Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Haziran 2025 › 2024/11939 E., 2025/9516 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2024/11939 E., 2025/9516 K. (17.06.2025) – Tapu

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2024/11939
Karar No
2025/9516
Karar Tarihi
17.06.2025
Konu
Tapu

4. Hukuk Dairesi 2024/11939 E. , 2025/9516 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : İstanbul Bölge Adliye Mahkemesi 9. Hukuk Dairesi SAYISI : 2023/224 E., 2024/993 K. İLK DERECE MAHKEMESİ : İstanbul 17. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2018/399 E., 2022/547 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacı vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacı vekili Avukat ... geldi. Davalı ... vekili Avukat ... geldi. Diğer davalı adına gelen olmadı. Taraf vekillerinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davacının çok güvendiği arkadaşı ...'ın sahibi olduğu şirkete sermaye desteği vermek suretiyle projelerinden gelen gelire ortak olmak istediğini, söz konusu miktarların verilirken güvene dayalı olarak işler yapıldığını ve tarafların kendi aralarında sözleşme akdettiklerini, ayrıca verilen sermaye desteğini icraya koydukları senetlerle güvence altına aldığını, anlaşma gereği, ...'ın, ... İnş. Taah. Teks. Gıda San. Ve Dış Tic. Ltd. Şti. faaliyetleri kapsamında yapılan taşınmaz projelerinden elde etmiş olduğu karı (taşınmaz ya da nakit olarak) davacıya vermeyi taahhüt ettiğini, davacının arkadaşı olan ...'ın son yapmış olduğu projeden elde ettiği karı aradaki anlaşma kapsamında istediğini, ancak ...'ın her seferinde davacıyı oyaladığını, hak etmiş olduğu kazancı kendisine ödemediğini, bunun üzerine davacının eldeki senetleri İstanbul 11. İcra Müdürlüğü'nün 2018/14966 Esas sayılı takibi ile icraya koyduğunu, icra takibinde borçlu şirketin taşınmazlarına haciz konulduğunu ancak davacının alacağını engellemek üzere şirketin elindeki taşınmazların bir kısmını muvazaalı şekilde devrettiğini, diğer bir kısmının ise üzerine yine muvazaalı şekilde ipotek kurdurduğunun öğrenildiğini, taşınmazlar için yapılan satışların gerçek değerlerinin çok altında bir fiyata satıldığını belirterek muvazaa yapılmak suretiyle devredilen dava konusu taşınmazlar için yapılan satışların muvazaa nedeniyle kesin hükümsüz olduğunun tespitine, devir ve ipotek sonucunda oluşturulan tapu kayıtlarının iptaline, taşınmazların davalı ... İnşaat Taahhüt Tekstil Gıda Sanayi ve Dış Ticaret Limited Şirketi adına tesciline karar verilmesini talep etmiştir.

II. CEVAP 1.Davalı ... vekili cevap dilekçesinde; davalının, dava konusu satın aldığı yerleri piyasa rayiçine uygun toplu alım yoluyla satın aldığını, söz konusu satım bedellerinin tapuda net olarak gösterildiğini, ödemelerin elden davalı şirkete yapıldığını, davacıyı kesinlikle tanımadığını, TMK kapsamında iyi niyetli 3. kişi olduğunu, muvazaanın davacı ile davalı şirket ve yetkilisi ... arasında olduğunu, söz konu satın almadan sonra davalının dayısı dava dışı ...'in davalı şirkete vermiş olduğu borçlara istinaden alacaklarının kendisine ödenmesini talep ettiğini, davalı şirket yetkilisi ...'ın söz konusu borcu ödemeyi kabul etmediğini, ... ile davalı şirket yetkilisi ... arasında söz konusu alacaktan ötürü ihtilaf çıktığını, borcun tasarruftan önce doğması gerektiğini, bu nedenle davalı şirketin bilerek tasarruf tarihlerinden önce söz konusu senetleri düzenleyerek davacıya verdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur. 2.Davalı şirket; davaya cevap vermemiştir.

III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; takip konusu borcun doğum tarihinin senetlerin tanzim tarihi olan 10.03.2016 ve 11.05.2016 tarihi olduğu, dava konusu tasarruf tarihinin borç doğum tarihi sonrası 27.09.2016 ve 03.05.2017 olduğu, söz konusu taşınmazlar başında keşif yapılmış, keşif sonucu alınan raporda satış bedeli ile rayiç bedelleri arasında fahiş fark olmadığı, takibe konu senetler ve alacağın varlığına ilişkin yapılan defter incelemelerinde, davalı ...'a yapılan satışların ticari defterlere kaydının yapıldığı, davacı ile davalı alacaklı arasında herhangi bir ticari ilişkiye rastlanmadığı, takibe konu senetlerin ticari defterlere işlenmediği, senetlerin karşılığına ilişkin bir muhasebe kaydının bulunmadığı, gerek TBK 19 hükmü uyarınca gerekse de İİK 277 vd maddeleri uyarınca açılan tasarrufun iptali davalarının dava şartlarından olan alacağın gerçek olması şartının dosya kapsamında mevcut olmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.

IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacı vekili ve davalı ... vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; alacağın nakden düzenlenen iki adet bonoya dayandığı, dava dilekçesinde davacının arkadaşı olan ...'ın sahibi olduğu borçlu şirkete sermaye desteği vermek amacıyla borç verdiğini, karşılığında takip konusu bonoların düzenlenerek kendisine verildiğinin açıklandığı, mahkemece davalı borçlu şirketin ticari defterleri üzerinde bilirkişi incelemesi yapıldığı, alınan bilirkişi raporunda davacı ile davalı şirket arasında ticari bir ilişkiye rastlanmadığının tespit edildiği, yine dosya kapsamına göre lehtar olan davacı tarafından bono bedelleri kadar keşideci borçlu şirkete borç verdiği, banka havalesi, makbuz vs. yazılı bir delille ispat edilemediği, tüm bu nedenlerle takip konusu bononun dayandığı alacağın gerçek olduğunun ispat edilemediği gerekçesiyle davacı vekili ile davalı ... vekilinin istinaf başvurusunun HMK'nın 353/1-b/1. maddesi uyarınca esastan reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; davanın TBK m. 19’a dayalı muvazaa nedeniyle tapu iptal ve tescil davası olduğundan kesinleşmiş bir takibe ve kambiyo senedine dayalı alacağın ayrıca bir delil ile ispat edilmesine de gerek olmadığını, davacının kambiyo senedine dayalı olarak başlattığı icra takibinde kesinleşmiş bir alacağın varlığı ve bu alacak hakkında herhangi bir menfi tespit davasının açılmadığının da sabit olduğunu, elinde soyut borç senedi olan alacaklının alacak iddiasını ispat etmiş sayılmasından dolayı, artık borçlunun kendi açısından ispat faaliyetinde bulunması gerektiğini, borçlunun alacaklı davacıyı zarara sokmak veya alacağını karşılıksız bırakmak amacıyla kötü niyetli olarak hareket ettiğinin ispat edildiğini, davalı şirket tarafından taşınmazların çok düşük bir bedelle devir tarihinde 19 yaşında olan davalıya devredildiğini, sırf bu durumun dahi yapılan işlemlerin muvazaalı olduğunu açıkça gösterdiğini, davalı şirketin tüm taşınmazları çok kısa bir süre içinde aynı aileye mensup kişiler arasında, emsallerinin çok altında bir değere devrettiğini, bu durumun işlemlerin muvazaalı yapıldığını gösterdiğini, 19 yaşındaki davalının 8 adet taşınmazı alabilecek maddi imkâna sahip olmadığını, satışlar neticesinde şirkete nakit girişinin olmadığını, bahse konu dairelerin anahtarlarının dahi hala davalı şirket yetkilisinde olduğunu, aradan geçen onca yıla rağmen doğalgaz aboneliklerinin dahi yapılmadığını, taşınmaz satışlarının şirketin aktifinde artmaya/azalmaya sebep olup olmadığı, satış bedellerinin defterlere kaydedilip kaydedilmediğine ilişkin hiçbir tespit bulunmadığını, davacının alacağı kambiyo senedine dayandığından ve ayrıca bir ispata gerek olmadığından işbu davada senetler yönünden ticari defterlerin incelenmesinin de hukuka aykırı olduğunu belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının kaldırılarak İlk Derece Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacı vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.

VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacı vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, 32.000,00 TL vekalet ücretinin davacıdan alınarak duruşmada vekille temsil olunan davalı ...'a verilmesine, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacıya yükletilmesine, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Haziran 2025 kararlarının tamamı