Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/2397 E., 2025/2333 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2397 E., 2025/2333 K. (16.06.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2397
Karar No
2025/2333
Karar Tarihi
16.06.2025

6. Hukuk Dairesi 2024/2397 E. , 2025/2333 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2063 E., 2024/367 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Büyükçekmece 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/160 E., 2023/223 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 13.05.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacılar vekili Avukat ..., davacı asil ... ile davalılar vekili Avukat..., davalı asil ...’ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili; müvekkillerinden ...'nın eşi, ... ve ...'nın babası ...'nın 12.07.2016 tarihinde vefat ettiğini, murisin 1980 yılından vefatına kadar kitap dağıtım ve yayın işi ile uğraştığını, davalılar ile murisin uzun zamandır görüştüğü ve ailece görüştüklerini, davalıların inşaat işine girmek istediklerini, muris ile ortak bir arsa alıp üzerine inşaat yapmayı teklif ettiklerini, muris ve davalıların 14.12.2000 tarihinde Büyükçekmece 279 parselde bulunan tarlayı satın aldıklarını, %50 murisin payı, %50 davalıların payı olmak üzere tescil edildiğini, 2010 yılında imar uygulaması sonucunda arsanın bir kısmının belediyenin mülkiyetine geçtiği, kalan kısmının ise biri 2.416,07 m² diğeri 3.174,63 m² olmak üzere iki ayrı parsele bölündüğünü, taraflar arasında yapılan şifai anlaşma ile büyük parselin davalılara, küçük parselin ise muris adına tescil edildiğini, davalı yüklenicilerin 2010 yılında başladığı 8 adet villayı 2012 mayıs ayında bitirip teslim etmeyi taahhüt ettiklerini, ancak tamamlamadıklarını, bunun üzerine muris tarafından ... 3. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2015/204 D. İş sayılı dosyası üzerinden delil tespiti yaptırıldığını ileri sürerek, murisin fazladan ödediği tutarlar bakımından şimdilik 500.000,00 TL, inşaatların tamamlanmaması nedeniyle uğranılan kira gelir kaybı bakımından şimdilik 50.000,00 TL, parseller arasındaki değer farkından kaynaklanan zarar bakımından şimdilik 50.000,00 TL'nin temerrüt tarihinden itibaren avans faiziyle birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmesini talep etmiş, 16.07.2021 tarihli ıslah dilekçesi ile parseller arasındaki değer farkından kaynaklanan zarar bakımından talebini 910.272,00 TL’ye arttırmıştır.

II. CEVAP Davalılar vekili cevap dilekçesinde; talepler bakımından zamanaşımı süresinin dolduğunu, taraflar arasında sözlü veya yazılı hiçbir şekilde bir eser sözleşmesi (inşaat sözleşmesi) imzalanmadığını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasında yazılı eser sözleşmesi bulunmadığı, davalı tarafça akdi ilişkinin inkar edildiği, akdi ilişkinin kurulduğunu ispat külfetinin davacıda olduğu, davacının dava dışı 3. kişi olan şirkete yapılan ödemelere ilişkin dekontları sunduğu, ancak dekontların tek başına taraflar arasındaki akdi ilişkiyi ispat etmesinin mümkün olmadığı, davacı tarafça yazılı bir sözleşme sunulmadığı, davacı tarafa yemin delili bulunduğu hatırlatıldığı ancak davacının yemin teklifinde bulunmadığı gerekçesiyle, ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı tarafın akdin ispatını sağlayamadığı, dekontların taraflar arasında var olduğu iddia edilen akdi ilişkinin varlığını yaklaşık olarak ispatladığını veya kısmen doğruladığını kabul etmenin hukuken mümkün olmadığı, davalılar ve davacılar murisinin dava dışı yüklenici şirketle yaptığı adi yazılı inşaat sözleşmesinin olduğu, davalı dilekçesindeki beyanın davalının yüklenici olduğuna dair mahkeme içi ikrar olduğunu kabul etmenin mümkün olmadığı, ikrarın mahkemeye yönelmiş açık bir beyan olması gerektiği, davalı lehine vekalet ücretine hükmederken sadece davacıların değer farkı sebebiyle uğranılan zara talebi olan 910.272,00 TL üzerinden vekalet ücretinin hesaplandığı, davacılar vekilinin dava dilekçesinde talep ettiği inşaat sebebiyle 500.000,00 TL fazla ödeme talebini ve 50.000,00 TL kira kaybı zararını dikkate almayarak hatalı vekalet ücretine hükmettiği gerekçesiyle, davacılar vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine, davalılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; a. Uyuşmazlığa konu olayda taraflar arasında güven ilişkisine dayalı şifahi atipik nitelikte bir eser sözleşmesinin mevcut olduğunu, buna göre davalıların inşaat işinin yapımını ve kontrolünü üstlendiğini, davacıların murisinin ise bu edim karşılığında davalılara, normalde yarı yarıya paylaşılması gereken arsanın yarısından fazlasını (büyük parseli) bıraktığını, b. Davacıların murisinin davalıların yönlendirmesi ile davalılar tarafından bulunan taşeronla davalılar ile birlikte sözleşme imzaladığını, c. Müvekkilin murisinin, kendi parseli üzerinde de 8 adet villa yapımı karşılığında davalılarla anlaşarak, daha fazla para ödediği, diğerine göre daha büyük, denize daha yakın ve dolayısıyla daha değerli olan parseli davalılara verdiğini, d. Davalıların yönlendirmeleri neticesinde müvekkiller murisi ... tarafından taşeronlara ve malzeme satan firmalara birtakım ödemeler yapıldığını, e. Dava dışı taşeronlarla yapılan sözleşmelerin yazılı delil başlangıcı niteliğinde olduğunu, f. Kesin delil niteliğinde mahkeme içi ikrarın bulunduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacağın tahsili istemine ilişkindir. Bölge adliye mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacılar vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil edilen davalılar yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacılardan alınarak, davalılara verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz giderinin temyiz eden davacılara yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 16.06.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 9b7bb9492fde6149 afaa9aab590765a6

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı