Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Ekim 2025 › 2024/12675 E., 2025/13452 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/12675 E., 2025/13452 K. (02.10.2025) – Yağma

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/12675
Karar No
2025/13452
Karar Tarihi
02.10.2025
Konu
Yağma, Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/12675 E. , 2025/13452 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2019/342 E., 2023/307 K. İlk Derece Mahkemesi kararı davacı vekili ve davalı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; müvekkilinin yardım gönüllülerini taşıyan ... isimli gemi ile Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla uluslararası sularda seyrederken ... silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle silahla yaralandığını, kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığını, iş gücü kaybına uğradığını, eşyalarına el konulduğunu belirterek 400.000,00 TL manevi tazminat ile fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere iş gücü kaybı ve el konulan eşyaları yönünden 10.000,00 TL maddi tazminatın davalıdan tahsili ile haksız saldırının kınanması ve bu kararın yayınlanması isteminde bulunmuş; ıslah dilekçesi ile maddi tazminat talebini 80.447,32 TL'ye yükseltmiş, hükmedilen tazminatlara yasal faiz uygulanmasını talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davanın idari yargıda görülmesi gerektiğini, manevi tazminat isteminin sebepsiz zenginleşmeye yol açmaması gerektiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 12.11.2015 tarihli 2012/4 57... /440 sayılı kararı ile davaya konu olayın Türk kaza hudutlarında değil uluslararası sularda meydana geldiği, davalı devletin hakimiyet tasarrufundan doğduğu, mahkemenin başka bir devleti yargılama yetkisinin bulunmadığı gerekçesiyle yargı hakkı yokluğu nedeniyle dava şartı noksanlığından davanın usulden reddine karar verilmiştir.

IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davacı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 25.06.2019 tarihli 2019/1 05... /3545 sayılı kararı ile Türkiye Cumhuriyeti ile ... Arasında Tazminata İlişkin Usul Anlaşması'nın 5. maddesinde "Herhangi bir Türk gerçek veya tüzel kişisi tarafından veya bu kişiler adına, Hükümeti veya gerçek veya tüzel kişilerine karşı herhangi bir para talebi öne sürülmesi veya taleplerin sürdürülmesi halinde, yukarıdaki hükümlere bakılmaksızın, Hükümeti, onun adına hareket edenler ve/veya vatandaşlarının tüm kayıpları, masrafları, hasarları ve/veya harcamaları Türk Hükümeti tarafından karşılanacaktır" hükmünün düzenlendiği, anılan düzenleme karşısında mahkemece, davaya konu ... olayı (Konvoy Hadisesi) ile ilgili olarak ... aleyhine yapılmış eldeki tazminat talebi nedeniyle 6100 sayılı HMK'nın 124/2. maddesi uyarınca, Türkiye Cumhuriyeti ...'ni davaya dahil etmek üzere davacı tarafa süre verilmesi ve dahil edildiği takdirde temyiz aşamasında yürürlüğe giren anılan anlaşmanın tüm maddelerini birlikte değerlendirerek oluşacak sonuca göre bir karar verilmesi gerektiği gerekçesiyle hükmün bozulmasına karar verilmiştir. B. İlk Derece Mahkemesince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile davanın kısmen kabulü ile 60.000,00 TL manevi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalı ...'nden tahsiline; el konulan eşyalar yönünden 1.000,00 TL, 9.000,00 TL kazanç kaybı olmak üzere 10.000,00 TL maddi tazminatın olay tarihinden işleyecek yasal faizi ile beraber davalı ...'nden tahsiline, fazlaya ilişkin kazanç kaybı talebinin zamanaşımı nedeniyle reddine, kınama isteminin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; ıslah ile artırılan kısım için ceza zamanaşımı süresinin dolmadığını, bu tazminat talebinin reddedilmesinin hatalı olduğunu, hükme esas alınan ATK maluliyet raporunu kabul etmediklerini, 8 kurşun isabet eden müvekkilinin %2,3 malul olduğunun kabul edilmesinin hakkaniyete aykırı olduğunu, 5 ciddi ameliyat geçirdiğini, manevi tazminatın az olduğunu, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; hükmedilen manevi tazminatın sebepsiz zenginleşmeye yol açacak miktarda olduğunu, saldırı ile orantılı olmadığını, manevi tazminatın şartlarının oluşmadığını, kararın usul ve yasaya aykırı olduğunu belirtmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık; Gazze'ye insani yardım götürmek amacıyla yardım gönüllülerini taşıyan ... isimli gemide yolcu olarak bulunan davacının ... silahlı güçleri tarafından uygulanan saldırı nedeniyle kötü muameleye ve psikolojik işkenceye maruz kaldığı iddiası ile maddi tazminat, manevi tazminat, haksız saldırının kınanması ve kararın yayınlanması talebine ilişkindir. 1. Temyizen incelenen kararın bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2. Davacı vekilinin diğer itirazlarının incelenmesinde; a. Olay tarihinde yürürlükte olan 818 sayılı Borçlar Kanunu'nun 60/2. maddesi (6098 sayılı TBK m.72) gereğince zarara yol açan eylemin, aynı zamanda suç sayılan bir eylemden doğması durumunda olayda uygulanacak zamanaşımı süresi, o suçun bağlı olduğu ceza zamanaşımı süresidir. Dava konusu olay nedeniyle İstanbul 7. Ağır Ceza Mahkemesinin 2012/2 64... /298 Karar sayılı dosyasında kasten adam öldürmek, kasten adam öldürmeye teşebbüs, nitelikli kasten yaralama, kasten yaralama, nitelikli yağma, deniz veya demiryolu ulaşım araçlarını kaçırma veya alıkoyma, nitelikli mala zarar verme, kişiyi hürriyetinden yoksun kılma ve eziyet suçlarını azmettirme suçlarından yapılan ceza yargılamasında T.B.M.M.'de 6743 sayılı yasa ile onaylanması uygun bulunan 28.06.2016 tarihli Türkiye Cumhuriyeti ile ... arasında tazminata ilişkin usul anlaşmasının 4.maddesinin 2.cümlesi ile düzenlenen "Her halükarda, bu anlaşma, 'in, adına hareket edenlerin ve vatandaşlarının, Türkiye Cumhuriyeti veya Türk gerçek veya tüzel kişileri tarafından konvoy hadisesi ile ilgili olarak kendilerine yönelik doğrudan ya da dolayı olarak Türkiye 'de yapılmış ve yapılacak her türlü hukuki ya da cezai talebe ilişkin her türlü sorumluluktan tamamen muaf tutulmalarını sağlayacaktır." hükmü gereğince verilen düşme kararının kesinleştiği anlaşılmıştır. Haksız eylem tarihinde yürürlükte bulunan 5237 sayılı TCK 66/e maddesi: " a) Ağırlaştırılmış müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda otuz yıl, b) Müebbet hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmibeş yıl, c) Yirmi yıldan aşağı olmamak üzere hapis cezasını gerektiren suçlarda yirmi yıl, d) Beş yıldan fazla ve yirmi yıldan az hapis cezasını gerektiren suçlarda onbeş yıl, e) Beş yıldan fazla olmamak üzere hapis veya adlî para cezasını gerektiren suçlarda sekiz yıl geçmesiyle düşer. .... (3) Dava zamanaşımı süresinin belirlenmesinde dosyadaki mevcut deliller itibarıyla suçun daha ağır cezayı gerektiren nitelikli halleri de göz önünde bulundurulur. ... (6) Zamanaşımı, tamamlanmış suçlarda suçun işlendiği günden, teşebbüs halinde kalan suçlarda son hareketin yapıldığı günden, kesintisiz suçlarda kesintinin gerçekleştiği ve zincirleme suçlarda son suçun işlendiği günden, çocuklara karşı üstsoy veya bunlar üzerinde hüküm ve nüfuzu olan kimseler tarafından işlenen suçlarda çocuğun onsekiz yaşını bitirdiği günden itibaren işlemeye başlar. .... (7) Bu Kanunun İkinci Kitabının Dördüncü Kısmında yazılı ağırlaştırılmış müebbet veya müebbet veya on yıldan fazla hapis cezalarını gerektiren suçların yurt dışında işlenmesi halinde dava zamanaşımı uygulanmaz." şeklinde düzenlenmiştir. Dosya kapsamından, somut olayda davacının yaralanması nedeniyle ıslah ile artırılan maddi tazminat talebi yönünden 8 yıllık ceza zamanaşımı süresinin dolduğu gerekçesi ile reddine karar verilmiş ise de aynı olayda 9 kişinin öldüğü, diğer suçların yanında kasten adam öldürmek ve nitelikli yağma eylemlerinin de bulunduğu, uygulanacak ceza zamanaşımı yönünden bu suçlar değerlendirilmeden yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmemiştir. Şu durumda, davacının 12.06.2023 tarihli ıslah dilekçesi ile artırılan maddi tazminat talebi yönünden ceza zamanaşımı süresi dolmadığından, ıslah zamanaşımı definin reddine karar verilmesi gerekmektedir. Bu nedenle kararın bozulmasına karar verilmiştir. b.818 sayılı Borçlar Kanunu’nun 47. maddesi (6098 sayılı TBK 56) hükmüne göre hâkimin özel halleri göz önünde tutarak manevi zarar adı ile hak sahibine verilmesine karar vereceği bir para tutarı adalete uygun olmalıdır. Hükmedilecek bu para, zarara uğrayanda manevi huzuru doğurmayı gerçekleştirecek tazminata benzer bir fonksiyonu olan özgün bir nitelik taşır. Bir ceza olmadığı gibi mal varlığı hukukuna ilişkin bir zararın karşılanmasını da amaç edinmemiştir. O halde bu tazminatın sınırı onun amacına göre belirlenmelidir. Takdir edilecek miktar, mevcut halde elde edilmek istenilen tatmin duygusunun etkisine ulaşmak için gerekli olan kadar olmalıdır. 22.06.1966 günlü ve 7/7 sayılı Yargıtay İçtihadı Birleştirme Kararının gerekçesinde takdir olunacak manevi tazminatın tutarını etkileyecek özel hal ve şartlar da açıkça gösterilmiştir. Bunlar her olaya göre değişebileceğinden hakim bu konuda takdir hakkını kullanırken ona etkili olan nedenleri de karar yerinde objektif ölçülere göre isabetli bir biçimde göstermelidir. Somut olayda; olayın oluş şekli, olay tarihi, davacının silahla yaralanması, sürekli maluliyetinin bulunması, maruz kaldığı hukuk dışı ve kötü muamele ile yukarıdaki ilkeler göz önüne alındığında davacı yararına hükmedilen manevi tazminat miktarı azdır. Davacı yararına daha üst düzeyde manevi tazminata hükmedilmek üzere kararın bozulması gerekmiştir.

VI. KARAR Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının reddine, Yukarıda (2/a ve b) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İlk Derece Mahkemesi kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı fazla alınan temyiz peşin harcının davacıya iadesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine, 02.10.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 12cc29eb660dcadb 007a14c67d9ddb57

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Ekim 2025 kararlarının tamamı