Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2023/9585 E., 2025/4841 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/9585 E., 2025/4841 K. (24.03.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/9585
Karar No
2025/4841
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tazminat, Tapu, Miras

4. Hukuk Dairesi 2023/9585 E. , 2025/4841 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2022/213 E., 2022/570 K. Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalılar ..., ..., ... ..., ..., davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davalılardan ...'in 10.04.2002 tarihinde kasten ...'ı öldürdüğünü, Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2005/277 Esas 2010/412 Karar sayılı ilamıyla davacılar lehine 104.814,71 TL maddi ve manevi tazminata hükmedildiğini, Alaşehir İcra Müdürlüğü'nün 2011/1136 Esas sayılı dosyasıyla icra takibi yapıldığını, ancak davalı ...'in Alaşehir ....'de bulunan 268 ada 2 parsel, 503 ada 15 parsel, 509 ada 2 parsel sayılı taşınmazlarını eşine hibe ettiğini, amacının ileride tazminata mahkum olduğu takdirde tapusuz taşınmazını başkası üzerine kaçırmak olduğunu, eşinin de 30.12.2007 tarihinde bu taşınmazları 30.000,00 TL bedelle diğer davalı ...'e muvazaalı olarak sattığını, değerini çok düşük gösterdiğini, taşınmazların kadastro tespiti ile 15.12.2009 tarihinde diğer davalı ... adına tespit gördüğünü, bu suretle alacaklarının tahsil olanağının ortadan kalktığını, davalı ...'in eşine yaptığı bağışlamanın geçersiz bir bağışlama, muvazalı bir işlem olduğunu, resmi şekilde yapılması gerektiğini, eşinin ...'e yaptığı sözde satışın da sırf mal kaçırmaya yönelik olduğu için geçersiz olduğunu belirterek borçlunun borcu ödememek için yapmış olduğu muvazaalı işlemlerin iptaline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; HMK.m.119 daki unsurları taşımayan dava dilekçesinin HMK.m.194 e göre vakıalarla ilişkilendirilmemesi ve davanın ispat şartlarını taşımaması sebebi ile reddine karar verilmesini gerektiğini beyan etmiştir. 2.Davalılardan ... yargılama sırasında vefat ettiğinden mirasçıları davaya dahil edilmiş, mirasçılar; mirası reddettiklerini belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Diğer davalılar; davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 25.12.2018 tarihli ve 2016/303 Esas, 2018/480 Karar sayılı kararı ile; borcun kaynağını oluşturan öldürme olayından kaynaklı maddi ve manevi tazminat alacakları için borcun doğum tarihinin; haksız fiil tarihi olan öldürme olayının gerçekleştiği 10.04.2002 tarih olması karşısında, davalı borçlunun öldürme eyleminden önce bir başka ifade ile borcun doğumundan önce gerçekleşen 04.03.2002 tarihli tasarrufunun iptalinin mümkün olmadığı, davanın görülmesi için ön şartlardan olan bu şartların gerçekleşmediği gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 22.03.2021 tarih, 2020/1254 Esas, 2021/1330 Karar sayılı ilamı ile; "...Yukarıdaki açıklamalar ışığında somut olaya gelince; davacıların desteği, davalı ... tarafından 10.04.2002 tarihinde öldürülmüştür. Olay nedeniyle tutuklanan ve açılan ceza davasında davalı avukat ... tarafından temsil edilen davalı borçlu ...’ın, zilyetliği altındaki tüm taşınmazları eşi ...’ye bağışladığı, bu davalının da anılan tüm taşınmazları 30.12.2007 tarihinde harici satış sözleşmesi ile eşinin avukatı olan davalı ...’a devrettiği, kadastro çalışmalarının kesinleştiği 15.02.2009 tarihinde davalı ... adına tespit ve tesciline karar verildiği, davacılar tarafından desteklerinin ölümü nedeniyle davalı ... aleyhine Alaşehir 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2005/277 Esas sayılı dosyasında 07.10.2005 tarihinde tazminat isteminde bulunulduğu, yapılan yargılama sonucunda davacılar lehine 30.12.2010 tarihinde tazminata hükmedildiği, işbu kararın temyiz edilmeyerek 11.02.2011 tarihinde kesinleştiği, davaya konu parsellerden ikisinin davalı ... tarafından 03.02.2016 tarihinde haksız eylem faili ...’ın damadı olan İbrahim’e devredildiği anlaşılmaktadır. Davacı yanın alacağı, haksız eylem nedeniyle oluşan tazminat alacağına dayalıdır. Haksız eylem tarihinden yaklaşık bir ay kadar kısa bir süre önce ve adiyen düzenlenmiş bağış sözleşmesine dayalı olarak, mahkemenin muvazaanın gerçekleşmediği şeklindeki kabulü doğru olmamıştır. Zira dosya kapsamında mevcut delil durumuna ve olayların akışına göre; davalılar arasındaki hibe ve harici satış işlemlerinin gerçek olmadığı, her zaman düzenlenebilecek olan hibe sözleşmesinin, davacıların açacağı tazminat davası nedeniyle kazanacakları tazminata ilişkin böyle bir ilamın alınacağını öngören davalıların tedbir alıp alacağın tahsilini karşılıksız bırakmak amacıyla düzenlendiği, davalı ...’un borçlunun hem ceza hem de hukuk davasında vekili olarak görev yapan avukatı olup, borçlunun mal kaçırma kastıyla hareket ettiğini bilen veya bilmesi gereken kişilerden olduğu, davaya konu iki parselin de daha sonra davalı ...’ın damadı olan diğer davalı ...’e devredildiği, davalıların danışıklı bir davranış içinde bulundukları açıkça anlaşıldığından, dava konusu hibe ve satış işlemlerinin muvazaalı olduğu sabittir. Kadastro tutanağındaki tespitler ise yine davalı yanın aralarındaki muvazaaya konu ilişkinin devamı mahiyetindedir. Şu halde mahkemece, muvazaanın varlığı kabul edilmek suretiyle davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken, açıklanan yönler gözetilmeyerek, yerinde olmayan gerekçe ile istemin ön koşul yokluğundan reddedilmiş olması usul ve yasaya uygun düşmediğinden, kararın bozulması gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalılardan ...'in borçlunun mal kaçırma kastını bilen ya da bilmesi gereken kişilerden olduğu, davaya konu iki adet parselin daha sonra borçlu ...'ın damadı İbrahim'e devredildiği bu haliyle muvazaa iddiasının sabit olduğu gerekçesiyle davanın kabulü ile, dava konusu Manisa İli ... İlçesi ... Mahallesi 509 ada 2 parsel sayılı taşınmazın davalı borçlu ... tarafından davalı 3.kişi ...'e ve davalı ...'e devrine dair 04.03.2002 ve 30.12.2007 tarihli harici satış sözleşmelerinin davacı yönünden iptali ile, davacıya Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2011/1136 sayılı takip dosyasıyla sınırlı olmak kaydıyla işbu taşınmaz üzerinde cebri icra yetkisi tanınmasına; ... İlçesi ... Mahallesi 268 ada 2 parsel ve 503 ada 15 parsel sayılı taşınmazların davalı ... tarafından 3.bir kişiye devredildiği, bu taşınmazlar yönünden davanın bedele dönüştüğü anlaşılmakla taşınmazların devir tarihi olan 03.02.2016 tarihi itibariyle rayiç değeri olarak tespit edilen 268 ada 2 parsel için 276.584,91 TL ve 503 ada 15 parsel için 198.797,00 TL olmak üzere toplam 475.381,91 TL tazminatın Alaşehir İcra Müdürlüğünün 2011/1136 sayılı takip dosyasında alacak ve ferileriyle sınırlı olmak ve tahsilde tekerrüre sebep olmamak kaydıyla davalı ...'den tahsili ile davacıya verilmesine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ..., ..., ... ..., ..., davalı ..., davalı ... vekili ve katılma yoluyla davacılar vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri 1.Davalılar ..., ..., ..., ..., ... temyiz dilekçesinde; murisleri borçlu ...'in yargılama sırasında vefat ettiğini ve kendilerinin mirası reddettiğini, bu nedenle davada taraf olmamaları ve yargılama giderlerinden de sorumlu tutulmamaları gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 2.Davalı ... temyiz dilekçesinde; davaya sonradan dahil edildiğini, sonradan dahil edildiği için aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerektiğini, sadece ihbar olunan olarak davaya dahil olduğunu belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 3.Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in tazminat ile sorumlu tutulmasının hukuka aykırılık teşkil ettiğini, 4. kişi durumunda olan ...'in tasarrufun iptali davasına konu edilen gayrimenkullerden 503 ada 15 parselde kain 23.564,99 m2 arazi ile 509 ada 2 parselde kain 1.760,91 m2 arazilerin maliki durumda olduğunu, buna göre tazminat sorumluluğu değil işbu parseller bakımından cebri icra yetkisinin davacı-alacaklıya verilmesi gerektiğini, ... mahallesi ... mevkii 268 ada 2 parselin malikinin davalı müteveffa ...'in kızı olan ... olduğunu, bu kişinin de davaya dahil edilerek, tapu devir ve satışlarının muvazaalı olup olmadığı hususunun mahkeme tarafından değerlendirilmesi gerektiğini, hibe sözleşmesinin her zaman düzenlenebileceğini, davalı ...'ın ölen ...'in damadı oluşunun muvazaa işlemleri yönünden sabit kabul edildiğini, ancak bu değerlendirmelerin Anayasal hak olan mülkiyet hakkı ile adil yargılanma hakkının ihlali niteliğinde olduğunu, zira adam öldürme ve tazminat davalarının önceden kurgulanmasının mümkün olmadığını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. 4.Katılma yoluyla davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalı ...'in, mahkeme ilamındaki ödemesi gereken 475.381,91 TL'ye, 03.02.2016 tarihinden itibaren faiz hükmedilecek şekilde, ilamın düzeltilerek onanmasını gerektiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı ... vekilinin diğer, katılma yoluyla davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddine karar vermek gerekmiştir. 2.Dava konularından 503 ada 15 nolu parsel davalı ... tarafından davalı ...'a 03.02.2016 tarihinde devredildikten sonra yargılama devam ederken 13.08.2021 tarihinde yeniden davalı ...'e satıldığı anlaşıldığından bu taşınmaz yönünden davanın kabulüne karar verilmesi gerekirken bedele hükmedilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 3.Bu tür davalarda, davalı olarak borçlu ve borçlu ile hukuki muamelede bulunan kişiler arasında mecburi dava arkadaşlığı vardır. Buna göre davalı olarak borçlu ile birlikte lehine tasarrufta bulunulan üçüncü kişi ve bunlar tarafından devir halinde diğer üçüncü kişilerin yasal hasım olmaları gereği açıktır. Taraf ehliyeti dava koşullarından olup mahkemece öncelikle ve resen incelenmesi gereken hususlardandır. Somut olayda, davalı borçlu ...'in eldeki dava açıldıktan sonra vefat ettiği, mirasçılarının davaya dahil edildiği, ancak mirasçılarının Alaşehir Sulh Hukuk Mahkemesi’nin 2016/819 Esas 2017/268 Karar sayılı mahkeme kararı ile murisin mirasını reddettiği anlaşılmaktadır. Bu durumda davalı mirasçılar hakkındaki davanın pasif husumetten reddi ile borçlu mirasçıları aleyhine yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırı olmuştur. 4. Dava konusu taşınmazlardan 268 Ada 2 Parsel ile 503 Ada 15 Parsel sayılı taşınmazlar 03.02.2016 tarihinde davalı 4. kişi ... tarafından davalı ...'a devredilmiş ise de; davacılar vekili tarafından bu taşınmazlar yönünden davalı ... aleyhine tazminata hükmedilmesi talep edilmiş olup, davanın ...'a yöneltilmesi talep edilmemiştir. Mahkemece de bu talep kabul edilerek sözü edilen taşınmazlar yönünden davalı 4.kişi ... aleyhine tazminata karar verildiğine göre, davalı ... aleyhine de yargılama giderlerine hükmedilmemesi gerekirken yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Ne var ki, belirlenen bu yanılgıların giderilmesi yeniden yargılamayı gerektirmediğinden, mahkeme kararının 6100 sayılı HMK'nın 370.maddesinin (2) numaralı fıkrası uyarınca düzeltilerek onanması uygun görülmüştür.

VI. KARAR 1. Değerlendirme bölümünün (1) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ... vekilinin diğer ve katılma yoluyla davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının REDDİNE, 2. Değerlendirme bölümünün (2) numaralı beninde açıklanan nedenlerle davalı ... vekilinin (3) numaları bendinde açıklanan sebeplerle davalılar ..., ..., ..., ..., ...'in, (4) numaralı bendinde açıklanan sebeplerle davalı ...'ın temyiz itirazının kabulü ile İlk Derece Mahkemesi kararının 1.bendinin ilk cümlesine " 503 ada 15 parselle ilgili 15.02.2009 ve 03.02.2021 tarihli satışların iptaline " ibaresinin eklenmesine yine 1.bendinde yer alan "ve 503 ada 15 parsel sayılı" ve " ve 503 ada 15 parsel için 198.797,00 TL olmak üzere toplam 475.381,91 TL" ibarelerinin hükümden çıkartılmasına 2, 3 ve 5. bentlerinde yer alan "davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin hükümden çıkartılarak yerlerine "davalı ..., ... ve müteveffa ... terekesinden müştereken ve müteselsilen alınarak davacıya verilmesine" ibarelerinin yazılmasına ve kararın bu şekliyle DÜZELTİLEREK ONANMASINA; Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalılar ..., ..., ..., ..., ..., ... ve ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 04261f30632775c3 6f7d4f579c757d02

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı