6. Hukuk Dairesi 2024/953 E. , 2025/172 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1747 E., 2022/1966 K. HÜKÜM/KARAR : Esastan Ret İLK DERECE MAHKEMESİ : Beyşehir 1. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/41 E., 2022/224 K. 1- İlk Derece Mahkemesince; vekalet görevinin kötüye kullanılması sebebiyle açılan tapu iptali ve tescil, mümkün olmadığı takdirde tazminat davasında, davalı yüklenici dışındaki diğer davalıların kötü niyetli oldukları, davalı yüklenici ile eylem birliği içerisinde oldukları iddiasının davacı tarafça ispat edinilemediği, asıl olanın iyi niyetin varlığı olduğu, diğer davalıların kötü niyetli olduklarına dair bir izlenim edilemediği gerekçesiyle tapu iptali ve tescil talebinin reddine, sözleşmeyi kendi kusuru ile imkansız hale getiren yüklenici bakımından tazminat istemi yönünden davanın kabulüne karar verilmiştir. 2- İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilince istinaf yoluna başvurulması üzerine, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesince istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir. 3- Bu karara karşı süresinde davacı vekilince temyiz yoluna başvurulması üzerine dosya incelendi, gereği konuşulup düşünüldü: Kamu düzenine aykırılık hallerinin re'sen gözetildiği, istinaf nedenleriyle sınırlı ve usulüne uygun olarak istinaf inceleme ve denetiminin yapıldığı; dosya içeriği, kararın dayandığı gerektirici sebepler ve delillerin takdirinde bir isabetsizlik bulunmadığı, yine davacı tarafın davalı ... ile arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi yaptığı, 10.02.2017 tarihli vekaletname ile taşınmaz satış yetkisini de içerir vekaletname ile ...'nu vekil tayin ettiği, davalı ... ile diğer davalıların iş birliği içerisinde hareket ettiği iddiasının ispatlanamadığı gözetilerek, davacı vekilinin temyiz sebepleri yerinde görülmemiştir. SONUÇ: Yukarıda açıklanan nedenlerle, Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi kararına ilişkin davacı vekilinin tüm temyiz sebeplerinin reddiyle usul ve kanuna uygun bulunan kararın ONANMASINA, aşağıda yazılı onama harcının temyiz edenden alınmasına, dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesine gönderilmesine, 21.01.2025 gününde oy çokluğuyla kesin olarak karar verildi. (Muhalif) (Muhalif) - KARŞI OY YAZISI - Vekâlet sözleşmesi 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu (TBK) 502 ila 514. maddelerde düzenlenmiştir. Vekâlet sözleşmesi, vekilin vekâlet verenin bir işini görmeyi veya işlemini yapmayı üstlendiği sözleşmedir (TBK 502/1). Vekâletin kapsamı, sözleşmede açıkça gösterilmemişse, görülecek işin niteliğine göre belirlenir (TBK 504/1). Vekalet sözleşmesinin kurulması için yazılı olması gerekmez. Sözlü olarak da kurulabilir. Vekil eden tarafından düzenlenen vekaletin vekil tarafından kullanılarak işlemler yapılmış olması vekalet sözleşmesinin kurulduğunu ispatlayacaktır. Sözleşme gereğince vekaleti üstlenen vekil bu görevini, Kanunda sayılan; talimata uygun ifa, özen ve sadakatle yürütme ve hesap verme borçlarına uygun olarak yerine getirmelidir. Talimata uygun ifa borcu gereğince vekil, vekâlet verenin açık talimatına uymakla yükümlüdür. Ancak, vekâlet verenden izin alma imkânı bulunmadığında, durumu bilseydi onun da izin vereceği açık olan hâllerde, vekil talimattan ayrılabilir (TBK 505/1). Bunun dışındaki durumlarda vekil, talimattan ayrılırsa, bundan doğan zararı karşılamadıkça işi görmüş olsa bile, vekâlet borcunu ifa etmiş olmaz (TBK 505/2). Kanun talimata uygun ifa hükmü yanında; vekil üstlendiği iş ve hizmetleri, vekâlet verenin haklı menfaatlerini gözeterek, sadakat ve özenle yürütmekle yükümlüdür (TBK 506/2) hükmü ile vekile ayrıca sadakat ve özen borcunu yüklemiştir. Vekilin özen borcundan doğan sorumluluğunun belirlenmesinde, benzer alanda iş ve hizmetleri üstlenen basiretli bir vekilin göstermesi gereken davranış esas alınır (TBK 506/3) hükmü ile de bu borcun kapsamının ne şekilde belirleneceğini düzenlemiştir. Vekilin hesap verme borcu ile ilgili olarak ise Kanunda; Vekil, vekâlet verenin istemi üzerine yürüttüğü işin hesabını vermek ve vekâletle ilişkili olarak aldıklarını vekâlet verene vermekle yükümlüdür (TBK 508/1) hükmü bulunmaktadır. Bu hükümlerin sonucu olarak vekil, vekil edenin yararına ve iradesine uygun hareket etme, onu zararlandırıcı davranışlardan kaçınma yükümlülüğü altındadır. Sözleşmede vekaletin nasıl yerine getirileceği hakkında açık bir hüküm bulunmasa veya yapılan işlem dış temsil yetkisinin sınırları içerisinde kalsa dahi vekilin bu yükümlülüğü daima mevcuttur. Bu sorumluluk 818 sayılı Borçlar kanununda daha hafif olan işçinin sorumluluğuna kıyasen belirlenirken, TBK'da benzer alanda iş ve hizmetleri üslenen basiretli bir vekilin sorumluluğu esas alınarak daha da ağırlaştırılmıştır. Bu sorumluluğu nedeniyle vekil, vekalet sözleşmesinden doğan borçlarına uygun hareket etmez ve vekil edenin zarara uğramasına neden olursa bundan doğan zararı karşılamakla da yükümlüdür. Giderim yükümlülüğü olarak adlandırılan bu yükümlülük genel hüküm olarak TBK 112. maddede yer almaktadır. Bu hükme gere; borç hiç veya gereği gibi ifa edilmezse borçlu, kendisine hiçbir kusurun yüklenemeyeceğini ispat etmedikçe, alacaklının bundan doğan zararını gidermekle yükümlüdür (TBK 112/1). Kanunda yer alan; Borçlunun, genel olarak her türlü kusurdan sorumlu olduğu, borçlunun sorumluluğunun kapsamının, işin özel niteliğine göre belirleneceği, iş özellikle borçlu için bir yarar sağlamıyorsa, sorumluluğun daha hafif olarak değerlendirileceği(TBK 114/1), haksız fiil sorumluluğuna ilişkin hükümler, kıyas yoluyla sözleşmeye aykırılık hâllerine de uygulanacağı (TBK 114/2) düzenlemeleri, borçlunun giderim yükümlülüğüyle ilgilidir. Sözleşmeye aykırılık nedeniyle borçlunun giderim yükümlülüğünden söz edebilmek için varlığı gerekli beş koşul, eylem, borca aykırılık, zarar, illiyet bağı ve kusurdur. Haksız fiilde genel ispat kurallarına göre kusurun ispatı zarar gören üzerinde iken sözleşmeye aykırılık nedeniyle giderim yükümlülüğünde kusursuzluğun ispatı borçluya yüklenmek suretiyle ispat yüküne ilişkin olarak genel ispat kurallarından ayrılan özel bir hüküm konulmuştur. Giderim yükümlülüğüyle ilgili olarak daha özel bir hüküm olması halinde öncelikle uygulanmalıdır. Vekilin talimata uygun ifa borcuna uymaması nedeniyle doğan zararı karşılaması gerektiği özel bir giderim yükümlülüğü hükmü olarak TBK 505/2. maddede yer almakta ise de benzer bir düzenlemeye özen ve sadakat borcuna aykırılık yönünden yer verilmemiştir. Bu nedenle özen ve sadakat borcuna aykırılık nedenle doğan zararların TBK 112. maddede düzenlenen giderim yükümlülüğü hükümlerine göre tazmini gerekecektir. Hukuki ilişkilerin kapsamını belirlemede 4721 sayılı Türk Medeni Kanununun (TMK) dürüst davranma başlıklı 2. ve İyiniyet başlıklı 3. madde hükümleri büyük önem taşımaktadır. Bu hükümlere göre: Herkes, haklarını kullanırken ve borçlarını yerine getirirken dürüstlük kurallarına uymak zorundadır (TMK 2/1). Bir hakkın açıkça kötüye kullanılmasını hukuk düzeni korumaz (TMK 2/2). Kanunun iyiniyete hukukî bir sonuç bağladığı durumlarda, asıl olan iyiniyetin varlığıdır (TMK 3/1). Ancak, durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse iyiniyet iddiasında bulunamaz (TMK 3/2). Kanunun vekil ile sözleşme yapan kişi TMK 3. maddesi anlamında iyi niyetli ise yani vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını bilmiyor veya kendisinden beklenen özeni göstermesine rağmen bilmesine olanak yoksa vekil ile yaptığı sözleşme geçerlidir ve vekil edeni bağlar. Vekil vekalet görevini kötüye kullansa dahi bu husus vekil ile vekalet eden arasında bir iç sorun olarak kalır, vekil ile sözleşme yapan kişinin kazandığı haklara etkili olamaz. Ne var ki, üçüncü kişi vekil ile çıkar ve işbirliği içerisinde ise veya kötü niyetli olup vekilin vekalet görevini kötüye kullandığını biliyor veya bilmesi gerekiyorsa vekil edenin sözleşme ile bağlı sayılmaması, TMK'nın 2. maddesinde yazılı dürüstlük kuralının doğal bir sonucu olarak kabul edilmelidir.,. Yukarıda yapılan açıklama ve sözü edilen kurallarla birlikte somut olay değerlendirildiğinde; davacı arsa sahibi ile davalı yüklenici ... arasında düzenlenmiş arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunmaktadır. Davacı bu sözleşme yanında davalı ...'e taşınmaz satış yetkisini de içeren vekaletname vermiştir. Vekaletname verilmesindeki asıl amaç veiradenin kat karşılığı inşaat sözleşmesi kapsamında işlemlerin yapılması olduğu da açıktır. Vekaletname salt tapuda devir yetkisi içeren bir vekaletname olmayıp taşınmazda inşaat yapılabilmesi için gerekebilecek tüm resmi ve özel işlemleri kapsadığı gibi taşınmazda kat irtifakı ve kat mülkiyeti kurulması ve bunların satış yetkisini de içermektedir. Davalılar ... ve ... bu vekaletname kullanılmak suretiyle arsa sahibine ait olması gereken bağımsız bölümleri satın almışlardır. Geçerli bir vekaletnameye dayalı olarak tapuda devir yapılmış olsa da henüz inşaat halinde iken bağımsız bölümler davalılarca satın alınmıştır. Tanık beyanları değerlendirildiğinde davalı ... ve ...'nin tapuda vekil olarak işlem yapan ...'in aynı zamanda taşınmazda inşaatı yapan kimse (yüklenici) olduğunu bilecek durumda oldukları anlaşılmaktadır. Kaldı ki tapuda yapılan devir sırasında inşaatın yapılabilmesi için geniş yetkiler içeren vekaletnamenin kullanılmış olması nedeniyle yapacakları küçük bir araştırma ile davalıların bu durumu anlayabilecekleri de açıktır. Toplanan tüm delillerle davalılar ... ve ... durumun gereklerine göre kendisinden beklenen özeni göstermeyen kimse durumunda olduklarından iyiniyet iddiasında bulunamazlar. Bu durumda tapu iptali ve tescil talebinin kabulüne karar verilmesi gerekirken yazılı şekilde bu talebin reddine karar verilmesi doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle hükmün bozulması gerektiği görüşünde olduğumuzdan hükmün onanması yönünde oluşan değerli çoğunluk görüşüne katılamıyoruz.
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/953 E., 2025/172 K. (21.01.2025) – Tazminat
- Mahkeme
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
- Esas No
- 2024/953
- Karar No
- 2025/172
- Karar Tarihi
- 21.01.2025
- Konu
- Tazminat, Tapu
Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.
SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.
Emsal karar araAynı daireden yakın tarihli kararlar
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2023/2652 E., 2025/167 K. 21.01.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/26 E., 2025/169 K. 21.01.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3628 E., 2025/178 K. 21.01.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1503 E., 2025/180 K. 21.01.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/135 E., 2025/171 K. 21.01.2025
- Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2943 E., 2025/182 K. 21.01.2025