Yargıtay Kararları › Yargıtay 4. Hukuk Dairesi › Şubat 2025 › 2023/5933 E., 2025/2685 K.

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi 2023/5933 E., 2025/2685 K. (18.02.2025) – Velayet

Mahkeme
Yargıtay 4. Hukuk Dairesi
Esas No
2023/5933
Karar No
2025/2685
Karar Tarihi
18.02.2025
Konu
Velayet, Tazminat

4. Hukuk Dairesi 2023/5933 E. , 2025/2685 K. "İçtihat Metni" İNCELENEN KARARIN MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/219 E., 2023/219 K. SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU İTİRAZ HAKEM HEYETİ SAYISI : 2023/İHK-1117 SİGORTA TAHKİM KOMİSYONU UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ SAYISI : 2022/293791 İtiraz Hakem Heyeti kararı davacı vekili tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçesinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:

I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; davalıya (ZMSS) Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortacı poliçesi ile sigortalı araç ile davacının sevk ve idaresindeki motorsikletin karıştığı trafik kazasında davacının yaralandığını belirterek fazlaya ilişkin hakları saklı kalmak kaydı ile şimdilik 4.000,00 TL sürekli iş göremezlik, 500,00 TL geçici iş göremezlik, 500,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatı ve 600,00 TL rapor ücretinin davalıdan tahsilini talep etmiştir. Yargılama sırasında dava değerini 110.958,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.855,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 687,00 TL geçici bakıcı gideri zararı olarak artırmıştır.

II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; soruşturma aşamasında uzlaşma yapılıp yapılmadığının araştırılması gerektiğini, maluliyetin oluşmadığını, kusur raporu alınması gerektiğini ve diğer savunmaları ile birlikte davanın reddini talep etmiştir.

III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetince; başvurunun kabulüne, 110.958,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatı, 7.855,00 TL geçici iş göremezlik tazminatı ve 687,00 TL geçici bakıcı gideri tazminatının 07.03.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faizi ile birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.

IV. İTİRAZ Davalı vekilinin karara itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti'nin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile soruşturma aşamasında uzlaşma sağlandığından ve davacı fazlaya ilişkin haklarını saklı tutmadığından davalı vekilinin itirazının kabulüne, kararın kaldırılmasına davanın reddine karar verilmiştir.

V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; uzlaşma nedeni ile davanın reddine karar verilmesinin hukuka aykırı olduğunu, belirterek kararın bozulmasını talep etmiştir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, davalı ... tarafından Karayolları Motorlu Araçlar Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) Poliçesi ile teminat altına alınan aracın karıştığı trafik kazası sonucu yaralanıp malul kalan davacı sürücünün uğradığı sürekli iş göremezlik tazminatı taleplerinde, CMK'nın 253/19. maddesinin uygulanıp uygulanamayacağı noktasında toplanmaktadır. Somut olayda Uyuşmazlık Hakem Heyetince davanın kabulüne karar verilmiştir. Davalının itirazı üzerine İtiraz Hakem Heyeti, dava konusu eylem nedeniyle yürütülen ceza soruşturmasında tarafların uzlaştığından bahisle davacının başvurusunun reddine karar vermiştir. Ancak varılan sonuç hatalıdır. CMK'nın 253/19. maddesi uyarınca uzlaşmanın sağlanması hâlinde soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamayacağına dair kural, Anayasa Mahkemesinin 26.07.2023 tarihli ve 2023/43-141 E-K. sayılı kararıyla iptal edilmiştir. Kararın gerekçesinde mahkeme, şu tespitlere yer vermiştir: "Suç teşkil eden fiil nedeniyle uğranılan zararın uzlaşma süreci içinde bilinmesinin her durumda mümkün olmayacağı, özellikle maluliyet oranı gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulan hâllerde uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesinin güçleşeceği açıktır. Başka bir ifadeyle taraflara uzlaşmanın sağlanmasının sonuçları hakkında bilgi verilmesi öngörülmüş ise de teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma görüşmeleri esnasında belirlenmesi mümkün olmayabilir. Buna göre ilgililerin uzlaşmanın sağlanması durumunda edimi aşan ve tazminat davasına konu edilemeyecek zarara ilişkin her durumda eksiksiz ve doğru bilgiye sahip olabilecekleri söylenemez.". Anayasa Mahkemesinin iptal kararı üzerine 14.11.2024 tarihli Resmî Gazete'de yayımlanarak yürürlüğe giren 7531 sayılı Kanun'un 16. maddesiyle CMK'nın 253. maddesinin 19. fıkrasının beşinci cümlesinin başına “Uzlaşmanın sağlanması halinde, uzlaşma anında tespit edilemeyen veya uzlaşmadan sonra ortaya çıkan zararlar hariç, soruşturma konusu suç nedeniyle tazminat davası açılamaz;" ibaresi eklenmiştir. Anayasa Mahkemesinin iptal kararı ile anılan yasal düzenleme birlikte değerlendirildiğinde bahse konu hukuki süreç sonrasında uzlaşma hâlinde tazminat davası açılamayacağına ilişkin Dairemizin yerleşik uygulamasından dönülmesi zorunluluğu doğmuştur. Gerek Anayasa Mahkemesinin iptal kararının gerekçesi, gerekse yeni yasal düzenleme ile getirilen istisna hükmü uyarınca somut olaydaki gibi bedensel zararlar söz konusu olduğunda maluliyet raporu ve aktüer hesabı incelemesi gibi teknik bazı verilere ihtiyaç duyulacağından, dava konusu eylemle ilgili olayın hemen akabinde ve soruşturmanın başında işletilen uzlaşma süreci içinde zararın sağlıklı şekilde belirlenebilmesi her zaman mümkün olamayacaktır. Bu aşamada, teknik birtakım verilerle ve ayrıntılı hesaplamalarla ortaya konulabilecek zararın uzlaşma anında tespit edilmesi mümkün olmadığından bu konuda araştırma yapılarak bir sonuca varılması gerekmektedir. Nitekim davacı taraf eldeki davayı açarken 20.08.2021 tarihli Kahramanmaraş Sütçü İmam Üniversitesi Sağlık Uygulama ve Araştırma Hastanesi Ana Bilim Dalı tarafından tanzim edilen rapora göre kazadan kaynaklı olarak maluliyetinin oluştuğunu iddia etmektedir. Bununla birlikte asıl irdelenmesi gereken husus ise uzlaşmanın usulüne uygun olup olmadığı konusudur. 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu'nun 336 ncı maddesi gereğince, velayet hakkını babanın tek başına kullanamayacağı düzenlenmiş ve aynı Kanunun 342 nci maddesi gereğince de anne ve babanın çocuklarını birlikte temsile yetkili olup, temsil yetkisini beraber kullanabilecekleri gözetildiğinde, yaşı küçük mağdurun (davacının) kanuni temsilcilerinin tek başına verdikleri beyanlarının hukuki değer taşımayacağı açıktır. 19.02.2021 tarihli uzlaşma tutanağında, o tarihte reşit olmayan davacının babasıyla yapılan uzlaşma işlemleri sonucu, yine salt, babası Melih Sergili'nin imzasıyla davalıya sigortalı araç sürücüsü ile edimsiz olarak uzlaşma sağlandığı belirtilmiştir. Davacıya ait nüfus kaydı üzerinde yapılan incelemede uzlaşma tarihinde yaşı küçük olan davacının babası yanında annesinin de hayatta olduğu ve evliliğin devam ettiği anlaşıldığından, kaza tarihinde reşit olmayan Kayra'nın velayetinin babası ile birlikte annesinde olduğu, dolayısıyla kanuni temsilci olarak annesinin de uzlaşma sürecine dahil edilmesi gerektiği halde dahil edilmediği, davacı küçüğün annesinin, baba tarafından tek başına yapılan uzlaşmaya açık ve zımni onayının da bulunmadığı, bu haliyle uzlaşma sürecinin usulüne uygun olarak yürütülmediği sabittir. Keza yine ilgili Cumhuriyet Başsavcılığı'nın dosya içinde uzlaşma nedeniyle kovuşturmaya yer olmadığına dair kararının da bulunmadığı görülmüştür. O halde yukarıda izah edilen maddi ve hukuki durumlar karşısında İtiraz Hakem Heyetince hatalı değerlendirme ile taraflar arasında uzlaşma sağlandığı gerekçesi ile davanın reddine karar verilmesi doğru olmamış bozmayı gerektirmiştir.

VI. KARAR Açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazlarının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 18.02.2025 tarihinde oybirliği ile karar verildi.

Metin Yargıtay'ın yayımladığı karar metninden alınmıştır. Dilekçede kullanmadan önce resmî metinle karşılaştırın.

Bu konuda başka emsal mi arıyorsunuz?

SmartHukuk'ta olayınızı kendi cümlenizle yazın; ilgili Yargıtay kararlarını künyesi ve dayanak maddeleriyle birlikte bulun.

Emsal karar ara

Aynı daireden yakın tarihli kararlar

Yargıtay 4. Hukuk Dairesi – Şubat 2025 kararlarının tamamı