6. Hukuk Dairesi 2025/413 E. , 2025/2950 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Bursa Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/1904 E., 2024/1486 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bursa 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2014/721 E., 2021/520 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 16.09.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirketin ... Organize Sanayi Bölgesi içerisinde elektrik piyasasında elektrik üretim faaliyeti gösteren perakende elektrik satış lisansı olan bir şirket olduğunu, davalının, müvekkilinin sattığı elektrik enerjisi miktarını ve faturalandırmaya esas bilgileri sayaç okuyarak belirlediğini, ancak sayaç okuma bedeli olarak sabit bir ücret alması gerekirken nispi olarak tahsil ettiğini, bu hatalı hesaplama nedeniyle yaptıkları itirazları davalının kabul etmediğini ancak Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.2011 tarih ve 2008/2695 Esas, 2011/1368 Karar sayılı ilamı ile abone başına sabit ücret alınması gerektiğine hükmedildiğini ileri sürerek, 01.09.2006 ile 31.12.2010 tarihleri arasında perakende satış hizmet bedeli olarak fazladan ödendiği 100.000,00 TL alacağın, fazlaya ait dava haklarının saklı tutularak, ödeme tarihlerinden itibaren kamu alacaklarına uygulanan faiz oranı ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiş, bilahare talebini 1.307.523,38 TL olarak ıslah etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yargı yolu ve zamanaşımı itirazıyla birlikte, açılan davayı kabul etmediklerini, ilgili mevzuat ve sözleşme hükümleri uyarınca davacının fazla ödemesinin bulunmadığını, kaldı ki kamu alacaklarına ilişkin faizin istenmesinin de mümkün olmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile serbest tüketici olan davacıdan abone başına maktu ücret alınması gerektiği halde davalının nispi hesaplama neticesinde hatalı tahsilat yaptığı, Danıştay 13. Dairesi'nin 06.04.2011 tarih, 2008/2695 Esas, 2011/1368 sayılı kararı ile de PSH bedeli olarak, EPDK'nın belirlediği rakamlar doğrultusunda, abone başına maktu ücret alması gerektiğine hükmedildiği, bu kararın geçmişe etkili olduğu, kısmi dava olarak açılan davada ıslah tarihi itibariyle zamanaşımının gerçekleştiği belirtilerek, davanın kısmen kabulü ile 100.000,00 TL'nin davalıdan dava tarihinden işleyecek amme alacaklarına uygulanan faizi ile birlikte tahsiline karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, elektrik dağıtım şirketleri tarafından tüketilen ve KWH bazında nispi olarak tahsil edilen PSHB'nin yasal dayanağının ortadan kalkması nedeniyle davalının nispi ücret ile maktu ücret farkı kadar zenginleştiği, ancak bu zenginleşmenin davacı aleyhine değil doğrudan tüketici aleyhine olduğu, davacı aleyhine tüketiciler tarafından bu bedelin tahsili için dava açılması ve davacı tarafından ödenmesi halinde davacının bu bedeli talep edebileceği belirtilerek, davacı vekilinin istinaf başvurusunun reddine, davalı vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; Danıştay 13. Dairesi'nin iptal kararıyla hukuki dayanağı kalmayan tüketim miktarına göre alınan PSH bedelinin, taraflar arasında imzalanan sistem kullanım anlaşması çerçevesinde davalı tarafça müvekkil şirketten tahsil edildiği açık olup, sistem kullanım anlaşmasına göre sözleşme ilişkisinin tarafları arasında dava konusunun değerlendirilmesinin gerektiğini, taraflar arasında imzalanan sözleşmenin 3 üncü maddesinde, davalı tarafça fazladan tahsil edilen tutarın bir sonraki ödeme dönemine ait bedelden mahsup edileceğinin de kararlaştırıldığını, Danıştayın iptal kararından önceki dönemde fazladan ödediği bedeli davalıdan talep etmekte haklı olduğunu, bu hususun YHGK kararında da belirtildiğini, kendi müşterilerinin temsilcisi olmayan müvekkil şirketin dava konusu ettiği bedelleri tüketicisine ödediğine dair bir belge sunma zorunluluğu bulunmadığını, aksinin kabulü halinde ise ispat yükünün davalıda olacağını, kaldı ki müşterilerine PSH bedelinin fatura edilmediğini, davanın belirsiz alacak davası olduğunu ve ıslah edilen tutarın zamanaşımına uğradığından söz edilemeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Sonuç Uyuşmazlık, taraflar arasındaki sistem kullanım anlaşması uyarınca davalının davacıdan tahsil ettiği perakende satış hizmet bedelinin hesaplanmasına ilişkin EPDK kararının Danıştay tarafından iptal edilmesi nedenine dayalı fazla ödemenin iadesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre, usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davalı yararına takdir edilen 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak, davalıya verilmesine, Alınması gereken harç peşin olarak yatırıldığından yeniden harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.09.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.