4. Hukuk Dairesi 2023/4397 E. , 2025/2066 K. "İçtihat Metni" MAHKEMESİ :Ticaret Mahkemesi SAYISI : 2023/213 D.İş, 2023/229 K. SAYISI : 2023/İHK-12089 SAYISI : K-2022/308587 İtiraz Hakem Heyeti kararı taraf vekilleri tarafından temyiz edilmekle; kesinlik, süre, temyiz şartı ve diğer usul eksiklikleri yönünden yapılan ön inceleme sonucunda, temyiz dilekçelerinin kabulüne karar verildikten ve Tetkik Hâkimi tarafından hazırlanan rapor dinlendikten sonra dosyadaki belgeler incelenip gereği düşünüldü:
I. DAVA Davacı vekili dava dilekçesinde; 14.03.2018 tarihinde davalıya Zorunlu Mali Sorumluluk Sigortası (ZMSS) poliçesi ile sigortalı aracın, davacının sürücüsü olduğu motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu davacının yaralandığını ve %15 oranında malul kaldığını, karşı araç sürücüsünün kazaya sebebiyet verdiğini, davalıya yapılan başvuruya cevap verilmediğini belirterek belirsiz alacak olarak şimdilik 8.100,00 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 15.12.2021 temerrüt tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmesini talep etmiş; 09.09.2022 tarihli bedel artırım dilekçesiyle talebini 346.599,33 TL'ye artırmış; 10.10.2022 tarihli ıslah dilekçesiyle talebini 351.499,38 TL'ye ıslah etmiştir.
II. CEVAP Davalı vekili cevap dilekçesinde; eksik evrakla başvuru yapılması nedeniyle başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunu kabul etmediklerini, yeni bir rapor alınması gerektiğini, sigortalı araç sürücüsünün kusursuz olduğunu, aksi kanaat halinde kusur raporu alınmasının zorunlu olduğunu, kol ve kafa bölgesinden yaralanan davacının kaza tespit tutanağına göre kask takmadığının anlaşıldığını, bu nedenle müterafik kusur indirimi gerektiğini, davacının ehliyetinin yetersiz olduğunu, komisyona başvuru tarihinden itibaren yasal faiz işletilebileceğini belirterek davanın reddini istemiştir.
III. UYUŞMAZLIK HAKEM HEYETİ KARARI Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile alınan kusur raporuna göre davalıya sigortalı araç sürücüsünün %75 oranında kusurlu olduğu, kaza tarihinde yürürlükte olan yönetmeliğe uygun olarak ve kazayla illiyet bağı kurularak düzenlenen maluliyet raporunun hükme esas alındığı, maluliyet raporunun alt ekstremite arazı nedeniyle bekleme süresi tamamlandıktan sonra düzenlendiği, alınan hesap raporunun benimsendiği gerekçesiyle başvurunun kabulü ile 351.499,38 TL'nin 18.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
IV. İTİRAZ Uyuşmazlık Hakem Heyetinin yukarıda belirtilen kararına karşı süresi içinde davalı vekilince itiraz edilmesi üzerine; İtiraz Hakem Heyetinin yukarıda tarih ve sayısı belirtilen kararı ile başvuran tarafından Uyuşmazlık Hakem Heyetine müracaat edilmeden önce sigorta kuruluşuna yazılı dilekçe ve ekindeki belgelerle başvuruda bulunduğu, ilgili dilekçenin sigorta şirketine 05.01.2022 tarihinde başvurmuş olup yasada öngörülen 15 günlük süre geçmesine rağmen sigorta kuruluşu tarafından başvuranın zararı giderilmediğinden komisyona müracaat edildiği, başvuru şartının yerine getirildiği, kaldı ki kabule göre de KTK'nın 97. maddesi gereğince sigortacıya yazılı dilekçeyle başvuru yapılması yeterli olup ekinde belge ibraz edilmesi gerektiği yönünde hüküm bulunmadığı nazara alındığında ve yine başvuranın tedavisine ilişkin tıbbi evraklarla birlikte sigorta kuruluşuna başvurduğu görülmekle bu haliyle sigortacının kendi bünyesinde maluliyet raporu aldırması da mümkün olmakla sigorta şirketinin buna yönelik itirazının reddedildiği, başvuranın sadece sürekli iş göremezlik tazminatı talep ettiği, SGK tarafından geçici iş göremezliğe ilişkin yapılan ödemelerin geçici iş göremezlik ödeneği ile maluliyet nedeniyle bağlanan gelirin peşin sermaye değerinin sorulmasının gerekmediği, hesap yönteminin yerinde olduğu, Anayasa Mahkemesinin verdiği iptal kararlarının bu karardan önce açılmış ve bakılmakta olan davalarda da uygulanması gerektiği, Uyuşmazlık Hakem Heyetinin ara kararı doğrultusunda tanzim edilen kusur raporunun kazanın oluş şekline uygun olup denetime ve hüküm vermeye de elverişli olduğu, bu nedenle yeniden bir kusur incelemesi yaptırılmasına lüzum bulunmadığı, başvuranın motosiklette sürücü olup kaza tespit tutanağında koruyucu tertibat kullanmadığı, kaskının takılı olmadığı ve sürücü belgesinin de bulunmadığının tespit edildiği, kusur raporunda sürücü konumundaki başvurana kazanın meydana gelmesinde kusur izafe edildiğinden ayrıca salt olarak sürücü belgesinin olmamasından kaynaklı tekrar bir kusur indirimi yapılamayacağı, maluliyet raporunda belirtilen sakatlıklar göz önüne alındığında kaskın ve diğer motosiklet sürücülerinin kullanmaları gereken koruyucu tertibatın takılı olmaması sebebiyle belirtilen arazların meydana geldiği, başvuranın gerekli önlem ve tedbirleri almaması ile meydana gelen zarar arasında illiyet bağı olduğunun izahtan vareste olduğu, bu nedenle davalının müterafik kusura ilişkin itirazının kabulü ile Uyuşmazlık Hakem Heyetince başvuran lehine hükmedilen 351.499,38 TL sürekli iş göremezlik tazminatından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılması gerektiği, başvuran lehine tam vekalet ücretine hükmedilmesi hatalı olup davalının bu yöne ilişkin itirazının da kabulü gerektiği gerekçesiyle davalı vekilinin itirazlarının kısmen kabulü ile uyuşmazlık hakem heyeti kararının kaldırılarak yeniden hüküm kurulmak suretiyle başvurunun kısmen kabulü ile 281.199,50 TL sürekli iş göremezlik tazminatının 18.01.2022 tarihinden itibaren işleyecek yasal faiziyle birlikte davalıdan tahsiline karar verilmiştir.
V. TEMYİZ A. Temyiz Sebepleri Davacı vekili temyiz dilekçesinde; bilirkişi raporunda sürekli iş göremezlik tazminatının 404.965,78 TL olarak hesaplandığını, limitle sınırlı olarak 351.499,38 TL üzerinden talebin artırıldığını, kabul anlamına gelmemekle birlikte müterafik kusur indiriminin bilirkişi raporunda belirlenen tazminat tutarı üzerinden yapılması gerekirken, artırılan tutar üzerinden uygulanmasının hatalı olduğunu, maktu vekalet ücretine hükmedilmesinin yerinde olmadığını beyan etmektedir. Davalı vekili temyiz dilekçesinde; başvurunun usulden reddi gerektiğini, maluliyet raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, yeni bir rapor alınması gerektiğini, progresif rant yöntemine göre alınan hesap raporunun hükme esas alınmasının hatalı olduğunu, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli kararıyla iptal edilen maddelerin işbu uyuşmazlık bakımından dikkate alınmaması gerektiğini, başvuru sahibi kaza tespit tutanağına göre ehliyetsiz olup müterafik kusur indirimi uygulanması gerektiğini beyan etmektedir. B. Değerlendirme ve Gerekçe Uyuşmazlık, 14.03.2018 tarihinde davalı ... tarafından ZMSS poliçesi ile teminat altına alınan aracın, davacının kullandığı motosikletle karıştığı çift taraflı trafik kazası sonucu yaralanan davacı sürücünün sürekli iş göremezlik tazminatı talebine ilişkindir. 1- Tarafların iddia, savunma ve dayandıkları belgelere, uyuşmazlığın hukuki nitelendirilmesi ile uygulanması gereken hukuk kurallarına, dava şartlarına, yargılamaya hâkim ilkelere, ispat kurallarına ve temyiz olunan kararda belirtilen gerekçelere, maluliyet raporunun geçerli yönetmeliğe göre düzenlenmesine, Anayasa Mahkemesinin 17.07.2020 tarihli ve 2019/40 Esas, 2020/40 Karar sayılı kararı gereği yeni ZMSS Genel Şartları ekindeki cetvellerin kullanılması ve teknik faiz uygulaması da anılan cetvellerle getirildiğinden uygulanmasının mümkün olmamasına, vekalet ücretine ilişkin hükümde bir isabetsizlik görülmemesine göre davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin aşağıdaki bendin kapsamı dışında kalan temyiz itirazları yerinde görülmemiştir. 2- Davacının diğer temyiz itirazına gelince; Eldeki davada uyuşmazlık, tazminattan müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimin ıslah dilekçesi ile talep edilen maddi tazminat tutarı üzerinden mi yoksa bilirkişi raporunda belirlenen sürekli iş göremezlik tazminatı tutarı üzerinden mi yapılması gerektiği noktasındadır. Tazminat hukukunun bir ilkesi olarak, sorumluluk şartları gerçekleştiği takdirde zarar veren, zarar görenin mal varlığında oluşan eksilmeyi gidermekle yükümlüdür. Ne var ki zararın tamamen giderilmesini amaçlayan “tam tazmin” ilkesinin katı uygulaması haksız ve adil olmayan sonuçlara yol açabilmektedir. Bu düşünceden hareketle, bazı hâllerde somut olayda gerçekleşen özel durumlar nedeniyle tazminatta bazı indirimlerin yapılmasının hakkaniyete daha uygun düşeceği kabul edilmektedir. Bu nedenledir ki 6098 sayılı Kanun'da zararın kapsamının belirlenmesine ilişkin iki hüküm mevcuttur. Bunlar, 6098 sayılı Kanun'un 51 ve 52. maddelerinde yer alan hükümlerdir. Bu iki hüküm birbirini tamamlamaktadır. Zira 6098 sayılı Kanun'un 51. maddesi hâkimin tazminatın kapsamını ve ödenme biçimini, durumun gereğine ve özellikle kusurun ağırlığına göre belirlemesini emretmişken, 52. maddesi tazminattan indirim yapılmasını gerektiren hâl ve durumlara yer vermiştir. Ayrıca her iki madde zararın miktarını tespit eden hâkime, tazminatın şeklini ve kapsamını tayin etme yetkisi verdiği gibi bazı olguların varlığı hâlinde, tazminattan indirim yapma veya gerektiğinde tamamen kaldırma yetkisi de tanımıştır. Yukarıdaki açıklamalar ışığında İtiraz Hakem Heyetince önce zararın belirlenmesi ve daha sonra belirlenen tazminat miktarı üzerinden indirim yapılması gerekmektedir(Yargıtay Hukuk Genel Kurulunun 27.10.2022 tarihli ve 2020/65 Esas, 2022/1387 Karar sayılı ve 26.02.2025 tarihli ve 2024/484 Esas, 2025/81 Karar sayılı kararları da bu yöndedir). Somut olaya gelince, davacı eldeki başvuruda sürekli iş göremezlik zararının tazminini talep etmiş, dosya kapsamında alınan bilirkişi raporunda davacının sürekli iş göremezlik zararının 404.965,78 TL olduğu belirlenmiş, davacı vekili dava değerini 10.10.2022 tarihli dilekçesiyle 351.499,38 TL'ye ıslah etmiştir. Davacının uğradığı zarar miktarı, bilirkişi raporuyla belirlenen miktar olup tazminattan müterafik kusur nedeniyle yapılacak indirimin bu miktar üzerinden yapılması gereklidir. Hâl böyle olunca İtiraz Heyetince; bilirkişi raporuyla belirlenen 404.965,78 TL sürekli iş göremezlik zararından %20 oranında müterafik kusur indirimi yapılarak davalının sorumlu olduğu tazminat miktarının belirlenmesi gerekirken, yazılı şekilde ıslah dilekçesiyle talep edilen ve Uyuşmazlık Hakem Heyetince hükmedilen 351.499,38 TL üzerinden müterafik kusur indirimi yapılmak suretiyle hüküm tesisi doğru görülmemiş, kararın bu nedenle bozulması gerekmiştir.
VI. KARAR 1-Yukarıda (1) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davalı vekilinin tüm, davacı vekilinin diğer temyiz itirazlarının REDDİNE, 2- Yukarıda (2) numaralı bentte açıklanan nedenlerle davacı vekilinin temyiz itirazının kabulü ile temyiz olunan İtiraz Hakem Heyeti kararının BOZULMASINA, Aşağıda yazılı temyiz harcının temyiz eden davalıya yükletilmesine, Peşin alınan temyiz harcının istek hâlinde davacıya iadesine, Dosyanın mahkemeye gönderilmesine, 10.02.2025 tarihinde oy birliğiyle karar verildi. SUCCESS ADALET_SUCCESS İşlem başarıyla gerçekleştirildi! İşlem başarıyla gerçekleştirildi! 05** *** ** **f27979 72a4bcfc97150b88