Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Eylül 2025 › 2024/3711 E., 2025/3109 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/3711 E., 2025/3109 K. (25.09.2025) – Tenkis

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/3711
Karar No
2025/3109
Karar Tarihi
25.09.2025
Konu
Tenkis, Satış Vaadi, Alacak, Senet, Çek

6. Hukuk Dairesi 2024/3711 E. , 2025/3109 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 14. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/400 E., 2024/1551 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2019/508 E., 2023/1083 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davalarda davalı ... vekilince duruşmalı, asıl ve birleşen davalarda davacı ... vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 24.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen davalarda davalı ... İnş. Turz. ve Tic. A.Ş. vekili Avukat ... ile asıl ve birleşen davalarda davacı ... Yapı Gayrimenkul Yatırım A.Ş. vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA 1.Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile dava dışı arsa sahibi ... Turizm Gıda...A.Ş arasında inşaat yapımı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi imzalandığını, sözleşme uyarınca davalı yükleniciye düşen tüm payın %10’u tapu payının devir bedeli olarak davalı şirkete dava tarihine kadar 2.448.168,00 USD ödeme yapıldığını, devrin gerçekleşememesi ve yapılan görüşmelerden sonuç alınamaması üzerine ödenen paranın iadesi için davalı şirkete gönderilen ihtarnameye yanıt verilmediğini ve ödenen satış bedelinin haksız olarak davalı şirketin malvarlığında kaldığını, davalı şirketin dava konusu projedeki bağımsız bölümlerin satışına devam ettiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere 60.000,00 USD'nin 20.08.2018 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca faizi ile birlikte davalıdan alınmasını talep etmiş, ıslah yoluyla talebini 1.670.597,00 USD’ye artırmıştır. 2.Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili şirket ile dava dışı ... İnşaat....A.Ş. ve ... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. arasında ...'nin sahibi olduğu ... Mahallesi 1638 ada 17 sayılı parselde kayıtlı 139.800,39 m2 alanlı arsada yapılacak inşaatlarla ilgili olarak ... . Noterliğinde 20.02.2013 tarihli ... yevmiye numaralı “düzenleme şeklinde arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesi” imzalandığını, sözleşmenin “5.8” maddesine göre taşınmaz satışı sözleşmelerinin yüklenici ile alıcılar arasında imzalanması nedeniyle alıcılara yapılan satış bedelleri üzerinden alıcılar adına fatura düzenleme ve KDV mükellefiyetinin yükleniciye ait olduğunu, sözleşmenin imzalanması sonrasında dava dışı ... İnşaat ile ... . Noterliğinde 19.09.2013 tarihli ... yevmiye sayılı adi ortaklık sözleşmesi imzalandığını, davacı müvekkili şirketin adi ortaklıkta %20, dava dışı ... İnşaatın ise %80 pay sahibi olduklarını, davalı ... İnşaat A.Ş. ile de dava konusu projede bulunan 37 bağımsız bölümün satışı konusunda anlaşmaya varıldığını, karşılıklı güvene dayalı olarak bağımsız bölümlerin devrinin gerçekleştirildiğini, aradan geçen zamana rağmen üstelik bağımsız bölüm satış bedellerine ilişkin faturaların itirazsız kabul edilmesine rağmen davalı şirket tarafından kendilerine sadece 2.200,000,00 TL ödemede bulunulduğunu, satış bedelinin kalan kısmı olan 5.303.750,62 TL'nin ödenmediğini ileri sürerek, 5.303.750,62 TL'nin tapu devirlerinin yapıldığı 13.07.2015 tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini istemiştir. 3. Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/791 Esas sayılı dosyasında davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkil şirketin davalı ... İnşaat Taahhüt ve Ticaret Anonim Şirketi'ne karşı dava açtığını, İlk Derece Mahkemesinin 2019/508 Esas sayılı dosyasında verdiği 08.10.2020 tarihli ara kararı uyarınca, davaya adi ortak ... ... Şirketi'nin muvafakatinin sağlanması, sağlanamaması hâlinde ise anılan adi ortak aleyhine bu davayla birleştirilmek üzere dava açılması için süre verildiğini, ... İnşaat ile ana davada davalı ... İnşaat arasında organik bağ bulunması nedeniyle muvafakat alınması mümkün olmadığından, ilk açılan birleşen davaya ... İnşaat'ın muvafakatinin alınmaması nedeniyle, taraf teşkilinin sağlanması amacıyla ve ara kararı uyarınca bu davayı açmak durumunda kaldıklarını ileri sürerek, davanın Bakırköy 3. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2019/508 Esas sayılı dosya ile birleştirilmiş olan 2019/780 Esas sayılı dava dosyası ile birleştirilmesini, adi ortaklık tarafından inşa edilen ve ana davada davalı şirkete devredilmiş olmasına rağmen ödenmeyen satım bedellerinin tahsilini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Asıl davada davalı vekili cevap dilekçesinde; ... tarafından gönderilen ihtarnamede davacı şirketin adının geçmediğini, gönderilen ihtarnamenin açılan dava ile ilgisinin olmadığını, bu yüzden davalı şirketi bağlayıcı bir yönü bulunmadığını, davacı şirketin ödediğini iddia ettiği 2.448.168,00 USD'nin kabulü anlamına gelmemek üzere, davacı şirketin ... AVM de satın almayı düşündüğü tapu payları için bazı ödemelerde bulunduğunu, ancak bu ödemelerin USD olarak değil de TL olarak yapıldığını, şirket kayıtlarının incelenmesi sonucu davacı şirketin davalı şirkete 2.300.000,00 TL ödeme yaptığını ve karşılığında kendisine 2.300.000,00 TL tutarında fatura kesilerek hesabın kapatıldığını, davacının projeden tapu payı almaktan vazgeçmesi üzerine davacıya 12.07.2017 tarihinde 260.000,00 USD ile 01.05.2017 tarihinde ise 1.351.162,24 TL gönderildiğini, bu ödemelerin davacı ödemelerine mahsubu halinde kendilerinin bir borcunun olmadığının aksine alacaklı olduklarının ortaya çıkacağını savunarak, davanın reddini istemiştir. 2. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; müvekkilin satın aldığı 37 adet bağımsız bölümün inşa edildiği arsanın sahibinin ... A.Ş. olduğunu, arsa sahibi şirketin tapu devrine, satış bedelini tahsile, tahsil edilen bedelin %41,5'lik kısmını arsa sahibi olarak alarak kalan %58,5 payı yükleniciye devretmeye yetkili ve görevli olduğunu, satış ve pazarlama yetkisinin ise yüklenici ... İnşaat ..A.Ş. ile davacı şirketin oluşturduğu adi ortaklığa ait olduğunu, müvekkilinin ise satış bedelini ödeyerek taşınmaz satın alan üçüncü kişi sıfatını taşıdığını, müvekkilinin KDV dahil 30.631.000,00 TL satış bedelini arsa sahibi olan ... A.Ş.'ye ödeyerek tapuları devir ve temlik aldığını, bu nedenle kendilerine husumetin yöneltilemeyeceğini, arsa sahibi şirket ile yüklenici şirketler arasında imzalanan 20.02.2013 tarihli “Düzenleme Şeklinde Arsa Satışı Karşılığı Gelir Paylaşımı “ Sözleşmesine göre üçüncü kişilere satılacak bağımsız bölümlerin satış bedellerinin arsa sahibi ve yükleniciler adına açılan, yönetim ve tasarruf yetkisi arsa sahibinde olan ortak banka hesabına yatırılacağını, ancak uygulamada banka kredisi kullanılması halinde bankalar doğrudan tapu sahibi kim ise ödemeyi de o kişiye yaptıkları için arsa sahibi olana ... A.Ş. hesabına yatırıldığını, arsa sahibinin sözleşme uyarınca kendi payı olan %41,5 kısmı aldıktan sonra kalanı adi ortaklık hesabına gönderdiğini, sözleşme uyarınca arsa sahibinin yüklenicilere arsa payı faturası keseceğini, yüklenicilerin ise satılan bağımsız bölümün satış bedeli üzerinden alıcıya adi ortaklık hisseleri oranında gayrimenkul satışına ilişkin fatura düzenleyeceklerini, 37 adet dükkanın KDV dahil satış bedeli olan 30.631.000,00 TL banka kredisi kullanılmak suretiyle ödendiği için bu tutarın doğrudan doğruya arsa sahibinin hesabına ödendiğini, bu şekilde sözleşmeye ve taraflar arasında kabul görmüş uygulamaya ve hukuka aykırı hiçbir durum olmadığını, davacı şirket ile davalı şirket arasında davacının payına düşen satış bedelinin doğrudan davacı şirkete yapılacağına dair bir sözleşme hükmü bulunmadığını, 37 adet bağımsız bölümün tapu devrinin gerçekleşmiş olmasının bedelin ödendiğinin açık göstergesi olduğunu, tapu satış senedinde de satış bedelinin tümü ile ödendiğinin açıkça belirtildiğini, dava dışı arsa sahibi şirketin kendi payına düşen kısım dışında kalan satış bedelini davacıya göndermemesinin davalı alıcı şirketin sorumluluğu altında bulunmadığını savunarak, davanın husumet ve esastan reddini talep etmiştir. 3. Birleşen Bakıköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/791 Esas sayılı dosyasında davalı vekili cevap dilekçesinde; ... İnşaat’ın ... A.Ş. ortak hesabına satış bedelinin 30.631.000,00 TL'lik kısmının banka kredisi ile geri kalanın ise tapuda nakit olarak ödendiğini, taşınmazların toplam satış bedelinin iddia edildiği gibi 64.136,612 TL. olmayıp 37.518.753,29 TL olduğunu, hasılat paylaşımı sözleşmesinin 5. maddesinde satış bedellerinin arsa sahibi ile ortak açılan hesaba yatacağının, arsa sahibinin arsa payı karşılığı gelir faturasını yükleniciler adına keseceğinin, satış sözleşmesinin yüklenici ile alıcılar arasında imzalanması sonrası alıcılara yapılan satış bedelleri üzerinden alıcılar adına fatura düzenleme ve KDV mükellefiyeti sorumluluğunun yükleniciye ait olduğunun yazılı bulunduğunu, satış bedelinin arsa maliki ortak hesabına yatırılmasından sonra, arsa malikinin arsa payı karşılığı olan %41,5 gelir faturasını yüklenicilerin oluşturduğu adi ortaklık adına kestiğini ve adi ortaklık ticari defterlerine işlenmesini müteakip 3. kişi durumundaki ... İnşaat A.Ş.'ye taşınmazın tamamının maliki olarak adi ortaklıktaki payları oranında fatura kesildiğini, sebepsiz zenginleşme hükümleri uyarınca davanın zamanaşımına uğradığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında tapu paylarının devri konusunda yazılı bir sözleşme bulunmadığı, tarafların ticari defter kayıtlarının incelenmesinde, asıl dava konusu ödemeler kayıtlı olmayıp ticari defterlerdeki işlemlerle yargı denetimine elverişli bir sonuca ulaşmasının mümkün olmadığı, davacı şirketten 25.08.2011 tarihinde 2.300.000,00 TL'lik çek girişi yapıldığı, karşılığında 04.03.2013 tarihinde 2.300.000,00 TL'lik fatura kesildiği, ancak gerek bu faturada yazılı ve gerekse dava dilekçesinde yazılı bağımsız bölümlerin tapu kayıtlarının devredilmediğinin her iki tarafın kabulünde olduğu, başka anlatımla alınan çekler ve karşılığında kesilen faturaların dava konusu borç/alacak ilişkisi dışında kaldığı, davalı yanca iddia edilen 12.07.2012 tarihinde, davacı şirket adına gönderdiği 260.000,00 USD'nin üzerinde herhangi bir açıklama yer almaksızın havale yoluyla gönderildiği, bu gönderinin aynı tarih itibariyle yukarıdaki excell tabloda davacı şirketin alacağından düşüldüğü, tarafların ticari defterlerinde davacının davalıya yaptığını iddia ettiği ödemelere ilişkin herhangi bir kayıt bulunmadığı, davacının, davalıya ödenen bedellere ilişkin, ... .com adresinden gönderilen e-mail ekindeki hesaplamalara dayandığı, 07.02.2018 tarihli e-mail ve eki excel tablosuna göre davacı şirket yetkilisi ... 'ın davalı şirkete nakden yapılan ve tahakkuk ettirilen alacaklardan kaynaklı bakiye olarak 2.194.819,00 USD alacaklı gözüktüğü, davacının 07.02.2018 tarihli e-mail ve eki excell tablosuna dayanmakta olup davalı tarafından sunulan tabloya bir itiraz söz konusu olmayıp davacı tarafından sözleşme uyarınca verilen paranın geri ödendiğinin savunulduğu, davalının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi 2020/1559 Esas sayılı dosyadaki keşif tutanağında sunduğu belgeler ile birebir davacının iddia ettiği bu ticari ilişkiyi kabul ettiği, yine gönderilen bu excel listeler, davacı tarafından hazırlanan değil, ... .com adresinden gönderilen excel listeleri olması gözönüne alındığında davacının, davalı ile yapmış olduğu sözleşme uyarınca yükümlülüğünü yerine getirdiğini ispat ettiği, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2020/1559 Esas sayılı dosya içerisinde yer alan, ... İnşaat tarafından 20.04.2016 tarihli keşifte sunulan belgelerin incelenmesinde; Bakırköy 7. Asliye Ticaret Mahkemesi 2014 /334 Esas sayılı dosyanın (davalı olarak ... İnşaat'ın yer aldığı) 20.04.2016 tarihli keşif tutanağında, davalı ... İnşaat vekili tarafından bir klasör harcama belgelerinin dosyaya sunulduğunun keşif tutanağında yazıldığı, öte yandan davacı şirkete gerçekleştirilen ödemeleri gösteren ödeme tablosunun davacı şirketle birlikte davalı şirketin yönetim kurulu başkan yardımcısına da gönderildiği, söz konusu belgelerin incelenmesinde; davacı şirket yetkilisi ... 'ın 2009 yılı sonunda yaptığı toplam ödemelerin 2.448.167,00 USD olduğu, 11.07.2012 tarihinde ... İnşaat tarafından ... 'a 260.000,00 USD ödenmesi ile ... 'ın 2.188.167,00 USD alacak bakiyesi kaldığı, söz konusu dava 2014 yılında açılmış olup, davacının sunduğu son excell tablosu 07.02.2018 tarihindeki mail ekindeki tabloyu ihtiva ettiğinden, davacının sunuduğu excell tablosuna göre davacı davalıdan 2.194.819,00 USD alacaklı olduğu, dolayısıyla bu noktada her ne kadar davalı şirket tarafından, davacının bedelleri Türk Lirası cinsinden gönderdiği iddia edilmişse de, İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi'nin 2020/1559 Esas sayılı dosyasına yine davalı tarafından sunulan belgelerde, bedellerin esasında USD olarak kaydedildiği, davalı şirket tarafından bir başka ihtilafa sunulan belgelerde alacağın cinsinin, yabancı para cinsinden olduğunun ifade edilmiş olmasının mahkeme içi ikrar niteliğini haiz olduğu, bu yönü ile kesin bir delil olarak nitelendirilebilecek olan belgelerin huzurdaki davaya konu alacağın yabancı para cinsinden (USD) tahsilinin mümkün olduğu, davalı tarafından davacıya 2017 yılında 1.351.162,24 TL ödendiğinin iddia edildiği, davacının ise bu ödemelerin davalıdan geldiğini, daha sonra ise davacı adına giderlerde kullanıldığını iddia ettiği, dosya içerisindeki dekontlardan davalının davacıya 20.03.2017 tarihinde 950.000,00 TL, 31.03.2017 tarihinde ise 401.162,24 TL gönderdiği, davalının, davacıya ödediği 1.351.162,24 TL’nin her iki taraf ticari defterlerinde de kayıtlı olduğu, dekont suretinden ödemenin kredi ödemesi amacıyla gerçekleştirildiği, bu yönü ile anılan bedelin kredi ödemesi amacıyla gerçekleştirildiği bu nedenle davacı lehine yapılmış bir borç ödemesi olduğunun kabulünün mümkün olmadığı, dolayısıyla davacının iddia ettiği alacaktan mahsubunun söz konusu olamayacağı, bu noktada anılan ödemelerin borç ödeme amacı ile gerçekleştiği hususunda ispat yükünün davalı şirkete ait olduğu, kaldı ki davacının 2.194.819,00 USD alacaklı olduğuna ilişkin e-mailin gönderilme tarihi 07.02.2018 olduğu, davalının yaptığı ödemelerin ise 20.03.2017 ve 31.03.2017 tarihli olduğu, dolayısıyla davalı bu ödemeleri davacının 2.194.819,00 USD alacağına karşılık yapmış olsa idi, 07.02.2018 tarihinde e-mail ile gönderilen -davacının cari hesap alacağını gösteren- tablodan düşeceği, davalı söz konusu ödemelerin, davacı tarafından kendisine gönderilen paranın geri ödemesi olduğunu yazılı bir delil ile ispat edemediğinden davalı tarafından sunulan yemin davacı şirket yetkilisi tarafından eda edildiği, davalı şirketin söz konusu ödemenin savunmasında belirttiği gibi bir ödeme olduğunu ispat edemediği, davalı tarafça dava tarihinden sonra yapılan 4.500.000,00 TL'nin hangi kur üzerinden hesaplanması gerektiğine ilişkin bilirkişi kurulu tarafından yapılan hesaplamanın doğru olduğu ve davalının dava tarihinden sonra yaptığı 4.500.000,00 TL ödemenin USD karşılığı 781.438,97 USD yaptığı sonucuna varıldığı gerekçesiyle asıl davanın kısmen kabulü ile 1.413.380,03 USD alacağın 60.000,00 USD'sine dava tarihinden, kalan 1.353.380,03 USD'sine ise ıslah tarihi olan 11.11.2019 tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanunun 4/a maddesi uyarınca kamu bankalarının aynı yabancı para türünden 1 yıl süreli mevduata uyguladıkları en yüksek faizi ile birlikte fiili ödeme günündeki T.C Merkez Bankası döviz satış kuru üzerinden hesaplanacak Türk Lirası karşılığının davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında ise; gelir paylaşımı sözleşmesinde kat irtifak tapularının arsa sahibi adına kayıtlanacağının açıkça yazılı olduğu, dava dosyasına taraf vekillerince sunulan ve varlığı çekişmesiz faturalara göre gerek davacı şirket ve gerekse birleşen davalı adi ortak ... İnşaat...AŞ., davalı ... İnşaat A.Ş.'ye satılan 37 ayrı bağımsız bölüme ilişkin kendi gelir paylarına uygun şekilde 4'er adet fatura düzenledikleri, davacı şirket tarafından davalıya satılan 37 adet bağımsız bölümlerle ilgili kendi hissesine düşen %20 pay oranına dayalı olarak düzenlediği 4 ayrı faturada KDV dahil toplam 7.503.750,00 TL satış bedeli gözüktüğü, diğer davalı ... İnşaat...A.Ş. adına satılan 37 adet bağımsız bölümler için düzenlenen 4 adet faturanın toplamı KDV dahil 30.015.002,67 TL olarak gözüktüğü, söz konusu faturaların toplamı olan 37.518.752,00 TL satış bedellerinin her bir adi ortağın gelir paylaşım sözleşmesine göre alacakları gelir payı oranına bölünüp 100 ile çarpıldığında davacı vekilince ileri sürülen 64.134.620,68 TL toplam satış bedeline ulaşıldığı, gelir paylaşımı sözleşmesinin 7. maddesine göre normal işleyişte bağımsız bölüm alıcıların satış bedelini sözleşmenin tarafları adına açılan ortak hesaba yatırılması gerektiği, nitekim davacı vekili tarafından sunulan ortak hesap banka hesap ekstrelerinde dava dışı alıcılar tarafından yatan satış bedelleri açıkça görüldüğü, ...'nin 320.01.344 hesap kodu ile takip edilen hesabında, ...'nin ortak havuz hesaptan aldığı paraların ... 'nin borcuna işlendiği, 14.07.2015 tarihinde ...'nin gönderdiği 13.944.250,00 TL ise adi ortaklık hesabına gelmiş ve ...'ye alacak verilmişken, 15.07.2015 tarihinde ...'ye borç işlenen 10.000.000,00 TL'nin ortak havuz hesaptan değil, adi ortalık banka hesabından elden çekilip, sonrasında ...'ye borç işlenen bir bedel olduğu, eğer ki ...'ye 10.000.000,00 TL ortak havuz hesaptan gönderilmiş olsa idi, o zaman 13.944.250,00 TL gelen bedel ile ilişkilendirilemeyeceği taraflar arasındaki paylaşımda ortak havuz hesaba gelen paranın paylaşımı olarak nitelendirileceği, ancak ...'ye borç işlenen 10.000.000,00 TL ortak havuz hesaptan değil, adi ortaklık banka hesabından nakden çekildikten sonra borç işlendiği, dolayısıyla ...'nin gönderdiği gerçek bedelin 3.944.250,00 TL olduğu, davalı vekili her ne kadar bu hususun ... ticari defterlerinden teyit edilmesi gerektiğini iddia etmiş ise de, söz konusu işlemin zaten resmi ticari defterlere yansıyan işlem olsa idi, adi ortaklığın bu bedeli elden nakit çekip ... borcuna işlemeyeceği, resmi olarak ... havale edecekleri, ancak tekrarla birlikte, dava konusu ihtilafın zaten 37 adet bağımsız bölümün satış bedelinin resmi faturalardaki kadar değil, daha yüksek bedelle satıldığına ilişkin olduğu bu nedenle adi ortaklığın elden kasaya çekilen gibi banka hesabından çektiği 10.000.000,00 TL'nin ... ticari defterlerinde yer almasının söz konusu olmadığı, çünkü ... de gelir paylaşımını resmi kesilen faturalardaki kadar almış gözüktüğü, bilirkişi raporundaki teknik incelemeler neticesinde dava konusu 37 adet bağımsız bölümün satış tarihindeki rayiç değerinin 66.325.000,00 TL tespit edilmesinin taşınmaz satışlarının muvazaalı olarak yapıldığına işaret ettiği, yanlar arasındaki gelir paylaşım sözleşmesine göre, ... toplam satış bedelinin %41,5'ini, davacı ve davalının ise kalan %58,5'i %80-%20 olarak paylaşacağı, dava konusu bağımsız bölüm satışlarından adi ortaklığa gelmesi gereken bedel 38.800.125,00 TL iken gelen bedelin ise 5.444.250,00 TL olmakla, 33.355.875,00 TL daha ödenmesi gerektiği, adi ortaklığa gelmesi gereken 33.355.875,00 TL'nin içinde artık ... payı bulunmadığı, ... kendi payına düşen bedeli aldığı, dolayısıyla ödenmeyen 37 adet bağımsız bölüm satış bedelinden davacının payına düşen tutarın 33.355.875,00 TL x %20- 6.671.175,00 TL olduğu, davalı tarafından davacıya 15.07.2015 tarihinde 2.200.000,00 TL ödeme yapıldığı davacının da bu bedeli 20.07.2015 tarihinde adi ortaklık hesabına gönderdiği, ancak taleple bağlılık esası gereğince davacının 2.200.000,00 TL'nin 37 adet bağımsız bölüm satışı için kendisine gönderildiğini kabul ettiği, 4.471.175,00 TL davacının, davalıdan alacak bakiyesi kaldığı gerekçesiyle birleşen davanın kısmen kabulü ile 4.471.175,00 TL alacağın dava tarihinden itibaren değişen oranlarda işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir. Birleşen Bakırköy 5. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2020/791 Esas sayılı dosyasında açılan davanın taraf teşkilinin sağlanması amacıyla açıldığı anlaşıldığından davanın esası ile ilgili olarak karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde asıl ve birleşen davalarda davacı vekili ile birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuruların esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1.Asıl ve birleşen birleşen davalarda davacı vekili temyiz dilekçesinde; a. Asıl dava yönünden; müvekkili tarafından davalıya 2.448.167 USD ödendiği sabit bulunan uyuşmazlıkta, anılan tutarın tahsiline karar verilmesi gerekirken, davalının bağlantılı birleşik ikrarı göz ardı edilmek ve ispat yükü tersine çevrilmek suretiyle taraflar arasındaki ilişki devam ederken yapılan 260.000,00 USD bedelli ödemenin, müvekkili tarafından ödenen bedellerin iadesi olarak değerlendirilerek istinaf itirazının reddine karar verilmesinin hatalı olduğunu, b. Hesap kayıtlarını içerir tablolar üzerinde yer alan ve davalı tarafça müvekkili ödemelerinden düşülen tutarların müvekkili kabulünde olmadığının mükerrer defa ileri sürüldüğünü, c.Davalı tarafça 260.000,00 USD bedelli ödemenin sözleşmenin henüz ayakta olduğu sona erdirilmediği 11.07.2012 tarihinde gerçekleştirilmiş olup, işbu ahvâlde müvekkili tarafından ödenen bedellerin iadesi kapsamında değerlendirilemeyeceğini, kaldı ki söz konusu ödeme belgesi (havale dekontu) incelendiğinde davalı şirket tarafından, "ödenen bedellerin iadesi" vb. herhangi bir açıklamaya da yer verilmediğini, d. Gerek sözleşmenin feshinden yıllar evvel 11.07.2012 tarihinde ödenen 260.000,00 USD; gerekse anılan hesap kayıt tablolarında yer verilen "... Proje Kule Vinç Hesabı ... %25" açıklaması ile dava konusu ilişki ile hiçbir alakası bulunmadığı sabit olan 12.08.2017 tarih kayıtlı 52.084,41 USD bedelli ödeme vb. ödemeler müvekkil şirket ödemelerinden tenkis edildiğini, dava konusu sözleşmenin henüz ayakta olduğu dönemde yapılan ve yine taraflar arasındaki dava konusu ilişki kapsamında ödendiğinin davalı tarafça ispat edilemediğini, bu sebeple söz konusu ödemenin müvekkil ödemelerinden tenkisinin mümkün olmadığını, e. Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında ise; hükme esas alınan bilirkişi raporunda yer verilen değerlendirmelerin aksine müvekkili alacaklarından düşülen 2.200.000,00 TL’nin adi ortaklık hesabına iade edildiğini, dava konusu alacağın tamamının talep edilebileceği gözetilmeksizin hüküm tesis edildiğini, müvekkili alacaklarının dava konusu talebin üzerinde olduğu sabit olup, taleple bağlılık ilkesi gerekçe gösterilmek suretiyle taleplerinin de altında bir tutara hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. 2. Asıl dava ve Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasında davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Asıl dava yönünden; hesap tablosunun ispata hizmet edebilecek bir delil niteliğinde olmadığını, delil başlangıcı niteliğinde dahi olmadığını, ödemelerin bir tanesi dışında tamamının TL üzerinden yapıldığını, delil başlangıcı bile sayılmayan hesap tablosuna göre ödemenin döviz cinsinden yapıldığı sonucuna varılamayacağını, elektronik posta metninin HMK’nın 202/2. maddesi unsurlarını taşımadığını, b.”TL” cinsinden yapılan ödemelerin USD’ye çevrilerek hesap yapılacağına ve USD olarak iade edileceğine dair taraflar arasında mutabakat olmadığını, davacının da böyle bir mutabakat olduğu yönünde iddiası bulunmadığını, c. E-postanın müvekkilinin kurumsal e-mailinden gönderilmediğini, gönderen kişinin müvekkili temsilcisi olmadığını, söz konusu e-postanın davalının adi ortağı ile aralarındaki maliyet hesabının takibi olduğunu, d. Satışla ilgili verilen çekin fatura kesilerek kapatıldığını, müvekkilinin borcu olmadığını, e. İkrar olarak nitelendirilen beyanın işbu davanın davacısınıın lehine yapılmadığını, ikrar olduğu iddia edilen beyanda işbu davacıdan dolar cinsinden para alındığı ifadesinin olmadığını, f. 1.351.162,24 TL ödemenin usulsüz yemin deliline dayanarak borcun ifası amacıyla yapılmadığının kabul edilmesinin hukuka aykırı olduğunu, davanın tarafları arasında başka bir borç ilişkisi bulunmadığı durumda, banka havalesiyle yapılan ödemenin mevcut borcun ifası amacıyla yapılmış sayılacağını, ispat yükünün aksini iddia eden davacıda olduğunu, delil ikamesinden kaçınmış sayılmamak için yemin teklif ettiklerini, davacının yemin metnine sadık kalmadan ilavelerle yemini eda ettiğini, g. Savunmalarını kesin delil niteliğindeki ticari defterler ile ispat etmelerine rağmen yemin teklifine zorlanmaları nedeniyle teklif edilen yeminin hukuken geçersiz olduğunu, h.Eksik ve hatalı bilirkişi raporunun esas alındığını, ı. 2.300.000,00 TL’lik çeke karşılık müvekkili tarafından kesilen 2.300.000,00 TL fatura kesildiğini, faturaya ilişkin usul ve hukuk kurallarından uzak değerlendirme yapıldığını, davacının faturaya itiraz etmediğini, kayıtlarına aldığını, ticari defterlerin müvekkili lehine kesin delil olduğunu, i. Davacının dayandığı hukuki işlemin değeri itibariyle senetle ispatı zorunlu olup takdiri delille ispat koşullarının olmadığını, j. Dava tarihinden sonra yapılan 4.500.000,00 TL ödemenin, davacı ödemesinin USD cinsinden yapıldığı kabulü mümkün olmadığından kur hesaplamasının da kabul edilemeyeceğini, k.Birleşen davada ise; Bölge Adliye Mahkemesince iddialarının değerlendirilmediğini, arsa sahibi hesabına kaydedilen 10.000.000,00 TL’nin ortak havuzdan değil adi ortaklık banka hesabından çekilmiş olmasının ...'nin gönderdiği gerçek bedelin 13.944,250,00 TL olduğu gerçeğini değiştirmeyeceğini, bu durumun yapılan gelir paylaşım sözleşmesiyle veya müvekkiliyle illiyet bağı bulunmadığını, 10.000.000,00 TL'nin ... ticari defterlerinde kayıtlı olup olmadığının incelenmediğini, gelir paylaşım sözleşmesine göre arsa sahibinin fatura düzenleme yükümlülüğü olmadığını, faturayı satış bedelinin tamamı üzerinden adi ortaklık paylarına göre düzenleyeceklerini, toplam satış bedeli üzerinden düzenlenen fatura ve arsa sahibi ile yapılan sözleşmeye göre toplam satış bedeli 37.518.753,00 TL olup, davacının kendisine isabet eden tutardan fazla bile pay aldığını, davacıya yansıtılan 31.12.2015 tarihli yansıtma faturasına itirazda bulunmadan kayıtlarına aldığını, tamamen varsayım üzerine tanzim edilen hukuka aykırı bilirkişi raporunun hükme esas alındığını, satış bedelinde muvazaa bulunmadığını, kaldı ki davacının muvazaa iddiasında bulunmasının hukuken mümkün olmadığını, eksik inceleme ile karar verildiğini, bir an muvazaa kabul edilse bile davacının tapuda değeri düşük göstermek suretiyle menfaat temin edip şimdi de bu davranıştan lehine sonuç çıkarmasının hukuken korunamayacağını, hiç kimsenin kendi muvazaasına dayanamayacağını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, asıl davada taşınmaz vaadi satış sözleşmesine dayalı ödenen bedelin iadesi, birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı davada ise taşınmaz satım sözleşmesine dayalı bakiye alacağın tahsili istemine ilişkindir. 1-Tarafların asıl davaya yönelik temyiz itirazlarının incelenmesinde; Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, özellikle taraflar arasında taşınmaz satışına ilişkin şifahi anlaşmayla para verildiği her iki tarafın kabulünde olup paranın “TL” mi “USD” mi olarak verildiği ve geri ödenip ödenmediğinin uyuşmazlık konusu olduğu, davacı tarafın mailine gönderilen mail eki excel tablosunda davacı şirket yetkilisine USD cinsinden borçlu gösterilmiş olması, işbu tablonun aynı şekilde davalı tarafça başka bir uyuşmazlıkta mahkemeye sunulmuş olması ve yine dava açıldıktan sonra da davacıya peyderpey ödeme yapılması dikkate alındığında taşınmaz satışı için USD üzerinden para alındığı ve alınan paranın geri ödenmediğinin anlaşılmış olmasına göre davalı vekilinin, excel tablosunun esas alınıp bir bütün olarak değerlendirilmesine göre davacı vekilinin temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir. 2-Tarafların Birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas sayılı dosyasına yönelik temyiz itirazları yönünden; 2.1.Birleşen davada davacı ... Yapı Gayrimenkul A.Ş “arsa satışı karşılığı gelir paylaşımı sözleşmesine” dayalı olarak üretilen bağımsız bölümlerden 37 tanesinin davalı ... İnş. Tur. A.Ş.’ye satıldığını, davalının satış bedelinden davacı hissesine düşen meblağı eksik ödediğini ileri sürerek alacak talep etmiştir. Davacı ... Yapı Gayrimenkul A.Ş , ... İnş. Taah. A.Ş. ve ... Gayrimenkul Geliştirme ve Yatırım A.Ş. aralarındaki gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesi nedeniyle elde edecekleri gelirleri paylaşacakları için paylaşım konusunda adi ortaklık hükümlerine tabidirler .Bu nedenle gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin ortaklarından biri olan ... Yapı Gayrimenkul A.Ş’nin söz konusu sözleşme nedeniyle üretilen ve davalıya satılan taşınmazların bedelinden kendisine düşen hisseyi tek başına dava açmak suretiyle istemesinde aktif dava ehliyeti bulunmamaktadır. Bu durumda mahkemece, davacı tarafa gelir paylaşımlı inşaat sözleşmesinin diğer ortaklarının iş bu davaya muvafakatlerini sağlaması yahut dava açıp iş bu davayla birleştirilmek suretiyle taraf teşkilinin sağlanması için süre verildikten sonra TBK'nın 642. ve devamı maddeleri dikkate alınarak bir karar verilmesi gerekirken usulü eksiklikler giderilmeden karar verilmesi doğru olmamış, bozmayı gerektirmiştir. 2.2 Bozma nedenine göre, taraf vekillerinin birleşen davadaki temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeple; 1. Yukarıda (1) no.lu bentte açıklanan nedenlerle asıl davaya yönelik temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370/1 hükmü uyarınca ONANMASINA, 2. (2.1.) no.lu bentte açıklanan nedenlerle birleşen Bakırköy 4. Asliye Ticaret Mahkemesi’nin 2019/780 Esas dosyasında İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 4. (2.2.) nolu bentte açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin taraflardan karşılıklı alınarak Yargıtaydaki duruşmada vekille temsil olunan taraflara verilmesine, Asıl ve birleşen davalarda davacı ... tarafından fazla yatırılan harcın istek halinde iadesine, Aşağıda yazılı harcın asıl dava yönünden davalı ...'nden alınmasına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 25.09.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. MUHALEFET ŞERHİ Asıl dava taşınmaz satış vaadi sözleşmesine dayalı ödenen paranın miktarı ve cinsi ile iadesinin yapılıp yapılmadığına ilişkindir. Davacı davalıya bu ilişki nedeniyle 2.448.168,00 USD ödeme yaptığını satış vaadinin gerçekleşmediğini bu nedenle ödediği paranın iadesini talep etmiştir. Davalı davacıdan bu ilişki nedeniyle toplam 2.300.000,00 TL aldığını ve bu parayı 2.600.000,00 USD ve 1.351.162,24 TL olmak üzere geri ödediğini ve 2.300.000,00 TL’lik fatura düzenlediği bu nedenle davacıya herhangi bir borcu olmadığı gibi davacıdan alacaklı olduğunu savunmuştur. Dava konusu gayrimenkul satış vaadine ilişkin taraflar arasında herhangi bir yazılı sözleşme yoktur. Taraflar tacir olup bu ticari ilişki nedeniyle defter ve kayıtlarında herhangi bir açıklama, ödeme kaydı, ödeme belgesi veya ödeme makbuzu gibi kayıt ve belge bulunmamaktadır. Davacı davalıya 2.448.168,00 USD ödediğine ilişkin herhangi bir defter, belge, delil ya da makbuz ibraz edememektir. Davalı taraf bu ilişki nedeniyle 2.300.000,00 TL aldığını ve bu miktarı iade olarak ödediğini beyan etmiş ve buna ilişkin fatura ibraz etmiştir. Davalı taraf bu ödemenin bir kısmının USD olarak yapıldığını ayrıca davalının başka bir mahkeme dosyasına bu ödemeyi de gösterir excel tablosu sunduğunu bu ödemenin tabloda gösterilen alacaklardan mahsup edildiğini, ayrıca davalının iddia ettiği TL ödemesinin kredi borcuna karşılık yapıldığını dava konusu borcun ifası olmadığını aralarında başka ticari işler olduğunu iddia etmiş ve davalının yemin teklifi üzerine yapılan TL ödemesini bu borcun ifası niteliğinde olmadığını ve davalıya iddia ettiği miktar USD’nin ödendiğine ilişkin yemin icra etmiştir. Taraflar tacir olup iddialarını basiretli bir şekilde ticari defter, usulüne uygun yazılı sözleşme veya usulüne uygun ödeme belgeleriyle ispat etmek durumundadırlar. Mahkemenin hükme esas aldığı imzasız ve tarihsiz excel tablosu davalı tarafça kabul edilmemiştir. Şayet davalı tarafça kabul edilse dahi usulüne uygun ödeme belgesi niteliğinde olmayıp, ancak yazılı delil başlangıcı olarak kabul edilebilecek niteliktedir. Ayrıca mahkemece icra edilen yeminde usulüne uygun bir yemin delili değildir. Davacı taraf iddiasını usulüne uygun şekilde ispat edebilmiş değildir. Bu haliyle eksik inceleme ve yanılgılı değerlendirme sonucu asıl dava yönünden verilen kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan onama şeklinde oluşan sayın çoğunluğun kararına katılamamaktayım. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1cc77c221242db25 edf3cc0adc64711c

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Eylül 2025 kararlarının tamamı