Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2025/1956 E., 2025/2914 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2025/1956 E., 2025/2914 K. (16.09.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1956
Karar No
2025/2914
Karar Tarihi
16.09.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2025/1956 E. , 2025/2914 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2025/591 E., 2025/432 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara Batı 1. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/754 E., 2025/45 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü : Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; davacı müflis kooperatif hakkında Ankara Batı Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 19.06.2012 tarih ve 2011/294-E ve 2012/158-K sayılı kararı ile iflasına karar verildiğini, verilen kararın 12.03.2013 tarihinde kesinleştiğini, iflasın açılması ile birlikte mülkiyeti müflise ait olan 110 adet taşınmazın masa mal varlığına dahil olduğunu, bu taşınmazlar üzerine iflasın açılması ile birlikte iflas şerhleri konulduğunu, iflas masa mal varlığına dahil olan taşınmazlardan bazılarının işgal edildiğini, konut olarak kullanılmakta olduğunun tespit edildiğini, bu tespitin üzerine mülkiyeti müflis kooperatife ait olan ve iflas masa mal varlığına dahil olan taşınmazlardaki haksız işgalin sona erdirilerek işgalcinin/işgalcilerin taşınmazdan tahliye edilebilmesi ve bu taşınmazlardan haksız olarak fayda sağlayan kişiden faydalanma bedeli kadar ecrimisilin (şimdilik 10.000,00 TL'nin) yasal faiziyle birlikte tahsiline karar verilmesi için iş bu davayı açma zaruretinin doğduğunu ileri sürerek, davalı işgalcinin dava konusu olan taşınmazdan tahliyesine, dava konusu taşınmazdan haksız olarak faydalanmasının karşılığı olan ecrimisilin haksız fiilden kaynaklanması nedeniyle iflas tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte (şimdilik 10.000,00 TL'nin) davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davalı vekili cevap dilekçesinde özetle; ecrimisil konusunda zamanaşımı mevcut olduğunu, müflisin aktif dava ehliyetinin olmadığını, öncelikle dava değeri üzerinden eksik harcın tamamlanması gerektiğini, müvekkilinin kişisel hakkının mevcut olduğunu, müvekkilinin müflis kooperatifin ortağı olduğunu, kendisine özgülenen konutun 2009 yılında teslim edildiğini, kooperatifin 2012 yılında ferdileşme işlemlerine giriştiğini, ayrıca Kooperatifler Kanunu'nun 23. maddesine aykırı olarak tapularının verilmemesi nedeniyle yöneticilerin şahsi sorumluluklarının devam ettiğini savunarak, davanın reddini istemiştir. İlk derece mahkemesince "... 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı Yasanın 20. maddesiyle eklenen ve 01.01.2019 tarihi itibarıyla yürürlüğe giren 5/A maddesine göre, ticari davalardan, konusu bir miktar paranın ödenmesi olan alacak ve tazminat talepleri hakkında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması dava şartıdır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanununun 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine karar verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Eldeki dava, konusu bir miktar paranın ödenmesi talepli ecri misil alacağına ilişkin ticari davadır. Dolayısıyla dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olmasının dava şartı olduğu noktasında tereddüt bulunmamaktadır. Davacı vekiline, 6102 sayılı TTK 5/A maddesi uyarınca arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini bir haftalık kesin süre içerisinde mahkememize sunması, aksi taktirde davanın usulden reddine karar verileceği ihtarını içerir meşruhatlı davetiye gönderilmiş, gönderilen meşruhatlı davetiye 19.10.2024 tarihinde tebliğ edilmiş, kesin süre içerisinde davacı vekili tarafından son tutanak aslı veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneği dosyaya sunulmamıştır. Hal böyle olunca, arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması nedeniyle herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle usulden reddine ..." karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davacının istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. TEMYİZ SEBEPLERİ Temyiz eden davacı vekili temyiz dilekçesinde; eldeki davada dava konusu taşınmazdaki haksız işgalin sona erdirilmesi ve bu haksız işgale bağlı olarak haksız kullanım bedeli olan "ecrimisilin" davalıdan tahsilini ve taşınmazdan tahliyesini talep ettiklerini; bu haliyle davanın temelini haksız fiilin oluşturduğunu, davadaki taleplerden hiçbirinin dava şartı olarak arabuluculuğa tabi olmadığını, Bölge Adliye Mahkemesinin kararın usul ve yasaya aykırı olduğundan bozulmasını talep etmiştir. DEĞERLENDİRME VE GEREKÇE 6102 sayılı TTK'nın 5. maddesinden sonra gelmek üzere 7155 sayılı Yasanın 20. maddesiyle eklenen ve 01.01.2019 tarihi itibariyle yürürlüğe giren 5/A maddesinin değişik 05.04.2023 tarihli 7445 sayılı Yasanın 31. maddesi uyarınca, ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davalarında dava açılmadan önce arabulucuya başvurulmuş olması, dava şartıdır. Dava 22.06.2023 tarihinde açıldığından, uyuşmazlık konusu olaya 7445 sayılı Yasanın 31. maddesi ile yapılan değişiklik hükmü uygulanacaktır. 6325 sayılı Hukuk Uyuşmazlıklarında Arabuluculuk Kanunu'nun 18/A maddesinin 2. fıkrasında "Davacı, arabuluculuk faaliyeti sonunda anlaşmaya varılamadığına ilişkin son tutanağın aslını veya arabulucu tarafından onaylanmış bir örneğini dava dilekçesine eklemek zorundadır. Bu zorunluluğa uyulmaması hâlinde mahkemece davacıya, son tutanağın bir haftalık kesin süre içinde mahkemeye sunulması gerektiği, aksi takdirde davanın usulden reddedileceği ihtarını içeren davetiye gönderilir. İhtarın gereği yerine getirilmez ise dava dilekçesi karşı tarafa tebliğe çıkarılmaksızın davanın usulden reddine karar verilir. Arabulucuya başvurulmadan dava açıldığının anlaşılması hâlinde herhangi bir işlem yapılmaksızın dava şartı yokluğu sebebiyle davanın usulden reddine karar verilir" düzenlemesi yer almaktadır. Eldeki dava, konusu bir miktar paranın da ödenmesi talebiyle ecrimisil alacağına ve müdahalenin men'i istemine ilişkindir. Men'i müdahale, temelini Türk Medeni Kanunu'ndaki mülkiyet hakkına ilişkin hükümlerden almaktadır. Ercimisil ise doktrin ve yargı kararlarında bir nevi haksız kullanım tazminatı olarak kabul edilmektedir. Davada 6100 sayılı HMK'nın 110. maddesiyle düzenleme altına alınan "davaların yığılması" durumu söz konusu olup uyuşmazlık men'i müdahale ve ecrimisil talebi olmak üzere iki ayrı dava içermektedir. Ticari davalardan konusu bir miktar para olan alacak, tazminat, itirazın iptali, menfi tespit ve istirdat davaları TTK 5/A maddesi (değişik 05.04.2023 tarihli 7445 sayılı Yasanın 31. maddesi) gereğince arabuluculuğa tabi ise de; müdahalenin men'i talebi arabuluculuğa tabi değiltir. Bu durumda arabuluculuğa tabi olmayan bir dava ile birlikte açılan tazminat davası da arabuluculuk dava şartına tabi olmayacağından aksi yöndeki mahkeme gerekçesi isabetli görülmemiştir. Şu halde İlk Derece Mahkemesince davanın arabuluculuk dava şartına tabi olmadığı gözetilerek, işin esasına girilmek suretiyle taraf iddia ve savunmaları değerlendirilip sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçeyle davanın usulden reddine karar verilmesi doğru görülmemiş, İlk Derece Mahkemesi kararı ile bu karara karşı istinaf isteminin reddi kararı usul ve yasaya aykırı bulunmuş, kararın bozulmasına karar vermek gerekmiştir. KARAR Yukarıda açıklanan sebeplerle, Temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacının istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan harcın istek halinde temyiz edene iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oybirliği ile karar verilmiştir. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 49952e0de35839a2 c3af59fdb1b4a260

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı