Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1380 E., 2025/1644 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1380 E., 2025/1644 K. (22.04.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1380
Karar No
2025/1644
Karar Tarihi
22.04.2025

6. Hukuk Dairesi 2024/1380 E. , 2025/1644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 18. Hukuk Dairesi SAYISI : 2021/686 E., 2023/2260 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2015/413 E., 2020/282 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekilince duruşmalı olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ...'nın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlendikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı şirketin, davalı kuruma bağlı İstanbul Sosyal Hizmetler Çocuk Esirgeme Kurumu Yurtlarında 2007 yılının 11 aylık döneminde temizlik işlerini ihaleyle alıp edimlerini yerine getirdiğini, ancak davalının davacı hak edişlerinden haksız kesinti yaptığını, davacı şirketin 2007 yılı 11 aylık alacağı toplam 4.528.047,22 TL iken davalının davacıya toplam hakedişinin 3.572.274,07 TL'sini ödeyip kalan 955.773,15 TL'sini ödemediğini ileri sürerek, ödenmeyen bu hakediş alacağının hakediş tarihinden itibaren reeskont faiziyle davalıdan tahsilini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; talebin zamanaşımına uğradığını, davacının açmış olduğu davanın haksız olduğunu, 2007 yılına ait KDV beyannameleri, davacıya banka aracılığı ile yapılan ödemeler ve hesap hareketleri incelendiğinde boçlu olmadıklarının ortaya çıkacağını savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Türk Medeni Kanunu 6 ve Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 190. maddesine göre alacaklı olduğunu iddia eden davacının davaya konu alacağının var olduğunu ve miktarını ispatlamak zorunda olduğu ancak bu hususta delil sunamadığı, ihale tarihinden yaklaşık 7 yıl sonra eldeki davayı açtığı, resmi bir kamu kurumunun kötüniyetli olduğunun ve isteyerek elindeki delilleri sunmadığının kabul edilemeyeceği, kaldı ki ispat yükü davalıda olmadığına göre yazılı delilleri davalının sunmasının beklenemeyeceği belirtilerek ispatlanamayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, istinaf başvurularının esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; istinaf sebepleri incelenmeksizin karar verildiğini, sözleşme aslının davalı idare nezdinde tutulduğunun sözleşme içeriği ile sabit olduğunu, sözleşme süresi zarfında hizmetin kusurlu ifa edildiğine ilişkin olarak yapılan bildirim, ihtar vs. bulunmadığını, bu hususun da edimin tam olarak yerine getirildiğinin ispatı olduğunu, davalının açıkça kötüniyetli hareket ettiğini, sözleşme bedelini ödediğini iddia eden kurumun buna dair delil sunamadığını, mahkemenin kesin süreli ihtarına rağmen ihale dökümanlarını sunmayan davalı aleyhine hüküm kurulması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, taraflar arasındaki hizmet sözleşmesinden kaynaklanan hakediş alacağının tahsili istemine ilişkindir. Davalı vekili tarafından ibraz edilen davaya cevap dilekçesinin son paragrafında; KDV beyannameleri ile banka aracılığıyla yapılan ödemelerin hesap hareketleri incelendiğinde, davanın haksızlığının sübuta ereceği belirtilmiş olup, davalı vekili bu beyanı ile taraflar arasındaki sözleşme ilişkisini kabul etmiş ve ödeme def'inde bulunmuştur. Davalı tarafça, davaya konu alacağın varlığı kabul edilip, ödendiği iddia edildiğine göre; ispat yükü borcun varlığını kabul eden ancak ödeme iddiasında bulunan davalıya düşmektedir. Bu durumda mahkemece; davalının ödeme savunmasına ilişkin tüm delilleri toplanıp, dava konusu sözleşme bedelinden davalı tarafça ispat edilebilen ödemeler mahsup edilerek sonuca gidilmesi gerekirken, ispat külfetinin yanlış değerlendirilmesi neticesinde yanılgılı gerekçelere dayalı olarak hüküm kurulması doğru olmamıştır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, İlk Derece Mahkemesi kararının davacı yararına BOZULMASINA, Dairemizdeki duruşmada vekille temsil olunan davacı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davalıdan tahsili ile davacıya ödenmesine, Peşin alınan temyiz karar harcının istek halinde ilgilisine iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 956de63b30ccfd2b 80fc81f6bae85c42

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı