Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Nisan 2025 › 2024/4849 E., 2025/5365 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/4849 E., 2025/5365 K. (08.04.2025) – Tazminat

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/4849
Karar No
2025/5365
Karar Tarihi
08.04.2025
Konu
Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2024/4849 E. , 2025/5365 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/2298 E., 2024/295 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : ... 1. Asliye Ticaret Mahkemesi TARİH : 31.05.2023 SAYISI : 2023/107 E., 2023/726 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmiş, incelemenin duruşmalı olarak yapılması davalı vekili tarafından istenilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 08.04.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... ile davalı vekili Avukat ... geldiler. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 08.04.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 esas sayılı dosyası ile dava dışı ...’ın davacı şirketten azlini talep ettiklerini, dava açarken ... isimli kişinin şirket hesaplarındaki paraları çekmesini engellemek amacıyla ihtiyati tedbir istediklerini ancak tedbir kararı verilmeden önce ...’ın şirket hesaplarında bulunan 1.043.766,70 TL ile 418.600,60 Euro’yu kendi hesaplarına geçirdiğini, bunun üzerine mahkemenin ...’ın hesabındaki paraların çekilmemesi yolunda tedbir uyguladığını, bu şekilde paraların ...’ın hesabında blokeli kaldığını, paraların şirket hesabına geri aktarılması için bu kez Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2013/381 esas sayılı davayı açtıklarını, her iki davanın birleştirildiğini, ancak dava sürerken blokeli paraların davalı ... tarafından ... isimli kişiye ödendiğinin ortaya çıktığını, Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyası davalının şirket müdürlüğünden azline ilişkin olup davanın kazanıldığını, anılan kararda tazminata ilişkin olan dosya tefrik edilerek Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 sayılı dosyasında halen derdest olduğunu ancak ileride mağdur olmamak ve usul ekonomisi açısından işbu davanın şimdiden açıldığını, davalı ... Bankasının haksız biçimde ödediği paraları halen iade etmediğini, ortada bir haksız fiil olduğunu, banka çalışanlarının eylemlerinden de bankanın kusursuz sorumlu olacağını, konuya ilişkin Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin banka çalışanları aleyhine Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulduğunu, bankanın hangi belgelere istinaden ödeme yaptığını açıklamadığını, blokeli hesaptan ödeme yapan bankanın ağırlaştırılmış özen sorumluluğu bulunduğunu, telefonla teyit almadan davalı bankanın ödeme yaptığını, her ne kadar hesap ...'a ait olsa da hesaptaki paranın kime ait olduğunun Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 esas sayılı dosyasından verilecek karar ile belli olacağını belirterek öncelikle Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı dosyasının bekletici mesele yapılarak bu dosyada davalı olan ...'ın haksız çıkması halinde bloke edilen paraları İş Bankasının haksız bir şekilde ödemesi nedeniyle 1.043.766,76 TL ile 418.600,60 Euro’nun dava tarihinden işleyecek faizi ile birlikte davalı bankadan tahsiline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; davacı ...’in davadaki konumunun anlaşılamadığını, bu davacının taraf sıfatının araştırılması gerektiğini, zararın henüz gerçekleşmediğini Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 04.06.2012 tarih ve 2012/254 esas sayılı yazısı ile konulan tedbir blokesinin, bankanın .../... Şubesine 14.08.2015 tarihinde posta yoluyla gönderilen anılan mahkemenin 10.08.2015 tarih ve 2012/254 Esas sayılı yazısı doğrultusunda, Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 17.09.2012 tarih ve 2012/700 Esas sayılı yazısı ile konulan tedbir blokesinin ise 19.08.2015 tarihinde ... tarafından Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin mührünü taşıyan zarf ile elden takip yetkili olarak getirilen anılan mahkemenin 19.08.2015 tarih ve 2012/700 Esas sayılı yazısı doğrultusunda davalı bankanın Genel Müdürlüğünce kaldırılmış olup bankanın kusurlu olduğundan söz edilemeyeceğini, zira tedbirin konulması ve kaldırılmasına ilişkin yazılar karşılaştırıldığında bankaca şüphe duyulmasını gerektirecek bir durum bulunmadığını, bankanın mahkemeyi arayarak teyit almasını gerektirecek bir düzenlemenin bulunmadığını, şayet sahtecilik veya suça konu bir eylem, hile söz konusu ise davacının bu eylemleri gerçekleştiren kişi veya kişilere karşı huzurdaki davayı yöneltmesi gerektiğini, banka çalışanlarının suça konu olabilecek eylemlere iştiraki veya kusuru bulunmadığını, mahkemenin 2012/254 Esas ve 2012/700 Esas sayılı yazıları doğrultusunda işlemin gerçekleştirildiğini belirterek davanın reddini istemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin 19.09.2018 tarihli ve 2016/990 Esas, 2018/1152 Karar sayılı kararıyla somut olayda sahte belge tanziminin de söz konusu olduğu, üçüncü kişinin sahte belge düzenleyerek yaptığı eylemin, bankanın sorumluluğu açısından illiyet bağını kesecek mahiyette olduğu, tedbirin kaldırıldığına ilişkin sahte müzekkerelerin bankaya mahkeme mührünü taşıyan kapalı zarf içinde geldiği, yazının kendisinin de mahkeme mührünü ve hâkim imzasını taşımakta olduğu, bu evrakın iğfal kabiliyetinin bulunduğu, yazının teyidi için mahkemenin telefonla aranmamasının kusur teşkil etmeyeceği, zira böyle bir teamül olmadığı, yazılardan birinin posta yoluyla geldiği, diğer yazı elden gelmiş olsa da önceki yazıyı teyit eder mahiyette olduğundan şüphe duyulmasını gerektiren bir sebep bulunmadığı, bankaya izafe edilecek bir kusur bulunmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur.

IV. İSTİNAF A. Kaldırma Kararı ... Bölge Adliye Mahkemesi 13. Hukuk Dairesinin 30.11.2022 tarihli ve 2022/1712 Esas, 2022/2102 Karar sayılı kararıyla davacı vekili TTK 555. madde gereğince şirket ortağının da dava ehliyeti bulunduğunu ileri sürmüş ise de, şirket zararının ancak şirkete ödenmesi ile sınırlı olarak ortağın dava hakkı bulunduğu, somut uyuşmazlıkta, ihtiyati tedbire riayet etmediği ileri sürülen bankanın zarar sorumlusu olarak bedelin hem şirkete hem ortağa ödenmesi mahiyetinde talepte bulunduğu, davacı gerçek kişi ...'in kendi namına zarar talep hakkı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından, bu davacı bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddinde bir isabetsizlik bulunmadığı, ancak; hafif kusurundan sorumlu olan davalı bankanın, dava konusu olayda, ödeme tarihi itibariyle bankaya ulaşan, 10.08.2015 tarihli sahte müzekkere ile 19.08.2015 tarihli sahte müzekkeredeki imzaların çıplak gözle açıkça anlaşılacak şekilde birbirinden farklı olduğunun davalı bankanın çalışanı tarafından fark edilmemesi, ihtiyati tedbire konu para miktarının büyüklüğü, müzekkere sonrasında paranın tamamının, bir kısmı nakit olarak çekilmek ya da bir kısmı başka bir hesaba havale edilmek sureti ile dava dışı kişi tarafından tasarruf edilmek sureti ile davalı banka şubesindeki hesaptan çekilmesi, olağan hayat tecrübesine göre, şüphe doğuran bir durum olmasına rağmen, basiretli tacir olarak davranmakla yükümlü olan banka bakımından müzekkerelerin sıhhatinin, yukarıda belirtilen imzadaki farkılılığa rağmen araştırılmaması hafif kusur oluşturmakta olup davacı şirketin bu nedenle doğacak zararından sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, ancak dava konusu olayda, davacı şirketin, dava dışı ...’ın aleyhine Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinde ...’ın müdürlük görevinden azli talebiyle ve yine aynı mahkemede şirket hesabından, kendi hesabına haksız olarak geçirdiği ileri sürülen paranın, davacı şirkete iadesi için dava açıldığı anlaşılmakta ise de bu davanın nasıl sonuçlandığının dosya kapsamından anlaşılamamakta olduğu, davacı şirketin, dava konusu olaydan ötürü bir zararının bulunup bulunmadığının tespiti bakımından Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı ve 2012/700 Esas sayılı dosyalarının akibeti araştırılıp davacının zararının olup olmadığının, zararın tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediğinin araştırılması, davacı şirketin zararını henüz kısmen ya da tamamen tahsil edememiş olduğunun anlaşılması halinde bankanın hafif kusurlu olduğu gözetilerek uygun miktarda hakkaniyet indirimi yapılarak, mükerrer tahsilata yol açmayacak şekilde hüküm kurulması gerekirken yazılı şekilde karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf isteminin kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmünün kaldırılmasına ve HMK'nın 353/1-a.6 maddesi gereğince dosyanın İlk Derece Mahkemesine gönderilmesine karar verilmiştir. B. Kaldırma Kararı Sonrası İlk Derece Mahkemesince Verilen İkinci Karar İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı dosyasında davacı şirketin davasının kabulüne karar verilerek 2.696.000,00 TL tazminat alacağının dosya davalısı ...'dan tahsili ile davacı şirkete ödenmesine karar verildiği, davacının bir zararının olup olmadığı, zararın tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediği hususunda davacı tarafın açıklama yapmasının istenildiği, ...'ın hesabına aktarılan paraların davacı şirketin hesabında iken temsil yetkisine istinaden tasarruf edilen paralar olduğu, yapılan tasarruf işleminin hukuka aykırı olup olmadığının belirlenmesinin ayrı bir yargılamanın konusu olduğu, nitekim bu yargılamanın da Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı dosyasında yapıldığı, anılan dosyanın kesinleştiği, bu ilamla ilgili olarak herhangi bir tahsilatın bulunmadığının anlaşıldığı, mahkemenin ilk olarak koyduğu 04.06.2012 tarihli tedbire ilişkin müzekkere elden takipli olduğu gibi tedbirin kalmasına neden olan ve sahte düzenlendiği belirtilen 19.08.2015 tarihli müzekkerenin de elden takipli olduğu, kaldırma talepli müzekkerenin hâkim imzasını, mahkeme mührünü taşıdığı ve bakıldığında sahte olduğu anlaşılabilecek bir müzekkere olmadığı, davalı çalışanına kusur izafe edilemeyecek olan hallerde davalı bankaya kusursuz sorumluluk yüklenemeyeceği, davalı çalışanlarına elden takipli müzekkere ile işlem yapılabileceğine yönelik uygulama yapılmasında bir kanaat oluşturup işlem tesisinde güven sağladığından davalı banka çalışanına somut olayda kusur ve davalı bankaya sorumluluk izafe edilemeyeceği gibi üçüncü kişinin kasıtlı eylemi ve sahte belge üretmesi nedeniyle ortaya çıkan zararı davalı bankaya yüklemenin hakkaniyete uygun görülmediği, dosyada kesinleşen mahkeme kararı itibariyle yöneticinin verdiği zararın miktarının belirlendiği ve 2.696.000,00 TL olduğu, tahsil edilen bir tutar bulunmadığının anlaşıldığı, bu hususta toplanacak delil bulunmadığı, Bölge Adliye Mahkemesinin görüşüne iştirak edilmediği, toplanacak delil kalmadığı gerekçesiyle davacı ...'in aktif dava ehliyeti olmadığından davanın usulden reddine, davacı şirketin davasının reddine karar verilmiş; karara karşı davacılar vekili istinaf başvurusunda bulunmuştur. C. Bölge Adliye Mahkemesi Kararı Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile kaldırma kararı sonrasında yerel mahkemece, Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/254 E sayılı ve 2012/700 E sayılı dosyalarının akıbetinin araştırıldığı, davacının zararının olup olmadığı, zararının tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediği hususunda davacılar vekilinin beyanının alındığı, ancak kaldırma kararına aykırı olarak, Dairemiz kararının benimsenmediği belirtilerek kaldırılan karar gibi davanın reddine karar verildiği, HMK m. 353/1-a uyarınca verilen kararlar dosyanın gönderildiği İlk Derece Mahkemesini bağlayıcı olup direnme kararı verilebilmesinin olanaklı olmadığı, İlk Derece Mahkemesinin, kaldırma kararına aykırı olarak verdiği karar usul ve yasaya aykırı olup, ancak kaldırma gerekçesinde belirtilen Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesi’nin 2012/254 E sayılı ve 2012/700 E sayılı dosyalarının akibetinin araştırıldığı ve davacının zararının olup olmadığı, zararının tamamı ya da bir kısmını dava dışı kişiden tahsil edip etmediği hususunda, davacılar vekilinin beyanın alınmış olmakla, toplanacak başkaca bir delil bulunmamakla, davacılar vekilinin istinaf isteminin incelenmesine geçildiği, Dairenin 30.11.2022 tarih, 2022/1712 - 2022/2102 sayılı kararında belirtildiği üzere, davacı gerçek kişi ...'in kendi namına zarar talep hakkı ve aktif dava ehliyeti bulunmadığından, bu davacı bakımından aktif husumet ehliyeti yokluğundan davanın reddinde bir isabetsizlik görülmediği, davalı banka bakımından değerlendirme yapıldığında; Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyasından verilen ihtiyati tedbirin kalktığına dair 10.08.2015 tarihli sahte müzekkerenin 14.08.2015 tarihinde posta yolu ile gönderilmesi üzerine, yine aynı mahkemenin 2012/700 sayılı dosyasından ihtiyati tedbirin ise 20.08.2015 tarihinde dava dışı hesap sahibi tarafından elden takipli olarak getirilen 19.08.2015 tarihli sahte müzekkere üzerine davalı .... tarafından blokenin kaldırıldığı, 21.08.2015 tarihinde hesap sahibine yukarıda belirtilen miktardaki TL ve Euro cinsinden paranın bir kısmı hesaptan nakit olarak çekilmiş, bir kısmı başka hesaba havele edilmiş olmakla, kural olarak, adli makamlardan gelen resmi yazışma evraklarının sıhhatinin telefon ya da başka bir yolla teyit etme zorunluluğuna dair bir normatif düzenleme bulunmamakta ise de, ödeme tarihi itibariyle bankaya ulaşan 10.08.2015 tarihli sahte müzekkere ile 19.08.2015 tarihli sahte müzekkedeki imzaların çıplak gözle açıkça anlaşılacak şekilde birbirinden farklı olduğunun davalı bankanın çalışanı tarafından fark edilmemesi, ihtiyati tedbire konu para miktarının büyüklüğü, müzekkere sonrasında paranın tamamının, bir kısmı nakit olarak çekilmek ve bir kısmı başka bir hesaba havale edilmek sureti ile dava dışı kişi tarafından tasarruf edilmek sureti ile davalı banka şubesindeki hesaptan çekilmesi, olağan hayat tecrübesine göre şüphe doğuran bir durum olmasına rağmen basiretli tacir olarak davranmakla yükümlü ve hafif kusurundan dahi sorumlu olan bankanın, müzekkerelerin sıhhatinin, yukarıda belirtilen imzadaki farkılılığa rağmen araştırılmaması kusur oluşturmakta olup davacı şirketin bu nedenle doğacak zararından sorumlu olduğunun kabulü gerektiği, davacı şirketin istinaf isteminin kabulü ile yerel mahkeme kararının davacı şirket bakımından kaldırılarak, davalı bankanın olaydaki kusuru gözetilerek, takdiren %20 oranında hakkaniyet indirimi yapılmak sureti ile davalı banka bakımından davanın kısmen kabulü ile 835.013,40 TL ile 334.880,00 Euro'nun davalı bankadan dava tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte tahsil edilerek davacı şirkete verilmesine dair yeni hüküm kurulması gerektiği, ancak yeni hüküm ihdası sırasında taraflar lehine belirlenecek vekalet ücretleri hesaplamasında 6098 sayılı TBK 51 ve 52 maddelerinden kaynaklanan hakkaniyet ve takdiri indirimler nedeniyle, davanın kısmen reddedilmesi halinde, indirimden dolayı reddedilen kısım için diğer taraf yararına vekalet ücreti takdir edilemeyeceği, hükmedilmesi gereken tazminatlarda yabancı para alacağının tahsiline karar verildiğinden, hükmedilen miktarın, karar tarihi itibarıyla Türkiye Cumhuriyeti Merkez Bankasının efektif satış kuru üzerinden Türk Lirasına çevrilmesi ve bu miktar üzerinden davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin belirlenmesi gerektiğinden, karar tarihi olan 13.02.2024 tarihli TCMB Euro efektif satış kuru 33,1432 TL olup bu miktar üzerinden vekalet ücretinin takdir edildiği, karar ilam harcının tespit ve tahsili bakımından ise, yabancı para birimi üzerinden hükmedilen alacak bakımından, talep edilen yabancı paranın dava tarihindeki rayice göre Türk parası karşılığı üzerinden ilâm harcının hesap edilmesi gerektiğinden harç hesabına ilişkin TCMB Euro efektif satış kuru 3,3389 TL üzerinden belirlendiği gerekçesiyle davacılar vekilinin istinaf başvurusunun kabulü ile İlk Derece Mahkemesi hükmü kaldırılarak HMK'nın 353/1-b.3 maddesi gereğince yeniden esas hakkında hüküm kurulmak suretiyle aktif dava ehliyeti olmadığından davacı ...'in davasının usulden reddine, davacı ... Turz. İnş. Gayrimenkul San. ve Tic. Ltd. Şti.'nin davasının kısmen kabulü ile 835.013,40 TL ile 334.880,00 Euro'nun dava tarihinden itibaren işleyecek faizi ile birlikte davalıdan tahsili ile davacı ... Turz. İnş. Gayrimenkul San. ve Tic. Ltd. Şti.'ye ödenmesine, fazlaya ilişkin talebin reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; %20 oranında yapılan takdiri indirimin gerekçelendirilmediğini, davalı lehine hakkaniyet indirimi yapılmasının hatalı olduğunu, davalı bankanın olayda %100 kusurlu olduğunu, davanın tümden kabulü gerektiğini, davacı gerçek kişinin talep ettiği paranın şirkete ait bir para olduğunu, bu paranın şirket hesabına talep edildiğini, davacı ..'in dava açmakta hukuki yararı bulunduğunu, söz konusu para şirketin parası olmakla birlikte şirketin ...'ın ortaklıktan çıkarılmasıyla tek ortaklı limited şirket olarak devam ettiğini, davacı şirketin uğradığı zararın aslında şirkete ait olan paranın tekrar şirkete dönmesi amacıyla TTK m. 555 uyarınca yapılan talebe ilişkin olduğunu, davacı şirkete ait olduğu mahkeme kararıyla ispatlanan bir parayı şirketin hesabına geri yollamak varken ... hesabına yatıran davalı banka hakkında davacı şirketin de dava açma hakkı bulunduğunu beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; dava dışı şirket müdürü ...'ın kasti nitelikte sahte belge düzenleme eyleminin banka çalışanının sorumluluğu bakımından illiyet bağını kestiğini, ilk elden takipli müzekkere ile hesaba tedbir uygulanmış olup bankaca bu yönde güven oluştuğunu, kapalı zarf içerisinde mühür ve ıslak imzalı resmi belgeye itimat edildiğini, kaldırma talepli müzekkerede hâkim imzası, mahkeme mührü olduğunu ve sahte olduğu anlaşılabilecek bir müzekkere olmadığını, davalı bankanın kendi çalışanının kusuru var ise sorumlu olacağını, Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı kararıyla dava dışı yöneticinin hissedarı olduğu şirkete verdiği zararın, kabul anlamına gelmemek kaydıyla 2.696.000 TL olduğunun belirlendiğini, kararın kesinleştiğini, ancak zarar tespiti yönünden anılan mahkeme kararının dikkate alınmadığını, sadece davacılar vekilinin beyanı dikkate alınmak suretiyle tazminat miktarı bakımından yanlış hüküm kurulduğunu, sahte müzekkere ile tedbirin kaldırılması gerçekleşmemiş olsaydı bile davacı şirketin şirkete zarar veren şirket müdüründen talep edebileceği zararın anılan mahkeme ilamında belirtilen asıl alacak tutarı olan 2.696.000,00 TL ile bu karar gereği alacağa işletilecek faiz ve yargılama giderinden ibaret olabileceğini, zarar verenden kesinleşmiş mahkeme kararıyla belirlenen zarar miktarı istenebilecekken, kusursuz sorumluluğu olduğu iddia edilen davalı bankadan ise bu zararın çok üzerinde tazmin talebinde bulunulmasının hukuken mümkün olmadığını, ayrıca anılan kararda TL olarak avans faizine karar verildiğini, eldeki dosyaya davacının bildirdiği zararın ise bu kararla çelişkili olduğu gibi zararın giderilmediğine ilişkin beyanların da yazılı belgeye dayanmadığını, davacı yanca öncelikle bu karar icraya konulmadan ve icra takibi sonuçlandırılmadan zararın giderilip giderilmediği hususunda değerlendirme yapılamayacağını, ayrıca zarar miktarının belirleneceği Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 sayılı dosyasında yargılama devam ederken davalı bankaya dava yöneltilmesinin mükerrer talep ve dava niteliğinde olduğunu, Bölge Adiye Mahkemesinin kaldırma kararında zararın araştırılması gerektiği belirtilmesine karşın araştırma yapılmadığını, sadece davacılar vekilinin beyanının alındığını, başkaca araştırma yapılmadan hüküm kurulduğunu, tedbir konulmasına ilişkin her iki mahkeme yazısında elden takipli ibaresinin yazılı olduğunu, iğfal kabiliyeti yüksek bir müzekkereye dayalı işlem yapan banka çalışanına kusur yüklenemeyeceğini, ilk kaldırma kararına dayanak teşkil eden bilgi ve belge eksikliklerinin tamamlanmadığını ve söz konusu dosyaların somut dosya içerisine alınmadığını, Marmaris 3. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/311 esas sayılı dosyasının akıbetinin sorulmadığını, hakkaniyet indirimi nedeniyle davanın kısmen reddi halinde indirimden dolayı reddedilen kısım için davalı lehine vekalet ücreti takdir edilmemesinin hatalı olduğunu, davacı lehine hükmedilecek vekalet ücretinin belirlenmesinde yabancı para alacağı olarak hükmedilen miktarın karar tarihi itibariyle TCMB efektif satış kuru üzerinden TL'ye çevrilerek bu miktar üzerinden vekalet ücretine hükmedilmesinin de hukuka aykırı olduğunu beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı banka nezdindeki hesaplar üzerine mahkeme kararı uyarınca konulan ihtiyati tedbirlerin, sahte ihtiyati tedbir kaldırma yazılarıyla kaldırılması ve hesaplardaki paranın davalı banka tarafından dava dışı şirket ortağı/müdürü ...'a ödenmesi nedeniyle davacı şirketin ve şirket ortağının tazminat talebine ilişkindir. 1-Dosya kapsamına göre davacılar vekili, Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyasında dava dışı ...'ın davacı şirketten azlini ve ...'ın şirket hesaplarındaki paraları çekmesini önlemek için ihtiyati tedbir kararı verilmesini talep etmiş, ancak ihtiyati tedbir kararı verilmeden önce şirket müdürü/ortağı ...'ın şirket hesaplarında bulunan paraları kendi hesabına geçirdiğinin anlaşılması üzerine Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyasından İş Bankası ... Şubesine yazılan 04.06.2012 tarihli yazı ile ...'a ait hesaplar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş, mahkemenin tedbir kararı doğrultusunda .... Şubesi nezdinde ...'a ait TL hesabında bulunan 1.043.766,76 TL üzerine ve Euro hesabında bulunan 418.600 Euro üzerine ihtiyati tedbir konulmuştur. Davacı yanca paranın iadesi talebiyle bu kez Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/381 Esas sayılı dosyasında açılan davanın, 2012/254 Esas sayılı dosyayla birleştirilmesine karar verilmiş, ancak daha sonra 09.12.2015 tarihinde paranın iadesi talepli dava tefrik edilerek Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esasına kaydedilmiş, davacılardan ... tarafından davalı ... aleyhine şirket ortaklığından çıkarılması talebiyle Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/700 esasında açılan davada İş Bankası ... Şubesine yazılan mahkemenin 17.09.2012 tarihli yazısı ile şirket hesapları ve ... adına olan hesaplar üzerine ihtiyati tedbir konulmasına karar verilmiş; 2012/700 Esas sayılı dosya Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyasıyla birleştirilmiştir. Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas sayılı dosyasında yargılama devam ederken mahkemenin herhangi bir kaldırma kararı olmamasına karşın Türkiye İş Bankasının 17.10.2015 tarihli yazısıyla; 04.06.2012 tarih ve 2012/254 Esas sayılı yazısı ile konulan ihtiyati tedbirin İş Bankası ... şubesine hitaben yazılan 10.08.2015 tarihli sahte mahkeme yazısıyla, 17.09.2012 tarih ve 2012/700 Esas sayılı yazılı ile ihtiyati tedbirin ise İş Bankası... Şubesine yazılan 19.08.2015 tarihli sahte mahkeme yazısıyla kaldırıldığı, aynı gün hesap sahibi ...'ın talebine istinaden 21.08.2015 tarihinde 1.000.000,00 TL ve 20.000 Euro'nun nakden ödendiği, hesapta bulunan 395.000 Euroluk kısmın başka bir hesaba havale edildiği, ...'a 21.08.2015 tarihinde başka bir şubeden 43.000,00 TL ve 23.08.2015 tarihinde 100,00 TL ve 3.590 Euro'nun nakden ödendiği mahkemece öğrenilmiştir. Bunun üzerine Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 13.10.2015 tarih ve 2012/254 Esas sayılı yazısıyla; banka ile yapılan yazışmalar sonucu tedbir konulmuş olan hesaplarda para çekme ve havale vb işlemler yapılmış olduğunun anlaşıldığı, ancak mahkemece tedbirin kaldırılmasına ilişkin herhangi bir yazılı belge olmadan işlem yapıldığı belirtilerek banka yetkilileri ve davalı ... hakkında Ortaca Cumhuriyet Başsavcılığına suç duyurusunda bulunulmasına karar verildiği, işbu suç duyurusunun Ortaca Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/3944 sayılı soruşturma dosyasına kaydedildiği, öte yandan davalı bankanın dosyaya gönderdiği evrak kapsamından ... Cumhuriyet Başsavcılığının 2015/63447 ve 2015/79219 sayılı dosyalarında yürütülen soruşturma dosyalarının bulunduğu anlaşılmaktadır. Ancak belirtilen soruşturma dosyalarının akıbetinin ne olduğuna dair dosyada bir bilgi ve belge bulunmadığı gibi Bölge Adliye Mahkemesince belirtilen dosyalar hakkında bir araştırma ve inceleme de yapılmamıştır. Soruşturma dosyalarının/dava açılmışsa ceza davalarının sonuçları araştırılmadan, eksik incelemeye dayalı hüküm tesisi doğru olmamış, kararın bu nedenle taraflar yararına bozulması gerekmiştir. 2-Davacılar vekili dava dilekçesinde; ihtiyati tedbir konulan hesaplardaki paraların, sahte ihtiyati tedbir kaldırma yazılarına istinaden hesap sahibi olan davacı şirket ortağı/müdürü dava dışı ...'a davalı banka tarafından ödenmesi nedeniyle açılan davada, davalı bankanın sahte mahkeme yazıları üzerine ihtiyati tedbiri kaldırıp ödeme yaptığı dava dışı ...'a ait hesaplardaki paranın kime ait olduğunun Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı dosyasında verilecek karar ile belli olacağını belirterek bu dosyanın bekletici mesele yapılmasını talep etmiş; Bölge Adliye Mahkemesince ise Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas ve 2012/700 esas sayılı dosyalarının akıbetinin İlk Derece Mahkemesince araştırıldığı, davacının zararı konusunda davacılar vekilinin beyanının alındığı, toplanacak başka delil olmadığı belirtilerek hüküm kurulmuştur. Dosya kapsamına göre Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/254 Esas, 2015/487 Karar sayılı ve 09.12.2015 tarihli kararıyla; davalı ...'ın şirket müdürlüğünden azline ilişkin davanın kabulüne, birleşen 2013/381 esas sayılı dosyada şirket hesabından davalı ... hesabına haksız olarak alınan paranın iadesine ilişkin davanın ve Marmaris Asliye Hukuk Mahkemesinde dava konusu yapılan taşınmaz bedelinin şirkete ödenmesine ilişkin davaların ayrılarak Mahkemenin ayrı bir esasına kaydının yapılmasına, birleşen Ortaca Asliye Hukuk Mahkemesinin 2012/700 esas sayılı dosyada açılan davalı ...'ın ortaklıktan çıkarılmasına ilişkin davanın reddine, birleşen Ortaca 2. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/758 Esas sayılı dosyasında talep edilen şirketin feshi ve tasfiyesi yönündeki davanın vazgeçme nedeniyle reddine karar verildiği, işbu kararın temyiz edilmeksizin 24.01.2018 tarihinde kesinleştiği anlaşılmaktadır. Öte yandan eldeki yargılama dosyasında bulunan karar örneğinden anlaşıldığı üzere, şirket hesabından davalı ... hesabına aktarılan 1.043.766,76 TL ve 418.600 Euro'nun şirkete iadesi talebiyle Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2013/381 Esas sayılı dosyasında açılan, ilk olarak 2012/254 Esas sayılı dosyayla birleştirilen, daha sonra yukarıda belirtilen 09.12.2015 tarihli kararla tefrik edilerek Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esasına kaydedilen davada yapılan yargılama sonucunda; davacı ... tarafından şirket hesabına gönderilen paraların şirket için kullanılmadığı ve davalı ... tarafından kendi hesabına geçirildiği, davalı tarafça aksinin ispat edilemediği gerekçesiyle davacının ıslah talebiyle bağlı kalınarak davanın kabulü ile 2.696.000,00 TL'nin ticari faiziyle birlikte davalı ....'dan alınarak ... Turizm İnş. San. Tic. Ltd. Şti'ye ödenmesine 13.02.2019 tarihinde karar verildiği görülmektedir. Her ne kadar İlk Derece Mahkemesi kararında 2015/588 Esas sayılı dosyanın kesinleştiği, bu ilamla ilgili olarak bir tahsilatın bulunmadığı belirtilmekte ise de bu kararın kesinleşip kesinleşmediğine ilişkin dosya kapsamında bir bilgi bulunmamaktadır. Bölge Adliye Mahkemesince yapılan inceleme yeterli değildir. Zira 2015/588 Esas sayılı dava dosyası, dosya kapsamında bulunmadığından Bölge Adliye Mahkemesince incelenip değerlendirilmemiştir. Eksik araştırma ve inceleme ile karar verilemez. Diğer taraftan haksız eylem nedeniyle gerçek zararın karşılanacağı gözetilerek gerçek zarar miktarı tespit edilmelidir. 2015/588 Esas sayılı dosyada hükmedilen alacağın dava dışı borçludan tahsil edilip edilmediği, edildi ise ne kadarının tahsil edildiği araştırılarak zarar miktarının belirlenmesi ve tahsilde tekerrür olmayacak şekilde karar verilmesi gerekirken sadece davacı beyanıyla yetinilmesi de doğru görülmemiştir. Şu hâlde Bölge Adliye Mahkemesince; öncelikle davaya temel alınan Ortaca 1. Asliye Hukuk Mahkemesinin 2015/588 Esas sayılı dava dosyası eldeki dosya kapsamına alınarak bu dosyada verilen kararın kesinleşip kesinleşmediğinin açıklığa kavuşturulması, tüm deliller toplanıp değerlendirilerek davacı yanın gerçek zararının denetime elverişli rapor alınarak belirlenmesi ve sonucuna göre bir karar verilmesi gerekirken, eksik inceleme ile yazılı şekilde karar verilmiş olması doğru görülmemiş, kararın bozulması gerekmiştir. 3-Bozma neden ve şekline göre taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının bu aşamada incelenmesine gerek görülmemiştir.

VI. KARAR 1.Yukarıda (1) ve (2) numaralı bentlerde açıklanan nedenlerle taraf vekillerinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının BOZULMASINA, 2.Yukarıda (3) numaralı bentte gösterilen nedenle taraf vekillerinin diğer temyiz itirazlarının incelenmesine şimdilik yer olmadığına, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacılardan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalıya verilmesine 32.000,00 TL vekalet ücretinin davalıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davacılara verilmesine Peşin alınan temyiz harcının istek halinde davacılar ve davalıya iadesine, Dosyanın kararı veren Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine,08.04.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! bdff1a014477cf89 306b564bab0b72f7

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Nisan 2025 kararlarının tamamı