Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2024/8809 E., 2025/4887 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/8809 E., 2025/4887 K. (24.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/8809
Karar No
2025/4887
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/8809 E. , 2025/4887 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2024/525 D.İş -2023/512 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usûl eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın, diğer bir araca çarpması ve bu aracın da çarpmanın etkisiyle başka bir araca çarpması ile 16.03.2018 tarihinde yaralamalı üç taraflı trafik kazasının meydana geldiğini ve kaza nedeniyle davacının malul kaldığını, davalı tarafa başvuru yapılsa da davalı tarafça ödeme yapılmadığını beyanla belirsiz alacak davası olarak fazlaya ilişkin hakların saklı kalması kaydıyla şimdilik 14.900,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 100,00 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 15.000,00 TL tazminatın kaza tarihinden itibaren işleyecek avans faizi ile birlikte davalıdan tahsilini talep etmiş; bedel artırım dilekçesiyle talebini 268.574,34 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı Suriye Arap Cumhuriyeti vatandaşı olduğu için teminat alınması gerektiğini, dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davalının rapor ücreti ve bakıcı gideri tazminatından teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, davacı tarafından fiilen bakıcı tutulduğunu gösterir hiçbir delil sunulmadığından bu talebin reddine karar verilmesi gerektiğini, ceza dosyasında uzlaşma sağlanmış olması nedeniyle davanın reddine karar verilmesi gerektiğini, sunulan maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine göre alınmadığını, maluliyet tespiti için Adli Tıp Kurumu'ndan rapor alınması gerektiğini, müvekkilinin sorumluluğunun ZMSS poliçesi bulunmayan araç sürücüsünün kusuru oranında olduğunu ve kusur durumunun tespiti için bilirkişi raporu alınması gerektiğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile % 1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, faize karar verilmesi halinde yasal faize karar verilebileceğini, davacı yararına hükmedilen vekalet ücretinin Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan miktarın 1/5'i olması gerektiğini belirterek başvurunun reddini istemiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; davanın uzlaşma nedeniyle CMK 253/19.maddesi gereği usulden reddine ve davalı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 3.580,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak davalıya ödenmesine karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararıyla; 5271 sayılı CMK'nin 253/19.maddesinin Anayasa Mahkemesi kararı ile iptal edilmiş olması nedeniyle davacının itirazının kabulüne ve davanın kabulü ile 266.544,84 TL sürekli iş göremezlik tazminatı ve 2.029,50 TL bakıcı gideri tazminatı olmak üzere toplam 268.574,34 TL tazminatın 19.04.2023 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya ödenmesine ve davacı vekil ile temsil olunduğundan Avukatlık Asgari Ücret Tarifesine göre hesaplanan 17.900,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak davacıya ödenmesine karar vermiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava öncesinde davacı tarafça müvekkiline usulüne uygun başvuru yapılmadığını, davalının bakıcı gideri tazminatından teminat dışı olması nedeniyle sorumlu olmadığını, davacı tarafından fiilen bakıcı tutulduğunu gösterir hiçbir delil sunulmadığından bu talebin de reddine karar verilmesi gerektiğini, hükme esas alınan maluliyet raporunun hatalı olduğunu, kusur raporu alınmadan karar verilemeyeceğini, TRH 2010 Yaşam Tablosu ile %1,8 teknik faiz yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılması gerektiğini, hesaplanan tazminattan müterafik kusur indirimi yapılması gerektiğini, müvekkilinin faizden sorumlu olmadığını, ıslah dilekçesinin taraflarına tebliğ edilmediğini ve savunma hakkının kısıtlandığını belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın, diğer bir araca çarpması ile meydana gelen trafik kazası sonucunda davacının yaralanması nedeniyle davacının sürekli iş göremezlik tazminatı ve bakıcı gideri tazminatı istemine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim olan ilkelere, ispat kurallarına, maluliyet raporunun kaza tarihindeki yönetmelik hükümlerine uygun olarak hazırlanmış olmasına, Yargıtay içtihatlarına uygun olarak TRH 2010 Yaşam Tablosunun ve progresif rant hesap yönteminin kullanılması suretiyle hesaplama yapılmasına, davalının bakıcı gideri tazminatından sorumlu olmasına, yargılama esnasında davacıdan teminat alınmış olmasına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere göre davalı vekilinin aşağıdaki bentlerin kapsamı dışındaki temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2-Uyuşmazlık Hakem Heyetince, çok taraflı işbu kazaya ilişkin olarak kusur raporu alınmadan; soruşturma dosyası içeriğine istinaden ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün kazanın meydana gelmesinde %100 oranında kusurlu olduğu kabul edilmiş ve Hakem Heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiştir. Aynı olaya ilişkin olarak davacı ile aynı araçta bulunan diğer bir yolcunun açmış olduğu davada kusur raporu alınmış ve alınan bilirkişi raporunda; ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 84/h madde hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %75 oranında kusurlu olduğu, bu aracın ilk çarptığı aracın sürücüsünün ise 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 52/1-a madde hükmünü ihlal etmesi sebebiyle kazanın meydana gelmesinde %25 oranında kusurlu olduğu tespit edilmiş ve Hakem Heyetince bu kusur oranları esas alınarak karar verilmiş, Dairemizin 04.02.2025 tarih, 2023/3174 Esas ve 2025/1698 Karar sayılı ilamı ile davacının yolcu olarak bulunduğu aracın sürücüsünün kusur oranının belirlendiği ve bunun esas alındığı anlaşılmakla, Hakemlikçe farklı bir kusur oranı esas alınarak hüküm tesisi doğru olmamıştır. 3-6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu’nun (TBK) 52. maddesi uyarınca zarar gören, zararı doğuran fiile razı olmuş veya zararın doğmasında ya da artmasında etkili olmuş yahut tazminat yükümlüsünün durumunu ağırlaştırmış (müterafik kusur hâli söz konusu) ise hâkim, tazminatı indirebilir veya tamamen kaldırabilir. Müterafik kusura ilişkin savunma bir def’i olmadığından bu yönde bir savunma olmasa da resen dikkate alınması gerekir. 2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu’nun 3. maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/Kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Somut olayda; araç tescil belgesine göre davacının yolcu olarak bulunduğu sigortasız aracın azami yolcu kapasitesi sürücü dâhil 5 kişi olmasına rağmen araçta 10 kişi bulunduğu ve böylelikle istiap haddinin aşıldığı hususu trafik kaza tespit tutanağı ile sabittir. Buna göre; davacının yolcu taşıma kapasitesi aşılan araçta seyahat etmesi nedeniyle zararın artmasında katkısının bulunduğu gözetilerek TBK’nın 52. maddesi gereğince Dairemizin yerleşik uygulamasına göre %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken yazılı şekilde hüküm tesisi doğru görülmemiştir.

VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2.Yukarıda (2) ve (3) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile, temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde Başkan ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY 1-Tek bir olaya bağlı aynı haksız eylemden değişik hukuki nedenlerle sorumlu olanlardan her biri, TBK'nın 61 ve 62 nci maddeleri uyarınca, zarardan müteselsilen sorumludurlar. Müteselsil sorumlulukta, kural olarak borçlulardan her biri, aynı Kanun'un 162 nci maddesine göre, borcun tamamından sorumludur. Nitekim, KTK'nın 88 inci maddesinde, trafik kazası nedeniyle müteselsil sorumluluk öngörülmüştür. Dava konusu çok taraflı kazaya ilişkin düzenlenen kaza tespit tutanağında, ZMSS poliçesi bulunmayan davacının yolcu olduğu aracın sürücüsünün tam kusurlu olduğu, kazaya karışan diğer iki aracın da kusursuz olduğu tespit edilmiş; Hakem Heyetince ZMSS poliçesi bulunmayan ve davacının yolcu olarak bulunduğu araç sürücüsünün kazanın oluşumunda tam kusurlu olduğu dikkate alınarak kusur indirimi yapılmadan tazminata hükmedilmiştir. Davacı vekili dava dilekçesinde, davacı yolcunun kusursuz olduğunu belirterek talepte bulunmuştur. Buna göre, davacının yasanın verdiği müteselsilen talep hakkından açıkça vazgeçmedikçe kusur oranına dayandığı ileri sürülemeyeceği gözetilerek İtiraz Hakem Heyetince, davalının, zararın tümünden sorumlu olduğu gözetilerek karar verilmesinin doğru olduğunu düşündüğümden sayın çoğunluğun (2) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum. 2-2918 sayılı Karayolları Trafik Kanunu'nun 3. maddesi uyarınca taşıma sınırı (istiap haddi/kapasite), bir aracın güvenle taşıyabileceği en çok yük ağırlığı veya yolcu sayısını göstermekte olup ikincil mevzuat ve eki cetveller ile aracın trafik tescil belgesinde; yolcu taşıma izni verilen araçlarda azami kaç koltuk bulunacağı, kaç yolcu taşınabileceği, ayakta veya aracın römorkunda yolcu taşınıp taşınamayacağı hususları belirlenmiştir. Davacının yolcusu olduğu araç binek otomobil olup 1 sürücü ve 9 yolcu (6’sı çocuk) ile seyir halinde iken şarampole yuvarlanma nedeniyle tek taraflı kaza meydana gelmiştir. İtiraz Hakem Heyetince olayın oluş şekline göre kazanın istiap haddinin aşılmasından kaynaklanıp kaynaklanmadığı hususunda alanında uzman bir bilirkişiden bilirkişi raporu alındıktan sonra sonucuna göre müterafik kusur durumunun değerlendirilmesi gerektiği şeklindeki değişik gerekçeyle kararın bozulması gerektiği kanaatinde olduğumdan, sayın çoğunluğun (3) numaralı bentteki bozma gerekçesine katılmıyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 03c2a0f4d4a9d6ca 93be235dbfb75ea9

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı