Yargıtay Kararları › Yargıtay 6. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2024/127 E., 2025/680 K.

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi 2024/127 E., 2025/680 K. (24.02.2025)

Mahkeme
Yargıtay 6. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/127
Karar No
2025/680
Karar Tarihi
24.02.2025

6. Hukuk Dairesi 2024/127 E. , 2025/680 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2343 E., 2023/1087 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 15. Asliye Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/118 E., 2022/360 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davalı vekilince duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 10.02.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen günde davalı vekili Avukat ...ile davacı vekili Avukat ...'in gelmiş olmalarıyla duruşmaya başlanarak hazır bulunan avukatların sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen saatte Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalı yüklenicinin 23.03.2016 tarih ve WHSD-DR-ST-0086 sayılı alt yüklenici sözleşmesi kapsamında müvekkiline karşı borcu doğduğunu, borcun zamanında ödenmemesi üzerine davalı aleyhine Rusya Federasyonu Sankt-Petersburg Şehri Leningrad Bölgesi Ticaret Mahkemesinde dava açıldığını, açılan dava kapsamında taraflar arasında 02.11.2018 tarih ve davalının borcu belirli tarihlerde ödeyeceği taahhüdünü içeren sulh sözleşmesi akdedildiğini, mahkemenin, dava devam ederken taraflar arasında akdedilen sulh sözleşmesine dayanarak 20.12.2018 tarihli karar ile davalı şirketin müvekkiline toplamda 11.979.065 Ruble 96 Kapik borcu bulunduğunu tespit ettiğini, kararın 20.12.2018 tarihinde kesinleştiğini ve icra kabiliyetini kazandığını, Türkiye ve Rusya arasındaki karşılıklılığın (mütekabiliyetin) varlığının doktrinde açıklandığını, Rusya mahkemesi tarafından verilen ilamın MÖHUK'un 50. vd maddeleri uyarınca tenfiz için ön ve esas koşulları taşıdığının sabit olduğunu ileri sürerek Rusya Federasyonu Sankt-Petersburg Şehri Leningrad Bölgesi Ticaret Mahkemesi'nin 20.12.2018 tarihli kararının tanıma ve tenfizini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; mütekabiliyet şartı sağlanmadığından Rusya mahkemesi tarafından verilen kararın Türkiye’de tanıma ve tenfizinin mümkün olmadığını, Rusya mahkemesi tarafından verilen kararın kamu düzenine aykırı olduğunu, Rusya mahkemesi huzurunda yapılan sulh hukuka uygun olmayıp, usule aykırı bir şekilde yapılan sulh sözleşmesinin geçerli olmadığını, müvekkilini temsil eden vekilin, mahkeme huzurunda sulhe yetkili olmayıp, mahkeme huzurunda yapılan sulhün geçerli olmadığını, somut olayda usule uygun bir şekilde kesinleşmiş bir mahkeme kararı bulunmadığını savunarak, davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Rusya Federasyonu Sankt-Petersburg Şehri Leningard Bölgesi Ticaret Mahkemesi’nce 20.12.2018 tarihli kararı ile taraflar arasında düzenlenen sulh sözleşmesi esas alınarak NoA56-124981/2018 sayılı karar ile; davalı şirketin davacıya toplam 11.979.065 Ruble, 96 Kapik borcu olduğu, bu borcun 8.500.00 Rublesinin 20.12.2018 tarihinde, 3.479.065 Rublesinin ise 20.01.2019 tarihinde ödenmesine karar verildiği, Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunmasının İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 15. Hukuk Dairesi'nin 2021/3417 Esas, 2022/80 Karar, 18.01.2022 tarihli kararı ile Türkiye Cumhuriyeti ve Rusya Federasyonu devletleri arasında fiili mütekabiliyet bulunduğunun tespit edildiği, ilamın Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen ticari sözleşme nedeniyle verildiği, taraflarca serbestçe kararlaştırılabilen sözleşme hükümlerinden doğan alacak nedeniyle verilen kararda kamu düzenine açıkca aykırılık bulunmadığı, davalı şirketin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmama veya o mahkemede temsil edilmeme yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilme itirazları olmadığı, MÖHUK'un 54. madde koşullarının gerçekleştiğinin tespit edildiği gerekçesiyle, davanın kabulüne karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresinde davalı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile tenfizi istenen kararın verildiği Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı ilamların tenfizine ilişkin iki veya çok taraflı bir milletlerarası anlaşmanın mevcut olmadığı, bu anlamda Türkiye ile Rusya arasında "akdi karşılıklılık" bulunmadığı, taraf devletler arasında fiilli uygulamanın bulunup bulunmadığı yönünden yapılan incelemede ise, ilgili devletle Türkiye arasında tenfizde karşılıklığın sağlanmasına dair bir anlaşma bulunmasa da, ilgili devletin kanunları Türk Mahkeme kararlarının o ülkede tenfizini sağlıyorsa ya da bu konuda fiili bir uygulama varsa karşılıklılık sağlanmış olacağı, Adalet Bakanlığı Dış İlişkiler ve Avrupa Birliği Genel Müdürlüğü'nce verilen 30.09.2019 tarihli cevabi yazıda; fiili karşılıklılık konusunda, Bakanlıkta ülke bazında herhangi bir istatistik veri bulunmadığı da belirtildiği, Rusya mahkemeleri tarafından verilen kararların Türkiye mahkemelerinde tenfiz edildiğine, dolayısıyla fiili karşılıklılığın bulunduğuna ilişkin kararlar bulunduğunun tespit edildiği, (bkz. emsal Yargıtay 19. Hukuk Dairesi'nin 19.12.2018 tarihli, 2018/579 Esas, 2018/6742 Karar sayılı kararı)Yargıtay'ın tespit edilen bazı kararlarında da Rusya mahkemelerine ait kararların kamu düzeni, usulsüz tebligat ve kesinleşme şerhinin bulunmamasından dolayı bozulduğu, MÖHUK'un 54. maddesinin (a) bendinde düzenlenen ve tenfizin birinci kriteri olan iki ülke arasındaki mütekabiliyet kriterinin sağlanmadığı durumlarda aynı maddenin devamında sayılan ve ikincil kriterlerin incelenmesi mümkün görünmediği, dolayısıyla Yargıtay'ca Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında fiili mütekabiliyetin varlığının bulunduğunun kabul edildiği sonucuna varıldığı, bu itibarla MÖHUK'un 54. maddesinde yazılı tüm şartların oluştuğu, dava konusu kararın tenfize uygun olduğu gerekçesiyle istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; a.Rusya Fedarasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti devleti arasında fiili mütekabiliyet bulunmadığını, mahkemece dayanılan Yargıtay kararlarında hukuki, akdi ya da fiili mütekabiliyetin olduğuna dair hiçbir tespit ya da ifade bulunmadığını, dayanak kararların fiili mütekabiliyet olduğunu ispat eder mahiyette olmadığını, karşılıklılık esasının gerçekleşmesi için Rus mahkemeleri tarafından da Türk mahkemesi kararlarının tanıma ve tenfizinin yapılması gerektiğini, Rusya mahkemeleri tarafından Türk mahkemeleri kararlarına istinaden tanıma ve tenfiz verilip verilmediği değerlendirilmeden fiili mütekabiliyetin kabul edildiğini, karşılıklılığın federal devlet ile ilgili değil, kararı veren mahkemenin bağlı bulunduğu federe devlet ile Türkiye arasında aranması gerektiğini, b. MÖHUK 54. maddede aranan şartların birbirine önceliği olmadığını, hepsinin birbirine önceliği olmadan ayrı ayrı incelenmesi gerektiğini, tenfiz ön şartının sadece MÖHUK 50. maddede bulunduğunu, Türkiyede hataen Rus mahkemeleri tarafından verilen kararın tanıma ve tenfizinin yapılmış olmasının söz konusu kararın hukuka uygun olduğu anlamına gelmeyeceğini, dosyada mübrez bulunan Rusya Federasyonu Tenfiz konulu yazısında açıkça değinildiği üzere Rusya mahkemelerinin, Türk mahkemesi kararlarını halihazırda tanıma ve tenfiz etme imkanı bulunmadığını, c. Taraflarınca somutlaştırma yükümü kapsamında sunulan resmi yazı ile tanıma ve tenfiz bakımından gerekli koşulların oluşmadığı ispat olunmasına ve davacı tarafından aksi yönde herhangi bir delil sunulmamış olmasına rağmen istinaf mahkemesinin ilgili belgeyi ne sebeple dikkate almadığı ve incelemeye değer görmediği hususunun izaha muhtaç olduğunu, Adalet Bakanlığı yazısında ülkeler arasında fiili mütekabiliyetin bulunmadığının da açıkca belirtildiğini, Rusya federasyonu Dışişleri Bakanlığı’nın açık ve net bir şekilde Türkiye Cumhuriyetinden verilen kararların Rusya Federasyonu tarafından tenfiz edilmediği belirtilmişken, üstelik davacı yan tarafından Türkiye mahkemeleri tarafından verilen kararların Rusya Federasyonu’nda tenfiz edildiğine ilişkin bir delil sunulmamışken mahkemenin bunu gerekçeli kararında tartışmamış olmasının ve hatta sanki böyle bir delil dosyada mevcut değilmiş gibi hüküm kurmuş olmasının hukuka aykırı olduğunu, d. Kararın HMK’nın 297. maddesine aykırı olduğunu, e.Türk mahkemeleri kararını tanımayan ve tüm dünya tarafından ambargoya maruz bırakılan Rusya Federasyonu Mahkemeleri tarafından verilen kararın kamu düzenine açıkça aykırı olduğunu, f. Yabancı mahkeme kararının tenfizine karar verilmesinin tespit niteliğinde olup, nispi vekalet ücretine hükmedilmesinin doğru olmadığını belirterek, kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe 1.Dava, taraflar arasında düzenlenen eser sözleşmesinden kaynaklanan iş bedeli alacağının tahsili için verilen yabancı mahkeme kararının tanınması ve tenfizi istemine ilişkindir. Milletlerarası Özel hukuk ve Usul Hukuku Hakkında Kanun‘un “ Tenfiz Şartları” başlıklı 54.maddesi hükmü; (1) Yetkili mahkeme tenfiz kararını aşağıdaki şartlar dahilinde verir: a) Türkiye Cumhuriyeti ile ilamın verildiği devlet arasında karşılıklılık esasına dayanan bir anlaşma yahut o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunması. b) İlamın, Türk mahkemelerinin münhasır yetkisine girmeyen bir konuda verilmiş olması veya davalının itiraz etmesi şartıyla ilamın, dava konusu veya taraflarla gerçek bir ilişkisi bulunmadığı halde kendisine yetki tanıyan bir devlet mahkemesince verilmiş olmaması. c) Hükmün kamu düzenine açıkça aykırı bulunmaması. ç) O yer kanunları uyarınca, kendisine karşı tenfiz istenen kişinin hükmü veren mahkemeye usulüne uygun bir şekilde çağrılmamış veya o mahkemede temsil edilmemiş yahut bu kanunlara aykırı bir şekilde gıyabında veya yokluğunda hüküm verilmiş ve bu kişinin yukarıdaki hususlardan birine dayanarak tenfiz istemine karşı Türk mahkemesine itiraz etmemiş olması” düzenlemesini içermektedir. Somut olayda, uyuşmazlık, Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında mütekabiliyet şartının olup olmadığının tespiti noktasında toplanmaktadır. MÖHUK 54. maddesi a bendinde belirlenen üç durumdan birinin bulunması halinde “karşılıklılık” ilkesinin gerçekleştiği kabul edilir. Bunlardan birincisi yabancı ilamların tenfizi için Türkiye Cumhuriyeti ile kararı veren ülke arasında karşılıklılık esasına dayalı bir sözleşme, ikincisi o devlette Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmü; üçüncü ise fiili mütekabiliyet bulunmasıdır. Dosyada mevcut Adalet Bakanlığı’nın 30.09.2019 tarihli cevabi yazısında Rusya Federasyonu ile Türkiye Cumhuriyeti arasında, yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizi konusunda ikili veya çok taraflı bir anlaşmanın olmadığı,fiili karşılıklılık konusunda, Bakanlıkta ülke bazında herhangi bir istatistik veri bulunmadığı, dava açılması halinde takdirin Mahkemeye ait olduğu belirtilmiştir. Adalet Bakanlığı’nın yazısına göre Türkiye Cumhuriyeti ile Rusya Federasyonu arasında akdi mütekabiliyet bulunmadığı anlaşıldığından, dava konusu ilamın tenfizini mümkün kılan bir kanun hükmünün veya fiili uygulamanın bulunup bulunmadığına bakılmalıdır. Mahkemece, Türkiye’de Rusya Federasyonu mahkemeleri kararlarının tenfizine ilişkin ilamlar olduğu gerekçesiyle fiili mütekabiliyetin bulunduğunun kabulü ile tenfize karar verilmiş ise de davacı tarafça Rusya Federasyonu tarafından Türk mahkemelerinden verilmiş ilamların tenfiz edildiğine dair dosyaya yeterli delil sunulmamış olup, fiili mütekabiliyetin varlığı da kabul edilemeyecektir. Bu durumda gelinen aşamada mahkemece, kanuni mütekabiliyetin var olup olmadığının araştırılması ve sağlıklı sonuçlara ulaşmak için Rusya Federasyon’un tenfiz ile ilgili mevzuatının bilinmesi gerekir. (Hukuk Genel Kurulu’nun 13.06.1990 tarih ve 1990/13-3 E.,1990/347 K. sayılı Kararı ) Taraflarca dosyaya ayrı ayrı uzman görüşü sunulmuş olup gerek davacı tarafça sunulan uzman görüşünde gerekse davalı tarafça sunulan uzman görüşünde akdi ve fiili mütekabiliyet bulunmadığı belirtilmiştir. Bununla birlikte davacı tarafça sunulan uzman görüşünde; Rusya’da yabancı mahkeme kararlarının tenfizi bakımından aranan koşulların Türk hukukunda tenfiz koşullarıyla tıpatıp aynı olmamakla birlikte, ağırlık ve mahiyet bakımından denk ve özdeş niteliğe sahip olduğu belirtilerek kanuni mütekabiliyet olduğu belirtilmiştir. Davalı tarafça sunulu görüşte ise yabancı mahkeme kararlarının tanınması ve tenfizinin reddi şartlarının Rus hukukunda, Türk hukukundan daha ağır olarak düzenlenmiş olması nedeniyle iki ülke hukuku arasında kanuni mütekabiliyet bulunmadığı tespiti yapılmıştır. Mahkemece, uzman görüşleri arasındaki işbu çelişkiyi giderecek şekilde bilirkişi raporu aldırılmamıştır. O halde mahkemece, Rusya Federasyonu'nun konu ile ilgili mevzuatının yeminli mütercim vasıtasıyla tercümesi yaptırıldıktan sonra üniversitenin ilgili kürsüsünden seçilecek bilirkişi/bilirkişiler kurulundan dosyada mevcut uzman görüşleri de değerlendirilerek iki ülke arasında kanuni mütekabiliyet bulunup bulunmadığı hususunda ayrıntılı ve denetime elverişli rapor alınıp sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ve yanılgılı gerekçeye dayalı yazılı şekilde karar verilmesi doğru olmamıştır. 2.Bozma nedenine göre, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1. Temyiz olunan, İlk Derece Mahkemesi kararına karşı istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin Bölge Adliye Mahkemesi kararının ORTADAN KALDIRILMASINA, 2. İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 3.Bozma nedenine göre, davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına, Yargıtay duruşmasında vekili hazır bulunan davalı yararına takdir olunan 28.000,00 TL duruşma vekalet ücretinin, davacıdan tahsili ile davalıya ödenmesine, İstek hâlinde peşin alınan temyiz harcının ilgiliye iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, bozma kararının bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 24.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 6. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı