, kooperatif genel kurulu tarafından yönetim kuruluna verilen yetki gereğince davalı ...’e yapılan satış işlemi nedeniyle kooperatifin uğradığı zararın tahsili istemine ilişkindir. 1. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkan bulunmadığı anlaşılmakla davalılar ..., ..., ... mirasçıları ..., , ..., ..., ... vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalılar ..., ..., ... mirasçıları ..., , ..., ..., ... vekilinin yerinde görülmeyen temyiz sebeplerinin reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 06.10.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi.