Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Mayıs 2025 › 2024/6792 E., 2025/8644 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/6792 E., 2025/8644 K. (27.05.2025) – Kasten Öldürme

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/6792
Karar No
2025/8644
Karar Tarihi
27.05.2025
Konu
Kasten Öldürme, Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/6792 E. , 2025/8644 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Ankara Bölge Adliye Mahkemesi 25. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/309 E., 2024/1118 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Belli edilen gün ve saatte gelen davacı vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler tarafların vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 27.05.2025 gününde Tetkik Hakimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkili ile davalının amca çocukları olduğunu, ...'da komşu iki parsele ayrı ayrı kendi adlarına yaptıkları inşaatları bulunmakta iken 01.08.2013 tarihinde davalının, müvekkilinin aracının önünü keserek hakaret ve tehdit ettiğini, aracından aldığı pala ile öldürmek kastıyla müvekkilinin başına vurmak isterken müvekkilinin sol kolunu kaldırıp başına gelecek pala darbesini engellediğini, ancak koluna gelen pala darbesi nedeniyle sol kolunda 15 cm derinliğinde kesik ve kol kemiğinin kırılması sebebiyle ağır biçimde yaralandığını, davalının hakaret ve tehditlerine devam ettiğini, ... Ağır Ceza Mahkemesinin 2014/458 esas sayılı dosyasında davalı hakkında, kasten öldürmeye teşebbüs, hakaret, tehdit ve yaralama suçlarından 7 yıl 6 ay hapis cezası verildiğini, davalının temyizi üzerine dosyanın Yargıtayda olduğunu, müvekkilinin olay nedeniyle tedavilerinin devam ettiğini, tedavilere rağmen iyileşme sağlanmadığı için müvekkilinin yurt dışında el cerrahisi uzmanında muayene olduğunu ve iyileşmesinin mümkün olmadığının belirlendiğini, müvekkilinin üniversite mezunu, müteahhit ve olay tarihinde 39 yaşında olduğunu, sol kolunu tamamen kullanamayan ve hissizlik/güçsüzlük bulunan davacının müteahhitlik mesleği gereğince planlama yapıp, aynı zamanda da kaba inşaat çalışması yürütmesi gerektiğinden sol kolunu kullanamadığı için mesleğini yapamaz duruma geldiğini, bu olay nedeniyle malul kaldığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydıyla daimi sakatlık ( geçiçi ve daimi işgücü kaybı), tedavi, tetkik, kazanç kaybı, ekonomik geleceğin sarsılması vs. cismani zararları için 30.000,00 TL maddi, 300.000,00 TL manevi tazminatın 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep ve dava etmiştir. Davacı vekili 25.03.2022 tarihli talep artırım dilekçesi ile; geçici iş göremezlik zararını 173.360,79 TL'ye, sürekli iş göremezlik zararını 1.684.865,24 TL'ye tedavi giderlerini 25.652,85 TL olmak üzere toplam maddi tazminat taleplerini 1.883.869,88 TL'ye yükseltmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; tarafların amca çocukları olduklarını, bitişik arsalarda inşaat yaptıklarını, davacının 01.08.2013 tarihinde müvekkilinin babası olan Ali Kılıç bağırıp azarladığını, tartışma sırasında iri yarı sportmen, genç ve güçlü olan davacının aracından inerek müvekkilinin üzerine yürüdüğünü, altına alarak dövdüğünü, ceza dosyasında tanıklık yapan ... isimli kişinin müvekkilini kurtardığını, kavganın davacının haksız hakaretleri sonucu başladığını, ceza dosyasının Yargıtay incelemesinde olduğunu, dava konusu olayın 2 yıl önce olduğunu ve tazminat taleplerinin zamanaşımına uğradığını, davacının hakaret ve tahrik dolu davranışlarıyla taraflar arasında bilerek ve isteyerek husumet yarattığını, sonra da iki tarafın yaralandığı bir olayı gelir kapısı haline getirerek bu süreçte yaptığı tüm harcamaları dava konusu ettiğini, zorunlu olmadığı halde yaptığı masrafları dahi alacak konusu ettiğini, Asliye Ceza Mahkemesince alınan ATK raporunda kişinin yaşamını tehlikeye sokan bir durum olmadığı halde sonrasında ATK 2. İhtisas Dairesinden alınan raporda yaşamını tehlikeye sokan bir durum olduğunun mütalaa edildiğini, davacının işletme mezunu olup, asıl mesleğinin müteahhitlik olmadığını, kendi iradesiyle müteahhitlik işine girdiğini, kendi mesleği işletmecilik olan davacı yönünden meslekte kazanma gücü kaybının söz konusu olmayacağını, davacının sol kolunda sinir zedelenmesi ve his kaybı olduğunu iddia ettiğini, ancak sol kolunu da sağ kolundan farksız şekilde kullandığını, araç kullandığını, her türlü işlerini yerine getirdiğini, maluliyet nedeniyle tazminat talep edemeyeceğini, manevi tazminat talebinin afaki ve sebepsiz yere zenginleşmeye neden olacağını belirterek öncelikle davanın zamanaşımı nedeniyle, yargılama sonunda da esastan reddine karar verilmesini talep etmiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile 990.037,66 TL maddi 225.000,00 TL manevi tazminatın 01.08.2013 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine, davacının fazlaya ilişkin talebinin reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde taraf vekilleri tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile İlk Derece Mahkemesi kararı usul ve esas yönünden hukuka uygun olduğundan, Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun 353. maddesinin 1. fıkrası b bendinin 1 numaralı alt bendi gereğince; tarafların istinaf başvurusunun ayrı ayrı esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde, geliri kabul etmediklerini , nihai taleplerinin gelir tespiti bilirkişi heyetince düzenlenen, 06.07.2020 tarihli gelir hesabına ilişkin ek raporun 2. sayfasının cevap 5 başlıklı bölümünde, 21.09.2020 tarihli 2. ek raporun 5. maddesinde ve en son 28.02.2022 tarihli raporda, davacının gelirin elde edilmesine katkısının %100 olduğu ve yerine başkasının çalıştırılması mümkün olmadığının tespit edildiğini, dava ve bedel artırım dilekçeleri doğrultusunda davanın tam kabulüne karar verilmesi gerektiğin, 28.02.2022 tarihli gelir bilirkişi raporundaki açık ve gerekçeli tespitlerin yerel mahkemece hatalı olarak ve Yargıtay içtihatları yanlış değerlendirilerek kabul edilmediğini, müvekkilinin olay tarihinden sonra kat karşılığı inşaat sözleşmesi yapmadığını, olay öncesi yaptığı inşaat sözleşmelerini ancak iyileşme sürecinde, ameliyatları ve sağlığı elverdiği ölçüde gecikmeli de olsa tamamladığını, mahkemenin "inşaatlarda bedensel katkısının bulunmadığı" ve "inşaat sektöründe çalışan birisi vasıtasıyla yürütmesinin mümkün olacağı" yönündeki tespitinin, HMK'nın 266/1 hükmünde açıkça belirtilen, çözümü hukuk dışında, özel veya teknik bilgiyi gerektiren bir durum olduğunu, genel bilgi veya tecrübeyle çözümlenmesinin mümkün olmadığını, hesap bilirkişinin kendi sunduğu Yargıtay içtihatlarıyla çeliştiğini ve mahkemece bu hatalı rapora itibar edildiğini, zira yerine çalıştırılacak başkasına ödenecek ücretin, davacının bir kazancı, ücreti veya geliri değil, davalının haksız fiili nedeniyle davacının cebinden çıkacak para olduğunu, başkasına ödenecek ücretin işveren davacıya gerçek maliyetinin belirlenmesi gerektiğini, davacının yerine başkasının çalıştırılmasını kabul anlamına gelmemek üzere; başkasına ödenecek ücretin bu %16’lık maluliyetin karşılığı olduğunu, yeniden maluliyete göre indirim yapılmasının doğru olmadığını, raporun bu yönden de hatalı olduğunu, eldeki davada, ceza davasında kesinleşen kusur oranı göz önüne alınarak yani kusur oranında indirim yapılarak 300.000,00 TL tazminat talep edildiğini, mahkemece talepten 1/4 kusur oranında indirim yapılarak manevi tazminata hükmedilmesinin hatalı olduğunu, hükmedilen maddi ve manevi tazminatın az olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; müvekkilinin yaşanan olayda bir kusuru bulunmayıp maddi ve manevi tazminat koşullarının somut olayda oluşmadığını, davacının olay günü hakaret ve tahrik dolu davranışlarıyla akrabası olan müvekkili ile arasında husumet doğmasına neden olduğunu ve tüm bu davranışları sonucunda her iki tarafın da yaralandığı bir olayı dava konusu ettiğini, yerel mahkemeye sunulan Adli Tıp Kurumu raporunda belirtilen maluliyet oranının davacının mesleği dikkate alınmaksızın hesaplandığını, davacı müteahhit olduğunu bildirmesine rağmen düz işçi olarak kabul edilmesinin hatalı olduğunu, raporunun Adli Tıp Kurumu Üst Kurulu tarafından düzenlenmesi gerektiğini, davacının düz işçi olarak kabul edildiği Adli Tıp raporunun hükme esas alınması halinde davacının gelirinin de düz işçinin geliri dikkate alınarak hesaplanması gerekirken mahkemece davacının müteahhit olduğu dikkate alınarak tazminat hesaplaması yapıldığını, davacının müteahhit olduğu dikkate alınarak yapılan tazminat hesaplamasının da hukuka aykırı olduğunu, yerel mahkemece, davacının yapılan inşaatlarda bedensel katkısının bulunmadığını, yaralanmasının yeni sözleşmeler imzalayıp işini sürdürmesine de engel olmadığını, davacının yaralandıktan sonra da işine devam ettiğini tespit etmesine karşılık müvekkili aleyhine haksız olacak şekilde tazminata hükmettiğini, davacının geçici veya sürekli iş göremez duruma düşmediğini, herhangi bir kazanç kaybı yaşamadığını, davacının işine sunduğu katkısının çok büyük bir bölümünün ayni sermaye koymaktan ibaret olduğunu, davacı tarafın, yaşanan olay sebebiyle kazanç kaybı yaşamadığını ve bunu kendi beyanları ile kabul ettiğini, davacının talebi üzerine 2014 yılı TÜİK verilerinin tazminata esas gelir olarak dikkate alınmasının hatalı olduğunu, davacının kendisinin yerine çalıştırabileceği kimseye ödeyeceği ücretin asgari ücret veya üst sınır olarak asgari ücretin 3 katı kadar olabileceğini, tazminat hesaplamasına esas alınan TÜİK verisinin somut olaya uygun da olmadığını, yerel mahkemece kurulan manevi tazminat kararının fahiş olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, haksız fiil nedeniyle maddi ve manevi tazminat istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Taraf vekillerinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacıya verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacıya ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 27.05.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 4f4d4ae15459d63f 9f5c041b0f1ac9e3

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Mayıs 2025 kararlarının tamamı