Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/1798 E., 2025/5364 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/1798 E., 2025/5364 K. (08.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/1798
Karar No
2025/5364
Karar Tarihi
08.04.2025
Konu
Tazminat, Tapu

4. Hukuk Dairesi 2024/1798 E. , 2025/5364 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/61 D.İş, 2023/58 K. İtiraz Hakem Heyeti kararı davalı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalı adına gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.04.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların .../İstanbul'da bulunan maliki oldukları binanın 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle ağır hasarlı hale geldiğini, riskli yapı olduğunun yetkili kurumca tespit edildiğini beyanla, fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak üzere şimdilik 11 bağımsız bölüm için 22.000,00 TL'nin 26.09.2019 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 02.12.2020 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 902.914,89 TL'ye artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili davanın reddini savunmuştur.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvurunun kabulüne 902.914,89 TL hasar tazminatının 25.04.2020 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine İtiraz Hakem Heyetince ıslah dilekçesinin tebliğ edilmemesinin başlı başına bir itiraz sebebi olmadığı, itiraz edenin ıslah dilekçesine karşı itirazlarını itiraz dilekçesinde dermeyan etme imkânı bulduğu, raporun tebliğ edilmemesinin esası etkileyen bir usulsüzlük olmadığı, başvuru sahiplerinin arsanın ve üzerinde bulunan inşaatın bitim tarihi 01.01.1990 olan binanın maliki oldukları, davalı tarafından kısmi ödemeler yapıldığı, ombudsman kararına konu olan olayın tamamen farklı olduğu, sigortacının rizikonun sigorta teminatı dışında kaldığına dair herhangi bir kanıt sunmadığı, dosya kapsamındaki belgelerden anlaşıldığı üzere taşıyıcı sistem elemanlarında deprem nedeniyle çatlaklar meydana geldiği, ağır hasar nedeniyle riskli yapı şerhi işlendiği, binanın 05.06.2020 tarihinde yıkıldığının fotoğraflardan anlaşıldığı, binadaki hasarın deprem nedeniyle oluştuğu, yetkili kamu kurumunca yıkım kararı alındığı gerekçesiyle davalı vekilinin itirazın reddine karar verilmiştir.

V. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararının süresi içinde davalı vekili tarafından temyiz edilmesi üzerine Dairenin 06.04.2022 tarihli ve 2021/17337 Esas, 2022/6921 Karar sayılı ilamıyla; "davacı taraf, söz konusu hasarın depremden kaynaklandığını ve poliçe teminatı kapsamı içinde olduğunu iddia etmiş, davalı taraf ise söz konusu hasarın bina kusurundan ileri gelip gelmediğinin tespiti gerektiğini savunmuş, hakem heyetince bilirkişi incelemesi yapılmadan karar verilmiştir. Uyuşmazlık konusu hususlar ve hasar bedelinin belirlenmesi özel ve teknik bilgiyi gerektirdiği halde HMK'nın 266. madde hükmüne göre dosya kapsamında teknik bilirkişi raporuna rastlanmamıştır. Eksik inceleme ile karar verilmesi doğru değildir. O halde iddia ve savunmaların karşılanması için binaya ait yapı ruhsatı- proje vs. belgelerin ilgili yerlerden temin edilmesinden sonra; konusunda uzman 1 jeoloji mühendisi, 1 inşaat mühendisi ve 1 sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden hasarın depremden kaynaklı olup olmadığı, depremden kaynaklı ise ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacının talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp, sonucuna göre karar verilmesi gerekirken eksik inceleme ile davalı vekilinin anılan yöne ilişkin itirazının reddi doğru görülmemiştir" gerekçesiyle kararın bozulmasına karar verilmiştir. B. İtiraz Hakem Heyetince Bozmaya Uyularak Verilen Karar İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile bozma uyarınca alınan 26.12.2022 tarihli bilirkişi heyeti raporuna göre dosyaya sunulan röleve projesi, 17.11.1983 tarihli yapı izin belgesi ve diğer belgelerin incelenmesi ile uyuşmazlık konusu binada meydana gelen hasarın deprem kaynaklı olduğunun belirtildiği, rapora karşı davalı vekilince itiraz edildiği, davalı vekilince belirli uzmanlıklara sahip olan kişilerden ek rapor alınması talebinde bulunulmuş ise de yüksek mimar, mimar ve inşaat mühendisi olan heyeti oluşturan bilirkişilerin konusunda uzman oldukları, binanın yıkılmış olduğu göz önüne alındığında dairede keşif yapılmasının mümkün olmadığı, beyan yükümlülüğüne aykırı davranılmış olduğunu davalı ispatla yükümlü olup bu hususta davalı tarafından herhangi bir kanıt getirilmediği, ZDS Genel Şartları C.7 hükmüne göre sigorta sözleşmesinden doğan bütün taleplerin, sözleşmenin sona ermesinden itibaren iki yılda zamanaşımına uğradığı, davaya konu poliçenin bitiş tarihi 22.11.2019 olup 14.07.2020 tarihinde zamanaşımı süresi dolmadan komisyona başvuru yapıldığı, hakemlerin kendilerine verilen evrak üzerinde karar verdiği, davalı vekilinin araştırılması gerektiğini belirttiği hususlarla ilgili itirazının reddine karar verildiği, dosya kapsamında binanın kendi kusur ve özellikleri nedeniyle zamanla oluşan hasara ilişkin herhangi bir bulguya rastlanmadığı, buna karşılık 22.11.2019 tarihli zemin ve temel etüt raporunda yapıda 26.09.2019 tarihinde yaşanan depremden dolayı taşıyıcı sistem elemanlarında oluşan çatlaklar meydana geldiğinin gözlendiğinin belirtildiği, 6306 sayılı Kanun hükmünce yetkili kamu kurumunca yıkım kararı alınması ve binanın yıkılmış olması nedeniyle binanın tam ziyaya uğradığının kabulü ile ZDS Genel Şartları A.6 hükmü gereği %2 muafiyet uygulanarak ve ödenen tazminatlar mahsup edilerek Uyuşmazlık Hakem Heyetince karar verilmiş olmasının yerinde olduğu, davalı vekilinin itirazının reddi gerektiği gerekçesiyle Uyuşmazlık Hakem Heyeti kararının aynen icrasına karar verilmiştir.

VI. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davalı vekili temyiz dilekçesinde; zamanaşımı def'inde bulunulduğunu, tapu kaydında herhangi bir bankanın alacaklı sıfatıyla yer alıp almadığı hususunun araştırılması gerektiğini, başvuranın beyan yükümlülüğüne uygun davranıp davranmadığı hususunun araştırılması, aksi kanaat halinde tazminattan en az %50 oranında indirim yapılması gerektiğini, usulüne uygun şekilde yapılmayan başvurunun reddi gerektiğini, bozma uyarınca 3 kişilik heyetten rapor alındığı belirtilmesine karşın tebliğ edilen ve hükme esas alınan 26.12.2022 tarihli bilirkişi raporunun yalnızca bilirkişi ... tarafından tanzim edildiğini, raporun word formatında imzasız tebliğ edildiğini, denetime elverişsiz raporu kabul etmediklerini, davalı tarafından temini sağlanan ve hasar ayrıntılarına yer verilen ekspertiz raporlarına ilişkin herhangi bir değerlendirme yapılmadığını, deprem nedeniyle AFAD, Çevre ve Şehircilik Bakanlığı İl Müdürlüğü ve belediye tarafından düzenlenen hasar tespit raporları ile varsa yıkım kararları vs getirilip üniversitelerin jeoloji ve inşaat mühendisliği bölümünden seçilecek konusunda uzman heyetten yeni bir rapor alınması gerektiğini, binanın yapısal sorunları ve mevcut yönetmeliklere uymaması nedeniyle yıkılıp yapılması yasal olarak iyileştirme olup ZDS kapsamında olmadığını, binanın yıkılacak bina statüsünde olduğu bilirkişi raporunda tespit edilmişse de Çevre ve Şehircilik Bakanlığı adına akredite kuruluş olan... Mühendislik Tic. Ltd. Şti. tarafından yapılan riskli yapı tespitini kabul etmediklerini, binanın yapısal durumu da dikkate alınarak yeni mevzuat gereği afet/kentsel dönüşüm kapsamına alınarak verilmiş tahliye/yıkım kararı sonucu oluşan zarar ile deprem sonucu doğrudan meydana gelen hasar arasında nedensellik ilişkisi bulunmadığını, ödeme yapılarak zararın karşılandığını, kabul anlamına gelmemek kaydıyla sigortalanan meskenin brüt yüzölçümü tespitinin yapılması gerektiğini, başvuruya konu poliçeler ile itiraza konu bilirkişi raporu arasındaki çelişkilerin giderilmesini ve denetime elverişli yeni bir heyet raporu alınması gerektiğini, kabul anlamına gelmemek kaydıyla bina aşınma oranının sigorta bedeli üzerinden muafiyet uygulandıktan sonra tenzil edilmesi gerektiğini, davalı kurum temerrüde düşmediğinden faiz talebinin reddi gerektiğini, tam vekalet ücretine hükmedilmesinin hatalı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 26.09.2019 tarihinde meydana gelen deprem nedeniyle zorunlu deprem sigorta sözleşmesine dayalı alacak talebine ilişkindir. 1-Kural olarak bozma kararına uyulmakla bozma kararında belirtilen biçimde işlem yapılması yolunda lehine bozma yapılan taraf yararına kazanılmış hak, aynı doğrultuda işlem yapılması yolunda yerel mahkeme için zorunluluk doğar. Belirtilmelidir ki bir mahkemenin Yargıtay Dairesince verilen bozma kararına uyması sonunda, kendisi için o kararda gösterilen şekilde inceleme ve araştırma yaparak, yine o kararda belirtilen hukuki esaslar gereğince hüküm verme yükümlülüğü doğar. “Usuli kazanılmış hak” olarak tanımlanan bu olgu mahkemeye, hükmüne uyduğu Yargıtay bozma kararında belirtilen çerçevede işlem yapma ve hüküm kurma zorunluluğu getirmektedir (09.05.1960 tarihli ve 1960/21 Esas, 1960/9 Karar sayılı İçtihadı Birleştirme Kararı). Yargıtay içtihatları ile kabul edilen "usuli kazanılmış hak" olgusunun, birçok hukuk kuralında olduğu gibi yine Yargıtay içtihatları ile geliştirilmiş istisnaları bulunmaktadır. Mahkemenin bozmaya uymasından sonra yeni bir İçtihadı Birleştirme Kararı ya da geçmişe etkili bir yeni kanun çıkması karşısında, Yargıtay bozma kararına uyulmuş olmakla oluşan usulü kazanılmış hak hukukça değer taşımayacaktır. Benzer şekilde uygulanması gereken bir kanun hükmünün, hüküm kesinleşmeden önce Anayasa Mahkemesince iptaline karar verilirse, usulü kazanılmış hakka göre değil Anayasa Mahkemesinin iptal kararından sonra oluşan yeni duruma göre karar verilebilecektir. Bu sayılanların dışında ayrıca görev, hak düşürücü süre, kesin hüküm itirazı, harç ve maddi hataya dayanan bozma kararlarına uyulmasında olduğu gibi kamu düzeni ile ilgili konularda usuli kazanılmış haktan söz edilemez (Baki, Kuru : Hukuk Muhakemeleri Usulü – C. V, 6. B, İstanbul 2001, s. 4738 vd). Tüm bu hususlar bir arada değerlendirildiğine somut olayda; davalının temyizi üzerine verilen Yargıtay bozma kararı sonrasında İtiraz Hakem Heyetinin bu karara uyması ile davalı yararına usuli kazanılmış hak oluşmuştur. Burada usuli kazanılmış hakkın gerçekleşmesine engel olacak istisnai bir durum da bulunmadığına göre, İtiraz Hakem Heyetince bozma kararının gereklerinin yerine getirilmesi gerekir. Bu kapsamda İtiraz Hakem Heyetince bozma sonrası bilirkişi heyetinden alınan rapor uyarınca Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvurunun kabulüne dair hüküm kurulmasının yerinde olduğuna karar verilmiş ise de bozma gereğinin yerine getirilmediği anlaşılmaktadır. Zira, Dairemizce iddia ve savunmaların karşılanması için binaya ilişkin belgelerin temin edilmesinden sonra konusunda uzman bir jeoloji mühendisi, bir inşaat mühendisi ve bir sigorta hukukçusundan oluşan bilirkişi heyetinden hasarın depremden kaynaklı olup olmadığı, depremden kaynaklı ise ZDS Genel Şartları ve ZDS poliçesi gereği davacı yanın talep edebileceği tazminat miktarının ne olduğu hususlarında ayrıntılı, gerekçeli ve denetime açık rapor alınıp sonucuna göre karar verilmesi istenildiği hâlde; bozma sonrası İtiraz Hakem Heyetince bu bilirkişilerden rapor alınmaksızın, bir yüksek mimar, bir mimar ve bir inşaat mühendisinden rapor alınıp davalı vekilinin bozmada belirlenen uzmanlık alanlarına ilişkin itirazının da reddine karar verildiği, öte yandan Dairemizin 2023/3003 Esas, 2023/8015 Karar sayılı ve 15.06.2023 tarihli geri çevirme kararı üzerine dosya kapsamına alınması istenilen, hükme esas alındığı belirtilen ve imzasız şekilde rapor formatında da olmayan 26.12.2022 tarihli raporun da yalnızca mimar bilirkişi ....tarafından tanzim edildiği görülmekte olup böylece bozmanın gereği yerine getirilmeksizin eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verildiği anlaşılmaktadır. Hâl böyle olunca İtiraz Hakem Heyetince; bozma kararına uyulmakla gerçekleşen usuli kazanılmış hak nazara alınarak hükmüne uyulan bozma gereğinin yerine getirilmesi gerekirken eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmesi doğru görülmediğinden kararın bozulması gerekmiştir. 2-Bozma neden ve şekline göre davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik gerek görülmemiştir.

VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (2) numaralı bentte gösterilen nedenle davalı vekilinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine yer olmadığına, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalı yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığına, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine,08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı