6. Hukuk Dairesi 2024/523 E. , 2025/1653 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 53. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2202 E., 2023/1222 K. BİRLEŞEN DAVA İSTANBUL 9. ASLİYE TİCARET MAHKEMESİ 2019/318 ESAS İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 6. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2018/691 E., 2022/326 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı, asıl davada davalı-birleşen davada davacı ... Gayrimenkul Yatırımlar Sanayi ve Ticaret Ltd. Şti. vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 18.03.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davalı-birleşen davada davacı vekili Avukat ... ile asıl davada davacı-birleşen davada davalı vekili Avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: I.DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; taraflar arasında düzenlenen mimari tasarım sözleşmesinde iş bedelinin üç aşamada toplam 150.000,00 USD olarak belirlendiğini, davalı işi sahibinin ilk iki aşamaya ilişkin bedeli ödediğini, ancak son aşamaya ilişkin 30.000,00 USD tutarındaki bakiye iş bedelini ödemediğini, söz konusu alacağın tahsili amacıyla yapılan icra takibine karşı haksız olarak itiraz ettiğini ileri sürerek, itirazın iptali ile takibin devamına ve %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına hükmedilmesine karar verilmesini talep ve dava etmiştir. 2.Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenici şirketin taraflar arasındaki mimari tasarım sözleşmesinden kaynaklanan edimlerini yerine getirmediğini, kendisine yapılan 60.000,00 USD ödemeyi iade etmesi ve ayrıca geç teslim nedeniyle sözleşmede kararlaştırılan 10.000,00 TL cezai şartı da ödemesi gerektiğini ileri sürerek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla, anılan tutarların davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP 1. Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafından yapılan tasarımların sözleşmeye aykırı olduğunu, başka tasarımcıların çalışmalarından kopyalandığını, yerinde uygulanmasının mümkün olmadığını, hatalı ve eksik işlemleri müvekkili şirketin kendi imkanları ile tamamladığını savunarak davanın reddini ve davacının kötüniyet tazminatına mahkum edilmesini istemiştir. 2.Birleşen davada davalı vekili, davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile sözleşme konusu projenin ilk iki aşamasına ilişkin edimin ifa edilerek davalı-birleşen davacı iş sahibine teslim edildiği ve bedelinin ödendiği, mimari proje ve konsept tasarımın iddia edildiği gibi çalıntı olmadığı ve özgün nitelikte olduğu, iş sahibinin eksik ve ayıplı ifa bildiriminde bulunmadığı, mimari uygulama projelerinin yerinde uygulandığı, iş sahibinin projesinin ilk iki aşamasına yönelik cezai şart alacağı yönünden çekince sunmadan ödemeler yaptığı, TBK'nın 179/2 maddesi uyarınca bu kısımlar yönünden artık ifaya ekli cezai şart talep edemeyeceği, sözleşmenin numune bloğuna ilişkin üçüncü aşamasının da tamamlandığının tespit edildiği, bu kısma ilişkin bir gecikme bulunduğuna dair davalı-birleşen davacı iş sahibinin herhangi bir itirazı bulunmadığı, asıl davada davacının bu kısma yönelik alacak talebinin yerinde olduğu, iş sahibinin ise bu kısım yönünden cezai şart alacağı bulunmadığı gerekçesiyle, asıl davanın kabulü ile itirazın iptaline, takibin 30.000,00 USD üzerinden devamına, icra inkâr tazminatı talebinin reddine, birleşen davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde, asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibi vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun esastan reddine verilmiştir. Bölge Adliye Mahkemesince, asıl davaya ilişkin istinaf başvurusunun kesin olarak reddine karar verildiği, asıl davada davalı-birleşen davada davacı iş sahibi şirket tarafından kararın her iki dava yönünden temyiz edildiği, Bölge Adliye Mahkemesinin 16.01.2014 tarihli ek kararıyla, asıl davada verilen hükmün miktar itibariyle kesinlik sınırının altında kaldığı gerekçesiyle, temyiz isteminin asıl dava yönünden reddine karar verildiği, ek kararın temyiz edilmediği, sonuç olarak temyize sadece birleşen dava yönünden gelindiği anlaşılmıştır.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde: a. Bilirkişi raporuna itiraz ettiğini, ancak mahkemece itirazının değerlendirilmediğini, tek bir bilirkişi heyetinden rapor alındığını, b. Yüklenicinin, sözleşmede kararlaştırılan ayda dört kez yapılması gereken saha ziyaretlerini yapmadığını, bu nedenle iş bedelinden indirim gerektiğini, projelerin sözleşmeye aykırı olduğunu, orjinal olmadığını, çoğu tasarımın kopya olduğunu, projenin teslim edildiğine dair değerlendirmelerin de hatalı olduğunu, uygulama projelerindeki eksikliklerin ve ayıpların defalarca dile getirildiğini, yüklenicinin teslimi ispatla yükümlü olduğunu, projelerin uygulanabilir olmadığından geçerli bir teslimden söz edilemeyeceğini, projenin son aşamasına ilişkin sadece bir bloğa ait numunenin teslim edildiğini, diğer mimari uygulama projelerinin eksiksiz olarak teslim edilmediğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanmaktadır. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen birleşen davada verilen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, hükme esas alınan bilirkişi raporunun olaya uygun ve içerik itibariyle yeterli ve inandırıcı olduğu anlaşılmakla, birleşen davada davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesinin birleşen davada verdiği kararının HMK'nın 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Yargıtay duruşma vekalet ücreti takdir edilmesine yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! fd6ba55a6e6be9a3 cbda89e79cf5a55d