4. Hukuk Dairesi 2024/2369 E. , 2025/13454 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/608 E., 2023/687 K. Davalı (... ) ... vekili tarafından adli yardım, temyiz yoluna başvuru sırasında talep edilmekle; 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu’nun (6100 sayılı Kanun) 336 ncı maddesinin üçüncü fıkrası uyarınca, adli yardım talebini inceleme görevi Yargıtaya aittir. Adli yardım, 6100 sayılı Kanun’un 334 ve devamı maddelerinde düzenlenmiştir. Anılan maddelere göre gerçek kişiler ile kamuya yararlı dernek ve vakıfların yararlanabileceği adli yardımın şartları, ödeme gücünden yoksun olma ve talebin açıkça dayanaktan yoksun olmamasıdır. Adli yardım talebinde bulunan gerçek kişi veya tüzel kişinin yargılama giderlerini karşılayabilecek durumda olmadığını gösteren mali durumuna ilişkin belgeleri de mahkemeye ibraz etmesi gerekir. Adli yardım talebinde bulunanın ödeme gücünden yoksun olup olmadığı, bu belgeler incelenerek belirlenecektir. Bu açıklamalar ışığında adli yardım talebinde bulunan adı geçen davalının, temyiz yoluna başvuru giderlerini kısmen veya tamamen ödeme gücünden yoksun olduğu anlaşıldığından, adli yardım talebinin kabulüne karar vermek gerekmiştir. İlk Derece Mahkemesi kararı davalı (... ) ... vekili ile davalı müteveffa (... ) ... Mirasçıları vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 24.12.1993 tarihinde davalılar tarafından müvekkili şirkete ait ... petrol boru hattının ... 225.kilometresinde yer alan kısmının delinmek sureti ile zarara uğratıldığını ve petrol hırsızlığına teşebbüs edildiğini, davalılar hakkında yürütülen ceza yargılaması neticesinde eylemin 4616 sayılı Kanun kapsamında kalması nedeni ile kamu davasının ertelenmesine karar verildiğini belirterek işletme kaybı ve bakım- onarım bedeline ilişkin 126.196,50 USD tazminatın 24.12.1993 tarihinden işleyecek faizi ile beraber davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsili talep edilmiştir.
II. CEVAP Davalılar ... ve ... vekili cevap dilekçesinde; davanın zamanaşımı nedeniyle reddedilmesi gerektiğini savunmuştur. Davalı ... cevap dilekçesinde; olayla bir ilgisinin olmadığını, hakkında ceza yargılaması neticesinde beraat kararı verildiğini belirterek davanın reddini istemiştir. Diğer davalılar davaya cevap vermemişlerdir.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 14.07.2021 tarihli ve 2020/3 37... /580 Karar sayılı kararıyla; bozma ilamına uyularak yapılan yargılama sonucunda, davalı ... yönünden davanın reddine; davalılar ..., ..., ..., ... yönünden pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; diğer davalılar yönünden davanın kabulü ile işletme kaybı bedeli olan 121.218.72 USD ile bakım ve onarım gideri olan 4.968.15 USD' nin davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 05.10.2022 tarihli ve 2021/27110 Esas, 2022/11434 Karar sayılı ilamıyla; mahkemenin 29.06.2007 tarihli 2003/170 esas ve 2007/59 sayılı ilk kararına karşı davalı ...’ın temyiz isteminde bulunmadığı ve ilk kararın adı geçen davalı bakımından kesinleştiği; anılan davalı hakkında, dava konusu haksız eylem nedeniyle Bor Asliye Ceza Mahkemesi’nin 2015/226 Esas ve 2015/434 sayılı kesinleşen beraat kararının Dairemizin 02.06.2020 tarihli 2020/1391 Esas ve 2020/1486 sayılı ilamında belirtildiği üzere farklı bir esasa kaydedilen yargılamanın iadesi davasında değerlendirilmesi gerektiği, hakkındaki 29.06.2007 tarihli 2003/170 Esas ve 2007/59 sayılı mahkeme kararı temyiz edilmeyerek kesinleşen adı geçen davalı bakımından davanın reddine karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle kararın davacı yararına bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davalılar ..., ..., ..., ... yönünden davanın pasif husumet yokluğu nedeniyle reddine; geri kalan davalılar yönünden davanın kabulü ile işletme kaybı bedeli olan 121.218.72 USD'nin olay tarihi olan 24.12.1993 tarihinden itibaren değişen oranlarda 3095 sayılı kanunun 4/a maddesi gereğince devlet bankalarının o yabancı para ile açılmış 1 yıl vadeli mevduat hesabına ödediği en yüksek faiz oranı ile birlikte davalılardan müştereken ve müteselsilen alınarak davacı tarafa verilmesine, bakım ve onarım gideri olarak davacının talebi ile bağlı kalınarak 4.968.15 USD' nin onarımın yapıldığı tarih olan 26.12.1993 tarihinden itibaren değişen oranladaki yasal faizi ile birlikte (davalı ..., ..., ..., ..., ... hariç) diğer davalılardan müştereken ve müteselsilen tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı ... ... vekili temyiz dilekçesinde; hakkında beraat kararı verilen müvekkili yönünden gerekçeli karar içeriğinde davanın reddine karar verilmesine rağmen hüküm kısmında bu hususun açık olarak yazılmadığını, hükmün bu yönden eksik olduğunu ayrıca hakkında dava reddedilmesine rağmen müvekkili yararına vekalet ücretine de hükmedilmediğini beyan etmektedir. Davalı müteveffa ... ... Mirasçıları vekili temyiz dilekçesinde; müvekkillerinin mirasın hükmen reddine ilişkin dava açtıklarını, bu davanın bekletici mesele yapılarak nihayetinde haklarında pasif husumet yokluğundan eldeki davanın reddedilmesi gerektiğini, eldeki davadan yeni haberdar olduklarını verilen kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; petrol boru hattına zarar verildiği iddiası ile işletme kaybı zararı ve bakım- onarım bedeline ilişkin tazminat talebine ilişkindir. 1. Bilindiği üzere; mahkeme kararları, gerekçesi ve hüküm fıkrası ile bir bütün olup gerekçe ile hüküm sonucu arasında açık bir çelişkinin bulunmaması asıldır. Gerekçede gösterilen nedenlerle hüküm kısmının birbirine uymamasının çelişki yaratacağı ve kararların farklı ve çelişkili olmasının mahkemelere olan güven ilkesini zedeleyeceği kuşkusuzdur. Somut olayda, gerekçeli kararda davalı (... ) ... hakkında dava konusu hırsızlık eylemi nedeniyle verilen beraat kararının kesinleştiği gerekçesi ile bu davalı yönünden davanın reddedilmesi gerektiğinin ifade edildiği; kısa kararda ise anılan davalı yönünden kabul veya ret yönünde açık bir hüküm kurulmadığı, diğer bir kısım davalı hakkında kurulan kısmen kabul kararında davalı (... ) ... hariç tahsil edilmesi gerektiğinin belirtildiği bu hali ile kısa karar ile gerekçeli karar arasında çelişki oluştuğu anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca, gerekçeli karar ile hüküm arasındaki aykırılığın diğer yönler incelenmeden tek başına bozma sebebi sayılacağı, kararların farklı ve çelişkili olmasının mahkemelere olan güven ilkesini zedeleyeceği, bu durumun 10.04.1992 tarihli ve 1991/7 Esas ve 1992/4 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararında da benimsendiği gibi bozma nedeni kabul edildiği görülmekle, önceki kararla bağlı kalınmaksızın çelişkiyi kaldırmak suretiyle yeniden bir karar verilmesi için hükmün bozulmasına karar verilmiştir. 2. Bozma nedenine göre davalı (... ) ... vekili ile davalı müteveffa (... ) ... Mirasçıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.
VI. KARAR 1. Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı (... ) ... vekili ile davalı müteveffa (... ) ... Mirasçıları vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2. Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan sebeplerle bozma nedenine göre davalı (... ) ... vekili ile davalı müteveffa (... ) ... Mirasçıları vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davalı (... ) ... vekili ile davalı müteveffa (... ) ...'a iadesine, Dosyanın kararı veren İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.