4. Hukuk Dairesi 2024/12513 E. , 2025/9517 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2023/212 E., 2024/319 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı asıl ve birleşen davada davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ..., davalı ... vekili Avukat ... geldiler. Diğer davalılardan gelen olmadı. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü: Taraflar arasında görülen muvazaalı işlemin iptali davasında verilen karar hakkında yapılan temyiz incelemesi sonucunda, Dairemizce Mahkeme kararının bozulmasına karar verilmiştir. Mahkemece bozmaya uyularak yeniden yapılan yargılama sonucunda; davanın reddine karar verilmiştir. Mahkeme kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacı ile davalı ...'ın boşanmalarına karar verildiğini, kararın kesinleşmediğini, dava devam ederken davalı kocanın mal kaçırmak amacıyla davacının hala oturmakta olduğu evi mal kaçırmak amacıyla muvazaalı olarak ortağı olan ... isimli şahsa satıp devrettiğini, davalı ...'nın da söz konusu taşınmazı davalı ...'ye devrettiğini, davacının evlilik birliği içerisinde çeşitli kozmetik ürünleri satışı yapıp, kazanç sağladığını ve bu paraları davalının adına tescil edilen gayrimenkullerin alımı sırasında davalı ...'a verdiğini belirterek, muvazaalı satılmış olan ... Mah. ... Cad. ... (...) Sok. ... Sit. C Blok No: 35 Kayseri (4211 Ada, 374 Pafta, 4 Parsel) adresindeki taşınmazın satışının iptali ile yarı hissesinin davacı adına tapuya tesciline bu olmadığı takdirde taşınmazların değerlerinin yarısının faizi ile davacıya verilmesine ve .... Mah. ... Sok. ... Apt. No: 18 adresindeki taşınmazın satılmış ise satışının iptaline, satılmadığı taktirde yarı hissesinin davacı adına tapuya tesciline bu olmadığı taktirde değerinin yarısı bedelin yasal faizi ile birlikte davacıya ödenmesine karar verilmesini talep etmiştir.
II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davacının davalı ...'ın eşi olduğunu, davacı aleyhine edinilmiş mallara katılım hakkı davası açma hakkı olmadığını, davacı ve davalı ... arasındaki boşanma davasının kesinleşmediğini, bu sebeple de davanın açılmamış sayılmasına karar verilmesi gerektiğini, müvekkilinin dava konusu taşınmazı ... isimli şahıstan satın aldığını, dava ile bir ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı ... cevap dilekçesinde; davalı ... ile herhangi bir ortaklıkları bulunmadığını, davalı ...'ın bir kaç kez şahsına ait olan inşaat firmasında daire karşılığı sıva işini yaptığını, kendisine ve çevreye borcu olduğunu, bu sebeple dava konusu taşınmazları kendisinden satın almasını istediğini, kendisinin de bedellerini ödemek koşulu ile söz konusu taşınmazları satın aldığını ve sonrasında sattığını, kendisinin dava ile bir ilgisi bulunmadığını belirterek davanın reddini savunmuştur. 3.Davalı ... cevap dilekçesinde; davacının mal rejimi tasfiyesi talep etmesi durumunda, aralarındaki boşanma davasının kesinleşmediğini, davacının kozmetik ürünleri satışından elde ettiği geliri bankaya yatırdığını, banka hesaplarının dökümünün istenmesi ile söz konusu miktarın ne kadar olduğunun tespit edileceğini, dava konusu taşınmazların tamamını kendi kazançlarıyla elde ettiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. MAHKEME KARARI Mahkemenin 18.02.2020 tarihli ve 2017/29 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı ile; Kayseri 2. Aile Mahkemesi'nin 2014/574 Esas, 2018/622 Karar sayılı esasını alan dosyada ... ile davalı ... arasında ... Mahallesi ... Caddesi ...(...) Sokak. ... Sitesi C Blok No:35 .../Kayseri ve ... Mahallesi ... Sokak. ... Apt. No.18 adresindeki taşınmazlara ilişkin mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağı davasının görüldüğü, 17.07.2018 tarihinde davanın kabulüne karar verilerek, 127.500,00 TL katılma alacağının karar tarihi olan 17.07.2018 tarihinden itibaren uygulanacak yasal faizi ile birlikte davalıdan alınarak davacıya verilmesine karar verildiği ve verilen kararın 11.09.2018 tarihinde kesinleşmiş olduğu yani davacının dava konusu taşınmazlara ilişkin tapu iptali ve tescil talebinin bu dava ile konusuz kaldığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların konusuz kalması nedeniyle esas hakkında karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiştir.
IV. BOZMA VE BOZMADAN SONRAKİ YARGILAMA SÜRECİ A. Bozma Kararı 1. Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili, davalı ... vekili, davalılar ... ile ... vekili temyiz isteminde bulunmuştur. 2. Dairemizin 01.07.2021 tarihli ve 2021/16403 Esas, 2021/4072 Karar sayılı ilamı ile; "...Öte yandan medeni usul hukukunda hukuki yarar, mahkemeden hukuksal korunma istemi ile bir davanın açılabilmesi için davacının bu davayı açmakta (mahkemeden hukuksal korunma istemekte) bir çıkarının bulunmasıdır. Bu çıkarın da karar verilene kadar sürmesi gerekir. TBK’nın 19. maddesine göre dava açılabilmesi için davacının kesinleşmiş bir alacağının varlığı ön koşul değildir. Ancak davacıların bu davayı açmakta hukuki yararı olması için davalıdan bir alacağının olması gereklidir. Dava, muvazaa hukuksal sebebine dayalı tapu iptal-tescil istemine ilişkindir. Davacının alacağı Kayseri 2. Aile Mahkemesi’nin 2014/574 Esas sayılı dosyası ile hüküm altına alınan ve mal rejimi tasfiyesi sebebiyle davacıya ödenmesi gereken meblağdır. Davacının iş bu davayı açmakta davalı ...’tan alacağının bulunması sebebiyle hukuki yararının olduğu aşikar olup katılma alacağı davasından kaynaklanan alacağa hükmedilmiş olması sebebiyle eldeki davanın konusuz kaldığından bahsetmek mümkün değildir. Şu halde mahkemece, yukarıdaki ilkeler ve yapılan açıklamalar dikkate alındığında davacının mal rejiminden kaynaklanan katılma alacağına dair hüküm tesis edildiğinden bahisle davanın konusuz kaldığından karar verilmesine yer olmadığına karar verilmiş olması doğru olmamış, eldeki davanın muvazaa iddiasına dayalı tapu iptal tescil davası olması gözönüne alınarak muvazaa iddiasının esasının incelenmek suretiyle toplanan ve toplanacak deliller birlikte değerlendirilerek sonucuna göre bir karar verilmelidir." gerekçesi ile karar bozularak dosya kararı veren Mahkemeye gönderilmiştir. B. Mahkemece Bozmaya Uyularak Verilen Karar Mahkemenin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; davalı ...'ın dava konusu taşınmazları muvazaalı olarak devrettiğine ilişkin ispat yükünün davacı üzerinde olduğu, davada davacı ve davalıların tanıklarının dinlendiği, tanıkların dava konusu taşınmazların satışlarının yapıldığını bildiği ancak bu satışın neden yapıldığını, ... tarafından bu satışların mal kaçırmak amacıyla mı yoksa borcu için mi yapıldığını bilmediği, Yargıtay'ın yerleşik içtihatları uyarınca da dava konusu taşınmazların tapudaki satış değeri ile bilirkişi raporu ile tespit olunan değeri arasındaki farkın muvazaanın ispatı için tek başına yeterli olamayacağı, ayrıca davalı ...'ın üzerinde 54 adet aktif taşınmazının olduğu, ...'ın sadece dava konusu iki taşınmazı devrettiği, bu 54 aktif taşınmazı devretmediği, bu nedenle kendisinde bir muvazaa iradesinin bulunmadığı gerekçesiyle asıl ve birleşen davaların reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Yoluna Başvuranlar Mahkemenin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili temyiz isteminde bulunmuştur. B. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; katılma alacağı davasında davanın kabulü yönünde hüküm tesis edildiğini ve 127.500,00 TL'ye hükmedildiğini, kararın kesinleştiğini, ancak bu katılma alacağının henüz tahsil edilemediğini, dava konusu taşınmazların boşanma öncesinde kullanılan aile konutu olup davalı ...'ın intikam hırsıyla hareket ettiğini, bahsi geçen 54 taşınmazın da ...'ın miras malı olup, üzerine intikal olmadığını ve değersiz küçük küçük parça parça taşınmazlardan oluştuğunu, davaya konu taşınmazların evlilik birliği içerisinde edinilmiş olup, boşanma sürecinde anlaşmalı olarak üçüncü kişilere devredildiğini, evlilik birliği henüz devam ederken davalının taşınmazları devrettiğini, sosyal paylaşım sitesi Facebook'ta davalı ... ile davalı ...'ın birlikte çekilmiş fotoğrafları bulunduğunu ve bu fotoğrafların arkadaş olduklarını gösterdiğini, devir tarihinde davalının taşeronluk yaptığı şirkette evi devrettiği ...'nın da müteahhit olarak çalıştığını, her iki taşınmazın da aynı tarihte satıldığı dikkate alındığında davalının evi davacıdan kaçırmak maksadı ile devrettiğinin anlaşılacağını belirterek yerel mahkeme kararının bozulmasını talep etmiştir. C. Değerlendirme ve Gerekçe 1. Uyuşmazlık ve Hukuki Nitelendirme Dosya içeriğine, bozmanın mahiyeti ve kapsamına göre taraflar arasındaki uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. 2. İlgili Hukuk 6100 sayılı Hukuk Muhakemeleri Kanunu'nun (6100 sayılı Kanun) geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Hukuk Usulü Muhakemeleri Kanunu'nun (1086 sayılı Kanun) 428 inci maddesi, 438 inci maddesinin yedi, sekiz ve dokuzuncu fıkraları ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrası, 6098 sayılı Türk Borçlar Kanunu'nun (6098 sayılı Kanun) 19. maddesi. 3. Değerlendirme 1.Mahkemelerin nihai kararlarının bozulması 6100 sayılı Kanun'un geçici 3 üncü maddesinin ikinci fıkrası atfıyla uygulanmasına devam olunan mülga 1086 sayılı Kanun'un 428 inci maddesi ile 439 uncu maddesinin ikinci fıkrasında yer alan sebeplerden birinin varlığı hâlinde mümkündür. 2. Temyizen incelenen Mahkeme kararının bozmaya uygun olduğu, kararda ve kararın gerekçesinde hukuk kurallarının somut olaya uygulanmasında bir isabetsizlik bulunmadığı, bozmaya uyulmakla karşı taraf yararına kazanılmış hak durumunu oluşturan yönlerin ise yeniden incelenmesine hukukça imkân bulunmadığı anlaşılmakla; davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin yerinde görülmeyen tüm temyiz itirazlarının reddi ile usul ve kanuna uygun olan kararın ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 1eea3f6485973859 7f5cee4b27e990f8