Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/2089 E., 2025/1575 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/2089 E., 2025/1575 K. (17.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/2089
Karar No
2025/1575
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/2089 E. , 2025/1575 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2145 E., 2024/371 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul Anadolu 10. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2020/340 E., 2022/324 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ..., şirket yetkilisi ... ile davacı vekilleri Avukat ..., Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalı arasında akdedilen 16.08.2018 tarihli sözleşme uyarınca davalının yükleniminde olan iş için 28 adet ısıtma-soğutma cihazı imali ve kurulumu işini üstlendiğini, sözleşmede ödemelerin ne zaman yapılacağının kararlaştırıldığını, müvekkilinin sözleşmeye uygun ifa yükümlülüğünü yerine getirdiği ve sistemin dava dışı iş sahibi tarafından kabul edildiği halde bakiye iş bedelinin ödenmediğini ileri sürerek, bakiye iş bedelinin tahsili için başlatılan takibe vâki itirazın iptaline, takibin devamına, davalı taraf aleyhine %20'den aşağı olmamak üzere icra inkâr tazminatına karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı tarafın sözleşme ve ekleri gereğince üzerine düşen edim yükümlülüğünü yerine getirmediğini, cihazların sözleşme eki teknik şartnameye uygun şekilde çalışır vaziyette teslim edilmediğini, ayıplar nedeniyle testlerin tekrarlandığını ve sürecin uzadığını, teslim sürecinin uzaması nedeniyle oluşan maliyetin davacı tarafa fatura edildiğini, davacının hiçbir alacağının bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile taraflar arasında eserin ayıplı olup olmadığı hususunda ihtilaf bulunduğu, mahallinde yapılan keşifte eserin sorunsuz şekilde çalıştığının tespit edildiği, eseri kullanmakta olan ... yetkililerince herhangi bir ayıp ihbarında bulunulmadığı, cihazların istenilen değerde ve normal verilerde çalıştığı, level testleri sırasında yaşanan aksaklıkların ve sorunların yüklenici firma tarafından giderildiği, yükleniciye işten el çektirildiği ispat edilmediği müddetçe eksik işlerin, ayıplı işlerin de yüklenici tarafından giderildiği karine olarak kabul edildiği, davalı yanca sözleşmeye aykırı olarak cihazlara kuyu suyu ve şantiye elektriği verilerek cihazlar kullanılmaya çalışıldığı, yüklenici tarafından eserin kabulü yapılmadan önce davalı yanca verilen kuyu suyunun neden olduğu hasar nedeni ile cihazlardaki bir kısım parçalar değiştirilerek eserin yeniden sözleşmeye uygun hale getirildiği, tanık beyanlarının değerlendirildiği, davalının düzenlenmiş olduğu enerji bedeli ve gecikme bedeli faturalarının davacı yanca kabul edilmediği ve ticari defterlere kaydedilmediği, cihazların tümünün son teslim tarihinden önce davalıya teslim edildiği, sadece teslim aşamalarında oluşan gecikme sebebiyle davalının 4.717,00 Euro gecikme cezası kesebileceği, taraflar arasındaki sözleşmede vade farkı istenebileceğine dair hüküm ve teamül de olmadığından davalıdan vade farkı istenmesinin mümkün olmadığı gerekçesiyle, davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın asıl alacak 865.003,00 Euro üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a. maddesi gereğince kamu bankalarının EURO cinsinden vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmak suretiyle faiz işletilmesine, takibin bu şekilde devamına, fazlaya dair istemin reddine, alacak likit olmadığından ve yargılama gerektirdiğinden icra inkâr tazminatı talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde taraf vekillerince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesince alınan bilirkişi raporu ve dosya kapsamı itibariyle, taraflar arasındaki 16.08.2018 tarihli sözleşmeye göre davacının sözleşme süresinde taahhüt ettiği 28 adet ısıtma-soğutma cihazının testlerinin tamamlanarak davalıya sözleşmenin bitim tarihi olan 30.11.2018 tarihinden önce teslim ettiği, sözleşmenin 11. maddesinde kararlaştırılan gecikme cezası ifaya etkili cezai şart olup, her ne kadar bilirkişi raporlarında 7 adet cihaz gecikmeli olarak teslim edilmiş, buna göre gecikme cezası hesaplanmış ve mahkemece de bu gecikme cezası davacı alacağından mahsup edilmiş ise de, davacının takip tarihi itibariyle davalıdan 869.720,00 Euro alacağı olduğu, işin tamamının süresinde, eksiksiz ve ayıpsız olarak teslim edildiği, sözleşmeye konu cihazların tamamının teslimatlarının sözleşmede kararlaştırılan süreden önce yapıldığı, gecikmenin söz konusu olmadığı, asıl iş sahibi ile davalı arasında iş tesliminde sıkıntı yaşanmadığı, davacı alacağından gecikme cezası kesintisi yapılamayacağı, davacının alacağının likit olduğu, davacının işlemiş faiz talebinin davalı tarafın temerrüdü söz konusu olmadığından reddine dair karar vermek gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin istinaf taleplerinin reddine, davacı vekilinin istinaf talebinin kabulüne, İlk Derece Mahkemesi kararının kaldırılmasına, davanın kısmen kabulüne, davalının takip dosyasına yapmış olduğu itirazın 869.720 Euro asıl alacak üzerinden iptaline, asıl alacağa takip tarihinden itibaren 3095 sayılı Kanun'un 4/a. maddesi gereğince kamu bankalarının EURO cinsinden vadeli mevduata uyguladığı en yüksek faiz oranının uygulanmak suretiyle faiz işletilmesine, takibin bu şekilde devamına, asıl alacağın %20'si üzerinden hesaplanan 1.142.812,08 TL icra inkâr tazminatının davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının işlemiş faiz talebinin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; davacının müvekkili tarafından düzenlenen faturalara usülüne uygun şekilde itiraz etmediğini, tanık beyanının usulsüz şekilde dikkate alındığını, raporlar arasındaki çelişkiler giderilmediği gibi, uzman görüşünün de dikkate alınmadığını, sözleşme konusu işin geç teslim edildiğini, sistemin devreye alınması için süre verildiği halde gecikme olduğunu, gecikme nedeniyle dava dışı iş sahibinin müvekkili aleyhine ceza uyguladığını, işin eksik teslim edildiğinin düzenlenen tutanakla sabit olduğunu, kuyu suyu kullanılmadığını, bazı parçaların paslanması ve değiştirilmesinin ayıbın varlığının kanıtı olduğunu, enerji bedelinin talep edilmesi mümkün olduğu halde reddinin hatalı olduğunu, icra inkar tazminatına hükmedilemeyeceğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklanan alacağın tahsili için başlatılan takibe vaki itirazın iptali ve takibin devamı istemine ilişkindir. Taraflar arasında düzenlenen 16.08.2018 tarihli sözleşme ile 28 adet ısıtma-soğutma cihazı imali ve kurulumu işi kararlaştırılmıştır. Sözleşme sabit birim fiyatlı sözleşme olup, iş bedeli 2.492.000,00 Euro+KDV olarak belirlenmiştir. Davacı alt yüklenici, davalı yüklenicidir. Sözleşmede şantiye teslim tarihleri belirlenmiş olup, buna göre 5 adet cihaz 10.09.2018 tarihine kadar, 8 adet cihaz 20.10.2018 tarihine kadar, 8 tane cihaz 15.11.2018 tarihine kadar, 7 tane cihaz ise 30.11.2018 tarihine kadar teslim edilecektir. Kurulum ve devreye alma için sözleşmede tarih belirtilmemiştir. İş bedelinin son %50 kısmının ödenmesi için cihazların şantiyede level 5 testlerinin tamamlanması sonrası tüm cihazların testten geçmesi beklenmeden testi tamamlanan her bir cihaz için 10 gün içerisinde ödeme yapılması kararlaştırılmıştır. Ürünlerin yerine yerleştirilmesi yüklenici tarafından, montajı ise alt yüklenici tarafından yapılacaktır. Ürünlerin yerleştirileceği platformların ve gerekli elektrik, su, enerji vb altyapı ve bağlantılarının hazır edilmesi de yüklenicinin sorumluluğundadır. Level 2 test süreci sahada kurulumu yapılan ekipmanların ön devreye alma süreci öncesinde herhangi bir hasar olup olmadığını anlamak için yapılacak test sürecini tanımlamaktadır. Level 5 test süreci ise entegre sistem testlerinin gerçekleştirildiği test sürecini tanımlamaktadır. Bu testlerde tüm sistemlerin birlikte çalışabildiği, tüm çalışma ve arıza modları test edilerek onaylanmaktadır. Sözü edilen düzenlemeler ışığında dava konusu somut olay değerlendirildiğinde; 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hakim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre ve özellikle İlk Derece Mahkemesince mahallinde icra edilen keşif sonrasında hazırlanan bilirkişi kurulu raporu ve ek raporunun somut olayın özelliklerine uygun, açık, anlaşılır, denetime elverişli, hüküm kurmaya yeterli ve dosya kapsamı ile uyumlu olduğu, keşif esnasında ısıtma soğutma cihazlarının sözleşmeye ve teknik şartnameye göre amacına uygun şekilde çalıştığının tespit edildiği, davacı alt yüklenici sorumluluğunda olan IEC cihazları ile davalı yüklenici sorumluluğunda olan diğer tüm seviye (level) testlerinde tespit edilen kusurların ve teknik şartnamenin 4. sayfasında reverse ozmoz suyu kullanılacağı belirtildiği halde kullanılmaması nedeniyle meydana gelen paslanma ve diğer problemlerin test aşamalarında giderildiği, davalı tarafça eksik ve ayıpların kendileri tarafından giderildiği hususunun ispat edilemediği, davacının sorumlu olduğu ileri sürülen gecikme cezası ve elektrik giderine ilişkin faturaların davacı defterlerinde kayıtlı olmadığı gibi, cihazların montaj için uzun süre şantiyede bekletildiği, montaj ve testlerin binanın inşaat, yalıtım, mekanik, elektrik, tesisat işlerinin yapımına göre devam ettirildiğinden davacının dava dışı iş sahibi ile davalı yüklenici arasında düzenlenen sözleşme bakımından gecikmeye neden olmadığı, ayrıca 6102 sayılı Kanun'un 21/2 maddesine göre süresinde itiraz olunmamak suretiyle kabul edildiği varsayılan fatura içeriğinin ancak sözleşmenin ifa safhasıyla ilgili olarak faturada yer alması olağan sayılan satılan malın cinsi veya yapılan işin adedi, türü, bedeli gibi hususlara ilişkin olabileceği, sözleşmenin kuruluşu aşamasında başta var olmayıp, ifa ile ilgili hususlarda sözleşmeyi değiştiren ve diğer tarafın durumunu ağırlaştıran kayıtların faturaya konulması durumunda ki buna muhatabınca itiraz edilmese dahi, bu kayıtların faturanın zorunlu ve olağan içeriğinden kabul edilmesi, düzenlemenin şekline olduğu kadar amacına da aykırı düşeceği, işin dava dışı iş sahibi tarafından 26.07.2019 tarihi itibariyle kabulünün yapıldığı, level testleri için tarih belirlemesi yapılmadığından test başlamadan önce davacıya yeterli süre verilerek cihaz ayarlarının yapılması imkanı tanınmadığı, testler sırasında kullanılan elektrik/enerji masraflarından davacının sorumlu olduğunun ispat edilemediği anlaşıldığından davalı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. (Yargıtay Hukuk Genel Kurulu’nun 06.03.2024 tarih,2023/11-793 Esas ve 2024/149 Karar sayılı kararı) 2. Taraflar arasında düzenlenen sözleşmenin 11.1. maddesinde "Satıcının sözleşmede belirtilen yükümlülüklerini sözleşme hükümlerine uygun şekilde zamanında, gereği gibi ve/veya hiç yerine getirmemesi halinde ayıba esas cihaz adet bedeli üzerinden her gün için % 0,05 oranında cezai tazminat ödemeyi kabul ve taahhüt eder." düzenlemesi mevcuttur. Dava konusu cihazların sözleşmeye göre şantiye teslim tarihleri belirlenmiş olup, dosya kapsamından şantiye teslim tarihlerinde gecikme olduğu anlaşılmaktadır. Tüm cihazlar son teslim tarihi olan 30.11.2018 tarihine kadar teslim edilmiş ise de, aşamalardaki 56 günlük gecikme sebebiyle davalının 4.727,00 Euro gecikme cezası istemekte haklı olduğu halde Bölge Adliye Mahkemesince gecikmenin söz konusu olmadığı gerekçesiyle yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 3. İtirazın iptâli davalarında İcra ve İflas Kanunu'nun 67/II. maddesi çerçevesinde alacaklı yararına icra inkâr tazminatına hükmedilebilmesi için, usulüne uygun şekilde yapılmış bir icra takibinin bulunması, borçlunun süresi içerisinde itiraz etmesi ve alacağını mahkemede dava ederek haklı çıkması gerekir. Burada, borçlu itirazının kötü niyetle yapılmış olması ve alacağın bir belgeye bağlanmış bulunması koşulları aranmaz. İcra inkâr tazminatı, hakkındaki icra takibine itiraz ederek durduran ve çabuk sonuçlandırılmasına engel olan borçluya karşı konulmuş bir yaptırımdır. Bu yasal koşullar yanında, takibe konu alacağın likid olması da zorunludur. Her uyuşmazlığın kendine özgü somut özelliklerine göre değişmekle birlikte, bir uyuşmazlıkta alacağın likid olup olmadığı belirlenirken, alacak ve onun borçlusu birlikte değerlendirilmelidir. Buna göre, likid bir alacaktan söz edilebilmesi için, ya alacağın gerçek miktarının belli ve sabit olması ya da borçlusu tarafından belirlenebilmesi için bütün unsurların bilinmesi veya bilinmesinin mümkün olması; böylece, borçlunun borç tutarını tahkik ve tayin etmesinin mümkün bulunması; başka bir ifadeyle, borçlunun yalnız başına ne kadar borçlu olduğunu tespit edebilir durumda olması gerekir. Gerek borç ve gerekse borçlu bakımından, bu koşullar mevcut ise, ortada likid bir alacak bulunduğu kabul edilmelidir (HGK'nın 07.06.2006 tarihli ve 2006/19-295 Esas, 2006/341 Karar sayılı kararı). Bu ilke ve kurallar ışığında somut olay değerlendirildiğinde; dava konusu alacağın mevcut olup olmadığı bilirkişi raporu da alınmak suretiyle yapılan yargılama sonucu belirlenmiştir. Alacak miktarının likid olmadığı, bilirkişi raporuyla belirlendiği hallerde borçlunun takibe itirazında haksız olduğu kabul edilemez. Bu durumda likit bir alacak bulunduğundan söz edilemeyeceğinden Bölge Adliye Mahkemesince icra inkâr tazminatı isteminin reddine karar verilmesi gerekirken kabulü doğru olmamıştır. Açıklanan nedenlerle kararın bozulması uygun bulunmuştur.

VI. KARAR Yukarıda 1. bentte açıklanan sebeplerle davalı vekilinin sair temyiz itirazlarının reddine, 2. ve 3. bentlerde açıklanan sebeplerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin davacıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil olunan davalıya verilmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgiliye iadesine, Dosyayı kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. - MUHALEFET ŞERHİ - Dava konusu uyuşmazlık eser sözleşmesinden kaynaklı alacağın icra takibi yoluyla tahsili istemine ilişkin yapılan icra takibine itirazın iptali istemine ilişkindir. Dairemizin sayın çoğunluğunun davalının gecikme cezası istemekte haklı olduğu ve alacağın likit olmaması nedeniyle inkâr tazminatına hükmedilemeyeceğine ilişkin görüşlerine katılıyoruz. Ancak dairemizin sayın çoğunluğu tarafından reddedilen diğer temyiz itirazlarından eksik inceleme ile karar verilen hususlara ilişkin temyiz isteğinin reddi kararının usul ve yasaya uygun olmadığı düşüncesiyle aşağıda belirttiğimiz hususların da bozma konusu yapılması gerektiği düşüncesindeyiz. Davalı ayıp nedeniyle uğradığı zararları bulunduğu gerekçesiyle davacı tarafından talep edilen alacağa karşı ödemezlik defini davada istenen davacı alacağını aşan bir tutar olmadığı sürece karşı dava açılmasına gerek olmaksızın ileri sürebilme olanağına sahiptir. Bu nedenle davalının davacının meydana getirdiği eserin ayıplı olması ve geç teslim edilmesi gerekçelerine dayanarak gerek ayıp gerekse geç teslimden kaynaklı zarar tutarlarının borcundan düşülmesini ve buna ilişkin ödemezlik defini ileri sürdüğü anlaşılmaktadır. Bu kapsamda davalı hem eksik ve ayıplara hem de geç teslim olgusuna dayanarak zarara uğradığını savunmuş buna ilişkin dava dışı asıl iş sahibi ... Gayrimenkul Yatırım A.Ş. tarafından kesilen cezalar ve test giderlerine ilişkin elektrik, su, gider faturalarına delil olarak dayanmıştır. Dosyada mevcut 21.10.2021 tarihli mali müşavir bilirkişiler tarafından ticari defter incelemelerine ilişkin sunulan muhasebeci bilirkişi raporuna göre iş sahibi ...’in elektrik su kullanım masrafları kapsamında kendisine yansıttığı 725.680,00 TL’lik ve yine aynı kapsamda 252.845,28 TL tutarlı 26.02.2019 tarihli fatura ile mayıs ayına kadar olan sarfiyata ilişkin 1.453,253,11 TL tutarlı 30.06.2019 tarihli faturaları düzenlediği, buna karşılık davalının davacıya bu giderleri yansıtmak amacıyla 317.420 EURO tutarlı fatura düzenlediği, gecikme cezasına karşılık olmak üzere ise 373.000 EURO bedelli faturaları düzenlediği, dava dışı ...’in davalı Telemobil A.Ş.’ye (Ankara DC Projesi gecikme cezası) kapsamında gecikme cezası olarak düzenlediği 23.10.2020 tarih ve 2.848.000 TL tutarlı e-faturanın davalı defterlerinde kayıtlı olduğu davalı şirket ile ... arasındaki hesabın 24.03.2021 tarihi itibari ile ‘’0’’ olduğu dolayısıyla bu bedellerin davalı tarafından dava dışı iş sahibine davalının ödemiş kabul edileceği tespit edilmiştir. Davalının da kendisine ... tarafından kesilen faturalara karşılık olmak üzere yüklenici davacıya 317.420,00 ve 373.000 EURO tutarlı 30.12.2019 tarihli 2 adet fatura düzenlediği düzenlenen e-faturaların aynı gün e-kayıt sistemi üzerinden davacı kayıtlarına aktarıldığı yine mali müşavir bilirkişi raporunda belirtildiği üzere, belirtilen faturaların aynı gün davacı ticari defterlerine işlendiği, 31.12.2019 tarihinde ise davacı tarafından yine e-fatura olarak iade faturaları düzenlendiği ancak davalının iade faturalarını süresinde olmadığı gerekçesiyle iade ettiği ve faturaların her ne kadar üzerinde 31.12.2019 tarihi gözükse de 08.01.2020 tarihinde düzenlendiği ve yasal süresi içerisinde kendileri tarafından düzenlenen 30.12.2019 tarihli faturalara süresinde itiraz edilmediğini savunduğu anlaşılmıştır. Davalı taraf gerek yargılama aşamasındaki itirazları ve beyanlarında gerekse temyiz dilekçesindeki beyanlarında ısrarla e-fatura kayıt sistemi üzerinden iadeye ilişkin davasının düzenlediği e-faturanın yasal süresinden sonra gönderildiğini savunmasına rağmen bu konuda mali müşavir raporunda bir açıklama olmadığı gibi gerek İlk Derece Mahkemesince gerekse istinaf mahkemesince ve gerekse dairemizin sayın çoğunluğu görüşlerinde bu husus üzerinde durulmamıştır. TTK’nın 21/2. maddesindeki ‘’Bir fatura alan kişi aldığı tarihten itibaren sekiz gün içinde, faturanın içeriği hakkında bir itirazda bulunmamışsa bu içeriği kabul etmiş sayılır.’’ Gerek 15. HD’nin gerekse 6. HD’nin yerleşik içtihatlarında faturayı alan kimsenin aldığı tarihten itibaren 8 gün içinde faturaya bir itirazda bulunmaması halinde fatura içeriğinin kesinleşmiş olacağını gerek fatura kapsamının gerekse faturadaki bedelin taraflar arasında bağlayıcı hale geleceği kabul edilmektedir. Yargıtay’ın ticari uyuşmazlıklara bakan kapatılan 19 ve 11. Hukuk Dairesinin de yerleşik içtihatları aynı yöndedir. Bu kapsamda gerek TTK 21/2. maddesi gerekse Yargıtay’ın yerleşik içtihat ve uygulamalarına göre taraflar arasında akdi ilişkinin varlığı uyuşmazlık konusu bulunmadığına göre bu kapsamda davalının dava dışı iş sahibi ... .... A.Ş. tarafından kendisine düzenlenen elektrik ve su giderleri ile gecikme cezalarına ilişkin yansıtma tutarlarını 30.12.2019 tarihinde düzenlediği, aynı tarihte davacı defterine faturaların kaydedildiği, TTK’nun 21/2 maddesi gereğince 8 günlük yasal sürenin sonu olan 07.01.2020 tarihine kadar iade faturasının kesilmesi veya faturaya TTK’nun 18. maddesindeki usule uygun olarak itirazda bulunması gerekmesine karşılık herhangi bir itirazda bulunulmadığı, bu durumda faturanın bağlayıcı hale geldiği gözetilerek mali müşavir bilirkişilerden ek rapor alınarak veya ilgili vergi dairelerinden sorularak iade faturalarının süresinde düzenlenip düzenlenmediği ve süresi içerisinde faturalara TTK’nun 18. maddesine göre usule uygun olarak itirazda bulunup bulunulmadığı araştırılarak sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile karar verilmiş olması hususunun da ilave bir bozma sebebi yapılması gerekirken bu hususun gözden kaçırılmış olmasına ilişkin çoğunluk görüşüne katılmıyoruz. Kaldı ki; iade faturası içeriğinin faturanın zorunlu içeriğine dahil olup olmadığı hususu, faturaya süresinde itiraz edilip edilmediği hususunun tespitinden sonra önem kazanacak olup, davalının kendisinin ödemek zorunda kaldığı ve davacının sebep olduğunu savunduğu yansıtma zarar şeklindeki iade faturası içeriği taraflar arasında sözleşme ilişkisi bulunduğu da gözeltildiğinde zorunlu bir içeriktir. Dolayısıyla mahkemece öncelikle davalı tarafça düzenlenen yansıtma faturalarına davacının süresinde itiraz ve iade etmek suretiyle fatura içeriğini kabul etmediğini bildirip bildirmediğinin tespitinden sonra süresinde itiraz ettiğinin anlaşılması halinde davacı tarafça düzenlenen faturaların bağlayıcı olmayacağı ve fatura içeriğinin kesinleşmediği sonucuna varılacağından, dosyada ekli 24.10.2019 tarihli ... A.Ş. tarafından tutulan tutanak fotoğraflar bir kısım eksikliklerin bulunduğu ancak bunların giderildiğine dair davacı tanık beyanları ile eksik ve ayıpların bulunduğuna ilişkin ve bunların zaman içerisinden giderilmesine çalışıldığına dair davalı tanığı beyanları, buna ilişkin bilirkişi ek ve kök raporları, tespit dosyası ve uzman görüşü arasında malzemelerde bulunan paslanmanın malzemelerin şantiye sahasına getirildiği aşamada bulunup bulunmadığı, kurulan sistemlerin level testlerinde yetersizlikleri ve verimsiz çalışmanın kuyu suyu kullanımından kaynaklanıp kaynaklanmadığı, sistemdeki paslanma, nem problemi ve serpantindeki su sızıntıları şeklinde oluşan ayıpların işin teslim süresine etkisi ve bu ayıpların meydana gelmesinde tarafların kusur durumlarının ve birlikte kusurlu olup olmadıklarının belirlenmesine ilişkin çelişkiler bulunduğundan, alınan bilirkişi raporlarına teknik ve gerekçeli itirazlarda bulunulduğu da dikkate alınarak tüm bu çelişkilerin giderilmesi ayıp, ayıplı imalat ve malzeme ile işin eksik ve gecikmeli olarak yapılıp yapılmadığı bu nedenle dava dışı asıl iş sahibi ... tarafından davalıya kesilen gecikme cezası ve yansıtma faturalarından dolayı tarafların kusurlarının ve sorumluluklarının ne olduğuna ilişkin hususların tespiti bakımından konusunda uzman yeni bir bilirkişi heyetinden rapor alınması gerekirken bu yönüyle de eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesinin bozma nedeni yapılması gerekirken bu yöne ilişkin temyiz itirazlarının reddi görüşüne katılmıyoruz. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! b844fc66f5a5b932 992100e4306cf437

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı