5. Hukuk Dairesi 2025/1259 E. , 2025/13572 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ:Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI: 2022/2 Esas, 2024/45 Karar KARAR: Kısmen kabul Taraflar arasında İlk Derece Mahkemesinde görülen ve istinaf incelemesinden geçen 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tapu kaydının hatalı oluşması nedeniyle uğranılan zararın tazmini istemine ilişkin davada verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairece Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılmasına ve İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kısmen kabulüne karar vermiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı ve davalı Hazine vekillerince temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde özetle; Baykan Asliye Hukuk Mahkemesinin 1997/9 Esas, 2001/3 Karar sayılı kararı ile Siirt ili, ... ilçesi, ... köyünde bulunan dava konusu taşınmazın tapusunun müvekkili davacı adına tescil edildiğini, (2009 yılında yapılan kadastro çalışması sonucu 1 01... parsel, 1 27... parsel, 1 28... parsel sayılı taşınmazların oluştuğunu), yapılan araştırma neticesinde 46.413,00 m²'lik tapulu alanın 26.000,00 m²'lik kısmının orman tahdit sınırları içerisinde bırakıldığını, 6831 Sayılı Orman Kanunu uyarınca orman tahdidi altında kalan yerlerin kullanma hakkı ise Orman ve Su İşleri Bakanlığına verilmiş olup müvekkili tarafından kullanılamadığını belirterek, belirlenecek zararının tazminini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı ... vekili cevap dilekçesinde özetle; davanın reddini talep etmiştir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.03.2017 tarihli ve 2014/424 Esas, 2017/25 Karar sayılı kararı ile davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF A. İstinaf Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili stinaf başvurusunda bulunmuştur. B. Gerekçe ve Sonuç Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/762 Esas, 2018/83 Karar sayılı kararı ile davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiştir.
V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Bölge Adliye Mahkemesinin 05.02.2018 tarihli ve 2017/762 Esas, 2018/83 Karar sayılı kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda, davacı ... tarafından davalılar Hazineyi temsilen Mal Müdürlüğü ve ... Köyü Tüzel kişiliğine karşı açılan zilyetliğe dayalı tescile ilişkin Baykan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/9 Esas, 2001/3 Karar sayılı dosyasında davanın kabulü ile 46.413,48 m²'lik alanın davacı adına tesciline karar verildiğini, kararın temyiz incelemesinden geçerek 13.09.2001 tarihinde kesinleştiğini, 2008 yılında yapılan kadastro çalışmaları neticesinde 12.396,20 m²'lik kısmının Siirt ili, Baykan ilçesi, ... köyü 1 27... parsel olarak ve 9.631,82 m²'lik kısmın 1 28... parsel olarak tarla vasfıyla davacı ... adına tapuya kayıt ve tescil edildiğini, fen bilirkişi raporunda da belirtildiği üzere kalan kısmın ise Hazine adına orman vasfı ile kaydedilen 1 01... parsel sayılı taşınmaz sınırları içinde kaldığı anlaşılmakla 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007 nci maddesi uyarınca devlete yüklenen sorumluluk kusursuz sorumluluk olup, tapu işlemlerinin kadastro tespiti işlemlerinden başlayarak birbirini takip eden sıralı işlemler olduğu, tapu kütüğünün oluşumu aşamasındaki kadastro işlemleri ile tapu işlemleri bir bütün oluşturduğundan, kadastro kayıtlarından kaynaklanan hatalardan da devletin sorumlu olduğu gözetilerek davacının, Baykan Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 1997/9 Esas, 2001/3 Karar sayılı kesinleşen ilamı uyarınca oluşan tapu kaydı ile maliki olduğu taşınmazının kadastro çalışmaları sonucu orman sınırları içinde kalan kısmı yönünden 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu'nun 1007 nci maddesi uyarınca tazmini için işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile uyulan bozma kararı gereğince inceleme ve işlem yapılarak davanın kısmen kabulüne karar verilmiştir.
VI. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1. Davacı vekili temyiz dilekçesinde özetle; belirlenen bedelin düşük olduğunu, objektif değer artış oranının müvekkili aleyhine hatalı belirlendiğini, ıslah dilekçesinin 10 yıllık zamanaşımından dolayı reddedilmesinin hatalı olduğunu, davalı Hazine lehine vekâlet ücretine hükmedilmemesi gerektiğini ileri sürmüştür. 2. Davalı Hazine vekili temyiz dilekçesinde özetle; dava konusu alana ilişkin kadastro tespitinin 17.09.2008 tarihinde, Hazine adına tescil işleminin ise kadastro tespitinin kesinleşmesi akabinde 17.10.2008 tarihinde yapıldığını, davanın ise 17.11.2014 tarihinde açıldığı gözetilerek kadastro tespitinden itibaren 10 yıllık hak düşürücü süre geçmediğinden ve bu sürede açılmış bir tapu iptal tescil davası bulunmadığından doğrudan Hazine aleyhine açılan eldeki tazminat davasının reddi gerektiğini, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca oluşan bir zarar bulunmadığını, davacının dilekçesine eklediği tapunun başka parsellere revizyon görüp görmediğinin araştırılması ve eski tapu kaydı yapılacak keşifte uygulanarak dava konusu orman parseli içerisinde kalıp kalmadığının araştırılması gerektiğini, fen bilirkişi raporunda eski tapunun tüm geldileriyle uygulanmadığını, tapusu iptal edilen yerin 2B kapsamında kalıp kalmadığının araştırılması ve 2B kapsamında kalması halinde tapu kayıt maliklerine yerlerin bedelsiz olarak iade edileceği hususu gözetilerek bir karar verilmesi gerektiğini, davanın zamanaşımına uğradığını, ıslah tarihi itibarıyla zamanaşımı süresinin dolduğunu, belirlenen bedelin yüksek olduğunu, kapitalizasyon faiz oranı ve objektif değer artış oranının hatalı belirlendiğini ileri sürmüştür. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukukî Nitelendirme Uyuşmazlık, 4721 sayılı Kanun'un 1007 nci maddesi uyarınca tazminat istemine ilişkindir. 2. Değerlendirme 1. Temyiz olunan nihai kararların bozulması 6100 Sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 Sayılı Kanun) 371 inci maddesi ile 369 uncu maddesinin birinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki paragrafların kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 3.Arazi niteliğindeki dava konusu taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmemiştir. 4. Buna karşın; davacı vekilince dava dilekçesinde, dava belirsiz alacak davası olarak nitelendirildiğinden zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm alacak için kesilir. 6100 sayılı Kanun'un hükümleri gereğince, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi birinci fıkrası hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda artırması mümkündür. Bu nedenle yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi, bu artırım nedeniyle zamanaşımının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceği gözetilerek davacının 03.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, artırılan bölüm yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek 19.10.2016 tarihli talep arttırım dilekçesi uyarınca aza hükmedilmesi bozmayı gerektirir.
VII. KARAR Açıklanan sebeplerle; 1.Davalı Hazine vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, 2. Davacı vekilinin temyiz itirazlarının kısmen kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkeme kararının BOZULMASINA, Davacıdan peşin alınan temyiz harcının istenildiğinde iadesine, davalı Hazine harçtan muaf olduğundan harç alınmasına yer olmadığına, 23.10.2025 tarihinde oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dava 4721 sayılı Türk Medenî Kanunu’nun (4721 sayılı Kanun) 1007 nci maddesi uyarınca tapu kaydının bir kısmının arazi kadastrosu çalışmalarında uygulanmaması nedeniyle mülkiyet hakkının kaybedilmesinden dolayı uğranılan zararın tazmini istemine ilişkindir. İlk Derece Mahkemesince 14.03.2017 tarihinde davanın reddine karar verilmiş, davacı vekilinin istinaf başvurusu esastan reddedilmiş, kararının davacı tarafça temyiz edilmesi üzerine 05.02.2018 tarihli Dairemiz kararında özetle; “... davacının tapu kaydı ile malik olduğu taşınmazın kadastro çalışmaları sonucu orman sınırları içinde kalan kısmı yönünden 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesi koşulları oluştuğundan işin esasına girilerek sonuca göre karar verilmesi gerektiği” gerekçesiyle Bölge Adliye Mahkemesi kararının ortadan kaldırılmasına, İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasına karar verilmiştir. İlk Derece Mahkemesince uyulan bozma kararı gereğince davanın kısmen kabulüne karar verilmiş, karar taraf vekillerince temyiz edilmiştir. Dairemizce yapılan temyiz incelemesi sonucunda; “....arazi niteliğindeki taşınmaza net geliri esas alınarak değer biçilmesinde bir isabetsizlik görülmediği, ancak dava belirsiz alacak davası olarak açıldığından zamanaşımı yalnızca dava açılan kısım için değil, tüm alacak için kesileceğinden, 6100 sayılı Kanun'un hükümleri gereğince, davacının iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın, davanın başında belirtmiş olduğu alacak talebini 6100 sayılı Kanun'un 107 nci maddesi birinci fıkrası hükmüne göre bilirkişi raporu ile tam ve kesin olarak belirlendiği anda artırması mümkün olup yapılacak bu artırım bir ıslah olmadığı gibi bu artırım nedeniyle zamanaşımının gerçekleştiğinden de söz edilemeyeceğinden davacının 03.10.2023 tarihli ıslah dilekçesi uyarınca davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, artırılan bölüm yönünden zamanaşımı süresinin dolduğu kabul edilerek 19.10.2016 tarihli talep arttırım dilekçesi uyarınca aza hükmedilmesi” nedeniyle bozma kararı verilmiştir. Söz konusu bozma kararı isabetli değildir. Şöyle ki; davacının tapu kaydı zilyetliğe dayalı olarak açtığı dava sonucunda 46.413,48 m² yüzölçümü ile hükmen oluşmuştur. Tapu kaydı arazi kadastrosu sırasında aynı köy 12.396,20 m² yüzölçümlü 1 27... ve 9.631,82 m² yüzölçümlü 1 27... parsel sayılı taşınmazlara revizyon görmüş, tapu kaydı miktarından eksik kalan kısım ise orman tahdit sınırları içinde kaldığından davacı adına revizyon görmemiştir. Davacı, 26.11.2014 tarihinde 4721 sayılı Kanun’un 1007 nci maddesine dayalı olarak adına revizyon görmeyen kısım için mülkiyet hakkının kaybedildiği iddiasıyla 20.000 TL istemli belirsiz alacak davası açmıştır. Yapılan keşif sonucunda alınan 30.05.2016 tarihli ek rapor ile 6100 sayılı Kanun’un 107/2 nci maddesinde belirtildiği üzere alacağın değeri tam ve kesin olarak belirlendikten sonra davacı alacağını 74.932,03 TL olarak belirlemiş, bilirkişi raporuna itiraz etmediği gibi talep arttırım dilekçesinde açıkça fazlaya dair haklarını da saklı tutmamıştır. Fark 54.932.03 TL bedeli de harçlandırmıştır. 2018 tarihli Dairemiz bozması üzerine yapılan keşif sonrası alınan bilirkişi raporuna itiraz üzerine düzenlenen ek raporda bedel 112.680,42 TL ye yükseltilmiştir. Davacı vekilince 03.10.2023 tarihinde ıslah yoluyla talep sonucunun arttırılması istenilmiş, mahkemece; “... dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespitinin 20.01.2009 tarihinde kesinleştiği, ıslah tarihine kadar 10 yıllık zamanaşımının dolduğu zamanaşımı definin davalı tarafça ileri sürüldüğü belirtilerek davanın kısmen kabulü ile...” 74.932,03 TL bedel üzerinden tazminata hükmedilmiştir. Belirsiz alacak davasında dava açılmakla zamanaşımı dava dilekçesinde belirtilen alacak miktarı için değil 6100 sayılı Kanun’un 107/2 nci maddesinde ifade edildiği üzere yargılama esnasında tam ve kesin olarak belirlenen alacak ya da dava değeri için kesilir. Dairemiz ve Yüksek Yargıtay’ın 5, 10... . Hukuk Daireleri gibi pek çok Daire ile Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 2022/10-795, 2023/641 Karar sayılı kararları da bu yöndedir. Ancak bozma ilamında Dairemizin yerleşik uygulamaları yanlış yorumlanmak suretiyle alacak ya da dava değeri tam ve kesin olarak belirlendikten sonra yeniden belirlenen alacak için de zamanaşımının kesileceği gerekçesi ile kararın bozulması isabetli değildir. 28.07.2020 tarihli ve 31199 sayılı Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe giren 22.7.2020 tarihli 7251 sayılı Kanun’un 7 nci maddesi ile değişik 6100 sayılı Kanun’un 107/2 nci maddesinde; “Karşı tarafın verdiği bilgi veya tahkikat sonucu alacağın miktarı veya değerinin tam ve kesin olarak belirlenebilmesi mümkün olduğunda, hâkim tarafından tahkikat sona ermeden verilecek iki haftalık kesin süre içinde davacı, iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın talebini tam ve kesin olarak belirleyebilir. Aksi takdirde dava, talep sonucunda belirtilen miktar veya değer üzerinden görülüp karara bağlanır.” düzenlemesi de davanın belirsiz alacak davası olarak açıldığı hallerde ilanihaye bedelin arttırılmasına cevaz verilmemesini hedeflemektedir. Yukarıdaki anlatımlar ışığında somut olaya bakıldığında; alacak 30.05.2016 tarihli ek bilirkişi raporu ile 74.932,03 TL olarak tam ve kesin olarak belirlenmiş, davacı tarafça verilen talep artırım dilekçesi ile rapora itiraz edilmeksizin ve açıkça fazlaya dair haklar saklı tutulmaksızın talep 74.932,03 TL olarak arttırılmış olduğundan zamanaşımı bu bedel için kesilmiştir. Dava konusu taşınmaza ilişkin kadastro tespiti 20.01.2009 tarihinde kesinleşmiş, davacı taraf dayanağı tapu kaydının revizyon görmeyen kısmı yönünden mülkiyet 20.01.2009 tarihinde kaybedilmiştir. Bu sebeple mülkiyetin kaybedildiği tarihten sonra 03.10.2023 tarihli ıslahtan önce 6098 sayılı Borçlar Kanunu’nun 125 inci maddesindeki 10 yıllık zamanaşımı süresi (112.680,42 TL - 74.932,03 TL = ) 37.748,39 TL alacak için 20.01.2019 tarihinde dolduğundan Mahkeme kararının ONANMASI gerekir. Bu nedenle Sayın çoğunluğun bozma görüşüne katılamıyorum. 23.10.2025 SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! c8fd531441c1711b ba430d2bc24eae55