Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1376 E., 2025/1635 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/1376 E., 2025/1635 K. (22.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1376
Karar No
2025/1635
Karar Tarihi
22.04.2025
Konu
Tazminat

6. Hukuk Dairesi 2024/1376 E. , 2025/1635 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 3. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2685 E., 2023/2757 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 21. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2021/483 E., 2022/388 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşmalı, davacı vekilince duruşmasız olarak temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 22.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili avukat ... ... ile davacı vekili avukat ...'ın gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı şirket ile imzalanan 05.09.2005 tarihli "... ... ... Toplu Konutları 4. Bölge Konutlarının Kat Karşılığı Hasılat Paylaşımı Usulü ile Yapılması İşine İlişkin Sözleşme" kapsamında proje alanındaki konutlar ile istinat duvarlarının da yüklenici şirket'in taahhütleri altında yapıldığını, işin adının ... ... Evleri Sitesi olduğunu, kesin kabulün 20.11.2008 tarihinde yapıldığını, ... Evler Site Yönetimi tarafından, 11.06.2012 tarihinde İstanbul 2. Tüketici Mahkemesinde 2012/288 Esas (bozma sonrası 2017/68 E.) sayısı ile eksik, kusurlu imalat ve ayıplar nedeniyle tazminat davası açıldığını, söz konusu davanın yüklenici davalıya 21.06.2012 tarihinde ihbar edildiğini, alınan bilirkişi raporları ile istinat duvarlarının ayıplı olduğunun tespit edildiğini, ancak mahkemece site yönetiminin davasının usulden reddedildiğini, sözleşme kapsamında davalının taahhütleri altında yapılan ... Evler Sitesi'ndeki S-5 Blok'un güneydoğusunda bulunan yol kenarı kademeli istinat duvarının (geoduvar) S-5 blok güneydoğusuna denk gelen bölümünde can ve mal güvenliğini tehdit eden ciddi deformasyonlar oluştuğunu ve duvarın patlamaya başladığını, davacı tarafından yerinde inceleme yapıldığını, söz konusu imalatla ilgili olarak ... Üniversitesi'nden alınan değerlendirme raporunda, bölgede yaşayan insanların can ve mal güvenliği açısından risk teşkil eden duvarın ivedilikle tamir edilmesi gerektiği kanaatinin bildirildiğini, akabinde, ... Belediyesinin, gelen ihbar ve şikayetler üzerine ve bölgenin oturum için emniyetsiz olması sebebiyle S-5 Bloktaki 12 adet daire sakinlerini tahliye ederek civardaki otellere yerleştirdiğini, site sakinleri ve site yönetimi tarafından davacıya gönderilen yazılar ve ileri sürülen iddialar üzerine davacının da davalıya ihtarname göndererek, mevcut durum ile ilgili derhal çalışma yapılması, yıkılan veya deforme olan duvarların onarılması gerektiğini bildirdiğini, davalının buna yanaşmadığını, tüm bunların akabinde 20.02.2020 tarihinde İstanbul Anadolu 19. Sulh Hukuk Mahkemesi'nin 2020/21 D.İş sayılı dosyası ile delil tespiti davası ikame edilerek dava konusu yerde keşif ve bilirkişi incelemesi yapıldığını, sonrasında ise ... tarafından deformasyona uğramış duvarın imalatı ve tadilatı açısından en uygun teklifler alınarak ...'ın teknik ekibinin gözetiminde imalatın yeniden yapıldığını, davalı ile yapılan sözleşmenin ilgili maddelerine istinaden ... tarafından yapılan harcamalara ilişkin olarak 25.03.2021 tarihinde davalıya 2.118.117,22 TL + KDV (2.499.378,32 TL) bedel üzerinden fatura kesildiğini, ancak davalının faturayı iade ettiğini, ... Evler Sitesi'ndeki yıkılan/deforme olan istinat duvarlarının güçlendirilmesi, onarılması veya yeniden yapılması işleri ve bu işler için ödenecek masrafların da yüklenici şirketin sorumluluğunda olduğunu beyan ederek, "davacı ... tarafından ödenmek zorunda kalınan onarım bedellerinin, sözleşme hükümlerine istinaden davalıya kesilen fatura bedeli olan 2.499.378,32 TL'nin fatura tarihinden itibaren en yüksek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsiline" karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davaya konu müvekkili şirketçe inşa edilen geoduvarların tümünün davacının talimatları doğrultusunda ve denetimi altında sözleşmeye, projelere, şartnamelere, fen ve amacına uygun olarak meydana getirildiğini, ayrıca geoduvar yapımında kullanılan malzemelerin Bimtaş tarafından ve Bimtaş labaratuvarlarında yapım aşamalarında kontrol edilerek ve onay verilen malzemeler kullanılarak Bimtaş ve davacının talimatları doğrultusunda ve denetimi altında gerekli testler yapılarak teslim edildiğini, ayrıca müvekkili şirket tarafından daha önce yapılmış, topoğrafik okumalar ve yerinde yapılan gözlemler sonucunda, geosentetik duvarlarda stabilite problemi olmadığının tespit edildiğini, dosya kapsamında eksik ve hatalı inceleme sonucu bilirkişi raporları alındığını, bilirkişi raporlarına müvekkili şirketçe itiraz edildiğini, tüm imalatların davacı şirket ile kararlaştırılan standartlara ve projeye uygun olarak meydana getirildiğini, dava konusu inşaatın malzeme ve işçilik kalitesinin birinci sınıf olup, işveren idare tarafından düzenlenen 20.11.2008 tarihli kesin kabul tutanağı ile durumun sabit olduğunu, birinci sınıf malzeme ile filesi de dahil olmak üzere tüm teknik standartlara uygun olarak yapılmış olan mantolamanın dış etkenlerden kaynaklanan sebeplerle zarar görmüş olmasının mümkün olduğu gibi, sonradan eklenen kullanım hataları nedeni ile de ortaya çıkmış olmasının muhtemel olduğunu, bu nedenle talebin haksız olduğunu, meydana gelen deformasyonların tamamen ... ... Evler Site Yönetiminin bakım ve yenileme işlemini yapmamasından kaynaklandığını, davalının Yapım İşleri Genel Şartnamesinin ilgili maddesinde belirtilen süre ile sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceğini belirterek davanın reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile,"İşin ayıplı olması, taraflar arasındaki 05.09.2009 tarihli İstanbul ili, ... ilçesi "... Toplu Konutları 4. Bölge Konutlarının Kat Karşılığı-Hasılat Paylaşımı Usulü ile Yapılması İşi"ne ilişkin sözleşmenin 43. maddesinde Yapım İşleri Genel Şartnamesine atıfta bulunulması ve buradaki sorumluluğun 15 yıl olması, kesin kabulden itibaren bu sürenin henüz geçmemiş olması nedeniyle davalının zarardan sorumlu olduğu anlaşılmıştır.Meydana gelen zararın, yeniden yapılması nedeniyle yapılan harcama kadar olduğu, bunun da 2.499.378,32TL olduğu, ikinci yüklenicinin kestiği faturalardan anlaşılmıştır. Davacı da bu miktarda davalıya fatura kesmiş ise de davalı itiraz ederek iade etmiştir. Dosyamız arasına celbedilen tespit dosyası, tüketici mahkemesi dosyası kapsamı, bilirkişi raporları, teknik rapor ve dosyamız kapsamından; davalının işi ayıplı yaptığı, gizli ayıp olduğu, süresinde ihbar yapıldığı, ayıp nedeniyle davalının %80 kusurlu olduğu, ihtara rağmen ödeme yapmadığı ve işi de yenilemediği anlaşılmış ve talebin kusur oranında haklı olduğu kanaatine varılmıştır. Davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabul edildiğine göre, bu orana denk gelen 1.999.502,66 TL üzerinden davanın kabulü gerektiği" gerekçesiyle,"davacının davasının kısmen kabulü ile, 1.999.502,66 TL'nin 25.03.2021 tarihinden itibaren işleyen avans faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine" karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf yoluna başvurulması üzerine, Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile, taraflar arasındaki sözleşme kapsamında davalı tarafça yapılan imalatların ayıplı olması nedeniyle bedeli davacı tarafça ödenmek suretiyle davacının imalatları yeniden yaptırdığı, yapılan giderin işle ve yapıldığı tarihe göre uyumlu olduğunun bilirkişi heyetince belirlendiği, sözleşme gereği davacının talimat verme ve gözetim yetkisi nedeniyle belirlenen kusurun da yerinde olduğu gerekçesiyle tarafların istinaf başvurularının ayrı ayrı reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde, a. Yüklenici Şirket'in, sözleşme hükümlerine uygun inşa etmediği istinat duvarı nedeniyle sözleşmeden kaynaklanan sorumluluğunun devam etmekte olduğunu, ... tarafından yapılan imalat ve tadilat bedellerinin tamamının yüklenici şirket tarafından ödenmesi gerektiğini, b. ... ile yüklenici şirket arasındaki sözleşmelerde dava konusu uyuşmazlık hakkında yüklenici şirketin sorumlu olduğuna dair açık hükümler bulunmasına ve davanın da bu sözleşmelerin tarafları ... ile yüklenici şirket arasında görülen bir uyuşmazlık olmasına rağmen sözleşme hükümlerine aykırı olarak bilirkişilerce kusur oranı hesaplaması yapılmasının ve mahkemece de bu kusur oranlarının hükme esas alınmasının hukuka ve usule aykırı olduğunu beyan etmektedir. 2. Davalı vekili temyiz dilekçesinde, a. Davaya konu davalı şirketçe inşa edilen geoduvarların tümünün davacının talimatları doğrultusunda ve denetimi altında sözleşmeye, projelere, şartnamelere, fen ve amacına uygun olarak meydana getirildiğini, geoduvar yapımında kullanılan malzemelerin Bimtaş tarafından ve Bimtaş labaratuvarlarında yapım aşamalarında kontrol edilmiş ve onay verilen malzemeler kullanılarak Bimtaş ve davacının talimatları doğrultusunda ve denetimi altında gerekli testler yapılarak teslim edildiğini, müvekkili şirket tarafından daha önce yapılmış, topoğrafik okumalar ve yerinde yapılan gözlemler sonucunda geosentetik duvarlarda stabilite problemi olmadığının da tespit edildiğini, b. Dava konusu inşaatın malzeme ve işçilik kalitesinin birinci sınıf olduğunu, işveren idare tarafından düzenlenen 20.11.2008 tarihli kesin kabul tutanağı ile bu durumun sabit olduğunu, birinci sınıf malzeme ile filesi de dahil olmak üzere tüm teknik standartlara uygun olarak yapılmış olan mantolamanın dış etkenlerden kaynaklanan sebeplerle zarar görmüş olabileceğini, sonradan eklenen kullanım hataları nedeni ile ortaya çıkmış olmasının da muhtemel olduğunu, c. Sözleşme ilgili maddelerince müvekkili şirketin, davacının dava dilekçesinde belirtmiş olduğu Yapım İşleri Şartnamesinin ilgili maddesinde belirtilen süre ile sorumlu olduğundan bahsedilemeyeceğini, bu nedenlerle kararın bozulması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık,taraflar arasındaki ... Toplu Konutları 4. Bölge Konutlarının Kat Karşılığı Hasılat Paylaşımı Usulü ile Yapılması İşine İlişkin Sözleşmeden kaynaklanmış olup, yüklenici şirketin ayıplı imalat yapmış olması nedeniyle, ayıpların giderim bedelinin tahsili istemine ilişkindir. 1. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafın kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Mahkemece hükme esas alınan 13.03.2022 tarihli bilirkişi raporunda, davalı yüklenici tarafından yapılan geoduvarlarda oluşan tahribatın, uygulama esnasında duvar arkasında uygun dolgu malzemesi ve doğru drenaj sistemi uygulandığında oluşmayacağı, ağırlıklı sorumluluğun davalı yüklenicide olup yüklenicinin %80 oranında kusurlu bulunduğu, geoduvarların yapımı esnasında davacı iş sahibi tarafından yeterli denetim ve müdahale yapılmadğından iş sahibinin %20 oranında kusurlu olduğu belirtilerek, geoduvarların yeniden yapımı için davacının harcadığı giderin, işle ve yapıldığı tarihe göre uyumlu olduğu,bu giderin (ayıbın giderim bedelinin) 2.499.378,32 TL olduğu belirlenmiş, ilk derece mahkemesince, davalı yüklenicinin %80 oranında kusurlu olduğu, bu orana denk gelen (2.499.378,32 X %80)=1.999.502,66 TL'den davalının sorumlu olacağı kabul edilerek, bu miktarın davalıdan tahsiline karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince sözleşme gereği davacının talimat verme ve gözetim yetkisi nedeniye iş sahibi yönünden belirlenen %20 kusurun yerinde olduğu gerekçesiyle davacı iş sahibinin kusura ilişkin istinaf istemi redddedilmiştir. Taraflar arasındaki sözleşmenin 14. maddesinde; idare kontrollerinin şartnameler, sözleşme ve ekleri ile diğer belgelere uygun olarak verecekleri talimatlara yüklenicinin uymak zorunda olduğu, İdare tarafından onaylanmış proje ve imalatlarda yapılacak her türlü değişikliğin idarenin yazılı müsaadesiyle olmasının şart olduğu, herhangi bir işin, kontrol teşkilatının denetimi altında yapılmış olmasının yüklenicinin üstlenmiş olduğu işi bütünüyle projelerine, sözleşme ve şartnamelerine, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak hususundaki yükümlülüklerini ve bu konudaki sorumluluğunu ortadan kaldırmayacağı kararlaştırılmıştır. Yine sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesinin 14. maddesinde "Herhangi bir işin, yapı denetim görevlisinin denetimi altında yapılmış olması yüklenicinin, üstlenmiş olduğu işi bütünüyle projelerine, sözleşme ve şartnamelerine, fen ve sanat kurallarına uygun olarak yapmak hususundaki yükümlülüklerini ve sorumluluğunu ortadan kaldırmaz" hükmüne yer verilmiştir. Bu hükümler uyarınca, sözleşme konusu işin davacı iş sahibinin gözetim ve denetimi altında yapılmış olması, davacı iş sahibinin yükleniciye talimat verme yetkisinin bulunması, yüklenicinin işin projelere, sözleşme ve şartnamelere, teknik ve sanat kurallarına uygun olarak yapılması hususundaki yükümlülük ve sorumluluklarını ortadan kaldırmayacaktır. Bu nedenle, bilirkişi raporunda davacı iş sahibine %20 oranında kusur verilmesi ve Bölge Adliye Mahkemesince de sözleşme gereği davacının talimat verme ve gözetim yetkisi nedeniyle belirlenen kusurun yerinde olduğunun belirtilmesi, sözleşme ve sözleşme eki Yapım İşleri Genel Şartnamesi (YİGŞ) hükümlerine uygun görülmemiştir. Mahkemece bilirkişi raporunda belirlenen geoduvarların yeniden yapılması bedeli 2.499.378,32 TL' den yüklenicinin sorumlu olduğu dikkate alınarak, bu miktarın hüküm altına alınması gerekirken, işsahibinin %20 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek bu kusur oranına tekabül eden miktarın indirilmesi suretiyle bulunan 1.999.502,66 TL'nin hüküm altına alınması doğru olmamıştır. Ne var ki bu yanlışlığın giderilmesi yeniden yargılama yapılmasını gerektirmediğinden 6100 sayılı HMK'nın 370/2 hükmü uyarınca Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılması ile İlk Derece Mahkemesi kararının düzeltilerek onanması gerekir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle, 1. Yukarıda 1 no'lu bentte açıklanan nedenlerle, davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 3. Davacı tarafın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının, hüküm fıkrasının (1) numaralı bendinde yer alan “1.999.502,66" rakamının çıkartılarak yerine “2.499.378,32”rakamının yazılmasına, hüküm fıkrasının (2) numaralı bendinin 1. satırında yeralan “136.586,02 TL”, ve 2. satırında yeralan "93.902,88" rakamlarının çıkartılarak yerine sırasıyla “170.732,54” ve "128.049,40" rakamlarının yazılmasına,hüküm fıkrasının (4) numaralı bendinde yer alan “99.816,05" rakamının çıkartılarak yerine “108.713,81”rakamının yazılmasına,hüküm fıkrasının (6) numaralı bendinde yer alan “Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 4.626,50 TL yargılama giderinin kabul/red oranına göre 3.701,2‬0 TL'nin ve davacı tarafça peşin ödenen 42.683,14 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine, " ibarelerinin çıkartılarak yerine “Davacı tarafından tebligat, müzekkere, bilirkişi ücreti ve sair giderler için sarfedilen toplam 4,626,50 TL yargılama giderinin ve davacı tarafça peşin ödenen 42.683,14 TL harcın davalıdan alınarak davacıya verilmesine,” ibarelerinin yazılmasına, hüküm fıkrasının (5) numaralı bendinde yer alan “Reddedilen dava değeri ve Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesap ve takdir edilen 42.043,78 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya verilmesine," ibarelerinin de çıkartılması suretiyle kararın DÜZELTİLEREK ONANMASINA, 28.000,00 TL duruşma vekâlet ücretinin davalıdan alınarak Yargıtay duruşmasında vekille temsil edilen davacıya verilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 22.04.2025 tarihinde oy çokluğu ile karar verildi. KARŞI OY HMK 370/2 maddesine göre “Temyiz olunan kararın, esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olmasından dolayı bozulması gerektiği ve kanuna uymayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde Yargıtay, kararı düzelterek onayabilir. Esas yönünden kanuna uygun olmayan kararlar ile hâkimin takdir yetkisi kapsamında karara bağladığı edalar hakkında bu fıkra hükmü uygulanmaz.” Madde metninden anlaşılacağı gibi Yargıtay temyiz olunan kararın esas yönünden kanuna uygun olup da kanunun olaya uygulanmasında hata edilmiş olması nedeniyle bozulması gereken ancak kanuna uygun olmayan husus hakkında yeniden yargılama yapılmasına ihtiyaç duyulmadığı takdirde hükmü değiştirerek ve düzelterek onayabilir. Bu durumda temyiz edilen hüküm esas yönünden kanuna uygundur, ancak harç, vekalet ücreti, faiz gibi konularda yanlışlık yapılmış ve bu hallerde yanlışlığın düzeltilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden karar düzeltilerek onanabilir. Esas yönünden Kanuna uygun olmayan kararlar ile hakimin takdir kapsamında karara bağladığı edalar hakkında düzeltilerek onama kararı verilemez. Mahkeme kararının bozulması ile yetinilir ve bu suretle mahkemenin yasal direnme kararı elinden alınamaz. Somut olayda davacı iş sahibi tarafından davalının yaptığı ayıplı imalat nedeniyle oluşan 2.499.378,32 TL zararın davalı yükleniciden tahsili talebiyle dava açılmış, mahkemece alınan bilirkişi raporuna göre iş sahibi davalının %20 oranda, Davalının %80 oranında kusurlu olduğu kabul edilerek 1.999.502,66TL üzerinden davanın kabulüne karar verilmiş, Bölge Adliye Mahkemesince de istinaf başvurusunun esastan reddine karar verimiştir. Davacının temyiz talebi üzerine Dairemizin Sayın Çoğunluğu tarafından kabul edildiği şekilde olayda Davacı İş Sahibi'nin sorumlu tutulamayacağı gerekçesine katılmakla birlikte mahkemece verilen karar esas itibariyle kanuna uygun olmadığından bozulması gerektiği,düzeltilerek onama kararı verilerek mahkemenin yasal direnme hakkının ortadan kaldırıldığı düşüncesinde olduğumdan sayın çoğunluğun kararına katılmamaktayım.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı