Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4625 E., 2025/6054 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4625 E., 2025/6054 K. (17.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4625
Karar No
2025/6054
Karar Tarihi
17.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/4625 E. , 2025/6054 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/164 E., 2023/425 K. Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Partisi (...) Genel Başkanı olan davalının, partisinin 02.12.2014 tarihli grup toplantısında, müvekkili vakıf hakkında gerçeklikle ilgisi bulunmayan, hakaret ve iftira içeren sözler sarf ederek müvekkili vakfın manevi olarak yıpranmasına sebebiyet verdiğini, davalının bu açıklamalarıyla kamuoyunda müvekkili vakıf hakkında olumsuz bir algı yaratmayı amaçladığını, kullanılan ifadelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, açıklamaların vakfın itibar, şöhret ve üstlendiği toplumsal yardım misyonunu zedeleyerek vakfı hedef haline getirdiğini belirterek davacının kişilik haklarına saldırı nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile hükmün tirajı yüksek üç gazeteden birinde yayımlanması isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; konuşmanın tamamının kamu yararı amacıyla ve kamuyu bilgilendirmek üzere yapıldığını, açıklamanın hiçbir bölümünde gerçeklikten uzak ve hakaret niteliğinde söz ve değerlendirme bulunmadığını, yapılan eleştirilerin görünür gerçeklik kapsamında kalmakta olup kişilik haklarına saldırı oluşturmayacak nitelikte olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli 2014/514 Esas 2018/221 sayılı kararıyla davacı vakfın özel hukuk kuralları ve Türk Medeni Kanunu kapsamında kurulan bir vakıf olduğu, daha sonra vakfın üyelerinde değişiklik olsa dahi kurucularının bir kısmının dönemin başbakanının çocukları olması nedeniyle siyasi ortamda konuşmalara ve değerlendirmelere muhatap olmasının hayatın akışına uygun kabul edildiği, siyasi arenada aktif olan kişilerin de ağır ve incitici dahi olsa siyasi eleştirilere katlanması gerektiği, kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 tarihli 2020/1620 Esas 2021/1867 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş;

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.12.2022 tarihli ve 2021/25642 Esas, 2022/16260 Karar sayılı ilamıyla; davacının konuşma tarihinde özel hukuk hükümlerine tabi bir vakıf olup siyasi bir kişilik olmadığı; dava konusu konuşmada sarf edilen söz ve ifadelerle kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu konuşmada sarf edilen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının hakaretleri karşısında müvekkilinin toplum nezdinde içinde bulunduğu durum değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, tazminat miktarı yönünden hükmün bozulması gerektiğini, davalı tarafından yapılan konuşmada müvekkiline yüz kızartıcı suç isnat edildiğini, davalının ağır kusurlu olduğunu, kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla hareket edildiğini, hükmedilen meblağın saldırı ile orantılı olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu konuşmada müvekkili tarafından sarf edilen sözlerin tamamının sabit olduğunu, tamamının kamu yararı amacıyla ve kamuyu bilgilendirmek üzere yapıldığını, müvekkilinin konumu gereği eleştirmesinin hak ve görev olduğunu, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... Partisi (...) Genel Başkanı olan davalı tarafından, partisinin 02.12.2014 tarihli grup toplantısında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; olay tarihi, saldırının ağırlığı nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dairemizin emsal 2017/4017-2018/8111 sayılı kararındaki gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne iştirak edemiyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5bb352b4e9bb77a5 c51da38e4b3a57e2 This XML file does not appear to have any style information associated with it. The document tree is shown below. 4. Hukuk Dairesi 2024/4625 E. , 2025/6054 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/164 E., 2023/425 K. Karar, davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; ... Partisi (...) Genel Başkanı olan davalının, partisinin 02.12.2014 tarihli grup toplantısında, müvekkili vakıf hakkında gerçeklikle ilgisi bulunmayan, hakaret ve iftira içeren sözler sarf ederek müvekkili vakfın manevi olarak yıpranmasına sebebiyet verdiğini, davalının bu açıklamalarıyla kamuoyunda müvekkili vakıf hakkında olumsuz bir algı yaratmayı amaçladığını, kullanılan ifadelerin düşünce ve ifade özgürlüğü kapsamında değerlendirilemeyeceğini, açıklamaların vakfın itibar, şöhret ve üstlendiği toplumsal yardım misyonunu zedeleyerek vakfı hedef haline getirdiğini belirterek davacının kişilik haklarına saldırı nedeniyle 100.000,00 TL manevi tazminatın haksız fiil tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsili ile hükmün tirajı yüksek üç gazeteden birinde yayımlanması isteminde bulunmuştur.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; konuşmanın tamamının kamu yararı amacıyla ve kamuyu bilgilendirmek üzere yapıldığını, açıklamanın hiçbir bölümünde gerçeklikten uzak ve hakaret niteliğinde söz ve değerlendirme bulunmadığını, yapılan eleştirilerin görünür gerçeklik kapsamında kalmakta olup kişilik haklarına saldırı oluşturmayacak nitelikte olduğunu belirterek davanın reddi gerektiğini savunmuştur.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 08.05.2018 tarihli 2014/514 Esas 2018/221 sayılı kararıyla davacı vakfın özel hukuk kuralları ve Türk Medeni Kanunu kapsamında kurulan bir vakıf olduğu, daha sonra vakfın üyelerinde değişiklik olsa dahi kurucularının bir kısmının dönemin başbakanının çocukları olması nedeniyle siyasi ortamda konuşmalara ve değerlendirmelere muhatap olmasının hayatın akışına uygun kabul edildiği, siyasi arenada aktif olan kişilerin de ağır ve incitici dahi olsa siyasi eleştirilere katlanması gerektiği, kişilik haklarına saldırı olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekilince istinaf başvurusunda bulunulması üzerine İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 4. Hukuk Dairesinin 30.09.2021 tarihli 2020/1620 Esas 2021/1867 Karar sayılı kararıyla davacı vekilinin istinaf başvurusunun esastan reddine karar verilmiş;

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.12.2022 tarihli ve 2021/25642 Esas, 2022/16260 Karar sayılı ilamıyla; davacının konuşma tarihinde özel hukuk hükümlerine tabi bir vakıf olup siyasi bir kişilik olmadığı; dava konusu konuşmada sarf edilen söz ve ifadelerle kesin yargı içeren şekilde beyanda bulunularak özle biçim arasındaki dengenin bozulduğu, ifade özgürlüğü sınırlarının aşıldığı, kişilik haklarına saldırı nedeniyle davacı yararına bir miktar manevi tazminata hükmedilmesi gerektiği gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; dava konusu konuşmada sarf edilen söz ve ifadelerin davacının kişilik haklarına saldırı niteliğinde olduğu gerekçesi ile davanın kısmen kabulü ile 15.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davalının hakaretleri karşısında müvekkilinin toplum nezdinde içinde bulunduğu durum değerlendirildiğinde hükmedilen manevi tazminatın çok az olduğunu, tazminat miktarı yönünden hükmün bozulması gerektiğini, davalı tarafından yapılan konuşmada müvekkiline yüz kızartıcı suç isnat edildiğini, davalının ağır kusurlu olduğunu, kamuoyunda olumsuz algı oluşturmak amacıyla hareket edildiğini, hükmedilen meblağın saldırı ile orantılı olmadığını, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava konusu konuşmada müvekkili tarafından sarf edilen sözlerin tamamının sabit olduğunu, tamamının kamu yararı amacıyla ve kamuyu bilgilendirmek üzere yapıldığını, müvekkilinin konumu gereği eleştirmesinin hak ve görev olduğunu, ifade özgürlüğü sınırlarının aşılmadığını, hükmedilen tazminatın fahiş olduğunu, verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; ... Partisi (...) Genel Başkanı olan davalı tarafından, partisinin 02.12.2014 tarihli grup toplantısında sarf edilen söz ve ifadeler nedeniyle davacının kişilik haklarının saldırıya uğradığı iddiası ile manevi tazminat ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı; olay tarihi, saldırının ağırlığı nazara alındığında hükmedilen manevi tazminat miktarının yerinde olduğu anlaşılmakla; temyiz dilekçelerinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin ve davalı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının davacı ve davalıya yükletilmesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 17.04.2025 tarihinde Üye ...'ın karşı oyu ve oy çokluğuyla karar verildi. KARŞI OY Dairemizin emsal 2017/4017-2018/8111 sayılı kararındaki gerekçelerle İlk Derece Mahkemesi kararının bozulması gerektiği düşüncesinde olduğumdan çoğunluk görüşüne iştirak edemiyorum. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 5bb352b4e9bb77a5 c51da38e4b3a57e2 ... ...

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı