Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1447 E., 2025/1643 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1447 E., 2025/1643 K. (22.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1447
Karar No
2025/1643
Karar Tarihi
22.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu

6. Hukuk Dairesi 2024/1447 E. , 2025/1643 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Samsun Bölge Adliye Mahkemesi 5. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/1221 E., 2023/1799 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Osmancık 1. Asliye Hukuk Mahkemesi (Tük. Mah. Sıf.) SAYISI : 2019/42 E., 2023/128 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde asıl ve birleşen davada davacı vekili Avukat ... geldi. Tebligata rağmen karşı taraftan gelen olmadığı anlaşılmakla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatın sözlü açıklaması dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Asıl davada davacı vekili dava dilekçesinde; davacının 08.09.2016 tarihli sözleşme ile davalı yüklenicinin dava dışı arsa sahipleri ile yaptığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi hükümlerince davalıya bırakılan 24 no'lu bağımsız bölümü satın aldığını, satış bedelinin tamamını ödemesine rağmen dairenin kararlaştırılan tarihte devir ve teslim edilmemesi üzerine gönderdikleri ihtarname ile ifadan vazgeçtiklerini bildirerek müspet zararlarının karşılanmasını istediklerini ancak bu taleplerinin de karşılanmadığını ileri sürerek, satış sözleşmesinin ifa edilememesinden doğan zararlarının karşılanması için alacak belirginleştiğinde artırılmak üzere şimdilik 1.000,00 TL'nin reeskont faizi ile davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir. Birleşen davasında ise; davalı ...'ün arsa sahibi olduğunu, yüklenici ... ile imzaladığı arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesi bulunduğunu, müvekkilinin yüklenici ... ile imzalamış olduğu 08.09.2016 tarihli harici satış sözleşmesinden işbu davalı ...'ün de haberinin olduğunu, satış bedelinin tamamını ödemesine rağmen ve davalının da tapu devrini vereceğini söylemesine rağmen sürekli müvekkilini oyalayarak tapu devrini yapmadığını ileri sürerek, 24 no’lu bağımsız bölümün tapu kaydının iptali ile müvekkili adına tescilini mümkün olmaması halinde ise davalının haksız olarak iktisap ettiği satış bedeli, taşınmazın dava tarihindeki değeri ve müvekkilinin kira kaybı göz önüne alınarak hesaplanacak zararları için alacak belirginleştiğinde artırılmak kaydıyla, şimdilik 10.000,00 TL’nin dava tarihinden işleyecek faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Asıl davada davalı; asıl davaya cevap vermemiştir. Birleşen davada davalı vekili cevap dilekçesinde; yüklenici ...'ün inşaatı %70 aşamasında bırakıp gittiğini ve ayrıca Maliye, SGK ve bir kısım firmalara da borçlu bulunduğunu, bu sebeplerle davalı yönünden sebepsiz zenginleşme koşullarının oluşmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, davacı ile asıl dava davalısı arasında 24 no'lu bağımsız bölümün satış konusu olduğu, davacının bağımsız bölümün bedelini davalı ...'e ödediği, davalı ...'ün de bu ödenen bedeli taşınmazın inşaatında kullanmış olduğu, her ne kadar alınan bilirkişi raporu talep miktarının çok çok üzerinde bulunsa da HMK'nın 26. maddesi gereğince hakimin tarafların talepleri ile bağlı olduğu, talepten daha fazlasına hükmedemedilemeyeceği için dava dilekçesinde yer alan miktar yönünden asıl davanın kabulüne, davacı ile birleşen davalı arasında her hangi bir sözleşmenin yapılmamış olması taraflar arasında sözleşme bulunmaması sebebiyle davacı tarafın taleplerinin davalıyı bağlamayacağı, davacı tarafın 2019/42 Esas sayılı davayı açmadan önce yüklenici ...'e çekmiş olduğu ihtarname ile sözleşmeden dönme hakkını kullanması, davacının muhatabının asıl dava davalısı ... olması sebebiyle birleşen davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde birleşen davada davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Birleşen davada davacı vekili temyiz dilekçesinde, satış bedelinin tamamının ödendiğinin ve bu tutarın inşaat finansmanında kullanıldığının ispat edildiğini, birleşen davalı tapu malikinin davacı aleyhine sebepsiz zenginleştiğinin sabit olduğunu, birleşen davanın asıl davada hüküm altına alınacak bedelin tahsil edilememesi neticesinde oluşacak mağrudiyeti engellemek için açıldığını, davalılar arasındaki arsa payı karşılığı inşaat sözleşmesinin feshine dair protokolün mahkeme kararı ile iptal edildiğini, davalıların danışıklı işlemler içerisinde olduklarını beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Sonuç Asıl ve birleşen davalarda uyuşmazlık, yüklenicinin temliki sözleşmesine dayalı tazminat ile tapu iptali ve tescil istemlerine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı halinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere ve özellikle, davacının asıl davada, sözleşmenin aynen ifasından vazgeçerek, ödenen taşınmaz bedelini de kapsar şekilde zararının tazminini istemesine rağman birleşen davasında, asıl davadaki taleple çelişecek şekilde, temlik sözleşmesinin tarafı da olmayan davalı arsa malikine karşı tapu iptali ve tescil isteminde bulunmasının mümkün olmamasına göre, usul ve kanuna uygun olup, birleşen davada davacı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Davacı tüketici harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı