6. Hukuk Dairesi 2024/1665 E. , 2025/1960 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Antalya Bölge Adliye Mahkemesi 7. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/1163 E., 2024/94 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Antalya 7. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2017/30 E., 2022/98 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü.
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, ... 13. Bölge Müdürlüğünce açılan, Manavgat - Akseki - Gündoğmuş yolu takriben km 25+400 - 33+771 kesimine ait toprak işleri sanat yapıları, üst yapı işleri ikmal inşaatı ihalesine katılarak 9.944.045,00 TL bedelle ihaleyi aldığını, yol yapımı işine ilişkin sözleşmesinin 19.08.2013 tarihinde imzalandığını, aynı gün iş yeri teslimi ile birlikte çalışmalara başlandığını, ancak bu arada davalı tarafça 09.10.2015 tarihli 33399 sayılı yazı ile sözleşme feshedilerek, 597.000,00 TL teminatın nakde çevrilerek irat kaydedildiğini, yapılan işlemlerin usulsüz olduğunu, iş programının gerisinde kalınması, işin bitirilememesi gibi durumların davacıdan kaynaklanmadığını, kurumlardan izin alınamaması, mevzuattan kaynaklanan sebepler ve dilekçede ayrıntıları belirtilen sebeplerle aksaklıkların meydana geldiğini, davalının sözleşmenin feshinde uyulması gereken hükümlere aykırı davrandığı için haksız olduğunu, iş yeri tam olarak teslim edilemediğinden davacıdan tüm personel ve ekipmanı hazır tutmasının istenmesinin hakkaniyete uymadığını, zira sözleşmenin her iki tarafa karşılıklı borç ve hak yükleyen nitelikte olduğunu belirterek, sözleşmenin haksız feshedildiğinin tespiti ile gelir kaydedilen 597.000,00 TL' nin yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; yapılan uygulamalarda herhangi bir usulsüzlük bulunmadığını, işin süresinde tamamlanmamış olması sebebiyle sözleşmeyi feshetmek zorunda kaldıklarını, süre uzatımları ile ilgili olarak kararlar alındığının doğru olduğunu, işin başlama tarihi olan 23.08.2013 tarihinden bugüne, fiziki oranın % 30,78 olup, iş programının çok gerisinde kalındığını, ayrıca sözleşmede belirtilen nitelikte ve sayıda teknik personel ve makine parkının iş yerinde bulunmadığının tutanak altına alındığını, ödeneğin yetersiz olduğu iddiasının doğru olmadığını beyanla davanın reddini istemiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, denetime elverişli 14.01.2022 tarihli bilirkişi raporuna itibar edilerek taraflar arasında düzenlenmiş sözleşme uyarınca ödenek dilimlerinin, 2013 yılında 994.404,50 TL, 2014 yılında 8.949,640,50 TL olmak üzere toplam 9.944.045,00 TL olarak belirlendiği, dosyada yer alan “Süre Uzatım ve Ödenek Dilim Değişikliği” belgelerinde, fiziki gerçekleme nedeniyle harcanamayan ödeneklerin diğer yıllara aktarıldığı, dosya kapsamında, 09.10.2015 fesih tarihi itibariyle hakedişlerin ödenmediğine dair yüklenicinin idareye verdiği herhangi bir yazısının veya gönderdiği ihtarının bulunmadığı, ödenek yetersizliği durumunda yükleniciye cezasız bir biçimde ek süre verildiği, bu durumun sözleşmenin feshinde etkisinin olmadığı, işyeri tesliminden yaklaşık iki ay sonra idare tarafından yükleniciye sözleşme gereği olan ekip ve ekipman, teknik personel ve makine teçhizat eksiklikleri, işin yavaş ilerlemesi, programın gerisinde kalınması sebepleri ile uyarılarda bulunulmaya başlandığı ve bu uyarıların sözleşmenin feshine kadar defalarca yapıldığı, yüklenicinin de imzasını taşıyan 17.11.2014 ve 05.08.2015 tarihli durum tespitlerinin yapıldığı, bu tespitlerde sözleşmede belirtilen ekip ve ekipman şartının yerine getirilmediğinin belirtildiği, dava konusu işin yol inşaatı olduğu, makine ve makineye yol verecek personel şantiyede bulunmaz ise yüklenicinin her hangi bir imalat yapmasının mümkün olmadığı, bu durumun personel ve makine parkının şantiyede kısa süreli yokluklarında sözleşmede yazan ceza uygulamasına gidilebileceği, somut olaydaki gibi uzun süreli yokluklarında ise yüklenicinin iş yapamaz halde olduğu bu nedenle iş programının çok gerisinde kaldığı kanaatini oluşturduğu, fesih tarihine kadar işin % 33,38' ini gerçekleşebildiği, kalan işin 199 günlük sürede (24.04.2016 tarihine kadar) tamamlamasının teknik olarak mümkün olmadığı, İdarece yapılan proje değişikliğiyle ihale kapsamı yolda 415,361 m kısalma meydana geldiği, yüklenici firmanın proje değişikliği olan yolun km: 31+229 - 32+384 arası dışındaki diğer bölümleri olan km 25+400 - 31+200 ve 32+800-33+771 bölümünde çalışmasına engel durum bulunmadığı dolayısıyla davalı tarafından yapılan feshin haklı olduğu gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; dosya kapsamında davayı destekler nitelikte bilirkişi raporları bulunmasına rağmen, yerel mahkeme tarafından tek bir rapor karara esas alınarak davanın reddine karar verilmesinin ve istinaf mahkemesi tarafından eksik inceleme ile kararın onanmasının haksız olduğunu, taraflarına verilen süre uzatımlarının sebebinin ödenek yetersizliğinden kaynaklandığını, idarenin iç yazışmasında yetersiz ödenek olarak bahsedilerek, buna göre ilave süre alınması hususunun hükme esas alınan rapordaki bilirkişilerce anlaşılamadığını, hükme esas alınan bilirkişi raporunda bilirkişilerin kamu maliyesi konusunda bir uzmanlığı bulunmaması sebebiyle, ödenek yetersizliğinin müvekkilin işi belirlenen sürede bitirmesi konusunda zorlayıcı bir etken olduğunun göz önünde bulundurulmadığını, eksik inceleme ile rapor hazırlandığını, daha kapsamlı ve detaylı incelemeler içerir 05.12.2019 tarihli raporun karara esas alınması gerektiğini, raporlar arasındaki çelişkinin mahkeme tarafından giderilmeden gerekçesiz şekilde karar verildiğini, 06.01.2014 tarihinde izin talep edilen belirli saha tesliminin 15.01.2016 tarihinde yapıldığını, 18.08.2014 tarihinde talep edilen bir başka kesimde yer alan yolun ise 17.02.2016 tarihinde teslim edildiğini, arada iki yıl gibi uzun bir süre bulunmasına karşın hükme esas alınan bilirkişi raporunda söz konusu durumun engelleyici bir unsur olmadığının tespit edilmesinin gerçek dışı olduğunu, bakanlıklar tarafından işin sürüncemede bırakılmasında müvekkilin kusuru bulunmadığını, idareden ve bakanlıklardan kaynaklanan sebeplerle yavaşlayan proje aşamasının müvekkilin izinler alınmadan hızlandırmasının mümkün olmadığını, müvekkilin kusuru olmaksızın proje kapsamında bakanlıkların izin sürecinde işi sürüncemede bırakmaları ile müvekkilin işi gereken sürede ifa edememiş olmasında müvekkilin kusuru olmadığını, müvekkilin kusursuzluğunun dosyada mübrez bilirkişi raporlarıyla sabit olduğunu, borçlu müvekkilin ifada temerrüde düşmediğini, izinler alınana kadar müvekkilin borcunu ifa etmesinin zaten mümkün olmadığını, borcunu kusuru olmadan ifa edemeyen müvekkili hakkında borçlu temerrüdü hükümlerine gidilemeyeceğini, kusuru olmayan müvekkile teminat mektubunun iade edilmeyerek gelir kaydedilmesinin maddi olarak yüklenemeyeceğini, davalının müvekkile tanımış olduğu süre geçmeden kesin teminatı gelir kaydetmesinin hukuka aykırı olduğunu, somut durumda henüz belirlenen süre bitmeksizin ihtar çekerek ve ihtar ile verilen süre de geçmeksizin kesin teminatı gelir kaydeden davalının, sözleşme hükümlerine aykırı davrandığını, kaldı ki, işin kalan % 65 bölümünün, asıl iş bitim tarihine kadar tamamlanabilecek olduğunu, eksik inceleme ile hüküm kurulmasına itiraz ettiklerini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, eser sözleşmesinden kaynaklanan haksız feshin tespiti ve gelir kaydedilen kesin teminatın iadesi istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 12.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.