4. Hukuk Dairesi 2024/11400 E. , 2025/9515 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ : Konya Bölge Adliye Mahkemesi 1. Hukuk Dairesi SAYISI : 2022/2420 E., 2023/319 K. İLK DERECE MAHKEMESİ: Ereğli (Konya) 2. Asliye Hukuk Mahkemesi SAYISI : 2020/601 E., 2022/126 K. Bölge Adliye Mahkemesi kararı davacılar vekili tarafından duruşma istemli temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, 17.06.2025 tarihinde duruşma yapılmasına ve duruşma gününün taraflara davetiye ile bildirilmesine karar verilmiştir. Belli edilen gün ve saatte davacılar vekili Avukat ... geldi. Davalı tarafından gelen olmadı. Davacılar vekilinin sözlü açıklamaları dinlenildikten sonra işin incelenerek karara bağlanması için uygun görülen 17.06.2025 gününde Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlenerek dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacılar vekili dava dilekçesinde; davacıların babası ...'in 18.09.2020 tarihinde vefat ettiğini, ardında mirasçı olarak sadece çocukları olan davacıları bıraktığını, davacıların miras işleri ile uğraşırken muris babaları ...'in Konya İli Ereğli İlçesi, ... Mahallesi, 947 Ada, 28 Parsel 14. bağımsız bölümde tapuya kayıtlı taşınmazı ölümünden önce muvazaalı bir şekilde davalıya devrettiğini öğrendiklerini, tapu kayıtlarından öğrenebildikleri üzere Konya İli Ereğli İlçesi, ... Mahallesi, 947 Ada, 28 Parsel 14 nolu bağımsız bölümde tapuya kayıtlı dava konusu taşınmazın ilk olarak 1/2 hissesinin muris ... tarafından 2013 yılında tapu kayıtlarına satış olarak davalıya devredildiğini, geriye kalan 1/2 hissesinin de 2016 yılında Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi yapılarak davalı ...'a devredildiğini, davalı ...'ın muris ... ile birlikte yaşamakta olduğunu fakat aralarında resmi anlamda bir evlilik olmayan yani vefat eden ...'in yasal mirasçısı olmayan bir şahıs olduğunu, taşınmaz için gerçekleştirilen bu iki devir işleminin murisin asıl mirasçılarından mal kaçırma niyetini gizlemek amacıyla yapıldığını, zaten taşınmazın ilk olarak 2013 yılında devredilen 1/2 hissesinin tapu kayıtlarına satış gösterilerek yapılmış olup devredildiğini, fakat somut olarak bu işlem için taraflar arasında hiç bir para alıp verme işleminin yapılmadığını, daha sonrasında da bu işlemin devamı olarak 2016 yılında taraflar arasında Ölünceye Kadar Bakma Sözleşmesi yapılarak taşınmazın muvazaalı bir şekilde davalıya devrinin tamamlandığını, tarafların bu iki işlemi yapmasındaki gerçek ve müşterek amaçlarının murisin asıl mirasçıları olan davacılardan mal kaçırmak olduğunu belirterek tasarrufun iptali ile taşınmazın miras payları oranında davacılar adına tescilini talep etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; murisin, davalıya 2013 yılında resmi nikah ve bir ev teklif ettiğini, davalının bu teklifi kabul ederek tarafların imam nikahı ile aynı evde yaşadıklarını, murisin resmi nikaha yanaşmadığını ve söz verdiği evin 1/2 hissesini davalıya verdiğini, murisin çocuklarının yurt dışında olduklarını, davalının murisin bütün işlerini yaptığını ve murise baktığını, ölünceye kadar bakım yükümlülüklerini yerine getirdiğini belirterek davanın reddini savunmuştur.
III. İLK DERECE MAHKEMESİ KARARI İlk Derece Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin resmi nikahlı eşinin vefatından sonra davalı ile imam nikahlı olarak evlendiği, evlenme karşılığında taşınmazın 1/2 hissesini davalıya devretmeyi taahhüt ettiği, muris vefat edene kadar kendisine davalının baktığı, murisin sağlığında ölünceye kadar bakma akdinin yerine getirilmediğine ilişkin herhangi bir dava açmadığı, murisin taşınmazın 1/2 hissesini evlenme karşılığında davacıya temlik ettiği, murisin mirasçılardan mal kaçırmasını gerektirir bir sebebin dosyaya yansımadığı, o halde temliklerin mirasçılardan mal kaçırma kastıyla yapılmadığı gerekçesiyle davanın reddine karar verilmiştir.
IV. İSTİNAF İlk Derece Mahkemesinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davacılar vekili tarafından istinaf başvurusunda bulunulması üzerine; Bölge Adliye Mahkemesinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile; murisin eşinin vefatı sonrasında ölümüne kadar davalı ile birlikte yaşadığı ve murise davalı tarafından bakıldığı, sözleşme tarihindeki murisin elinde bulunan malvarlığı miktarı ile temlik edilen malın bütün mamelekine oranı dikkate alındığında ölünceye kadar bakım sözleşmesine konu edilen taşınmazların makul olarak değerlendirilebilecek miktarda olduğu, murisin yapılan her iki temlikte de eşinin vefatı sonrasında davalı ile birlikte yaşamayı, ölünceye kadar bakıp gözetilmesini amaçladığı, muris ile davacılar arasında herhangi bir problem olmadığı, işlemlerde üçüncü kişileri aldatma amacının olmadığı dikkate alınarak davanın reddine karar verilmesi gerekirken yazılı gerekçe ile karar verilmesinin doğru olmadığı gerekçesiyle ilk derece mahkemesi kararının gerekçesi düzeltilerek yeniden hüküm tesisi ile davanın reddine karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacılar vekili temyiz dilekçesinde; davalının ev verilmesinin evlilik için ön koşul olduğunu neredeyse tüm davalı tanıkları ile birlikte beyan ettiğini, murisin vefatına yakın, davalının kendisine baktığı emek verdiği, hizmetini esirgemediği gibi gerekçelerle ve minnet duygusu ile taşınmazını temlik etmesinin bir nebze anlaşılabileceğini ancak daha yeni evlendiği bir kişiye hizmet, edim ve nihayetinde minnet duygusu ile temlik yapmasının komik bir yaklaşım olacağını, davalının tanık beyanlarından da davalı tarafın gerçekten dava konusu taşınmazı verilen sözün yerine getirilmesi olarak nikah karşılığı verdiği ve ilk temliğin 25.000,00 TL ödenmek suretiyle satış olmadığını, yine 2016 tarihli ... nin de aynı saikle verildiğinin açıkça ortaya konulduğunu, davalının bu ikrarı ile taşınmazın temliki işlemini kabul ettiğini, ancak bu tasarruf işleminin bağış olmadığını, kısaca verilen sözün yerine getirilmesi olduğunu iddia ederek hukuki işlemin vasfını kabul etmediğini, davalının bu beyanları ile zaten davayı ispat ettiğini, aynı zamanda işbu davanın davacıların külli halef sıfatıyla değil de kendi mirasçılık haklarına dayanarak açtıkları bir dava olduğunu, bu nedenle Yargıtay'ın yerleşmiş içtihatları neticesinde tanık deliline dayanılabileceğini, davacıların murisin hakkına dayalı olarak değil kendi haklarına dayalı olarak açtıkları bu davada külli halef olarak hareket etmediklerini, amaçlarının murisin muvazaalı olarak yapmış olduğu haksız işlemle zarar gören kendi haklarını korumak olduğunu, fakat hem yerel mahkemece hem istinaf makamınca davacıların adil yargılanma ve hak arama hürriyetlerinin haksız şekilde engellendiğini belirterek Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulmasını istemiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, TBK'nın 19. maddesinde tanımını bulan muvazaa hukuksal nedenine dayalı muvazaalı işlemin iptali istemine ilişkindir. Temyizen incelenen karar, tarafların karşılıklı iddia ve savunmalarına, dayandıkları belgelere, uyuşmazlığa uygulanması gereken hukuk kuralları ile hukuki ilişkinin nitelendirilmesine, dava şartlarına, yargılama ve ispat kuralları ile kararda belirtilen gerekçelere göre usul ve kanuna uygun olup davacılar vekili tarafından temyiz dilekçesinde ileri sürülen nedenler kararın bozulmasını gerektirecek nitelikte görülmemiştir.
VI. KARAR Açıklanan sebeplerle; Davacılar vekilinin tüm temyiz itirazlarının reddi ile temyiz olunan Bölge Adliye Mahkemesi kararının 6100 sayılı Kanun'un 370 inci maddesinin birinci fıkrası uyarınca ONANMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davacılara yükletilmesine, Duruşmada vekille temsil olunmayan davalılar yararına vekalet ücreti taktirine yer olmadığna, Dosyanın İlk Derece Mahkemesine, kararın bir örneğinin Bölge Adliye Mahkemesine gönderilmesine, 17.06.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 067ebc9e89115c51 d070246d1a33cad2