6. Hukuk Dairesi 2024/3561 E. , 2025/2384 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/364 E., 2024/113 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar ... vd. vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilleri ile davalı yüklenici arasında 28.05.2007 tarihli arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi düzenlendiğini, müvekkillerinin maliki bulunduğu 2 parsel sayılı taşınmaz üzerine inşaat yapımına başlandığını, sözleşmede anahtar teslimi olarak 01.08.2009 tarihinde tesliminin kararlaştırıldığını, ancak iskan ruhsatının alınmadığını, eksik imalatların bulunduğunu, yükleniciye verilmesi kararlaştırılan 10,11, ve 30 no’lu bağımsız bölümlerin tapularının yükleniciye devredilmediğini ileri sürerek, 10... no’lu bağımsız bölümler yönünden nama ifaya izin ve satış yetkisi ile 7.000,00 TL gecikme tazminatının tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davada davacı vekili dava dilekçesinde; davalılardan yüklenicinin 30 no’lu daireyi 02.06.2007 tarihinde iş karşılığı olarak müvekkiline devrettiğini ve daireyi teslim aldığını, 7 aydır dairede ailesi ile birlikte oturduklarını, ancak tapusunu alamadıklarını, inşaatın %97 oranında bittiğini, eksik işlerin tamamlanması ve iskan alınması için bir dairenin yeterli olacağını ileri sürerek, 30 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile davacı adına tesciline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.
II. CEVAP Asıl davada davalı yüklenici davaya cevap vermemiştir. Birleşen davada davalı arsa sahipleri vekili cevap dilekçesinde; davacının daireyi yükleniciden aldığını, yüklenicinin taahhüdünü yerine getirmediğinden davacının hak sahibi olamayacağını savunarak, birleşen davanın reddini istemiştir.
III. YEREL MAHKEME KARARI Yerel Mahkemenin 01.03.2021 tarihli ve 2011/170 Esas, 2021/122 Karar sayılı kararı ile her ne kadar asıl davada davacılar vekili 30 no’lu bağımsız bölüm yönünden de nama ifa yetkisi talep etmiş ise de, 30 no’lu bağımsız bölümün birleşen dosyada davacı adına tesciline karar verildiği, imalat eksikliklerinin ve iskan bedelinin 10... no’lu dairelerin satışıyla karşılanabileceği, asıl davadaki talep dikkate alındığında davacılara 10 no’lu bağımsız bölüm yönünden nama ifa yetkisi verilmesi gerektiği gerekçesiyle asıl ve birleşen davanın kabulüne karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Yerel Mahkemenin 01.03.2021 tarihli kararına karşı süresinde asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin temyiz başvurusunda bulunması üzerine, Dairemizin 13.09.2022 tarihli ve 2021/4185 Esas, 2022/4091 Karar sayılı kararı ile, asıl davada satışı talep edilen 30 no’lu bağımsız bölüm yönünden birleşen davada tapu iptal ve tesciline karar verildiği, asıl davada 30 no’lu bağımsız bölüm yönünden niza çıkarılmaması gerektiği, 30 no’lu bağımsız bölüm dışında yükleniciye verilmesi kararlaştırılan ve davacı arsa sahipleri uhdesinde bulunan 10... no’lu bağımsız bölümlerin bulunduğu dikkate alınarak, mahallinde yeniden keşif yapılmak suretiyle, eksik ve ayıplı iş bedeli ile iskan izni alma giderlerinin, 10... no’lu bağımsız bölümlerin karar tarihine en yakın güncel değerlerinin tespit edilerek, 10 no’lu bağımsız bölümünün değerinin, eksik ve ayıplı işler bedeli ile iskân giderlerini karşılamaması durumunda 11 no’lu bağımsız bölümün de satışına izin verilebileceği göz önünde bulundurularak karar verilmesi gerektiği belirtilerek, Yerel Mahkeme hükmünün bozulmasına karar verilmiştir. Yerel Mahkemenin ilam başlığında tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Yargıtay bozma ilamında açıkça; asıl davada satışı talep edilen 30 no'lu bağımsız bölüm yönünden birleşen davada tapu iptal ve tesciline karar verildiği ve asıl davada 30 no'lu bağımsız bölüm yönünden niza çıkarılmaması gerektiği belirtildiğinden davacılar vekilinin 10... no'lu bağımsız bölümler yönündeki taleplerinden de feragat ettiği anlaşıldığından asıl davanın kısmen kabulü ile 7.000,00 TL kira kaybı alacağının dava tarihinden işleyecek yasal faiziyle birlikte asıl davalıdan tahsiline, birleşen davanın ise, arsa sahipleri tarafından geriye yönelik fesih söz konusu olmadığından ve sözleşme gereği dava konusu taşınmazın müteahhite düştüğü, müteahhit tarafından davacı ile taşeronluk sözleşmesi imzalandığı ve dava konusu taşınmazın müteahhit tarafından davacıya satıldığı, yapılacak işlerin daireye ödeme sayılacağının kararlaştırıldığı, taşınmazın da davacıya teslim edildiği ve taşınmazda davacının oturduğu gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Asıl davada davacılar- birleşen davada davalılar vekili temyiz dilekçesinde; iyiniyetli olmayan, olduğu kabul edilse dahi hakkı şahsi hakka dayanan, adına tescil yapılmamış üçüncü kişinin tapu talep edemeyeceğini, yüklenici edimini ifa edip sözleşme şartlarına uygun olarak eseri teslim etmediği için kendi alacağını talep edemeyeceğinden üçüncü kişinin de temlike konu bağımsız bölüme hak kazanmadığını, 11 no'lu bağımsız bölümün talep konusu edilmediğini, 10 no'lu bağımsız bölüme ilişkin talepten de bozma öncesinde feragat edilmiş olduğunu, kaldı ki bu bağımsız bölümlerin dava dışı üçüncü kişilere devirlerinin yapıldığını, yüklenici ve birleşen davacının işbirliği halinde muvazaalı olarak hareket ettiklerini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesine dayalı nama ifaya ve satışa izin ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı-birleşen davada davalılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeple; Asıl davada davacılar-birleşen davada davalılar vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilmediğinden davalılar yararına vekâlet ücreti takdirine yer olmadığına, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz edenlere yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, Kararın tebliğinden itibaren 15 gün içerisinde karar düzeltme yolu açık olmak üzere, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! ae46816d149b9ffb 805485e6c7bb2519