Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/1418 E., 2025/1882 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1418 E., 2025/1882 K. (07.05.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1418
Karar No
2025/1882
Karar Tarihi
07.05.2025

6. Hukuk Dairesi 2024/1418 E. , 2025/1882 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi SAYISI : 2024/453 E., 2024/537 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/612 E., 2023/732 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı tarafın müvekkili aleyhine sistem kullanım anlaşmasından kaynaklı ceza faturaları düzenlediği, ödenen fatura bedelleri için Ankara 15. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 2011/283 Esas sayılı dava dosyasında alacak davası açıldığını ve ayrıca ödemesi yapılmamış olan başka ceza faturaları için de menfi tespit davası açıldığını, menfi tespit davasına konu ceza faturalarının yargılama aşamasında müvekkili tarafından ödendiğini ve davaların istirdat davasına dönüştüğünü ve yargılama sonucunda asıl ve birleşen davaların kabulüne karar verildiği ve kararların onanıp kesinleştiğini, birleşen davaların menfi tespit talepli açıldığı bu nedenle fazlaya ilişkin hakların saklı tutulamadığını, dolayısıyla faiz talep edilemediği, ödeme tarihinden itibaren işleyen faiz alacağının tahsilinin gerektiğini ileri sürerek, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile 3.282.518,75 TL'lik alacağın ödeme tarihi 21.06.2011 tarihinden itibaren faiz tutarı olan 1.825.080,43 TL'nin ve 359.431.84 TL'lik alacağın ödendiği 21.06.2011 tarihi itibariyle faiz tutarı olan 199.844,10 TL'nin dava tarihinden itibaren en yüksek mevduat faizi ile tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; ödeme tarihi ve dava tarihi arasında TBK'nın 82. maddesindeki iki yıllık süre geçtiğinden davacının alacak hakkının zamanaşımına uğradığı, davacı tarafça ödeme yapıldıktan sonra fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından dava dışı kısım için zımni feragatinin söz konusu olduğunu, kabul anlamına gelmemek üzere talep edilen faiz oranının fahiş olduğunu, faiz alacağının dava tarihinden itibaren hesaplanması gerektiğini savunarak davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2017 tarihli kararı ile İcra İflas Kanun'un 72/7 maddesi gereğince istirdat davalarının ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde açılabileceği, hak düşürücü sürenin re'sen gözetilmesi gerektiği, asıl alacak için uygulanması gereken bu sürenin alacağın fer'i niteliğinde olan faiz alacağı yönünden de uygulanacağı, ödemenin 21.06.2011 tarihinde yapıldığı, dolayısıyla faiz alacağı için İİK'nın 72/7 maddesi gereğince 1 yıllık süre içerisinde davanın açılması gerekeceği, davanın 09.07.2014 tarihinde açıldığı gerekçesiyle, 1 yıllık hak düşürücü süre içerisinde açılmayan davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin 22.02.2017 tarihli kararına karşı süresi içinde davacı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli, 2017/1833 Esas, 2019/999 Karar sayılı ilamı ile somut olayda İİK'nın 72/7. maddesinin uygulanmasının mümkün olmadığı, davacı tarafça menfi tespit davasına konu edilen ceza faturalarının icra takibine konu edilmeden yargılama sırasında ihtirazi kayıtla ödendiği, davacı tarafın bu ödeme tutarlarına ilişkin faiz alacağını talep edebileceği, ancak ilk derece mahkemesince yaptırılan bilirkişi incelemesinde T.C. Merkez Bankası avans faizi oranlarına göre 21.06.2011-28.12.2011 ödeme tarihleri arasındaki süre için %15, 29.12.2011-18.06.2012 tarihleri arasındaki süre için %17,75 oranları üzerinden hesaplama yapılması gerekirken, dönemin tamamı ile ilgili %17,75 oranı üzerinden hesaplama yapıldığı, T.C. Merkez Bankası avans faizi oranlarına göre yeniden hesaplama yapıldığında davacı tarafın toplam 1.597.369,48 TL'yi talep edebileceği gerekçesiyle, davacı vekilinin istinaf başvurusunun kabulüyle, mahkeme kararının kaldırılmasına yeniden esas hakkında karar verilerek davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ Bölge Adliye Mahkemesinin 20.06.2019 tarihli , 2017/1833 Esas, 2019/999 Karar sayılı ilamına süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Yargıtay (Kapatılan) 15.Hukuk Dairesi'nce, davanın çözümünün idari yargının görev alanına girdiği gözetilerek, 6100 sayılı HMK'nın 114/1-b maddesine göre dava şartı olan yargı yolunun caiz olmaması nedeniyle davanın usulden reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulmasına, dosyanın ilk derece mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. İlk derece Mahkemesinin 17.11.2021 tarihli ve 2021/574 E., 2021/711 K. sayılı kararıyla; Yargıtay bozma kararı doğrultusunda HMK'nın 114/1-b ve 115 maddeleri gereğince yargı yolunun caiz olmaması gerekçesiyle, dava şartı yokluğundan davanın usulden reddine karar verilmiştir. Davacı tarafça aynı taleplerle Ankara 7. İdare Mahkemesi'ne açılan davada, mahkemenin 24.02.2023 tarihli ve 2022/1336 E. sayılı kararı ile sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şarta ilişkin asıl alacağa konu davanın adli yargıda çözümlenerek karara bağlandığı, bu alacağa bağlı olan feri nitelikteki faiz alacağının da adli yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle mahkemelerinin görevsizliğine, 2247 sayılı Uyuşmazlık Mahkemesinin Kuruluş ve İşleyişi Hakkında Kanun'un 19. maddesi uyarınca görevli yargı yerinin belirlenmesi için iş bu dosya ile birlikte Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin E.2021/574 sayılı dosyası mahkemesinden temin edildikten sonra dosyaların Uyuşmazlık Mahkemesi'ne gönderilmesine ve dosya incelemesinin bu konuda Uyuşmazlık Mahkemesi'nce karar verilinceye kadar ertelenmesine karar vermiştir. Uyuşmazlık Mahkemesi'nin 15.05.2023 tarihli ve 2023/228 E., 2023/359 K. sayılı kararı ile davanın sistem kullanım aşamasında düzenlenen cezai şarttan doğrudan kaynaklanan bir uyuşmazlık olmadığı, sistem kullanım anlaşmasında düzenlenen cezai şarta ilişkin asıl alacağa konu davanın adli yargıda çözümlenerek karara bağlanmasından sonra bu alacağa bağlı olan feri nitelikteki faiz alacağına ilişkin olduğu, asıl davaya bağlı olan bu davanın adli yargıda görülmesi gerektiği gerekçesiyle, Ankara 7. İdare Mahkemesi'nin başvurusunun kabulü ile Ankara 2. Asliye Ticaret Mahkemesi'nin 17.11.2021 tarihli ve 2021/574 E., 2021/711 K. sayılı görevsizlik kararının kaldırılmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 23. Hukuk Dairesi'nin 2017/1833 sayılı kararı da dikkate alınarak, menfi tespit davasına konu edilen ceza faturalarının icra takibine konu edilmeden yargılama sırasında ihtirazı kayıtla ödendiği, davacı tarafın bu ödeme tutarlarına ilişkin faiz alacağını talep edebileceği, mahkemece alınan bilirkişi raporunda talep edilebilecek faiz tutarının 1.631.793,42 TL olarak hesaplandığı, T.C. Merkez Bankası avans faizi oranlarına göre yeniden hesaplama yapıldığında davacı tarafın toplam 1.597.369,48 TL'yi talep edebileceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.

VI. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

VII. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davalı vekili temyiz dilekçesinde İcra İflas Kanun'un 72/7. maddesi gereğince istirdat davalarının ödeme tarihinden itibaren 1 yıl içerisinde açılabileceğini, bu süre hak düşürücü süre olup re'sen gözetilmesi gerektiğini, asıl alacak için uygulanması gereken bu sürenin alacağın fer’i niteliğinde olan faiz alacağı yönünden de uygulanacağını, davada ödemenin 21.06.2011 tarihinde yapıldığını, davanın ise 09.07.2014 tarihinde açıldığını hak düşürücü sürenin geçtiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, alacak istemine ilişkindir. Bölge Adliye Mahkemelerinin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 371. maddesinde yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup, davalı vekilince temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun 370/1. maddesi hükmü uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz edene yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 07.05.2025 tarihinde oy birliği ile karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 80ec985326fa05e3 70b976ad2f51c100

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı