Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mart 2025 › 2025/1135 E., 2025/4839 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2025/1135 E., 2025/4839 K. (24.03.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2025/1135
Karar No
2025/4839
Karar Tarihi
24.03.2025
Konu
Tapu

4. Hukuk Dairesi 2025/1135 E. , 2025/4839 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2022/703 E., 2024/620 K. HÜKÜM/KARAR : Davanın Kabulü Taraflar arasında görülen tasarrufun iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın kabulüne karar verilmiştir. Mahkeme kararı davalı ... vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının maliki olduğu ...caddesi No:32 dcki apartmanın, 1999 depreminde ağır hasar görmesi nedeniyle, binayı inşa eden ... İnşaat Şti. aleyhine ve ortağı ve teknik uygulama sorumlusu ... aleyhine açtıkları davaların Bakırköy 9. Asliye Hukuk Mahkemesi'nin 2009/579 E. sayılı dosyasında birleştirildiğini, bu davalarda, Moda İnşaata ait taşınmaz ile ...'e ait taşınmaz üzerinde verilen ihtiyati tedbir kararlarının tapuya şerh edildiğini; sözü geçen mahkemede davanın kısmen kabulüne kısmen reddine karar verilmesi ve ihtiyati tedbirin karar kesinleşinceye kadar devamına karar verilmesine rağmen sonradan ihtiyati tedbir kararının kaldırılması üzerine; ... inşaat A.Ş.nin ... 26 pafta 795 ada 32 parseldeki taşınmazı 01.12.2004 tarihinde, alacaklılardan mal kaçırmak amacıyla ve gerçek değerinin çok altı bir bedel olan 91.000,00 TL satış bedeliyle 3.kişi olan ...'a sattığını, ancak bu taşınmazın ...'de dubleks deniz manzaralı olup gerçek değerinin 400.000,00 USD olduğunu, davalı şirketin içinin boşaltılarak tabela şirketi haline getirildiğini belirterek davalı şirket ve ortakları ..., ... ve ...'in alacaklılarını zarara uğratmak kastı ile hareket etmek sureti ile kusurlu hareketleri ile verdikleri bu zararın kendilerinden tahsilini, davaya konu tasarrufun iptalini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; müvekkilinin, söz konusu taşınmazı, tapu kaydının temiz olmasına dayanarak satın aldığını, ayrıca 17.04.1998 tarihli taşınmaz satış vaadinin, sözü geçen ihtilaflar çıkmadan akdedildiğini ve inşaatın tamamlanması ile gayrimenkule taşınıldığını, eksikliklerin giderilmesi ile 30.11.2004 tarihli anlaşmaya dayanarak 01.12.2004 tarihinde satın aldıklarını, değerinin 400.000,00 USD olmadığını, ayrıca satış bedelinin 185.000,00 TL olduğunu, tapuda gösterilen 91.000,00 TLnin arsa payı devrine ilişkin olduğunu belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... İnşaat.. A.Ş. ve diğer davalılar vekili cevap dilekçesinde; dava dilekçesinde belirtilen hususların doğru olmadığını, dubleks bir daire değil arsa payının söz konusu olduğunu ve değerinin de ileri sürüldüğü gibi olmadığını, sözü geçen taşınmazın tedbirden çok önce bedeli tahsil edilmek sureti ile davalıya satıldığını ve inşaat tamamlandıktan sonra davalı ve ailesinin bu yere taşındığını ve kat mülkiyeti kurulmadığını, davacıların taşınmazlarında ağır hasar iddiaları gibi müvekkillerinin de sorumlu olduğu iddiasının doğru olmadığını, kesin aciz belgesi olmadığından davacıların böyle bir dava açma haklarının olmadığını, zamanaşımının oluştuğunu, tasarrufun yapıldığı tarihte davacıların alacağının doğmadığını beyan ederek davanın reddini savunmuştur.

III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 22.03.2016 tarihli ve 2015/1157 Esas, 2016/267 Karar sayılı kararı ile; İstanbul ili .. semtinde bir taşınmazın satış fiyatı bakımından davalılardan ...'in beyan ettiği satın alım bedeli bakımından düşük bedelle satış yapılmış olduğu ve ayrıca 185.000,00 TL'lik satış bedeline nazaran 91.000,00 TLlik nakit tahsilatın büyük kısmının ortaklara 2 gün içinde ödendiği ve teslim alınan toplam 94.000,00 TLlik üç senedin vade tarihleri gelmesine ve geçmesine rağmen tahsil edilemediği ve sonrasında şirketin tasfiye sürecine yaklaştığı, davalı şirketin borçlarının olduğu gözetildiğinde, davalı şirketin alacaklılarından mal kaçırma kasdı ile hareket ettiği, yönetim kurulu üyelerinin mesuliyetinin tasarrufun iptalini gerektiren bir husus olarak ileriye sürülemeyeceği gerekçesiyle davanın kısmen kabulüne, tasarrufun İptaline ilişkin talep yönünden talebin kabulü ile Bakırköy Tapu Sicil Müdürlüğü'nün l.Bölge ... Mah. 26.pafta, 795 ada, 32 parsel sayılı yerde kayıtlı taşınmazın 01.12.2004 tarihinde ...'a şatışına dair tasarrufun iptaline, davacıya bu taşınmaz üzerinde cebri icra ve satış yetkisinin verilmesine, Yönetim Kurulu üyelerinin (Davalılar ..., ... ve ...) şahsi sorumlulukları yönündeki talebin reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalılar ... Dış Tic. A.Ş., ..., ... ve ... vekili ile davalı ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 23.11.2021 tarihli ve 2021/1941 Esas, 2021/8985 Karar sayılı ilamı ile; "...Somut olayda mahkemece, tapudaki satış değeri ile gerçek satış değeri arasında misli fark bulunduğu gerekçesi ile tasarrufun iptaline karar verilebilmesi için taşınmazın 3. kişiye satış tarihindeki gerçek değerinin bilirkişi marifetiyle tespiti gerekmektedir. Bilirkişi incelemesi yapılmadan 3. kişinin beyanına göre misli fark bulunduğu yönündeki değerlendirme hatalı olup eksik incelemedir. Eksik inceleme ile karar verilemez. Bu durumda mahkemece, tasarrufun iptaline konu taşınmazın 3. kişiye satış tarihindeki gerçek değerinin uzman bilirkişi marifetiyle keşif yapılarak tespiti ile karar yerinde, İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı tartışılarak sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi isabetli olmamıştır. 2- Bozma neden ve şekline göre davalılar ... Dış Tic. A.Ş., ..., ... ve ... vekili ile davalı ... vekilinin sair temyiz itirazlarının şimdilik incelenmesine yer olmadığına karar vermek gerekmiştir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; satış tarihindeki rayiç bedel ile tapuda gösterilen değer arasında ivaz olarak önemli oranda fark bulunduğu, üçüncü kişi alıcının, tasarrufa konu mal için resmi sözleşmede gösterilenden daha fazla bir bedel ödediğini iddia ve ispat edemediği, buna göre davalı şirket tarafından davalı üçüncü kişi ...'a 01.12.2004 tarihinde yapılan satışa ilişkin tasarrufun, bağışlama hükmünde olduğu gerekçesiyle davacının davasının kabulüne, ... ilçesi ... Mahallesi, 795 ada 32 parsel, B blok 9 bağımsız bölüm numaralı taşınmazın davalılar arasında yapılan satış suretiyle devrine ilişkin 01.12.2004 tarihli tasarrufun iptaline, davacıya taşınmaz üzerinde cebri icra yolu ile haciz ve satış isteme yetkisi verilmesine, Mahkemenin 2015/1157 E 2016/267 Karar sayılı 24.03.2016 tarihli kararında yönetim kurulu üyelerinin şahsi sorumluklarına yönelik talebin reddine dair verilen kararın, davacı tarafından temyiz edilmeden kesinleştiği gerekçesiyle bu hususta yeniden hüküm kurulmasına yer olmadığına karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı Yelgiç Yurdaul vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davalı ... vekili temyiz dilekçesinde; aynı konuda aynı taşınmaz hakkında sadece davacısı farklı olan davada verilen davanın kabulüne ilişkin kararın İİK’nın 278/2. maddesi gereğince tasarrufun iptali için, tasarrufun acizden veya hacizden geriye doğru 2 yıl içinde yapılmış olması gerektiği, somut olayda tasarruf tarihi 01.12.2004 olup, haczin ise 21.07.2010 tarihinde yapıldığı, hacizden geriye doğru 2 yılık süre geçtiğinden bu maddenin uygulama olanağı bulunmadığı, davalı üçüncü kişi ...’in borçlu ile bir akrabalık veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğunun da ispatlanmadığı, bu nedenle davanın reddine karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle bozulduğunu, bozma kararlarına aykırı olarak bu dosyada diğer dosyaların aksine davanın kabulüne karar verildiğini belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, İİK 277 ve devamı maddelerine göre açılmış tasarrufun iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 2004 sayılı İcra ve İflas Kanunu'nun 277 ve devamı maddeleri. 3. Değerlendirme Tasarrufun iptali davalarında amaç, borçlunun haciz yada iflasından önce yaptığı ve aslında geçerli olan bazı tasarrufların geçersiz ya da "iyiniyet kurallarına aykırılık"nedeniyle alacaklıya karşı sonuçsuz kalmasını ve dolayısıyla o mal üzerinden cebri icraya devamla alacağın tahsilini sağlamaktır. Davacı, iptal davası sabit olduğu takdirde, tasarruf konusu mal üzerinde cebri icra yolu ile hakkını almak yetkisini elde eder ve tasarruf konusu taşınmaz mal ise, davalı üçüncü şahıs üzerindeki kaydın düzeltilmesine gerek olmadan o taşınmazın haciz ve satışını isteyebilir (İİK.md.283/1). Bu yasal nedenle iptal davası, alacaklıya alacağını tahsil olanağını sağlayan, nispi nitelikte, yasadan doğan bir dava olup; tasarrufa konu malların aynı ile ilgili değildir. Bu tür davaların dinlenebilmesi için, davacının borçludaki alacağının gerçek olması, borçlu hakkındaki icra takibinin kesinleşmiş olması, iptali istenen tasarrufun takip konusu borçtan sonra yapılmış olması ve borçlu hakkında alınmış kesin veya geçici aciz belgesinin (İİK.nun 277 md) bulunması gerekir. Bu ön koşulların bulunması halinde ise İİK.nun 278, 279 ve 280. maddelerinde yazılı iptal şartlarının bulunup bulunmadığı araştırılmalıdır. Özellikle İİK.nun 278.maddesinde akdin yapıldığı sırada kendi verdiği şeyin değerine göre borçlunun ivaz olarak pek aşağı bir fiyat kabul ettiği ve yasanın bağışlama hükmünde olarak iptale tâbi tuttuğu tasarrufların iptali gerektiğinden mahkemece ivazlar arasında fark bulunup bulunmadığı incelenmelidir. Aynı maddede sayılan akrabalık derecesi vs. araştırılmalıdır. Keza İİK.nun 280. maddesinde malvarlığı borçlarına yetmeyen bir borçlunun alacaklılarına zarar vermek kastıyla yaptığı tüm işlemler, borçlunun içinde bulunduğu mali durumu ve zarar verme kastının işlemin diğer tarafınca bilindiği veya bilinmesini gerektiren açık emarelerin bulunduğu hallerde tasarrufun iptal edileceği hususu düzenlendiğinden yapılan işlemde mal kaçırma kastı irdelenmelidir. Öte yandan İİK.nun 279. maddesinde de iptal nedenleri sayılmış olup bu maddede yazılan iptal nedenlerinin gerçekleşip gerçekleşmediği de takdir olunmalıdır. Mahkemece davalı borçlunun adına kayıtlı gayrımenkulünü mal kaçırma kastı ile düşük bedel ile devrettiğinin anlaşıldığı gerekçesiyle tasarrufun iptali talebinin kabulüne karar verilmişse de, varılan sonuç dosya kapsamına uygun değildir. İİK’nın 278. maddesi hükmüne göre mutad hediyeler müstesna olmak üzere, hacizden veya haczedilecek mal bulunmaması sebebiyle acizden yahut iflasın açılmasından haczin veya aciz vesikası verilmesinin sebebi olan yahut masaya kabul olunan alacaklardan en eskisinin tesis edilmiş olduğu tarihe kadar geriye doğru olan müddet içinde yapılan bütün bağışlamalar ve ivazsız tasarruflar batıldır. Ancak, bu müddet haciz veya aciz yahut iflastan evvelki iki seneyi geçemez. Somut olayda icra takibi sırasında davalı borçlunun bilinen adresinde tutulan 21.07.2010 tarihli haciz tutanağının İİK 105 inci maddesi gereğince aciz vesikası hükmünde olduğu, dava konusu tasarrufun ise 01.12.2004 tarihinde yapılmış olduğu, haciz tarihinden geriye doğru 2 yıl içinde kalmadığı anlaşılmaktadır. Bu nedenle bedel farkından dolayı iptale karar verilemez. Davalı üçüncü kişi Yelgiç’in borçlu ile bir akrabalık, tanışıklık vs ilişkisinin bulunduğu veya borçlunun mali durumunu bilebilecek şahıslardan olduğu da ispatlanamadığından, davanın reddine karar verilmesi gerekirken hatalı değerlendirme ile yazılı şekilde karar verilmesi usul ve yasaya aykırıdır.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davalı ... vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davalı ...'a iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,24.03.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! d6efe05a81068d68 9dc4a66851c6bd43

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mart 2025 kararlarının tamamı